İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARIGEREKÇELİ KARAR

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2022/3056 K.2025/56

İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

Esas2022/3056Karar2025/56Tarih7 Şubat 2025Okuma28 dk · 5.542 kelime

KÜNYE

T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Esas No
2022/3056
Karar No
2025/56
Karar tarihi
7 Şubat 2025
İncelenen kararın mahkemesi
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Karar tarihi
17/02/2022
Dava
Tazminat
Yazım tarihi
07/02/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.542 kelime·28 dk okuma·5 bölüm

İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ

Davacı-karşı davalı vekili asıl dava dosyasında dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin malik olduğu ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazın ... lik alanı üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun işletilmesi amacı ile davalı şirket ile 15 yıl süreli 5.500.000 USD+KDV bedelli intifa hakkı tesis edilmesine dair 31.01.2007 tarihli Protokol düzenlenmiş olduğunu, protokol öncesinde tarafların 25.01.2007 tarih ...

Y. nolu intifayı tesis ettirdiğini, müvekkilinin protokolde belirtildiği şekli ile taşınmazı davalının kullanımına tahsis ettiğini, ayrıca tapuda da davalı şirket lehine 15 yıl süreli intifa hakkı şerhi ile 2.250.000TL bedelli ipotek tesis edildiğini, davalının yaklaşık 10 yıl süre ile taşınmazı nizasız olarak kullanması sonrasında 28.02.2017 tarihinde sözleşmenin feshedileceğini, intifanın terk edileceğini ve taşınmazın tahliye edileceğini belirten bildirim yaptığını, davalıya cevabi ihtarnamenin gönderildiğini, davalı tarafın 14.06.2017 tarihinde intifa hakkını terkin ettiğini,

16.06.2017 tarihinde ise işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı ile işyeri anahtarlarının emanet tutanağı ile notere teslim edildiğini ancak zilyetliğinin devam ettiğini, müvekkilinin uzun süre davalının intifa ivazıyla aynı şart ve koşullarda kiracı aramasına rağmen aynı koşullarda kiracı bulunmadığını, davalıya gönderilen 13.12.2017 tarihli noter ihtarnamesi ile alınan en yüksek teklifin 60.000TL/ay olduğunu ve daha iyi koşullarda kiracı var ise bildirilmesini, aksi halde ise bu bedelle taşınmazın kiralanacağının ve uğranılacak zararın talep edileceğinin belirtildiğini, davalı tarafça ihtara cevap verilmediğini,

istasyonda Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından tespit yapıldığını ve istasyonda pompa ve totemin sökülmüş olduğu, satış yapılmadığı hususlarında tespit raporu düzenlendiğini, sökülen reklam toteminin müvekkili firmaya ait olduğunu, davalının sözleşmeyi haksız feshetmesi sebebi ile 8 aylık intifa ivaz bedelini almaması sebebi ile 480.000,00 TL gelir kaybına sebep olduğunu ve bu bedeli gidermekle yükümlü olduğunu, tespit raporu ile sabit olduğu üzere, davalı tarafından sökülerek götürülen totemin piyasa değeri üzerinden nakdi tutarını talep etmesinin yasal hakkı olduğunu beyanla ...

İli ...

Mahallesi ... ada ....parsel sayılı taşınmaz tapu kaydı üzerinde bulunan 2.250.000,00 TL bedelli ipoteğin terkinine, davalı tarafça 8 aylık ivaz bedeli kaybına sebebiyet verildiğinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline, davalı tarafça götürülmüş olan reklam toteminin bedeli olarak 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı-karşı davalı vekili birleşen dava dosyasında dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 31.01.2007 tarihli protokol ile protokole bağlı kurulmuş olan intifa hakkının davalı tarafından tek taraflı ve haksız olarak feshedilmesi nedeniyle müvekkili şirketin Nisan 2018 ile Ocak 2021 ayları arasında geçen süreçte kur farkından kaynaklı uğradığı 141.097,19 USD intifa ivaz geliri zararına karşılık fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davalı-karşı davacı vekili asıl davaya cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacı taşınmaz malikine toplam 2.850.000 USD peşinen ödenmiş olduğunu, bakiye olan bedelin ise intifa hakkının geçerli olduğu süre boyunca intifanın tapudan terk edildiği tarih olan 14.06.2017 tarihine kadar aylık 15.000 USD olarak eksiksiz ödendiğini, gelişen koşullar nedeni ile davacıya 02.01.2017 tarihinde yapılan bildirim ile taraflar arasında ki protokolün 28.02.2017 tarihinden itibaren sonlandırılacağının bildirildiğini, bildirim sonrasında daha önceden indirim konusuna yanaşmayan davacı taraf ile görüşmelere başlandığını,

uzlaşma görüşmelerinin sürdüğü dönemde de intifa bedellerinin ödendiğini, ancak görüşmelerden bir sonuç alınamayacağının görülmesi sonrasında 14.06.2017 tarihinde intifanın terkin edildiği ve 16.06.2017 tarihinde istasyonun tahliye edildiği ve sözleşmede belirtildiği şekli ile kendisine ait sökülebilir nitelikte ki ekipmanları teslim alarak anahtarların ve çalışma ruhsatının Antalya 20. Noterliği'ne teslim edildiğini, davacı tarafça totemin kendisine ait olduğu şeklinde yapılan iddianın doğru olmadığını, totemin müvekkilinin markasını taşımakta olduğunu ve müvekkiline ait olduğunu,

sözleşmede belirtildiği şekilde.. ait olan ve ariyeten verilmiş olan malzeme ve teçhizatın sökülüp alınacağı belirtildiğinden totem sökümüne ilişkin zarar talep edemeyeceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini, karşı dava yönünden ise;

davacıya ödenen bedelin toplam 4.620.000 USD olduğunu, 126 ay için ödenmesi gereken bedelin ise 3.885.000 USD olduğunu, bu sebeple fazla ödeme yapıldığını ve 735.000 USD + KDV davacıdan alınarak iade edilmesini, müvekkili tarafından taşınmazın tahliye edildiği tarih itibari ile 105.000TL + KDV değerindeki sökülüp alınamayacak olan sabit yatırımın malikine teslim edildiği ancak ödemesinin alınmamış olduğunu belirterek bu bedelin de davacıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.

Davalı-karşı davacı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz Mahkemede açıldığını, yetkili Mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, işbu dava hakkında yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında 31.01.2007 tarihinde 15 yıl süre ile "Protokol" başlıklı sözleşme akdedildiğini, potokolün konusunun davacı şirketin maliki olduğu gayrimenkul üzerinde müvekkili şirket lehine 15 yıl süre ile intifa hakkı tesis edilmesi,

müvekkili şirketin de lehine tesis edilecek intifa hakkı karşılığında ödeyeceği bedel olduğunu, müvekkili şirketin haklı nedenlerle protokolü sonlandırmak zorunda kaldığını, süresinde gerekli bildirimleri yaptığını, taşınmaz maliki davacı şirketin zarara uğramaması için tüm önlemleri aldığını, taşınmaz malikinin eylemsizliği sebebiyle uğradığını iddia ettiği zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin taraflar arasında akdedilen protokol kapsamında davacı şirketten alacaklı olduğunu, kur farkından kaynaklandığı iddia edilen zararın müvekkili şirketten tahsili talebinin kabul edilemeyeceğini,

müvekkili şirket ile taraflar arasında akdedilen protokolün haklı ve hukuka uygun olarak feshetmek suretiyle teslim tesellüm merasimini kanuna uygun olarak tamamlandığını belirterek yetkiye yaptıkları itirazın kabulüne, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece; "Davacı ana dava dosyasında davalı şirketten 8 aylık mahrum kalınan ivaz bedeli karşılığını ve ipoteğin kaldırılması ile söküp götürülen totem bedelini talep etmiş, karşı davada ise davalı-karşı davacı ... AŞ fazladan yapılan 735.000,00.-USD'lik ödemenin iadesini, aynı zamanda sökülüp götürülemeyen sabit yatırımların bedellerin iadesini talep etmiştir.

Davalı ... 02/01/2017 tarihli bildirimle, davacı ile arasındaki sözleşmeyi 28/02/2017 tarihinden itibaren sona erdiğini bildirmiş olup davacı yanca anahtar teslim alınmadığından taşınmazın anahtarlarının tevdi mahalli olarak 16/06/2017 tarihinde Antalya 20. Noterliğine teslim edilmiş olduğu ve kira bedelinin davalı ... tarafından Haziran ayı dahil olarak davacıya ödendiği görülmüştür.

Bu süreç içinde davacının hem davalı ile hem de 3. Kişilerle taşınmazın kiralanması hususunda görüşmeler yaptığı ancak davalı ile bir uzlaşı sağlanamadığı anlaşılmıştır.

Mahkememizce davacının 28/02/2017 tarihinden itibaren yeni bir kiracı bulabilmesi için makul süre olarak 6 ay kabul edilmiş olup davalı şirket tarafından da 2017 yılı Haziran ayına kadar (Haziran ayı dahil) intifa bedeli davacıya ödenmiş olduğundan, Temmuz ve Ağustos aylarının da intifa bedelinden hakkaniyet gereği sorumlu olması kanaatine varıldığından, bu aylara ilişkin 30.000,00.-USD karşılığı olan 122.400,00.-TL yönünden davacının bu talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davacının, davalı tarafından götürüldüğü iddia edilen totem bedelinin iadesine ilişkin talebinin incelenmesinde ise; taraflar arasındaki sözleşmede totemin davacıya ait olduğu hususunda taşınmazın davalıya tesliminde herhangi bir kayıt bulunmadığı gibi yargılama sırasında dinlenen tanıkların da doğrudan bilgi sahibi olmadıkları anlaşıldığından ispat edilemeyen bu talep yönünden ret kararı verilmiştir.

Davalı - karşı davacı ... AŞ'nin sözleşme gereği davacıya fazladan ödenen 735.000,00.-USD'nin iadesine ilişkin tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede fazla ödenen bedelin 735.000,00.-USD olduğu, sözleşmenin sona ermiş olması sebebiyle söz konusu bedelin davalıya iadesi gerekeceğinden davalının bu yönden talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Davacının ipoteğin fekkine ilişkin talebinin ise yukarıda açıklandığı üzere ipotek hakkının davalı şirkete sözleşme gereğince zararlara karşılık olarak tesis edildiği, dava tarihi itibariyle mahkememizin de kabulünde olan davalı - karşı davacı ... AŞ'nin bakiye alacağı bulunduğundan ipoteğin kaldırılması şartları oluşmadığından dolayı bu talebinin de reddine karar verilmiştir.

Davalı - Karşı Davacı intifa hakkı tesisinden sonra sözleşmenin 4/son maddesi gereğince sabit yatırımların yapıldığını ve bunların sökülüp götürülecek nitelikte olmadığından dolayı taşınmazın tahliye edildiği tarihteki değerinin iadesini talep etmiş ise de, dosya kapsamında taşınmaz üzerine yapılan bina, kanopi, saha betonu gibi yapıların davalı - karşı davacı tarafından inşa edildiği ispat edilemediğinden davanın bu yönden reddine karar verilmiştir.

Birleşen dosyada davacı vekili Nisan 2018 ile Ocak 2021 tarihleri arasında kur farkından kaynaklı 141.097,19.-USD'nin şimdilik 100.000,00.-USD yönünden tahsilini talep etmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinde kur farkından dolayı açıkça ödeme yapılacağına dair bir madde bulunmadığından dolayı kur farkına ilişkin talebinin yersiz olduğu gibi sözleşmenin feshedilmiş olması karşısında davacının artık sözleşmeye dayalı kur farkı alacağını talep edemeyeceği, fesih nedeniyle oluşan zararının da (makul süre kirası) asıl davanın konusunu teşkil ettiği anlaşıldığından birleşen davanın da reddine karar verilmiştir.

Davacı taraf dava dilekçesinde talebini Türk Lirası olarak talep etmiş olup daha sonra sunmuş olduğu 18/02/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle yabancı para cinsinden talep etmiş ise de, dava dilekçesinde talep edilmeyen bir hususun sonradan ıslah yoluyla değiştirilmesi mümkün olmadığından hüküm kurulurken Türk Lirası üzerinden karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 30.000,00USD'nin dava tarihindeki karşılığı olan 122.400,00.-TL'nin 50.000,00.-TL'sinin dava tarihi olan 27/04/2018 tarihinden itibaren,

bakiye 72.400,00.-TL'sinin ıslah tarihi olan 18/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının ipoteğin fekki ile totem bedelinin iadesine ve fazlaya ilişkin alacak taleplerinin reddine; karşı dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 735.000,00.-USD'nin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacı ...Ş.'ye ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, birleşen Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyası yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş; davalı-karşı davacı vekili tarafından da katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

İlk Derece Mahkemesi'nin istinafa konu kararı, sadece yargılamanın özetinden ibaret olup gerekçeli olmadığını, bu nedenle hukuka uygunluk denetimine de elverişli olmadığını, İlk Derece Mahkemesi'nin kararında iddia ve savunmaları özetlediğini, ihtilâflı konuları tespit ettiğini, tanık ifadeleri ile toplanan delilleri yazdığını ancak hükmün hangi nedenle kararda belirtilen içerik ve kapsamda verildiğiyle ilgili hiçbir açıklama ve gerekçe yazmadığını,

davanın esasını ve ana unsurunu teşkil eden sözleşmenin haksız feshi ile sözleşmeye bağlı kurulan intifa hakkının haksız terkini ve haksız feshin sonuçlarının (müspet ve menfi zarar) tartışılmadığını, değerlendirilmediğini, en önemli maddi olgu olan sözleşmenin haksız feshi ile hüküm arasındaki bağlantı ile hükmün hangi nedenle kararda belirtilen içerik ve kapsamda verildiğinin ayrıntılı olarak açıklanmadığını, gerekçeli olmayan karar usul ve esas yönlerinden yasaya aykırı olduğu için öncelikle bu nedenle İlk derece mahkeme kararı kaldırılarak, sözleşmenin davalı ...

AŞ tarafından haksız ve nedensiz feshedildiğinin sabit olması karşısında, müvekkil....

Şti.'nin haksız fesih nedeniyle uğramış olduğu müspet ve menfi zararın tespiti cihetine gidilmesi, ayrıca sözleşmeyi tek yanlı ve haksız feshetmiş olduğu için kusurlu olan....'nin peşin ödediği intifa ivazlarının istirdadını talep edemeyeceği gibi kusurlu olduğu için de herhangi bir menfi ve müspet zarar talebinde bulunamayacağı hususlarının tartışılması ve değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, esas dava yönünden davaya konu 31.01.2007 tarihli sözleşmenin davalı ...Ş. tarafından haksız ve nedensiz feshedildiğinin,

ayrıca intifa hakkının da haksız terkin edildiğinin dolayısıyla davalı karşı davacı ...Ş.'nin tam kusurlu olduğunun sabit olduğunu, kararın 5. sayfanın son paragrafında "... tarafından Beyoğlu 41. Noterliği'nin 02.01.2017 Tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesiyle sözleşmenin feshedildiği fesih nedeni olarak herhangi bir neden bildirmediği"nin yazılı olduğunu, bunun da sözleşmenin nedensiz (haksız) feshedilmiş olduğu hususunun İlk Derece Mahkemesince de kabul edildiğinin açık delil olduğunu, her ne kadar ilk derece mahkemesi,

tarafından yazılmamış olsa da ....'nin sadece fesih ihtarnamesinde değil esas dava ile karşı davada da sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğine dair hiçbir beyanda bulunmadığını, dolaysıyla gelinen safahat itibariyle sözleşmeyi tek taraflı ve haksız feshetmiş olan davalı karşı davacı ...Ş.'nin sözleşmenin feshinde ve intifanın terkininde tam kusurlu olduğunun sabit ve ihtilafsız olduğunu, sözleşmeyi haksız fesheden tarafın,

karşı yanın sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğramış olduğu tüm zararları tazmin etmesi gerektiğine dair Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararları dosyada mübrez olmasına rağmen ilk Derece Mahkemesi'nin tam aksine karar verdiğini, kararın yasaya ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, sözleşmenin haksız feshi halinde müspet ve menfi zararın uzman bilirkişiler vasıtasıyla tespit edilmesi ve alınacak rapora göre hüküm kurulmasının esas olduğunu, zarar tespiti yapılırken sözleşmenin feshinden sonra elde edilen gelirlerin mahsubu gerektiğini,

davaya konu sözleşmenin davalı ...Ş. tarafından tek taraflı ve haksız feshedildiğinin sabit olması karşısında, İlk Derece Mahkemesince müvekkili şirketin müspet zararının tespiti hususunda uzman bilirkişiden rapor alınmaması ve tespit edilen zararın tazminine karar verilmemesinin istikrar gösteren Yargıtay kararlarına da yasaya da aykırı olduğunu, davalı karsı davacı tarafından intifanın terkini ve tevdi mahalline anahtarların teslim edildiği tarihte, davalı k.davacının müvekkili şirkete aylık 15.000,00 USD intifa ivaz bedeli taksiti ödediğini (kira bedeli değil),

istasyonun 6 aylık arayış sonunda ancak 60.000,00 TL/ay bedelle ve 2 ay kira alınmamak şartıyla kiraya verilebildiğini, dolayısıyla 8 aylık intifa ivaz taksitinden mahrum kalındığı hususunun da ihtilafsız olduğunu, yeni işletmeciyle 5 yıllık ve 60.000,00 TL/ay miktarlı yeni kira sözleşmesinin yapıldığı tarihte 15.000,00 USD yaklaşık 60.000,00 TL'ye denk düştüğü için dava tarihi itibariyle müvekkil şirketin zararı 8 aylık intifa ivaz taksitinden ibaret olduğunu, bu nedenle esas davada 8 aylık döneme isabet eden 120.000,00 dolar müspet zararın tazmininin istenildiğini,

esas davanın Yargıtay kararları gözetilerek açıldığı ve aylık intifa ivaz taksitini karşılayacak miktar üzerinden TL olarak kiraya verilmesi söz konusu olduğu için, sadece 8 aylık süre icin talepte bulunulduğunu, sözleşmenin sona ermesi gereken 15 yılın sonuna kadar işleyecek intifa ivaz bedeli taksitlerinin tamamının talep edilmediğini, ancak doların hızlı yükselişinden kaynaklı olarak ortaya çıkan zararın tazmini için ayrıca birleşen davanın açıldığını, şayet sözleşme tamamlanmış olsaydı davalı k.davacı şirketin, müvekkili şirkete 5.500.000,00 USD+KDV ödeme yapmış olacağını,

sözleşmenin haksız feshi nedeniyle edimin ifasının kesildiği Haziran 2017 ayı itibariyle, davalı k.davacının yapmış olduğu toplam ödemenin 4.620.000,00 USD+KDV olduğunu, buna göre davalı k.davacının müvekkil şirkete 880.000,00 USD+KDV eksik ödeme yapmış olduğu hususunun da ihtilafsız olduğunu, sözleşme davalı k.davacı tarafından haksız feshedildiği için müvekkili şirketin 880.000,00 USD intifa ivaz gelirinden mahrum olduğunu ancak bu miktarın tamamının zarar olmadığını, çünkü taşınmazdan 8 ay intifa ivazı alınamadıktan sonra 60.000,00 TL/ay kira geliri elde edilmeye başlandığını,

total zarar olan 880.000,00 USD+KDV'den Türk Lirası üzerinden kiraya verilmek suretiyle elde edilen işletme geliri dolara çevrilerek total zarardan mahsup edilmek suretiyle gerek esas dava gerekse birleşen dava yönünden müvekkili şirketin gerçek zararının tespit edilmesi ve hesaplanacak gerçek zararın sözleşmeyi haksız fesheden davalı k.davacı tarafından tazmin edilmesine karar verilmesi gerektiği halde İlk Derece Mahkemesi'nin Yasaya ve Yargıtay Kararlarına aykırı olarak zararın tespiti için bilirkişi raporu almamak suretiyle büyük bir hata yaptığını,

İlk Derece Mahkemesi'nin aynı paragraf içerisinde davanın tarafları arasındaki sözleşmeyi hem kira hem de intifa sözleşmesi olarak nitelendirmesinin çelişkili ve hatalı olduğunu, müvekkili şirketin fesih ihbarından sonra davalı k.davacı şirket ile hiçbir zaman taşınmazın yeniden kiralanması konusunda görüşmeler yapmadığını, dosyada buna ilişkin herhangi bir beyan ve delil de bulunmdığını, İlk Derece Mahkemesinin davacı müvekkilinin davalı ile taşınmazın kiralanması hususunda görüşmeler yaptığını ancak bir uzlaşı sağlanamadığını nereden çıkardığını anlamanın mümkün olmadığını,

İlk Derece Mahkemesi'nin aynı koşullarda yeni bir işletmeci bulunma süresini hangi bilgi birikim ve tecrübe ile tespit ettiğinin belli olmadığını, ancak keyfi belirlenmiş olan 6 aylık sürenin kabulünün de mümkün olmadığını, çünkü intifanın terkininden hemen sonra Temmuz 2017 başında yeni işletmeci arayışına girmiş olan müvekkili şirketin 6. ayın sonunda en yüksek teklifi 60.000,00 TL/ay olarak alabildiğini,

davalı k.davacı tarafından uzun süre işletilmediği için tüm cazibesini kaybetmiş olan istasyonun daha fazla boş kalmasını istemeyen müvekkili şirketin aylık 60.000,00 TL bedeli değerlendirmeye karar vermesi üzerine davalı k.davacıya ihtarname çekilerek daha iyi koşullarda kiralayacak veya intifa hakkı alacak bir işletmeci varsa bildirmesi aksi halde 60.000,00 TL aylık kira bedeli karşılığı kiraya verileceğinin ihtar edildiğini, ihtarnameye cevap dahi verilmediği için istasyonun aylık 60.000,00 TL bedelle kiraya verildiğini, bu nedenle 6 aylık makul sürede aynı şartlarla yeni bir kiracı bulunabileceği tespitinin hatalı olduğunu,

intifanın terkininin 16.06.2017 tarihinde yapıldığını ve anahtarların da bu tarih itibariyle notere bırakıldığını belirten İlk Derece Mahkemesinin yeni bir kiracı bulabilmek için belirlemiş olduğu 6 aylık makul süreyi 28.02.2017 tarihinden başlatmasının da başka bir hata ve çelişki olduğunu, teslimin fiili olarak Ocak 2018 de yapılmış olduğunun sabit olması karşısında kabul anlamına gelmemek kaydıyla fiili teslim günü 16.06.2017 tarihi olarak kabul edilse dahi taşınmaza bu tarihten önce yeni bir işletmeci aranmasının olanaksız olduğunu çünkü istasyonun tahliye edilmediğini, teslim edilmediğini ve zilyetliğin devam ettiğini,

İlk Derece Mahkemesi'nin başka bir yanlı ve çelişkili kararının da intifa hakkı tesis edilmesine dair sözleşmeye kira akdi muamelesi yapmak ve toplam intifa bedelini 180 aya bölmek suretiyle aylık değer belirleyerek, belirlediği aylık değere göre fazla ödeme tespiti yapacak kadar, olayı çarpık hale getiren, yetersiz bilirkişi raporuna dayanmış olması olduğunu, sözleşmede böyle bir hüküm olmadığı halde sözleşme bedeli olan 5.550.000,00 USD aylara bölünmek ve farazi olarak aylık 30.833,33,00 USD tespit etmek ne derece hatalı ise hükme esas alınmasının da aynı derecede yanlış olduğunu,

dayanak bilirkişi raporunun yetersiz olduğuna dair itirazları doğrultusunda yapılan hesaplamaları da kabul etmediklerini, İlk Derece Mahkemesi'nin bilirkişi tarafından davacı lehine aylık 30.833,00 USD üzerinden yapılan hesaplamaya göre karar verirken, müvekkili için aylık 15.000,00 USD ye karar vermek suretiyle hakkaniyet ve objektiflikten uzaklaştığını bir kez daha gösterdiğini, yine Mahkemenin müvekkili şirket yönünden makul süre olarak belirlendiği belirtilen 6 ayın ilk 4 ayı için 30.833,33 USD, son iki ay için de 15.000,00 USD şeklinde karar vermek suretiyle hata ve çelişki zincirine bir yenisini eklediğini, karşı dava yönünden;

sözleşmeyi ve intifa hakkını haksız fesih/terkin ettirdiği için tam kusurlu olan davalı k.davacı tarafından açılan karşı davanın, hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceğine dair temel hukuk ilkesi, yasa ve emsal yargıtay kararları doğrultusunda haksız ve dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddi gerektiği gözetilmeden karşı davanın kabulüne karar verilmiş olmasının yasaya ve yargıtay kararlarına aykırı olduğunu Yasa ve Yargıtay kararlarında sözleşmeyi haksız fesheden tarafın,

haksız feshe dayanarak zararının tazminini isteyebileceğine dair hiçbir hüküm içermediği gibi tam aksine sözleşmeyi haksız fesheden tarafın karşı yanın tüm zararlarını giderme yükümlülüğünde olduğu yönünde olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin hukuka, adalete, hakkaniyete, hukukun evrensel ilkelerine, yasaya ve Yargıtay içtihatlarına aykırı kararıyla, sözleşmeyi haksız feshettiği için davalı k.davacıyı ödüllendirdiğini, buna mukabil sözleşmenin feshinde hiçbir kusuru olmayan müvekkili şirketi ise cezalandırdığını, davalı k.davacının,

peşin ödemiş olduğu intifa ivaz bedelinin iadesini (istirdadını) hiç bir koşulda talep etmesi mümkün olmadığı gibi sözleşmeyi ve intifa hakkını haksız feshetmesinden dolayı tam kusurlu olduğundan dolayı müspet zararının tazmini olarak da talep edemeyeceği Yargıtay Hukuku Genel Kurulu kararı ışığında anlatılmış olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesinin Yargıtay hukuk Genel Kurulu kararına rağmen peşin ödemenin iadesine karar verdiğini, Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre karşılıklı borç doğuran sözleşmelerde peşin ödemelerin iadesinin (istirdadı) hiç bir koşulda talep edilemeyeceğini,

şayet peşin ödeme yapılmış ise sözleşmenin feshinde haklılık ve kusur durumuna göre peşin ödemenin müspet zarar içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, şayet peşin ödemeyi yapan sözleşmenin feshinde kusursuz ise yapmış olduğu peşin ödemenin müspet zarar olarak kaşı yandan tazminine karar verilmesi gerektiğini, peşin ödemeyi yapan kusurlu ise tazmin edilmesini talep etmesinin mümkün olmadığını, birleşen dava yönünden ise;

birleşen davada sözleşmeye dayalı kur farkından kaynaklı herhangi bir taleplerinin söz konusu olmadığını, tam aksine taleplerinin sözleşmenin davalı k.davacı şirket tarafından haksız feshi nedeniyle ortaya çıkan zararın tazmini talebine ilişkin olduğunu, dava dilekçesinde de ayrıntılı olarak izah etmiş oldukları gibi müvekkili şirketin sözleşmenin haksız feshi nedeniyle ikinci zararının ise akaryakıt/LPG istasyonunu Türk Lirası üzerinden kiraya vermek zorunda kalması ve Dolar kurunun yükselmesinden kaynaklandığını,

davalı k.davacı şirketin sözleşmeyi haksız feshetmesine rağmen davaya konu akaryakıt istasyonunu teslim etmediğini ve istasyondaki zilyetliğini 2017 yılı Aralık ayı sonuna kadar sürdürdüğünü, buna rağmen kiracı arayışına girerek uzun süre davalının intifa ivazıyla aynı şart ve koşullarda kiracı arayan müvekkili şirketin tüm çabalarına rağmen aynı koşullarda yeni bir işletmeci bulamamış olup aldığı en yüksek teklifin 60.000,00 TL+KDV/ay olduğunu, davalı şirkete Ankara 54. Noterliği'nin 13.12.2017 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesi keşide edilerek; alınan en yüksek teklifin 60.000,00 TL/ay olduğu,

eğer daha iyi koşullarda bir kiracı var ise bildirilmesi, aksi halde akaryakıt istasyonunun 60.000,00 TL/ay bedel karşılığında kiraya verileceği ve müvekkilin uğrayacağı zararların da kendilerinden talep edileceğinin ihtar edildiğini, davalı k.davacı ihtarnameye kayıtsız kaldığı için akaryakıt ve LPG istasyonunun 60.000,00 TL/ay bedelle kiraya verildiğini,

huzurdaki davanın açıldığı tarihte dolar kurunun 4,00 TL civarında olduğunu akaryakıt istasyonuda aylık 60.000,00 TL+KDV bedel karşılığı kiraya verildiği için ilk birkaç ay kur farkından dolayı zarar oluşmadığını ancak aradan geçen süreçte dolar kurunun 13,50 TL seviyelerine kadar yükselmesi üzerine müvekkilinin kur farkından kaynaklı zararlarının meydana gelmeye başladığını, bunun üzerine sözleşmenin haksız feshi nedeniyle kur farkından kaynaklı müvekkili şirket zararlarının tazmini için birleşen dava (Antalya 1.Ticaret ... ) açılarak;

davalı-k.davacı şirketin, sözleşmeyi haksız ve tek taraflı olarak feshetmiş olması nedeniyle müvekkil şirket her ay almakta olduğu 15.000,00 USD/ay intifa ivaz bedelinden mahrum kaldığı için zarara uğradığı, şayet sözleşme haksız feshedilmemiş olsaydı müvekkili şirketin Nisan 2018-Ocak 2021 döneminde de aylık 15.000 ,00 USD intifa ivaz bedeli taksitlerini tahsil etmeye devam edeceğini,

sözleşmenin haksız feshinden sonra akaryakıt istasyonu aylık 60.000,00 TL/ay bedelle kiraya verilmek zorunda kalındığı ve kur farkından dolayı ilk birkaç ay dışında 60.000,00 TL 15.000,00 USD yapmadığı için müvekkili şirketin her geçen ayda kur farkından dolayı zarara uğramaya devam etmiş olduğunu, Nisan 2018-Ocak 2021 döneminde kur farkından kaynaklı olarak müvekkili şirketin toplam 141.097,19 USD zarara uğramış olduğunun hesaplandığını, fazlaya dair haklar saklı tutularak bunun 100.000,00 USD lik tutarının davalı k.davacı tarafından tazmin edilmesine karar verilmesinin talep edildiğini,

şayet sözleşme haksız feshedilmemiş olsaydı müvekkili şirketin bakiye intifa ivazlarını aylık 15.000,00 USD şeklinde alacağının ihtilafsız olduğunu, oysa sonraki dönemde kira bedelinin TL olarak alındığını, dolasıyla ortaya çıkan zararın sözleşmeyi haksız fesheden davalı k.davacı tarafça tazmin edilmesinin yasa ve Yargıtay kararları gereği olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin, ısrarlı taleplerine rağmen Yargıtay içtihatlarının gereğini yerine getirmemesi ve uzman bilirkişi heyetinden rapor almaması üzerine taraflarınca ...Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.

Dr. ...ye başvurularak 07.02.2022 tarihli uzman görüşünün alındığını 07.02.2022 tarihli uzman görüşünde de sözleşmenin haksız feshedilmiş olduğu gibi intifanın da haksız terkin edildiğinin, haksız feshetmiş olan davalı ...Ş.'nin davacı ...nin menfi ve müspet zararını karşılaması gerektiğinin, buna mukabil sözleşmeyi tek taraflı ve haksız feshetmiş olan davalı k.davacı ...Ş.'nin ...den para iadesi talebinin ise haksız olduğunun yasal gerekçeleriyle ortaya konulduğunu, ancak İlk Derece Mahkemesi'nin davanın haklığılığını ortaya koyun uzman görüşünü dahi tartışmadığını ve değerlendirmediğini,

neticede İlk Derece Mahkemesi'nin eksik delil toplamak suretiyle uzman bilirkişi heyeti raporu almamakla kalmadığı gibi uzman görüşünü de kararda gerekçeli olarak tartışmamış ve değerlendirmemiş olmasının Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, Yargıtay içtihatlarında haksız feshin sabit olduğu durumlarda uzman bilirkişiler vasıtasıyla müspet veya menfi zarar tespiti yaptırıldıktan sonra çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği içtihat edilmesine rağmen, davada sözleşmenin haksız feshedilmiş olduğu sabit olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi'nin uzman bilirkişiler vasıtasıyla müspet/menfi zararın tespiti için rapor almadığını,

usule aykırı olduğunu ısrarla belirtmelerine rağmen birisi İstanbul 16.Aslye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla İstanbul'dan diğeri ise Viranşehir Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla Viranşehir'den olmak üzere iki ayrı ilden iki farklı ve birbiriyle çelişkili bilirkişi raporlar aldığını, bu duruma taraflarınca itiraz edilerek sözleşmenin davalı k.davacı ...Ş. tarafından haksız feshedildiğinin sabit olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin müspet zararının tespiti için uzman bir bilirkişi heyetinden menfi ve müspet zarar hesaplarının yapıldığı yeni bir rapor alınmasının talep edildiğini,

İlk Derece Mahkemesi'nin birçok kez talep etmelerine rağmen uzman bilirkişi heyetinden rapor almadığını, eksik delil ile karar verdiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas dava ile birleşen davanın kabulüne, haksız ve dayanaksız karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava bakımından müvekkili şirket aleyhine verilen kararın haksız ve hukuka aykırı olup kaldırılması gerektiğini, daha önceki dilekçelerinde de açıkça belirttikleri üzere müvekkili şirketin davacı-karşı davalı şirket taşınmaz malikine sözleşmenin feshedilerek intifanın terkin edileceğini ve taşınmazın kendisine teslim edileceğini önceden bildirdiğini, bu bildirimin üzerinden 6 ay geçtiğini, bu süre içerisinde davacı-karşı davalı şirketin ne müvekkilini zorlayan kira bedelini indirdiğini ve sözleşmenin devamını sağlayacak adımlar attığını,

ne de akaryakıt istasyonu için başka bir kiracı aradığını, davacı-karşı davalı şirketin iddialarının aksine gerek somut olayda görüldüğü üzere gerekse Yargıtay kararları uyarınca taşınmazın yeniden kiraya verilebilmesi için gereken makul süre 6 ay olup, 2 ay olarak belirlenen ve daha sonra 6 aya kadar çıkartılan süre boyunca müvekkili şirketin ödemelerine devam ettiğini,

dolayısıyla müvekkili şirketin Temmuz ve Ağustos aylarının da intifa bedelinden hakkaniyet gereği sorumlu olması kanaatine varılarak bu aylara ilişkin 30.000,00.-USD karşılığı olan 122.400,00.-TL yönünden davacının bu talebinin kısmen kabulüne karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira makul süre 6 ay olup, 2 ay olarak belirlenen ve daha sonra 6 aya kadar çıkartılan süre boyunca müvekkili şirketin ödemelerine devam ettiğini,

müvekkili şirket tarafından 6 ay boyunca intifa bedeli ödemeleri yapıldığı halde İlk Derece Mahkemesi tarafından Temmuz ve Ağustos aylarına ilişkin intifa bedelinin de hakkaniyet gereği müvekkili şirkete yükletilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacı-karşı davalı şirketin iddia etmiş olduğu alacağı döviz cinsinden olmakla birlikte dava dilekçesinde TL cinsinden talepte bulunduğundan artık bu aşamadan sonra ilk tercihinden vazgeçerek TL yerine döviz cinsinden alacağa hükmedilmesini isteyemeyeceğini,

davacı-karşı davalı şirket 18.02.2021 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde yer vermiş olduğu talepler hususunda ıslah talebinde bulunmuşsa da bu taleplerin reddi gerektiğini, somut olaya uygulanması gereken 6098 Sayılı TBK'nın 99. maddesi uyarınca konusu para olan borcun ülke parasıyla ödeneceğini, ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacaklının ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahip olduğunu, ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu seçimlik hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişinin bu kararından geri dönemeyeceğini,

karşı dava bakımından gerekçeli kararda faiz yönünden karar tesis edilmediğini, müvekkili şirket açısından 735.000,00 USD'nin tahsilinde faiz yönünden hüküm kurulmamış olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava bakımından müvekkili şirketin borcu bulunmadığının tespiti ve karşı dava bakımından faiz ve faiz başlangıç tarihi yönünden kararın düzeltilerek esas hakkında karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.

HMK'nın 353/1-a. maddesinde Bölge Adliye Mahkemesi'nin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği haller sayılmış olup bunlardan birisi de 6. bentteki uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halidir.

Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;

Asıl dava; davacının maliki olduğu taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunun işletilmesi amacına matuf 15 yıl süreli intifa hakkı tesisine ilişkin protokolün davalı tarafça süresinden önce tek taraflı ve haksız feshedildiği iddiasıyla açılan gelir kaybından dolayı tazminat, yine mülkiyeti davacıya ait olduğu iddiasıyla reklam toteminin sökülüp götürülmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini ve ipoteğin fekki davasıdır.

Birleşen dava; davalının sözleşmeyi haksız ve tek taraflı olarak feshetmiş olması nedeniyle davalının her ay almakta olduğu 15.000,00 USD intifa ivaz bedelinden mahrum kaldığı için Nisan 2018-Ocak 2021 döneminde kur farkından kaynaklı olarak uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin tazminat davasıdır.

Karşı dava; davacının maliki olduğu taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunun işletilmesi amacına matuf 15 yıl süreli intifa hakkı tesisine ilişkin protokol uyarınca yapılan fazla ödemenin iadesi ve davalı tarafça yapıldığı iddia edilen (sökülüp alınamayacak) sabit yatırımlardan dolayı tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 30.000,00USD'nin dava tarihindeki karşılığı olan 122.400,00.-TL'nin 50.000,00.-TL'sinin dava tarihi olan 27/04/2018 tarihinden itibaren, bakiye 72.400,00.-TL'sinin ıslah tarihi olan 18/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının ipoteğin fekki ile totem bedelinin iadesine ve fazlaya ilişkin alacak taleplerinin reddine; karşı dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 735.000,00.-USD'nin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacı ...Ş.'ye ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, birleşen Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya kapsamından; taraflar arasında 31/01/2007 tarihli protokolün varlığı, bu protokol uyarınca davalı lehine davacının maliki olduğu taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunun işletilmesine matuf 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiği, davalı tarafça 02.01.2017 tarihli fesih bildirimi ile 28.02.2017 tarihinde sözleşmenin feshedileceğinin, intifanın terkin edileceğinin ve taşınmazın tahliye edileceğinin davacıya bildirildiği, 14.06.2017 tarihinde intifa hakkının tapudan terkin edildiği, 16.06.2017 tarihinde işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı ile işyeri anahtarlarının emanet tutanağı ile notere teslim edildiği,

davalının sözleşmeyi tek taraflı feshederek taşınmazı tahliye ettiği, tahliye edilen taşınmazın 02/01/2018 tarihinde davacı tarafça 3. bir kişiye kiralandığı, taşınmaz üzerine davalı lehine konulan ipoteğin halen kaldırılmadığı hususlarının ihtilafsız olduğu anlaşılmıştır.

Yerel Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın "sözleşmenin feshinin haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı, sökülüp götürüldüğü iddia edilen reklam toteminin mülkiyetinin hangi tarafa ait olduğu, davacının bunun bedelinin davalıdan istemekte haklı olup olmadığı, ipoteğin kaldırıma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, davacının fesih ve taşınmazın davalı tarafça tahliyesi sonucunda (sözleşmenin süresinden önce feshi) uğradığı zarar (kiradan dolayı) olup olmadığı, varsa miktarı, davalının bundan dolayı sorumlu tutulup tutulamayacağı,

Davalı-karşı davacının protokol hükümleri uyarınca taşınmazı tahliye ettiği tarih itibariyle davacıya fazladan ödemesi olup olmadığı, ayrıca yine protokol gereği taşınmaza yapmış olduğu ve bedelini davacı-karşı davalıdan talep edebileceği sabit yatırımlar olup olmadığı,

Davalı-karşı davacının taşınmazı ve akaryakıt istasyonunu tam olarak hangi tarihte tahliye ettiği, anahtarları notere teslim ettikten sonra taşınmazdaki zilyetliğini fiilen sürdürüp sürdürmediği" hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda davalının feshinin haklı olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmamış olup; asıl dava, karşı dava ve birleşen davada tarafların talepleri yönünden öncelikle feshin haklı veya haksız olma durumunun değerlendirilmesi gerekirken yetersiz gerekçe ile hüküm tesisi hatalıdır.

Kabule göre de; dosya kapsamında İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla talimat yoluyla davalı-karşı davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak rapor aldırılmış,

yine Viranşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla talimat yoluyla davacı-karşı davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak rapor aldırılmış olup Mahkemece asıl davada davacı-karşı davalının tazminat talebi yönünden davacının 28/02/2017 tarihinden itibaren yeni bir kiracı bulabilmesi için makul süre olarak 6 ay kabul edilerek davalı şirket tarafından da 2017 yılı Haziran ayına kadar (Haziran ayı dahil) intifa bedeli davacıya ödenmiş olduğundan, Temmuz ve Ağustos aylarının da intifa bedelinden hakkaniyet gereği sorumlu olması kanaatine varıldığından,

bu aylara ilişkin 30.000,00.-USD karşılığı olan 122.400,00.-TL yönünden davacının bu talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de davacı-karşı davalının yeni bir kiracı bulabilmesi için makul sürenin ne kadar olduğu ve hangi tarihten itibaren uygulanması gerektiği hususunda akaryakıt alanında uzman bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi heyetinden rapor alınmadan 6 aylık makul süre kabul edilerek 2 ay için aylık intifa ivaz miktarının ikiye çarpılması suretiyle hesaplanan miktara hükmedilmesi hatalıdır.

Aynı şekilde, dosya kapsamında İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla talimat yoluyla davalı-karşı davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak alınan rapor ile Viranşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla talimat yoluyla davacı-karşı davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak alınan rapordan başka asıl dava, karşı dava ve birleşen davadaki talepler yönünden herhangi bir bilirkişi raporu alınmadığı,

davacı-karşı davalı tarafça dosyaya sunulan uzman görüşünün de değerlendirilmediği görülmekle ayrı ayrı bilirkişilerden alınan işbu raporlar dava konusu uyuşmazlıklara ilişkin hüküm kurmaya yeterli ve elverişli nitelikte değildir.

Mahkemece karşı dava yönünden alınan bu bilirkişi raporlarına dayanılarak davalı - karşı davacı ...Ş.'nin sözleşme gereği davacıya fazladan ödenen bedelin 735.000,00.-USD olduğu, sözleşmenin sona ermiş olması sebebiyle söz konusu bedelin davalıya iadesi gerekeceğinden davalının bu yönden talebinin kabulüne karar verilmiş ise de asıl davada aylık 15.000,00 USD olarak tazminat belirlenmesine rağmen karşı davada aylık 30.833,33 USD üzerinden tazminat hesaplaması yapılan rapor hükme esas alınarak karar verilmesi de çelişkilidir.

Yine birleşen dava yönünden.

Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesinde kur farkından dolayı açıkça ödeme yapılacağına dair bir madde bulunmadığından dolayı kur farkına ilişkin talebinin yersiz olduğu gibi sözleşmenin feshedilmiş olması karşısında davacının artık sözleşmeye dayalı kur farkı alacağını talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacı-karşı davalının birleşen davadaki talebinin sözleşmeye dayalı kur farkından kaynaklanmadığı,

davacı-karşı davalı vekilinin birleşen dava dilekçesinde müvekkili şirketin davaya konu akaryakıt istasyonunu davalıdan almakta olduğu aylık 15. 000,00 USD'yi ancak karşılayacak miktar olan 60.000,00 TL üzerinden ve kira ödemesinin ilk iki ayı ödemesiz olacak şekilde kiraya vermek zorunda kaldığını,

her ne kadar ilk aylarda dolar kurunun 4,00 TL olması nedeniyle aylık 60.000,00 TL davalı şirketin ödemesi gereken 15.000,00 USD ye denk gelmiş ise de ikinci aydan itibaren dolar kurundaki artıştan dolayı yeni kiracıdan tahsil edilen aylık 60.000,00 TL sözleşme haksız feshedilmemiş olsaydı davalı tarafından ödenecek olan 15.000 USD nin altında kalmaya başladığı için müvekkilinin her bir ay için değişen oranlarda zarara uğradığını beyanla taraflar arasında akdedilen 31.01.2007 Tarihli protokol ile protokole bağlı kurulmuş olan intifa hakkının davalı tarafından tek taraflı ve haksız olarak feshedilmesi nedeniyle müvekkili şirketin Nisan 2018

ile Ocak 2021 ayları arasında geçen süreçte kur farkından kaynaklı uğradığı 141.097,19 USD intifa ivaz geliri zararına karşılık fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 USD' nin (yüzbin Dolar) dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ettiği, Yerel Mahkemece davacının talebinin esasen munzam zarar istemine ilişkin olduğu gözetilmeksizin yanılgılı nitelendirme ile davacının talebinin sözleşmeden kaynaklı kur farkı alacağına ilişkin olduğu değerlendirilerek birleşen davanın bu nedenle reddine karar verilmesi de hatalıdır.

Sonuç olarak; davacı-karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı vekillerinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile, Mahkemece akaryakıt alanında uzman sektör bilirkişisi, nitelikli hesaplama uzmanı ve mali müşavir bilirkişiden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda tarafların iddia ve savunmaları, taraflar arasında imzalanan protokol hükümleri, dosyada mevcut fesih bildirimi, karşılıklı ihtarnameler, tanık beyanları, tarafların ticari defterleri incelenmek suretiyle alınan bilirkişi raporları,

uzman görüşü ile dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirilerek gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak öncelikle davalının feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi, sonucuna göre tarafların asıl dava, karşı dava ve birleşen davadaki taleplerine ilişkin yukarıda açıklanan tüm hususlar nazara alınmak suretiyle gerekçeli değerlendirme yapılarak karar verilmesi yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı-karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN KABULÜNE,

2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/02/2022 tarih ve ...Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,

4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı-karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının istem halinde İlk Derece Mahkemesi'nce yatıran tarafa İADESİNE,

5-Davacı-karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi'nce yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA,

6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgili tarafa İADESİNE,

8-Kararın İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara TEBLİĞİNE,

Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 07/02/2025

...

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/3056, K. 2025/56, 7 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Davacının İddialarının Özeti
  5. Davalının Savunmalarının Özeti
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  7. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3056
Karar No
2025/56
Tarih
7 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2022/3405 K.2025/320
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2022/3444 K.2025/277
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2022/3456 K.2025/342
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2022/3473 K.2025/283
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2022/3515 K.2025/315
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2022/3530 K.2025/359

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.