KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2418 - 2024/1623
- Esas no
- 2022/2418
- Karar no
- 2024/1623
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/09/2022
- Numarası
- 2021/906 Esas 2022/779 Karar
- Davacı
- —
- Vasi
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
- Yazılma tarihi
- 15/01/2025
Karar Metni
1.816 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraflarca süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 23.11.2018 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün neden olduğu kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının annesi ...’ün vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, aracın şirket aracı olup, çalışanları işyerine getirip götürmek için kullanıldığını, müteveffanın davacının annesi olduğunu, arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında talebini 55.359,88 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, yargılama aşamasında ... mirasçılarına 168.661,96 TL ödeme yapıldığını, müteveffanın eşinin Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurması sonucu 33.266,69 TL tazminatın kabul edildiğini ve 47.786,65 TL olarak ödendiğini, mütevaffanın annesi, babası tarafından açılan davaların devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 27.10.2020 tarihli ve 2020/2055 Esas, 2021/1713 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 07.10.2021 tarihli ve 2020/2055 Esas, 2021/1713 Karar sayılı kararı ile, davacının annesinden 25 yaşına kadar destek alacağı kabul edilmiş ise de yüksek öğrenim görüp görmeyeceğinin belirlenmesi için öğrenim gördüğü okulundan ders ve not durumunun sorularak, ailesinin sosyal çevresi, ekonomik durumu, öğrenim durumu gibi hususlar gözetilerek 25 yaşa kadar destek alıp almayacağının değerlendirmediği,
davalı sigorta şirketi tarafından desteğin ölümü nedeniyle mirasçılarına destekten yoksun kalma tazminatı ödendiği iddia edildiğinden sigorta şirketinden hasar dosyası, ödeme belgeleri ve aktüer raporu getirilerek davacı ... için ödeme yapılıp yapılmadığının ve zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi dosyaya kazandırılmadan ve olay tarihinde geçerli poliçe teminat limiti belirlenmeden ve davacı ...’e Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru olmadığı gerekçeleriyle kaldırılmış,
kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonunda 20.09.2022 tarihli ve 2021/906 Esas, 2022/779 Karar sayılı karar ile, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karıştığı kazada araçta yolcu konumunda bulunan davacının annesinin vefat ettiği ve destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği, davacının sosyal ve ekonomik durumu ile eğitim durumuna göre 18 yaşına kadar destek görebileceği kabul edilerek yapılan hesaplamanın hükme esas alındığı, davacıya bağlanan ölüm aylığının peşin sermaye değerinin bildirildiği, getirtilen hasar dosyasındaki ödemelere göre bakiye poliçe teminat limitinin aşılmadığı,
aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 25.08.2022 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulü ile 18.597,58TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 09.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davacı için 18 yaşına kadar destek görebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bilirkişi raporundaki 25 yaş üzerinden yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi gerektiğini, davacının okul notlarının hatalı değerlendirildiğini, davacının 5. sınıf not ortalamasının 90.50 olup takdir belgesi ile dönemini tamamladığını, buna ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğunu, davacının üniversite eğitimini tamamlayacağının açık olduğunu, sosyal çevre ve ekonomik koşullar birlikte değerlendirildiğinde üniversite eğitimini görmemesi için gerekçe bulunmadığını,
hemen herkesin günümüzde üniversite eğitimi aldığını, hüküm alınan destekten yoksun kalma tazminatının çok düşük olduğunu, asgari ücretteki artış karşısında davacı hakkında ilk derece aşamasında dosyada bulunan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya göre karar verilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, davalı sigorta şirketine eksiksiz olarak başvuruda bulunulduğunu, sigorta şirketi tarafından dava dışı babaya ödeme yapıldığını, davalı sigorta şirketine başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını, arabuluculuk aşamasında eksik evrak konusu gündeme gelmediğini,
davalının davayı sürüncemede bırakmasının kötüniyetin göstergesi olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmış ise de progresif rant yöntemi kullanılarak hesap yapılmış olmasının doğru olmadığını, Genel Şartlar uyarınca 1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda muhtemel ikinci çocuğun hesaba dahil edilmediğini, ayrıca müteveffanın kayınvalidesi tarafından açılan destekten yoksun kalma davasındaki talebini değerlendirmediğini, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olması nedeniyle ilgili hususun göz ardı edilmemesi gerektiğini,
hükme esas alınan bilirkişi raporundan SGK tarafından bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinin tamamı için sigorta şirketine rücu edildiğinin belirtilmiş olmasına rağmen mahsup edilirken yarısının mahsup edildiğini, tamamının mahsup edilmesi gerektiğini, raporda SGK tarafından açılan rücu davası değerlendirilmediğini ve poliçe bakiye limitinin hatalı hesaplandığını, garameten hesaplama yapılması gerektiğini, SGK kapsamında rücu talebi bulunmakta ise ilgili dava sonucu beklenmeli ve dava sonucuna göre hükmedilecek tazminatın poliçe limitinden düşülmesi gerektiğini,
müteveffanın arka koltuk ve ön koltuk ara bölmesinde seyahat ettiğinin ifade tutanaklarından anlaşıldığını, güvenli bir seyahat olmadığı emniyet kemeri tedbirine başvurmanın imkansız olduğunu ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, mahkemece hatalı olarak avans faizine hükmedildiğini, olayın haksız fiil olup faiz başlangıç tarihi ve faiz türünün hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 23.11.2018 tarihinde dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün neden olduğu kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının annesi ...’ün vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece Dairenin 07.10.2021 tarihli ve 2020/2055 Esas, 2021/1713 Karar sayılı kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, Ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40 - 2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir.
Somut olayda 23.11.2018 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan ...'ün vefat ettiği, müteveffanın oğlu olan davacı tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle açılan davada, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılamada davacının sosyal ve ekonomik durumu ile eğitim durumu gözetilerek 18 yaşına kadar destek görebileceğinin kabul edilmesinde,
SGK'nın 24.11.2021 tarihli cevabi yazısı ve ekleri uyarınca davacı ...'e ölüm geliri bağlandığı ve peşin sermaye değerinin 35.695,42 TL olup 5510 sayılı Kanun'un 21/4. maddesi hükmü uyarınca bu tutarın yarısının hesaplanan tazminattan mahsup edilmiş olmasında,Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmış olmasında, öte yandan hasar dosyası getirtilip değerlendirilmek suretiyle davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler nazara alınarak düzenlenen gerekçeli,
denetime ve hüküm vermeye elverişli 25.08.2022 tarihli aktüer bilirkişi ek raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak yazılı şekilde karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığından davacı vekili ve davalı vekilinin bu yöne değinin ve sair istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.
2-Türk Borçlar Kanunu'nun "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Somut olayda, davalı vekili, hesaplanan tazminattan TBK’nın 52. maddesi gereğince araçta yolcu olarak bulunan müteveffanın emniyet kemeri tedbirine başvurmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de; kaza tespit tutanağı, ceza dosyası içeriği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre desteğin vefatı ile emniyet kemerinin takılı olmaması arasında illiyet bağı bulunduğunun ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmamasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
3-Davalı vekilinin faiz türüne yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde, kazaya karışan davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın işleteninin dava dışı şirket olduğu nazara alındığında hüküm altına alınan tazminata avans faizi uygulanmasına karar verilmiş olmasının doğru olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda mahkemece verilen ilk karara karşı davalı sigorta şirketi tarafından başvuru yapıldığından davalı lehine oluşan kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmiş olması nedeniyle davacı vekili ile davalı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2418, K. 2024/1623, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama