KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Davacı Vekili
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2024
- T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No
- 2023/828 - 2024/1414
- Dosya no
- 2023/828
- Karar no
- 2024/1414
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/04/2023
- Numarası
- 2022/493 Esas 2023/456 Karar
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 18/11/2024
Karar Metni
1.072 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara asıl ve birleşen dosya davacısı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla ve ilk derece mahkemesince davacının adli yardım talebinin kabul edilmesi nedeni ile adlı yardımlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde.
15.09.2015 tarihinde davalı ...'in maliki olup, davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı araç sürücüsü diğer davalı ... ile davacı ...'un karıştıkları trafik kazasında davacı ...'un yaralandığını, kaza tutanağında her ne kadar kazanın oluşumunda davacı ... kusurlu olarak belirtilmiş olsa da, davacının kaza esnasında bilincini kaybetmesinden dolayı da tutanağın tamamen davalı ...'in beyanı doğrultusunda düzenlendiğini, oysa davalı sürücüsünün hareket halinde olmayıp aracı ile durur vaziyette olduğu esnada kazanın meydana geldiğini, dolayısıyla kaza tutanağına itirazlarının olduğunu, tüm kusurun davalı tarafta olduğunu belirtilerek,
şimdilik kaydıyla 300,00 TL geçici iş göremezlik, 300,00TL kalıcı iş göremezlik ve 300,00TL de bakıcı gideri olmak üzere toplam 900,00TL'nin yasal faizi ile birlikte davalılardan kaza tarihinden itibaren tahsiline, 200.000,00TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi dışındaki diğer davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın davalı sigorta şirketine ZMS(Trafik) Sigorta Poliçesiyle sigortalı olduğunu, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, ancak sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru olmadığından sorumlulukları bulunmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada diğer davalılar dosyaya cevap dilekçesi sunmamışlardır.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, 15.09.2015 tarihinde ...'e ait, sürücüsü ... olan ... plakalı araca, kendi kullandığı ve davalı sigorta şirketine genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı aracı ile çarpması sonucu meydana gelen kazada ağır şekilde yaralandığını ve malül kaldığını, kaza sonrası müvekkilinin şuurunu kaybetmesi nedeniyle kaza tespit tutanağının sadece davalı araç şoförünün beyanlarına göre tutulduğunu, tutanakta her ne kadar müvekkilinin "seyir halindeki araca arkadan çarpması" nedeniyle tam kusurlu olduğu iddia edilmiş ise de, çarptığı aracın seyir halinde olmadığını,
anayolda hiçbir önlem almadan park halinde olması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, dolayısıyla müvekkilinin kusurlu olmadığını, bu nedenle de kaza tespit tutanağı kabul etmediklerini, müvekkilinin kazadan sonra çok uzun süre yürüyemediğini, günlük ihtiyaçlarını dahi tek başına karşılayamadığını, bakımını eşi ve çocuklarının yaptığını, kazanın üzerinden yedi yıla yakın bir süre geçmiş olmasına rağmen, müvekkilinin halen eski hayatına dönemediğini ve kalıcı güç kaybı oluştuğunu, aynı kazaya ilişkin olarak davalısı farklı olan ve mahkemenin 2022/493 esas sayılı dosyası bulunduğunu belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 400,00TL geçici iş görmezlik, 400,00TL kalıcı iş göremezlik, 200,00TL bakıma muhtaç olduğu süredeki bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.000,00TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde.
Davacının maliki bulunduğu aracın müvekkili şirket nezdinde,12/04/2015-2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Birleşik Kasko ''Genişletilmiş Kasko '' sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 135. maddesi ''Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borç sona erer.'' hükmü uyarınca davacı müvekkili sigorta şirketinde sigortalı olduğundan alacaklı ve borçlu sıfatı birleştiğinden Kanun maddesi hükmü gereğince borcun sona erdiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından tek taraflı olarak gerçekleştirilen kazada,
kendi kusuru ile sebebiyet verdiği kaza neticesinde müvekkili sigorta şirketinden talep etmiş olduğu tazminat türlerinin poliçe kapsamına alınmış teminatlardan olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda.
15/09/2015 tarihinde, davacının kendisiyle aynı yönde Kula yönüne seyir halinde olan davalı sürücü ...'in idaresindeki araca yolun sağ şeridinde arkadan çarpması ile meydana gelen kazada, her ne kadar davacı yan ... idaresindeki aracın seyir halinde olmadığını, duraklama yaptığını ancak bu duraklamanın herhangi bir tedbir alınmaksızın yapıldığını iddia etmişse de bu iddiasını ispata yarar dosya kapsamında bilgi, belge, delil bulunmadığı alınan kusur raporunun kaza tutanağıyla uyumlu olup, güvenli takip mesafesini korumayarak, dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak kazanın meydana gelmesine davacı ...'un sebebiyet verdiği,
bu itibarla %100 kusurlu olduğu anlaşıldığından asıl davada davalıların sorumluluğunun bulunmadığı, yine birleşen dava yönünden ise, poliçe teminatları incelendiğinde, sigortalının kendisinin uğrayacağı zararların teminat dışı haller arasında sayılmış olduğu, davacı araç malikinin bedensel zararının teminat kapsamında olmadığı, bu nedenle birleşen davada sigorta şirketinin davacının zararından sorumlu olmadığı anlaşıldığından “Asıl ve birleşen davanın REDDİNE” karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen dosya davacısı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl ve birleşen dosya davacısı vekili istinaf dilekçesinde; kusur raporunu kabul etmediklerini itirazları değerlendirilmeden ve ATK’dan rapor alınmadan davanın reddedilmesinin doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan asıl ve birleşen dosya davacısı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Asıl ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Yerel Mahkeme tarafından davanın reddine dair verilen karar, asıl ve birleşen dosya davacısı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; 15/09/2015 tarihinde davacının, idaresindeki araçla seyri sırasında davacı ile aynı yönde ön ilerisinde bulunan araca arkadan çarpması ile meydana gelen kazada davacının yaralandığı, yapılan araştırmada olayla ilgili ceza soruşturmasının bulunmadığı, hükme esas alınan kusur raporunun kaza tutanağıyla uyumlu olduğu, davacının tutanağın aksini ispata yeterli delil sunmadığı davaya konu kazada davacının tam kusurlu olduğu anlaşıldığından davacının istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/828, K. 2024/1414, 13 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama