KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi Vekili Davalılar
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2488 - 2024/1681
- Esas no
- 2022/2488
- Karar no
- 2024/1681
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/10/2022
- Numarası
- 2022/305 Esas 2022/734 Karar
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 24/01/2025
Karar Metni
2.087 kelime·10 dk okuma·3 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 08.06.2017 tarihinde davalı ...’in idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın davacının idaresindeki araç ile çarpışması neticesinde meydana gelen kazada davacının yaralandığını ve maluliyetinin meydana geldiğini, kazada davalı sürücünün kusurlu olup davacının kusuru bulunmadığını ileri sürerek,
fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak üzere 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davalı ...’den tahsiline karara verilmesini istemiş, yargılama sırasında 13/03/2019 tarihli bedel artırım dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatını 4.352,16 TL olarak,
sürekli iş göremezlik tazminatını ise 37.262,16 TL olarak belirleyerek davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı Sigorta vekili cevap dilekçesinde; Kaza yapan aracın müvekkili tarafından ZMMS ile sigortalı olduğunu, sorumluluklarının sigorta limiti, kusur ve zarar ile sınırlı olduğu, davacının kusuru, zararı ve maluliyeti kanıtlaması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararlarının da sigorta teminatı kapsamında olmadığını, sorumluluklarının ZMMS Genel Şartlarına göre hesaplanması gerektiğini, savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ...; usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 08.10.2019 tarihli ve 2017/470 Esas, 2019/798 Karar sayılı karar ile maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 24.03.2022 tarihli ve 2019/3280 Esas, 2022/748 Karar sayılı kararı ile, hükme esas alınan davacın maluliyetine ilişkin raporunun davalıya vekiline tebliğ edildiğine dair tebliğ evrakı olmadığı, UYAP sisteminde de tebliğe çıkartıldığına dair bilgi olmadığı, duruşmada da tebliğ edilmediği,
davalı vekiline maluliyet raporunun tebliği ile bu rapora karşı beyan ve itirazda bulunma hakkı verilmesi, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporundaki hesaplama yönteminin Yargıtay tarafından benimsenen yönteme uygun olmadığı gibi ZMMS Genel Şartlar'a da uygun olmadığı gerekçeleriyle kaldırılmış, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonunda 25.10.2022 tarihli ve 2022/305 Esas, 2022/734 Karar sayılı karar ile, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 23.05.2019 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 100 kusurlu olduğu, davacının kusursuz olduğunun belirtildiği,
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca düzenlenen 27.12.2018 tarihli raporda davacının özür oranının % 5 olduğu, 3 ay süre ile iş göremez halde kaldığının belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 13.08.2022 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak usülî kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle davanın kabulü ile 4.352,16 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 37.262,16 TL sürekli iş göremezlik tazminatı toplamı olan 41.614,32 TL tazminatın davalı ...
Sigorta Şirketinden temerrüt tarihi olan 21.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, diğer davalı ... açısından maddi ve manevi tazminat davası kesinleşmekle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, hükme karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, davacının maluliyetinin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından olması gerekenin üzerinde tespit edildiğini, maluliyet raporu ile ibraz edilen medikal rapor arasındaki farkın Adli Tıp Kurumundan alınacak rapor ile giderilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yönteminin kullanılmasının hatalı olduğunu, 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, Anayasa mahkemesi iptal kararının uyuşmazlık bakımından uygulanamayacağını, geçici iş göremezlik tazminatının sigorta teminatı kapsamında olmadığını,
SGK tarafından karşılanması gerektiğini, davacının emniyet kemerini takıp takmadığının araştırılarak sonucuna göre müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılmasını talep ettiklerini, somut olayda hatır taşıması durumu dikkate alınarak tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 08.06.2017 tarihinde davacının idaresindeki araç ile davalı ...’in idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın çarpışması neticesinde meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerinde bulunmuş, mahkemece Dairenin 24.03.2022 tarihli ve 2019/3280 Esas, 2022/748 Karar sayılı kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonunda davalı sigorta şirketi yönünden maddi tazminat talebinin kabulüne, davalı ... yönünden maddi ve manevi tazminata ilişkin hüküm kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Davalı sigorta şirketi vekilinin davacının maluliyeti yönünden hükme esas alınan raporu ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde, davacı hakkında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 04/08/2022 tarihli raporda davacıda saptanan sağ baş parmak hareket kısıtlılığı için şekil 2.2'ye göre fleksiyon kaybı için % 3, tablo 2.4'e göre adduksiyon kaybı için % 4, tablo 2.5'e göre radial abduksiyon kısıtlılığı için %7,
tablo 2.6'ya göre opozisyon kaybı için %9 toplam başparmak özürlülük oranının % 23 olduğu, tablo 2.1'e göre el özürlülük oranının % 9, tablo 2.2'ye göre üst ekstremiteye özürlülük oranının %8, tablo 2.3'e göre kişinin tüm vücut özürlülük oranının % 5 olduğunun belirtildiği, raporun davacı muayene edilerek tedavi belgeleri değerlendirilerek Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
2-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40 - 2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece davacının sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir.
3-Davalı sigorta şirketi vekili, geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde "Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği" belirtilmiştir.
Geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar olup TBK'nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK.nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin
geçici işgöremezlik zararından sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.
4-Davalı sigorta şirketi vekili davacının kaza anında emniyet kemerinin takılı olmadığından tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.
Müterafik kusur indirimi; her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Somut olayda davacı sürücünün kaza tespit tutanağında emniyet kemerinin belirsiz olduğu, davacının yaralanmasının sağ el başparmağında olup maluliyeti ile emniyet kemerinin takılı olmaması arasında uygun illiyet bağı bulunduğunun davalı tarafça ispatlanamaması nedeniyle tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
5-Davalı sigorta şirketi vekili hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuş ise de, davacının ... plakalı aracın sürücüsü olup yolcu konumunda olmadığı, davalı sigorta şirketinin ise ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu nazara alındığında hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiği yönündeki istinaf nedeninin yerinde olmadığı anlaşılmış, davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöne değinen ve sair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
6- Ne var ki, 6100 sayılı HMK'nın 297/2.maddesinde, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu düzenlenmiştir.
Trafik kazasında yaralanma nedeniyle geçici iş geremezlik ve sürekli iş göremezlik nedeniyle tazminat talepleri yönünden davalı sürücü ve davalı sigorta şirketinin davacının zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, mahkemece hükmün 2 numaralı bendinde davalı ... açısından maddi ve manevi tazminat davası kesinleşmekle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, maddi tazminatın ise davalı sigorta şirketinden tahsiline şeklinde hüküm kurulduğu,
kurulan hükmün infazda tereddüt yaratacak ve mükerrer tahsilata neden olacak nitelikte olduğundan davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 297/2. Maddesine uygun olarak esas hakkında yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve istinaf konusu yapılmayan hususlar ile kesinleşen yönler korunarak yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2488, K. 2024/1681, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama