KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Davacılar
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1255 - 2025/85
- Dosya no
- 2023/1255
- Karar no
- 2025/85
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/07/2023
- Numarası
- 2018/809 Esas 2023/499 Karar
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 07/02/2025
Karar Metni
1.790 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...'nın, 02.04.2016 tarihinde davalılardan ...'e ait ve yine davalılardan ... tarafından işletilen ticari takside şoförlük yaptığı sırada davacı ...'i çalıştığı işyerinden müşteri olarak aldığını, yolda Milangaz bayiinden oto gaz alarak ayrıldığını, 50-60 m devam ettikten sonra araç içerisinde bir alevlenme meydana geldiğini, araçta patlama olduğunu, davacıların yanan araçtan canlarını çevrede bulunanların yardımı ile zor kurtardıklarını, vücutlarında ciddi oranda yaralanmalar meydana geldiğini,
davacı ...’nın sigortalı alarak çalıştığını düşündüğü takside 2 yıl boyunca sigortasız olarak davalılar tarafından çalıştırıldığını, davacı ...'in günlüğü 400,00-TL sigorta ücreti karşılığında çalıştığını, 13 gün boyunca hastanede sonrasında üç ay evde tedavi gördüğünü, bakıma muhtaç kaldığı süre zarfında bir bakıcı ile anlaşarak aylık 1,500.00-TL ödediğini, davacı ...’nın olay esnasında, kimlik, ehliyet, taksi belgeleri, 960,00-TL nakit parasının yandığını, 7 gün hastanede olmak üzere 2 ay boyunca tedavi gördüğünü, bu süre içerisinde çalışamadığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere;
davacı ... için 25.000,00-TL manevi, 1.000,00-TL maddi, davacı ... için 20.000,00-TL manevi, 1.000,00-TL maddi, olmak üzere 47.000,00-TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu sadece maddi tazminat istemine ilişkin olup, poliçe limitleri ile sınırlı tutulmak kaydıyla talep olunmuştur) karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile davacı ... için talep edilen maddi tazminat miktarını 684.856,19 TL (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu dikkate alınarak sigorta şirketinden talep 360.000,00 TL ile sınırlı),
davacı ... için talep edilen maddi tazminat miktarını 3.044,19 TL olarak artırmıştır.
Davalı ... vekili dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ...'a usulüne uygun olarak tebligat çıkarılmasına rağmen davaya cevap vermemiş, ancak 11.03.2019 tarihli celseye katılarak davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı ... yönünden açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile.
677.546,12-TL sürekli iş göremezlik, 5.567,90-TL, geçici iş göremezlik, 1.680,00-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 684.794,02-TL tazminatın, davalı sigorta şirketi poliçe limitleri ile sorumlu olmak kaydı ile (sigorta şirketinden talep edilebilecek tazminat tutarının poliçe teminatı limit tutarı olan 360.000,00 TL ile sınırlı olarak) ve sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 18/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, diğer davalılardan olay tarihi olan 02/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine,
fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... yönünden açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile;1.300,99-TL, geçici iş göremezlik, 974,60-TL tedavi gideri,768,60-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 3.044,19-TL tazminatın davalı sigorta şirketi poliçe limitleri ile sorumlu olmak kaydı ile (sigorta şirketinden talep edilebilecek tazminat tutarının poliçe teminatı limit tutarı olan 360.000,00 TL ile sınırlı olarak) ve sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 18/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte,
diğer davalılardan olay tarihi olan 02/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... yönünden açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; davacı ... lehine 15.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 02/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... yönünden açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile;
davacı ... lehine 20.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 02/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; kaza tarihi olan itibarıyla poliçe limitinin 310.000,00 TL olması nedeniyle mahkemece limitin aşılması ile hüküm kurulduğunu, maluliyet ve aktüer raporunu kabul etmediklerini, hükmedilen sürekli iş göremezlik tazminatının afaki olduğunu, tazminat istemi aracın yanması ile gerçekleştiğinden davacıların tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmesi halinde istinaf edilmemiş olsa dahi HMK'nın 355. maddesi gereğince resen nazara alınır, mahkemelerin görevi kamu düzeninden olduğundan, taraflarca istinaf edilmemiş olsa dahi resen incelenir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, kaza tarihinde davacı ...’nın, davalılardan ...’in malik, ...’ın işleteni olduğu ticari taksinin şoförü/sürücüsü, davacı ...’in ise ticari taksinin yolcusu olduğu anlaşılmaktadır.
1-28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da; "Tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler arasında veya tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder." şeklinde tanımlanmıştır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunu'nun 73. maddesinin (1) bendinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer Kanun'larda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir.
Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkemece duruşma yapılmadan, yani taraflara tebligat yapılıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
Bu açıklamalara göre, davacı ... tüketici olup, bu davacı ile davalılar(... ve ...) arasındaki ilişki tüketici işlemi olduğundan 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3 ve 73. maddeleri gereğince bu işlemden kaynaklanan uyuşmazlıklara Tüketici Mahkemesi tarafından bakılması gerekmektedir. Davanın görüldüğü yerde ayrı bir Tüketici Mahkemesi varsa çekişmenin tüketici mahkemesinde görülmesi, aksi halde davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması Kanun'dan kaynaklanan bir zorunluluktur. Zira Tüketici Mahkemesi ile Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargılama usulü farklıdır. Davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde davanın Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucu karar verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan yasa maddeleri ve düzenlemeler ışığında, somut uyuşmazlıkta davacı ...’e ilişkin davada, bu davacı tüketici konumunda olup, diğer davacı ... ve davalılar ... ve ... ile aralarında akdedilen yolcu taşıma sözleşmesi bir tüketici işlemidir. O halde, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın, Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerekir.
Davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, buna göre yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca işbu davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait bulunduğu açıktır.
Dava konusu olayda davalı Sigorta Şirketi ile davacı ... arasındaki uyuşmazlığı inceleme görevi Ticaret Mahkemesine ait ise de işbu dava, diğer davalılara karşı birlikte açılmıştır. Bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir. Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir.
Ayrıca davalı Sigorta Şirketi hakkındaki davanın da Ticaret Mahkemesine göre daha özel nitelikteki Tüketici Mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir.
2- 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun birinci maddesi uyarınca; "İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle, işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde İş Mahkemeleri kurulur. Bu tür davalara iş mahkemelerince bakılır. İş mahkemesi kurulmamış olan yerlerdeki bu davalara o yerde görevlendirilecek mahkeme tarafından, bu kanundaki esas ve usullere göre bakılır."
4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasına göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
Dava tarihi itibariye yürürlükte olan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde İş Mahkemeleri'nin görevi "İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi" denilmek suretiyle belirlenmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, kazaya karışan aracın ticari taksi mahiyetinde olduğu, davacı ...’nın, kazaya karışan ticari taksinin şoförü/sürücüsü olduğu, davalı ...’in aracın maliki, davalı ...’ın aracın işleteni (iddialara ve ifadelere göre)olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacı ... yönünden açılan davada uyuşmazlığın çözümünde İş Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Her ne kadar diğer davalı sigorta şirketi yönünden görevli mahkeme iş mahkemesi değil ise de, delillerin birlikte değerlendirilmesinde her iki tarafın yararı olmakla, davanın birlikte iş mahkemesinde görülmesi gerektiğinden mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemesinin görevli olduğu işbu davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK.nın 114/1-c maddesi gereğince görev hususunun dava şartı olması, HMK.nın 115/1 maddesi gereğince dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece gözetilmesi gerektiğinden, mahkemece,öncelikle davacılar tarafından açılan davaların tefrik edilmesi,akabinde davacı ... tarafından açılan davada Tüketici Mahkemesi’nin görevli olduğu gözetilerek HMK.
114-115 maddeleri uyarınca görev nedeniyle davanın reddine (görevsizlik) karar verilmesi, davacı ... tarafından açılan davada İş Mahkemesi’nin görevli olduğu gözetilerek HMK. 114-115 maddeleri uyarınca görev nedeniyle davanın reddine (görevsizlik) karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, davalı ...
Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK’nın 353/1.a.3. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, görev yönünden açıklanan şekilde karar verilmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın kaldırılma ve gönderme sebebine göre istinaf eden davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/1255, K. 2025/85, 30 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama