KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2025
- Esas No
- 2023/220 - Karar No:2025/387
- Dosya no
- 2023/220
- Karar no
- 2025/387
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/11/2022
- Numarası
- 2021/694 E-2022/790 K
- Davanın konusu
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 09.04.2025
Karar Metni
1.936 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Davacılar vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili: Müvekkilleri ile davalı arasında "Ankara Niğde Otoyolu Yapım İşleri Projesi Çerçevesinde “Ankara-Niğde Otoyolu Kırşehir Bağlantı Yolu km.34200 ilâ 34+493 Km Arası Toprak İşleri, Sanat Yapıları, Drenaj İşleri ve Üst Yapı İşlerinin Yapımı" için 28/9/2018 tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşme bedelinin 128.996.178,63TL olduğunu, sözleşmeyi takiben 23.10.2018 tarihinde Ek Protokol-1’in imzalanarak sözleşme kesiminde kalan viyadük, köprü ve üstgeçitlerin de sözleşme kapsamına alındığını, keşif özetine göre ilave edilen iş bedelinin 39.493.967,00 TL olduğunu,
bu keşif artışı ile birlikte iş bedelinin KDV hariç toplam 168.940.145,63 TL olduğunu, işin geçici kabulünün 28.12.2020 tarihide yapıldığını ve kesin hakedişin davalı tarafça 31.05.2021 tarihinde onaylandığını, işin kesin kabul zamanının ise gelmediğini, davalının hakediş bedellerini süresinde ödemeyerek sözleşmeye muhalefet ettiğini, hakedişlerin ödenmesine dair sözleşmenin 10.3. maddesinde; davacı yüklenicinin, onaylamış olduğu hakedişlerin ödemelerini, varsa yüklenicinin alt yüklenici nezdinde olan alacakları, cezalar, hasar bedelleri, teminat ve sözleşmeden kaynaklanan tüm kesintileri düştükten sonra,
beher fatura bedelini, fatura tarihinden itibaren %50'si 30 gün içerisinde, kalan fatura bedelini ise 60 gün vadede ödeyeceğinin hükme bağlandığını, sözleşmenin ifası sürecinde taraflar arasında 25 adet ara hakediş tanzim edildiğini, kesin hakedişe 26 numarasının verildiğini, müvekkillerinin, her bir ara hakedişin faturasını keserek davalıya verdiğini, davalının hakediş bedellerini hiçbir zaman fatura tarihinden itibaren %50'sini 30 günde, kalan %50’sini 60 günlük sürelerde ödemediğini, bunun yerine müvekkillerine vadeli çekler verdiğini, fakat davalının verdiği çeklerdeki vadelerin sözleşmedeki ödeme süreleri ile örtüşmediğini,
davalının çeklere müvekkillerini perişan edecek vadeler koyduğunu, müvekkilinin hakediş bedellerini sözleşmedeki sürede alabilmek ve işini sürdürebilmek için mecburen çekleri bankalarda "kırdırma-bozdurma" yoluna gitmek zorunda kaldığını, bankalar ya da faktoring şirketlerin bu işlem için farklı değişkenlere bağlı olarak faiz ve komisyon kesintisi yaptığını, diğer bir deyişle müvekkili davacıların bankanın aldığı faiz ve komisyon kadar her hakediş bedelinde zarara uğradığını, davalının bu zararı tazminle yükümlü olduğunu belirterek, fazlaya dair sözleşmeden doğan bütün hakları saklı olarak,
davalının, sözleşme uyarınca müvekkilinin hakedişlerini çeklerle öderken çeklere katlanılmaz vadeler yazarak sözleşmeyi ihlal etmesi ve müvekkilinin hakediş bedellerini elde etmek için çekleri bozdurmak zorunda kalması sebebiyle çek bozdurmaları sonucu uğradığı zararın bilirkişi kanalı ile hesaplattırılarak şimdilik 750.000,00 TL'nın davalıdan tahsiline, alacağa zararın doğduğu tarihten itibaren 3095 Sayılı Kanunun madde 2/2 uyarınca ticari temerrüt faizi (TCMB avans faizi) yürütülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili: Davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın, hukuki yarar yokluğundan usulden reddi gerektiğini, zira bir sonuca kendisinin sebebiyet olduğu olay sebebiyle dava açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazları bulunduğunu, müvekkili şirketin hakedişlerden kaynaklı tüm ödemelerini gerçekleştirdiği noktasında taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, çeklerde ibraz sürelerinin mevcut olduğunu, davacı tarafın zaten muaccel olmayan bir borcu tahsil ettiğini, buna rağmen bankaca istenen masrafların müvekkiline yöneltilmesinin olanaklı görülmediğini,
bir an için aksi düşünülse dahi taraflar arasındaki borç ilişkisinin yenilenmiş olduğunu, müvekkili şirketin çekleri ödeme aracı kılması ile eski borcun sona erdiğini, ayrıca bu durumun 20'yi aşkın ödemede gerçekleştiğini, davacı iddialarının iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını, davacı tarafça çeklerin tümünün ihtirazi kayıt konulmadan kabul edildiğini, bu bağlamda, ihtirazi kayıtsız onlarca çek kabul eden davacı tacirin, muaccel olmamış, vadesi gelmemiş çekleri kırdırmış olması dolayısıyla uğradığını iddia ettiği zararlardan dolayı müvekkili şirketi sorumlu tutamayacağını,
evleviyetle faiz istemlerinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafın, çekleri bozdurduğu tarihlerin sözleşmede öngörülen vade tarihlerinden de önceki tarihlere denk geldiğini ve çeklerin sözleşmede öngörülen vade tarihlerinden de önce bozdurmuş olduğunu belirterek davanın öncelikle usulden, aksi halde ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince: Davanın, eser sözleşmesi kapsamında sözleşmede belirtilen ödeme zamanını aşar şekilde düzenlenen ileri tarihli çekle yapılan ödemeler dolayısıyla, çeklerin erken tahsili amacıyla banka ve factoring kuruluşlarına ödenen komisyon bedelinin tahsili davası olduğu, tarafların dayandığı tüm deliller, ödemelere ilişkin kayıtlar, ihale dosyası ve ekleri getirtilerek, dosya ve tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;
davacının hakediş bedellerinin, sözleşmede kararlaştırılan ödeme süresine aykırı olarak ileri tarihli çeklerle ödendiğini, çeklerin vadesinden önce bankaya kırdırılmak zorunda kalındığı iddiasıyla, banka ve factoring kuruluşlarına ödenen komisyon dolayısıyla oluşan zararın tazminini istemekte, davalı tarafın ise, davacının itirazi kayıt koymadan çekleri kabul ettiğini, sözleşmede belirlenen ödeme tarihinden önce tahsil ettiğini savunarak, davanın reddini istediği,
taraflar arasında 28.09.2018 tarihli " Ankara-Niğde Otoyolu Kırşehir Bağlantı Yolu km.34200 ilâ 344493 Km Arası Toprak İşleri, Sanat Yapıları, Drenaj İşleri ve Üst Yapı İşlerinin Yapımı Sözleşmesi" imzalandığı, davacıların yüklenici, davalının iş sahibi olduğu, sözleşme kapsamında kararlaştırılan işin geçici kabulünün ve kesin hakedişin yapıldığı ancak henüz kesin kabulün yapılmadığı, hakediş bedellerinin ödendiği hususlarında taraflar arasında bir ihtilaf olmadığı,
hakediş bedellerine karşılık ileri tarihli verildiği iddia edilen çeklerin vadesinden önce kırdırılması nedeniyle, bankaca kesilen komisyonun davalı iş sahibinden talep edilip edilemeyeceği hususunda taraflar arasında ihtilaf olduğunun anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin ödemeye yönelik 10.3. maddesinde “....Yüklenici, kendisi tarafından onaylanmış olan hakedişlere ait ödemeleri, varsa Yüklenici'nin Alt Yüklenici nezdinde olan alacakları, cezalar, hasar bedelleri, teminat ve Sözleşme'den kaynaklanan tüm kesintileri düştükten sonra,
beher fatura bedelini fatura tarihinden itibaren %50'sinin 30 gün içerisinde, kalan fatura bedelinin ise 60 gün vadede ödeyecektir.”hükmünün düzenlendiği, davacı tarafın hakediş bedelinin sözleşmede kararlaştırılan süreyi aşacak şekilde ileri tarihli çekler verilerek ödendiğini iddia etmişse de, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davalı iş sahibinin, hakediş ödemelerinin bir kısmını havale yolu ile, bir kısmını ise çekle yaptığı, davacı yüklenicilerin çekleri alırken ihtirazi kayıt koymadığı, uygulamada çekin vadesinden önce ödenmesi talebi üzerine bankaca erken ödeme nedeniyle komisyon kesilerek kalanı nakit olarak ödendiği,
kaldı ki davacı tarafın çekleri bankaya vererek, çek karşılığında kredi kullanıldığı ve bankaya faiz ödendiği, ödenen komisyon ve faizden davalı yüklenicinin sorumluluğunun bulunduğunun ispatlanamadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: Taraflar arasında akdolunan eser sözleşmesinin ifası nedeniyle yapılan işler karşılığı 25 adet ara hakediş ve 1 adet kesin hakedişin müştereken imzalandığını, davalının sözleşmenin 10.3 maddesine göre, hakedişlerin bedelini müvekkilin her bir hakediş için kestiği fatura tarihinden itibaren, %50'ni 30 gün, kalan %50'ni 60 gün içinde nakden ödemesi gerekirken, vadeleri 30 ve 60 günlük süreleri çok fazla aşan çekleri keşide ettiğini, burada dikkat edilmesi gereken konunun, davalının çekleri ödeme süresi içinde vermesine rağmen, çeklere,
"30 ve 60 günlük ödeme sürelerini" çok aşan vadeler koymuş olduğunu, çeklerin vadeden önce bankaya ibrazı yasal olarak mümkün olmadığından, müvekkilinin çekleri aldıktan sonra kırdığını, böylece çeklerin bedelini, kırdırma tarihinden, çekin vadesine kadarki süre için, komisyon,masraf ve ferileri kadar eksik aldığını, diğer deyişle davalının hakedişleri ödemek amacıyla müvekkiline çekler keşide ettiğini, hakedişlerin çekle ödeneceğine dair sözleşmede düzenleme bulunmadığını, davalının bu çeklere, sözleşmedeki 30 ve 60 günlük ödeme sürelerini çok aşan vadeler koyduğunu, böylece hakediş bedellerinin ödeme sürelerini uzattığını,
çeklerin vadesinden önce bankaya ibrazı ile bedelinin aynen alınmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin taahhüdündeki bu işi bitirmek için nakde ihtiyacı olduğundan, çekleri, üzerindeki vadelerden önce kırdırmak zorunda kaldığını, çekleri kırdırmak için, vadeden önce ödeme yapıldığından, faiz ve komisyon ödediğini, çekler hakediş bedelleri için verildiğinden,
kırdırma için ödenen faiz ve komisyon bedeli kadar hakediş bedellerini eksik aldığını, davalının akde muhalefeti sebebiyle zarara uğradığını, davalının hakedişleri 30-60 günlük sürelerde ödese idi hakedişin eksik alınmasının söz konusu olmayacağını, davalının bu davranışının akdin ihlali olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesine göre borç hiç veya gereği gibi ifa edilmez ise, borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğunu, hakedişlerin, ödeme süreleri içinde yapılan çek kırdırma işlemlerinde,
30 ve 60 günlük ödeme süreleri sonu ile çek vadeleri süresine karşılık gelen masraflar için fazlaya dair haklarını saklı tutularak talepte bulunulduğunu, mahkeme kararının hiç bir yerinde, davalının müvekkiline ara hakedişleri ödemek için verdiği çeklerdeki vadelerin, sözleşmede düzenlenmiş olan ödeme tarihlerinden çok sonrasına tekabül ettiği konusunda hiç bir değerlendirme olmadığını, mahkeme sözleşmenin 10.3 maddesi hükmüne yer verdiğine göre bu madde hükmü ile davalının müvekkiline verdiği çeklerdeki vadelerin karşılaştırmasını yaparak davalının akde muhalefetinin olup olmadığı,
varsa sonuçlarının hiç değerlendirilmediğini, eksik inceleme yapıldığını, sözleşmenin hakediş ödemelerine dair 10.3 maddesinin, davalı yüklenicinin onaylamış olduğu hakedişlerin ödemelerini, beher fatura bedelini fatura tarihinden itibaren %50’sini 30 gün içerisinde, kalan fatura bedelini ise 60 gün vadede ödeyeceğinin hükme bağlandığını, davalının onayladığı 25 adet ara hakedişde yer alan borcunu bu maddede belirtilen 30 ve 60 günlük sürelerde ödemediğini, ödenmesi gereken sürenin, her bir hakediş için müvekkilin davalıya, keşide ettiği faturalar tarihinden başlamak üzere, %50'si için 30 gün, kalan %50'si için 60 gün olduğunu, bu sebeple,
TBK.’nun 112.maddesi uyarınca, davalının borcunu gereği gibi ifa etmediğinden ve kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispatlamadığından müvekkili alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğunu, TBK’nın 133.maddesisne göre, yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesinin, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olacağını, özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesinin, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmayacağını, taraflar arasında, hakedişlerdeki borcun,
alınan çeklerle yenilendiğine dair açık bir yenileme iradesi olmadığını, taraflar tacir olduğuna göre açık bir yenileme iradesinin yazılı biçimde olması gerektiğinin tartışmadan uzak olduğunu, müvekkilinin çeklerdeki vade tarihlerini beklememesinin taraflar arasındaki borcun yenilenmesi iradesi olmadığını ve müvekkilinin işe devam etmek zorunda olduğunu gösterdiğini,
bilirkişi raporunda iş ortaklığının çekleri iskonto ettirerek kullandığı kredi faiz tutarının 972.221,13 TL ve ortaklığı oluşturan firmaların ciro edilen çekleri iskonto ettirerek kullandığı kredi faizi tutarının 4.397.092,57 TL olmak üzere toplam faiz tutarının 5.369.313,70 TL olduğunun hesaplandığını, bu hesaplamanın tarafların ticari defterlerine göre yapıldığını, bilirkişi raporunda davacının çekleri alırken ihtirazi kayıt koymadığı ileri sürülmüş ise de bu kanaatin aksine, ihtirazi kayıt koymamanın borcun yenilenmesi anlamına gelmediğini,
kaldı ki davanın davalının akde aykırı davranıp hakedişleri nakden ödemeyip hakedişler için çek vermesi, üstelik çek vadelerini çok uzun tutması, hakedişleri süresinde ödememesi sebebiyle uğranılan zararın tazmini için açıldığını, müvekkilinin hakedişlerin ödenmesi için verilen çeklerin vadesini bekleyerek parasını alsa idi o zaman kaydı ihtirazi koymadığının gündeme gelebilecek olduğunu, çeklerdeki vadeler beklenmeden çeklerin kırdırılması suretiyle hakediş bedelleri alındığına göre müvekkilinin bu davranışının kaydı ihtirazi niteliğinde olduğunun kabulü gerektiğini,
bilirkişi heyetindeki mali müşavir bilirkişinin kapsamlı çalışması ile taraf ticari defterlerinde gerekli tespitleri yaptığını, bilirkişi raporunda hesaplama yapılamadığı belirtilmişse de hesaplama yapılabildiğini, bunu ispatlayan hesaplama tablosunun sunulduğunu, çeklerin suretleri ve teslim belgelerinin PDF olarak sunulduğu halde bilirkişilerce incelenmediğini, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verildiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamıda hakediş bedellerine karşılık ileri tarihli verilen çeklerin vadesinden önce kırdırılması nedeniyle, bankaca alınan faiz ve komisyon kadar zarara uğranıldığı iddiasıyla sözkonusu zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış, davacılar alt yüklenici ortaklığın ortakları, davalı ise yüklenici olup mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Başkan Üye Üye Katip
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2023/220, K. 2025/387, 9 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama