KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2024
- 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/217 - 2024/741
- Esas no
- 2023/217
- Karar no
- 2024/741
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/12/2022
- Numarası
- 2021/207 Esas - 2022/1147 Karar
- Davacılar
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 24/06/2024
Karar Metni
2.216 kelime·11 dk okuma·4 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde. 05.02.2021 tarihinde, davalı ...
Sigorta A.Ş'nin zorunlu trafik sigortacısı olduğu ... plakalı araçların, müvekkillerinden ...'ın eşi, Naciye'nin oğlu ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobile çarpması sonucu meydana gelen kazada, ...'ün vefat ettiğini, davalının kazaya sebebiyet veren her iki aracın da zorunlu trafik sigortacısı olması nedeniyle davacıların zararını herhangi bir kusur indirimi yapılmaksızın gidermekle yükümlü olduğunu, uğranılan zararların tazmini için davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, hasar dosyası açıldığını, ancak ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... ... için 100,00 TL, ... için 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi 05.03.2021'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davacı vekili 07/11/2022 tarihli dilekçesi ile, kazaya neden olan her iki aracın kusur oranı toplamı olan %70 kusur durumuna göre davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerektiğini belirterek ve bu yönde itirazlarını tekrar ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davacı ... ... yönünden 100,00 TL olan tazminat taleplerini 226.547,91 TL'ye, davacı ... yönünden 100,00 TL olan tazminat taleplerini ise 45.233,39 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müteveffanın sigortalı araç sürücüsü ile kazaya karıştığı ve kaza ile illiyet bağı bulunan bir nedenden ötürü hayatını kaybettiği hususlarının ispatı için ölü muayene otopsi raporunun ibrazının zorunlu olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatı hesabının ZMMS Genel Şartları a.5/ç maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılması gerektiğini, somut olayda sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, uyuşmazlığa konu kazada davacının müterafik kusurunun bulunması nedeniyle tazminattan indirim yapılmasını talep ettiklerini, haksız ve hukuka aykırı faiz talebinin reddi gerektiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin olduğu, davaya konu trafik kazasındaki kusur oranlarının tespiti bakımından makine mühendisi bilirkişiden alınan 13/09/2021 tarihli raporda, sürücüler ... ve ...'un asli kusurlu %60 oranında sorumlu (her biri için %30'ar) oldukları, ... plakalı araç sürücü olan ...'un ise tali kusurlu (%40 oranında) olduğunun bildirildiği, kusur raporunun ceza dosyasında alınan kusur raporu ile çelişki içermesi ve davacılar vekilince itiraz edilmesi üzerine,
Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 18/01/2022 tarihli raporda, sürücü ...'un %100 oranında kusurlu olduğu, sürücüler ... ve ...'un ise kusursuz olduklarının bildirildiği, her iki raporun çelişki içermesi nedeniyle Karayolları Fen Heyetinden oluşan üç kişilik bilirkişi kurulundan alınan 11/05/2022 tarihli raporda, ... plakalı araç sürücü olan ...'un %40 oranında, sürücüler ... ve ...'un %60 oranında (her biri için %30'ar) kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği,
davacıların talep edebilecekleri maddi tazminatın hesaplanması bakımından aktüerya uzmanından alınan 02/09/2022 tarihli raporda, 05.02.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ölen ve %60 oranında kusurlu olduğu tespit edilen ...'ün eşi ... ... için 226.547,91 TL, annesi ... için 45.233,39 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, kazaya karışan ... plakalı hususi otomobilin davalı ...
Sigorta A.Ş'ye 18.04.2020 - 18.04.2021 tarihleri arasında 23562903 no'lu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, davacı tarafından poliçe teminatının ödenmesi konusunda 18.02.2021 tarihinde davalı ...
Sigorta A.Ş'ye başvuruda bulunulduğu, talebin eksik evrak gerekçesiyle reddedildiği, mahkemece gerekli belgelerle başvuruda bulunulduğunun tespiti halinde, Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca başvuruyu takip eden 8 iş günü sonunda davalının temerrüde düşürüldüğü kabul edilerek, hükmedilecek tazminata talep gibi 05.03.2021 tarihi itibariyle yasal faiz takdir edilmesinin uygun olacağı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği,
buna göre, davacılar ... ve ... ...'ün desteğinin ölümü ile sonuçlanan kaza nedeniyle davacılar lehine hesaplanan maddi tazminattan davalının kaza tarihini kapsayan ZMMS poliçesi limiti ile sorumlu olduğu anlaşıldığından tespit edilen maddi (destekten yoksun kalma) tazminatın ıslah dilekçesi gözetilerek davalı sigorta şirketinden müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verildiği,
sigortaya başvuru tarihi dikkate alınarak sigorta şirketinin temerrüdünün 05/03/2021 tarihinde oluştuğunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle;“1-Davanın kabulüne, davacı ... ... için eşi ...'ün vefatından dolayı 226.547,91 TL, davacı ... için oğlu ...'ün vefatından dolayı 45.233,39 TL olmak üzere toplam 271.781,30 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, hüküm altına alınan miktarlara temerrüt tarihi olan 05/03/2021 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine,
davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kaza tarihindeki poliçe limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı tutulmasına,” karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, kazaya neden olan iki aracın da davalı tarafından sigortalı olduğunu ve toplam kusurlarının %70 olduğunu, bu durumda %70 kusura göre her iki aracın sorumlu olduğu toplam limit üzerinden davalının sorumluğuna karar verilmesi gerekirken tek sigortadaki limit ile sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, somut olayda davacıların desteği ...’ün ... plakalı araç ile seyrederken ... plakalı araç ile çarpıştığı, destek ve diğer araç sürücüsü araç hasarlarını kontrol ederlerken, aynı yol üzerinde seyir halinde olan ... plakalı araç sürücüsünün,
desteğe çarparak ölümüne neden olduğunu, 13/09/2021 tarihli raporda ...’ün %30, ...’un %30 ve ...’un %40 oranlarında kusurlu olduğunun belirtildiğini, olayın gerçekleşme şekli, yol üzerinde olması, 2. kazanın ilk kazadan hemen sonra sürücülerin aracını terk etmesinden sonra meydana gelmiş olması nazara alındığında araçların işletilme halinde olduğunu, bu nedenle davalının her iki araç sürücüsünün kusuru kapsamında %70 kusur ve her iki araç sigortasının toplam limiti ile sorumlu tutulması gerektiğini, bu hususta itirazlarının kabul görmemesi halinde ise,
sigortalı aracın ve kazaya karışan 3. kişinin kusuruna göre toplam %70 kusur üzerinden tek limit ile sorumlu tutulması gerektiğini, sigortalı aracın kusuru ve diğer araç sürücüsü ...'un yaya olarak kusuru nedeniyle %70 kusurdan sorumlu tutulması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek ve istinaf edenin sıfatına göre istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi tazminat istemidir.
Davacılar, üç aracın karıştığı trafik kazasında, desteklerinin sürücüsü olduğu araç haricindeki iki aracın da kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu ve iki aracın da davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olduğundan bahisle, her iki ZMMS poliçesi kapsamında zararlarının davalıdan tahsilini istemiş, davacılar vekili aktüer hesap bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını da ileri sürerek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davada dava değerini belirlemiş, mahkemece talep artırım dilekçesine göre davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından,
kusur bilirkişileri tarafından tespit edilen kazaya neden olan araçların diğer araçların toplam kusuru olan %70 kusura göre davalının her iki aracın sigortası olması nedeniyle çift limitten, aksi durumda dahi müteselsil sorumluluk çerçevesinde %70 kusura göre tek limit üzerinden sorumluluğuna karar verilmesi gerektiğinden bahisle istinaf edilmiştir.
1-Haksız fiilen kaynaklanan maddi tazminat davasında, kusurun doğru şekilde tespit edilmesi önemlidir. Bu açıdan, kazanın oluş şekli uyuşmazlık konusu ise kazanın oluş şekli tespit edilmeden, kusur belirlemesi yapılmamalıdır. Öte yandan, meydana gelen kazada birden çok kişinin zarar görmesi durumunda, kusur belirlenirken zarar görenlerin, kendilerine yönelik haksız eylemden kusuru mevcut olmakla birlikte, bu kusur durumunun kendisi ile birlikte aynı zarara uğrayan açısından da bir kusur kabul edilip edilmeyeceği, kendisi ile birlikte zarar gören açısından, kusurlu davranış ile zarar arasında illiyet bulunup bulunmadığının değerlendirilerek kusurun belirlenmesi gerekir.
Somut olayda, 05/02/2021 tarihinde davacıların desteği olan ...'ün sevk ve idaresindeki araç ile davalı tarafından sigortalı ... plakalı maddi hasarlı trafik kazasına neden olduğu, davacıların desteği ile karşı araç sürücüsün araçlarında inerek durdukları sırada, yine davalı tarafından ZMMS sigortalı ... plakalı aracın, direksiyon hakimiyetini kaybederek önce duvara sonrasında ise kazalı araçlara ve davacıların desteğine çaptığı anlaşılmaktadır.
Meydana gelen kazaya ilişkin yapılan ceza soruşturmasında alınan 20/05/2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde, ilk kazaya karışan araç sürücüleri ... (destek) ve ...'un ilk kaza sonrasında gerekli tedbirleri almamaları nedeniyle ikinci kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu oldukları, ikinci kazaya karışan ...'un ise aracın hızını yük, teknik özellikleri, görüş, yol ve hava durumuna göre ayarlaması nedeniyle tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesince trafik kusur bilirkişisinden alınan 13/09/2021 tarihli kusur raporunda da ilk kazaya karışan araç sürücülerinin asli %60 kusurlu olduğu denilmesine rağmen parentez içerisinde "%60 oranında, her biri için %30'ar sorumlu olarak" (bu şekilde desteğin ölümünde kabul edilen asli kusurluk ile %30 kusur durumu çelişki oluşturacak mahiyette olup, kastedilen yeterince açık değildir.) denilerek, kusur durumları tespit edilmiştir.
İlk derece mahkemesince 13/09/2021 tarihli rapor ile savcılık aşamasında alınan bahsi geçen rapor arsında çelişki olduğundan bahisle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden çelişkiyi giderecek rapor alınmasına karar verilmiş, Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi "18/01/2022" tarihli raporunda, aynı kazaya ilişkin "ceza davası içinde rapor tanzim edildiğini" açıklayarak, ceza dosyasındaki delilleri de değerlendirdiğini belirtmek suretiyle kazanın meydana gelmesinde ilk kazayı yapan araçların almış olduğu önlemlerin yeterli olduğundan, ölümle sonuçlanan kazanın meydana gelmesinde kusurları olmadığı,
kazalı araçlara çarpan ikinci aracın asli ve %100 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. ATK Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığının ceza dosyasına tanzim ettiği 12/11/2021 tarihli raporun da dosyaya kazandırıldığı görüşmüştür.
İlk derece mahkemesi tarafından Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporun da çelişkiyi gidermediği değerlendirilerek Karayolları Trafik Fen Heyetinde görev yapmış kişilerden oluşturulan 3 kişilik heyetten rapor alınmış, söz konusu raporda da 13/09/2021 tarihli rapor gibi değerlendirme yapılarak,
"ancak asli ve tali ibareleri kullanılmayarak" kazanın meydana gelmesinde ilk kazaya karışan araç sürücüleri ... ve ...'un kazanın oluşumunda %60 oranında kusurlu oldukları belirtilmiş parantez içerisinde "Yüzde altmış-her biri için %30 ar sorumlu olarak" denilmiş, kaza yapan araçlara çarpan araç sürücüsünün ise %40 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, davacılar vekili rapora davacıların desteklerinin kusuru olmadığından bahisle itiraz etmiş, sigorta şirketinin ise rapora karşı beyanda bulunmadığı görülmüştür.
Söz konusu kusur raporlarından sonra alınan aktüer hesap bilirkişisi ek raporunda ise tazminattan kusur oranında indirim yapılırken, desteğin kendi ölümü nedeniyle kusurunun %60 olduğu kabul edilerek, davacı ...'ın destek zararının 226.547,91 TL olduğu, ...'ün destek zararının 45.233,39 TL olacağı ve tazminat miktarının sigorta teminat limiti içerisinde olduğu kabul edilmiş, rapora davacılar vekili tarafından itiraz edilerek, desteğin kusurunun %30 kabul edilmesi gerektiği ileri sürülmüş, davalı sigorta vekili rapora karşı beyanda bulunmamıştır.
Olay tarihinde ilki maddi hasarlı olmak üzere iki ayrı trafik kazası meydana gelmiş olup, ölüm olayının ilk kaza sonrasında olay yerinde duran sürücülere ve araçlara, dava dışı ...'un çarpması ile meydan geldiği anlaşılmaktadır.
Eldeki dava ise ...'ün vefatı nedeniyle açılmış olup, ilk derece mahkemesi tarafından yeterli görülen raporda, ilk kazaya karışan diğer araç sürücüsüne, kendisinin zararı nedeniyle kusur verildiği anlaşılmakta ise de davacıların desteğinin ölüm nedeniyle kusur verilip verilmediği, verilmiş ise kusurlu davranış ile zarar (diğer sürücünün ölümü nedeniyle) arasında ne gibi bir illiyet kurulduğu açık değildir.
Öte yandan "Yüzde altmış-her biri için %30 ar sorumlu olarak" ibaresi, ilk kazaya karışan diğer araç sürücüsünün de ölüm olayından %30 oranında kusurlu olacağı kast edilerek kullanılmış ise, bu durumda çarpma olayını gerçekleştiren araç sürücüsünün kusuru ilk kazaya karışan araç sayısına göre değişeceği gibi zarar görenin kusurunun tek başına neden olacağı sonuçtan, ilk kazaya karışan araç sayısı kadar istifade edecektir.
Olay özelinde örnek vermek gerekir ise, zarar gören tek başına önlemsiz olarak durmuş iken kazaya sebebiyet vermiş iken 10 birim kusurlu ise 10 aracın karıştığı ilk kaza sonrasında aynı kusurlu davranışı ile başka bir aracın çarpması durumunda 1 birim kusurlu olacaktır.
Söz konusu raporda ise ilk kazaya karışan araçlara %60 oranında kusur izafe edilmiş iken "Yüzde altmış-her biri için %30 ar sorumlu olarak" ifadesi ile neyin kastedildiği açıklanmamış, desteğin ölümü nedeniyle ilk kazaya karışan araç sürücüsünün %30 kusurlu olduğu kabul edilmiş ise meydana gelen ikinci kaza ile bu sürücünün eyleminin meydana gelen ölümle illiyeti ortaya konulmamıştır.
Nitekim taraflar, aktüer bilirkişi ve ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında rapora farklı anlam yüklemiş, ilk derece mahkemesi kusur raporunu kabul etmişken, kusur raporuna farklı anlam yükleyen aktüer hesap raporunun da uygun olduğu kabul edilmiştir. Bu haliyle hükme esas alınan kusur raporu denetişme ve hüküm kurmaya elverişli görülmemiştir.
Bu durumda, öncelikle meydana gelen kazaya ilişkin ceza dosyasının tamamı dosya içerisine kazandırılarak, ceza dosyasında maddi vaka kesinleşmiş ise bunun da nazara alındığı, davanın da davacıların yakınlarını kaybetmiş olması nedeniyle destek tazminatı olduğu gözetilerek, yeni bir bilirkişi heyetinden davacıların yakınının vefatı ile sonuçlanan kazaya ilişkin olarak kusur durumunun tespit edildiği, kusurlu eylemler ile zarar arasındaki illiyet bağının değerlendirildiği, denetime elverişli kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, tarafların, aktüer hesap bilirkişisinin ve ilk derece mahkemesinin farklı anlam yüklediği rapora göre eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek ceza mahkemesi dosyası dosya içerisine kazandırılarak, açıklanan şekilde kusur durumunun tespit edildiği, ölüm olayı ile kusurlu eylem arasındaki illiyet bağının değerlendirildiği, denetime elverişli, gerekçeli, kusur belirlenmesi açısından tereddüt oluşturmayacak kusur raporu alınarak,
usuli kazanılmış haklar da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/217, K. 2024/741, 22 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama