İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARARGEREKÇELİ KARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2025/332 K.2026/345

Mahalli mahkemesinden verilen karara karşı davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, davalı ...’ün kararı adli yardım talepli olarak…

Esas2025/332Karar2026/345Tarih5 Mart 2026Okuma12 dk · 2.361 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
5 Mart 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2025/332 - 2026/345
Dosya no
2025/332
Karar no
2026/345
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
21/06/2024
Numarası
2020/4 Esas 2024/441 Karar
Davanın konusu
Tazminat
Yazılma tarihi
27/03/2026
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.361 kelime·12 dk okuma·3 bölüm

Mahalli mahkemesinden verilen karara karşı davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, davalı ...’ün kararı adli yardım talepli olarak istinaf etmiş olması nedeniyle adli yardım talebinin de oy birliği ile kabulüne karar verilerek, yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili dava dilekçesinde;12.08.2017 tarihinde sürücü ...’ün sevk ve idaresinde olan araçla seyri sırasında yaya olan davacıya çarpmasıyla meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ..., ..., ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, açıklama dilekçesi ile bu talebin 500,00 TL'sinin sürekli iş göremezlik,

400,00 TL'sinin geçici iş göremezlik ve 100,00 TL'sinin ise bakıcı giderine yönelik olduğunu belirtmiş, 06/04/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminat talebini 8.703,09-TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 1.272.756,75 TL, bakıcı gideri tazminatı talebini 3.555,00 TL olarak artırmıştır.

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... yargılamaya katılarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili yargılamaya katılarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaya yazılı cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Yerel mahkemece; maddi tazminat isteminin kabulüne, 500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi olan 01/06/2018 tarihinden itibaren, diğer davalılar bakımından ise kaza tarihi olan 12/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak,

400,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi olan 01/06/2018 tarihinden itibaren diğer davalılar bakımından ise kaza tarihi olan 12/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak ve 100,00 TL bakıcı giderinin davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi olan 01/06/2018 tarihinden itibaren diğer davalılar bakımından ise kaza tarihi olan 12/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

1.272.256,75 TL sürekli iş göremezlik tazminatının (davalı sigorta şirketi bakımından teminat limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) ıslah tarihi olan 06/04/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen, 8.303,09 TL geçici iş göremezlik tazminatının ıslah tarihi olan 06/04/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştekeren ve müteselsilen ve 3.455,00 TL bakıcı gideri tazminatının ıslah tarihi olan 06/04/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

manevi tazminat isteminin kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen davalılar ..., ..., ... ve ...’tan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan hesap raporunda PMF1931 yaşam tablosunun uygulanması gerektiğini, davalının kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusuru bulunduğunu, dava konusu kazanın meydana gelme sebepleri incelendiğinde, diğer davalının sevk ve idaresindeki aracın yolda çukur bulunması sebebiyle çukurdan kaçınmak maksadıyla manevra yaptığı ve bu sebeple kazaya sebebiyet verdiğini beyan ettiğini, bu halde yolun bakım ve onarımdan sorumlu ilgili idarenin,

yoldaki arızayı gidermemesi veya yolda çukur bulunduğuna dair herhangi bir işaretleme yapmamış olmasının kazanın meydana gelmesine neden olduğunu, hükme esas alınan maluliyet raporunu kabul etmediklerini, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; adli yardım talep ettiklerini, mahkemece belirlenen kusur oranını kabul etmediklerini, dosyaya sunulan kamera görüntüsü de incelenerek kusur oranlarının yeniden belirlenmesi gerektiğini, yoldaki çukur ve yaya kaldırımı olmaması konularındaki itirazlarının nazara alınması gerektiğini, maluliyetin kaza ile illiyet bağının kurulmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

Davalı ...

Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporu ve dolayısıyla hesap raporunun hatalı olduğunu, maluliyet raporunda bildirilen arazın şekli, kişinin klinik durumu, yaşı, arazın lokalizasyonu ve uygulanan tedaviler incelendiğinde davacının sürekli maluliyeti bulunmadığının anlaşıldığını, bu hususa ilişkin taraflarınca da rapor ibraz edildiğini, kusur oranlarına ilişkin çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin yerinde olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, mahkemece verilen hükümde,

davalı sigorta şirketinin sınırlı sorumluluğu gözetilmeksizin yargılama gideri ve harçların tamamından davalı şirketin de sorumlu tutulmuş olmasının yerinde olmadığını, davalı şirketin diğer davalılar ile birlikte manevi tazminat tutarının da dahil olduğu vekalet, harç ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının yerinde olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; dosyanın miktarı itibarı ile heyetçe yürütülmesi gereken dosyalardan olmasına rağmen, yerel mahkemenin bu hususu nazara almaksızın tek hakimle vermiş olduğu kararın yerinde olmadığını, hüküm kurmaya elverişli kusur raporu alınmadan karar verildiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun yerinde olmadığını, maluliyet raporunda, maluliyetin kaza ile illiyet bağının belirlenmesi gerektiğini, davacıda var olduğu ileri sürülen yaralanmaya bağlı iyileşme süresi bu iyileşme süresinden sonra kaza nedeniyle kalıcı maluliyet oluşup oluşmadığı,

maluliyet oranının kaza ile arasındaki illiyet bağının araştırılması ve bu verilere dayanarak bir raporun hazırlanması gerektiğini, yolun yapımı ve bakımından sorumlu kuruluşun, yoldaki arızayı ya gidermemesi ya da işaretleme yaparak sürücüleri bildirmemiş olmasının da kazada etken olduğunu, ceza yargılamasında alınan kusur raporu ile mahkemece hükme esas alınan kusur raporu arasında çelişki bulunduğunu, raporda tarafların kusur oranına ilişkin bir belirleme olmaksızın hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, davacı lehine hükmedilen zarardan kimin hangi oranda sorumlu olacağı,

dolayısıyla rücuya tabi olacak oran ve miktarların hükümde anlaşılamadığını, yerel mahkemenin 22.09.2023 tarihli ara kararı gereğince dosyadaki deliller nazara alınarak ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı’ndan kusur oranlarını matematiksel şekilde gösterir şekilde kusur rapor alınması (yüzdesel oran belirtir kusur raporu) akabinde yeniden tazminat yönünden hesap raporu alınması gerekmesine rağmen, yerel mahkemenin kendi ara kararını gerekçesiz olarak belirtilmeksizin yerine getirmediğini, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu,

kusura ilişkin belirlemelerde yüzdesel oran belirtilmeksizin müteselsilen ve müştereken sorumluluğa karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

Dava; trafik kazasından kaynaklanan yaralanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Öncelikle 2024 yılı itibarıyla Asliye Ticaret Mahkemelerinde heyet halinde (üç hakim) görülecek davalar ile tek hakimle görülecek davalar arasındaki parasal sınır 1.586.600-TL olarak uygulanmaktadır. Dava değeri bu tutarın üzerindeyse heyet, altındaysa tek hakim görevlidir. Islah ile dava değeri bu sınırın üzerine çıkarılırsa dosya heyete devredilir. Eldeki davanın 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminat talebi ile açıldığı, 06.04.2024 tarihinde sunulan ıslah dilekçesi ile dava değerinin 1.272.756,75 TL olarak artırıldığı nazara alındığında ıslah tarihi itibarıyla da heyetçe görülecek dava değeri sınırının altında kaldığı anlaşılmakla istinaf eden davalı ... vekilinin bu yöne ilişkin istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

1-Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır.

Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.

Somut olayda; yerel mahkeme kararında karar gerekçesine yer verilmediği anlaşılmıştır. Gerekçesiz hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.

2-Kabule göre de, somut olayda, kaza tespit tutanağı uyarınca.

12.08.2017 tarihinde sürücü ...’ün sevk ve idaresindeki araç ile Değirmendere seyri sırasında yoldaki çukur nedeniyle sola yöneldiğinde, arkasından gelen ve kendisini geçmeye çalışan sürücü ...’ın yönetimindeki otomobilin çarpmamak için sola yönelmesi üzerine yolun solunda bulunan çöp konteynerine çarpması ve çöp konteynerinin kaldırımda bulunan yaya ...'in üzerine devrilmesiyle kazanın meydana geldiğinin belirlendiği,

mahkemece Makine Mühendisi bilirkişiden alınan rapor uyarınca, davalı ...'e ait aracın davalı sürücüsü ...'ün meydana gelen olayda %70 oranında, davalı şirkete sigortalı olan otomobilin davalı sürücüsü ...'ın % 20 oranında kusurlu olduğu, yolun yapım ve bakımından sorumlu kuruluşun %10 oranında kusurlu olduğu, davacı ...'in kusursuz olduğunun belirlendiği,

Ankara 36.ASCM’nin 2018/492 Esas nolu dosyasında yapılan yargılamada soruşturma aşamasında ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 27/12/2017 tarihli rapor uyarınca, kazanın meydana gelmesinde sürücü ...’ün asli, sürücü ...'ın tali kusurlu, yolun bakım ve onarımından sorumlu kurum ve kuruluşun tali kusurlu olduğu, yaya ...’in kusursuz olduğunun belirlenmesiyle sanık ... hakkında katılana yönelik taksirle yaralama suçundan eylemine uyan maddelerle cezalandırılmasına karar verildiği, mahkemece karar gerekçesiz olarak düzenlendiğinden hangi kusur oranının hükme esas alınmasıyla karar verilmiş olduğu karar evrakından anlaşılamamaktadır.

Her ne kadar davacının meydana gelen olayda kusursuz olduğu açıkça anlaşılmakta ve bu kapsamda mahkemece davanın müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına dayalı olarak açılması nazara alınarak davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğu yönünde hüküm kurulmuş olması yerinde bulunmakta ise de, zarar sorumluları arasında yolun bakım ve onarımından sorumlu dava dışı kurum ve kuruluşların da sorumluluğu tartışılıp değerlendirilmeden ve bu husus gerekçelendirilmeden karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.

3-Yine, haksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarına dayalı maddi tazminat davasında, maluliyet durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Zarar görenin maluliyet durumunun tespitinde; mahkemece alınan rapor ve mahkemece alınmasa dahi dosyaya sunulu, dosyada mevcut raporlar arasında çelişki bulunması halinde, rapora itiraz da edilmiş ise raporlar arasındaki çelişki giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmemelidir.

Mahkemece H.Ü.Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp ABD Başkanlığı'ndan alınan 21/03/2023 tarihli raporda, davacının zihinsel, ruhsal, davranışsal bozukluklar, beyin hasarı, beyin işlev bozukluğuna bağlı davranış bozuklukları (organik kişilik bozukluğu, frontal lob senderomu, postkontüzyon sendrom) tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen maddesi uyarınca %40 olduğu, kişinin klinik durumu değerlendirildiğinde %30 olduğu, 12/08/2017 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin toplam vücut özür oranının %30 olduğu,

sekel halini aldığı ve sürekli olduğu,kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 2 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, raporda davacının zihinsel, ruhsal, davranışsal bozukluklar, beyin hasarı, beyin işlev bozukluğuna bağlı davranış bozuklukları (organik kişilik bozukluğu, frontal lob senderomu, postkontüzyon sendrom)a bağlı olarak belirlenen maluliyet oranının denetlenemediği anlaşılmaktadır.

Bu kapsamda mahkemece taraflarca bildirilen tüm raporlar ve kazadan sonraki tüm tedavi evrakları dosyaya kazandırılarak, davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle TBK'nın 54. maddesi kapsamında çalışma gücünde kaybının veya azalmasının meydana gelip gelmediği,

engeli/maluliyeti bulunması halinde kaza ile illiyeti olup olmadığının(zihinsel, ruhsal, davranışsal bozukluklar, beyin hasarı, beyin işlev bozukluğuna bağlı davranış bozuklukları (organik kişilik bozukluğu, frontal lob senderomu, postkontüzyon sendrom)un kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için davacının kaza öncesinde bu rahatsızlıklara ilişkin tedavi görüp görmediğinin ve buna ilişkin ilaç kullanıp kullanmadığının belirlenmesi için kaza tarihi ve öncesine ait tedavi bilgilerinin istenmesi,

akabinde ATK’dan, rahatsızlıkların kaza tarihinden sonra ortaya çıktığının belirlenmesi halinde tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi hususunda kaza tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümleri gereğince düzenlenmiş rapor alınmasıyla sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hüküm kurmaya elverişli olmayan raporun esas alınmasıyla yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

4-Ayrıca yargılama sırasında davacı vekili tarafından sunulan 24.07.2020 tarihli dilekçe içeriği uyarınca, yargılamanın devamı sırasında temlikname ile, 12.08.2017 tarihli kaza sebebiyle açılan açılmış bulunan işbu dava kapsamında belirlenecek 20.000,00-TL alacak miktarının dava dışı ...’ya devir ve temlik edilmiş olduğunun belirtilmesi karşısında mahkemece bu temlik sözleşmesinin kararda tartışılıp değerlendirilmemiş ve karar başlığında belirtilmemiş olması yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, istinaf eden taraf vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, mahkemece öncelikle oluşa göre hangi kusur raporunun hükme esas alındığının açıkça gerekçelendirilmesi, zarar sorumluları arasında yolun bakım ve onarımından sorumlu dava dışı kurum ve kuruluşların da sorumluluğunun tartışılıp değerlendirilmesi, taraflarca bildirilen tüm raporlar ve kazadan sonraki tüm tedavi evrakları dosyaya kazandırılarak, davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle TBK'nın 54. maddesi kapsamında çalışma gücünde kaybının veya azalmasının meydana gelip gelmediği,

engeli/maluliyeti bulunması halinde kaza ile illiyeti olup olmadığının(zihinsel, ruhsal, davranışsal bozukluklar, beyin hasarı, beyin işlev bozukluğuna bağlı davranış bozuklukları (organik kişilik bozukluğu, frontal lob senderomu, postkontüzyon sendrom)un kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için davacının kaza öncesinde bu rahatsızlıklara ilişkin tedavi görüp görmediğinin ve buna ilişkin ilaç kullanıp kullanmadığının belirlenmesi için kaza tarihi ve öncesine ait tedavi bilgilerinin istenmesi,

akabinde ATK’dan, rahatsızlıkların kaza tarihinden sonra ortaya çıktığının belirlenmesi halinde tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi hususunda kaza tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümleri gereğince, düzenlenmiş rapor alınması, akabinde gerektiğinde aktüer bilirkişiden ek rapor alınması, yargılama sırasında davacı vekili tarafından sunulan 24.07.2020 tarihli dilekçe içeriği uyarınca, yargılamanın devamı sırasında temlikname ile,

12.08.2017 tarihli kaza sebebiyle açılan açılmış bulunan işbu dava kapsamında belirlenecek 20.000,00 -TL alacak miktarının dava dışı ...’ya devir ve temlik edilmiş olduğunun belirtilmesi karşısında mahkemece bu temlik sözleşmesinin kararda tartışılıp değerlendirilmesi ve karar başlığında belirtilmesi, hüküm kurulurken istinaf eden taraflar lehine oluşan usuli müktesep hakların korunmasıyla oluşacak sonuca göre karar verilmesi, kararın 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c maddesinde belirtilen ilkeler nazara alınarak gerekçelendirilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

kaldırma sebeplerine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin istinaf taleplerinin HMK.nın 353/1-a-4 maddesi gereğince AYRI AYRI KABULÜ İLE, Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/06/2024 tarihli, 2020/4 Esas – 2024/441 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

Yukarıda açıklandığı üzere tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kaldırma ve gönderme sebebine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,

2-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,

3-İstinaf eden taraflarca yatırılan gider avansından varsa artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

4-İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece Mahkemesince verilecek kararda gözetilmesine,

5-İİK'nın 36. maddesi gereğince, icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 4. Genel İcra Dairesi'nin 2024/67688 Esas sayılı dosyasına depo edilen 550.000,00 TL bedelli teminat mektubu ile 280.845,61 TL nakit teminatın YATIRAN TARAFA İADESİNE,

6-İİK'nın 36. maddesi gereğince, icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 4. Genel İcra Dairesi'nin 2024/67688 Esas sayılı dosyasına depo edilen 960.000,00 TL bedelli teminat mektubunun YATIRAN TARAFA İADESİNE,

7-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına dair,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2025/332, K. 2026/345, 5 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmaları
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/332
Karar No
2026/345
Tarih
5 Mart 2026

İlgili Kararlar

  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/333 K.2026/229
  • İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/333 K.2026/170
  • Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/334 K.2026/220
  • Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/334 K.2026/179
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/335 K.2026/208
  • Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/336 K.2026/211

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.