KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/39
- Karar No
- 2026/9
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2026
- İncelenen kararın mahkemesi
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 09/07/2025
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazım tarihi
- 20/01/2026
Karar Metni
997 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkilinin davalı taraftan Korkuteli 1. Noterliği'nin 13/01/2025 tarih ... yevmiye numaralı 13/01/2025 tarihli araç satış sözleşmesi ile ... plakalı araç yine Korkuteli 1. Noterliği'nin 13/01/2025 tarih ... yevmiye numaralı, araç satış sözleşmesi ile ... plakalı aracı satın aldığını, bunlara ilişkin 13/01/2025 tanzim tarihli, 27/06/2025 vade tarihli 450.000,00-TL bedelli senet ve 13/01/2025 düzenleme tarihli 27/06/2025 vade tarihli 300.000,00-TL bedelli senet tanzim edilerek davalıya verildiğini,
söz konusu bononun tanzim tarihi ile müvekkilinin noter araç satış sözleşmesi aynı tarih olmasına rağmen talep edilen bono ile noter sözleşmesinde belirtilen bonoların vade ve miktarlarının uyuşmadığını, müvekkili tarafından söz konusu araç satışına ilişkin dava konusu senedin hiçbir şekilde verilmediğini, davaya konu bononun üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkili davalıya karşı maddi anlamda takibe dayalı senedi vermediğinden herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin talefisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağını,
müvekkilinin uğrayacağı muhtemel zararların engellenmesi adına öncelikli olarak teminatsız şekilde ihtiyaten durdurma kararı verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle 13/01/2025 tanzim tarihli, 27/06/2025 vade tarihli 260.000,00-TL bedelli bono yönünden öncelikli olarak teminatsız mahkeme aksi kanaatte ise teminat ile tedbiren durdurulmasına, ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulüne, davacı müvekkilinin 13/01/2025 tanzim tarihli, 27/06/2025 vade tarihli 260.000,00-TL bedelli bono yönünden davalı yana borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili 28/06/2025 tarihli beyan dilekçesinde özetle; eldeki dava kapsamında menfi tespit istemine konu bono ile ilgili imza itirazı da mevcut olduğunu, dava dilekçesinde belirttikleri haliyle davaya konu olduğu üzere de icra takibinde bulunan bonodaki imzaların müvekkiline ait olmadığını, imza inkarı içeren menfi tespit istemleri açısından zorunlu arabuluculuk müessesesi olmadığını beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinin 1. fıkrası " (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü içermektedir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 'Dava Şartı Olarak Arabuluculuk' başlıklı 18/A maddesinde ise "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir.
Dava dosyası incelendiğinde; dava dosyasının mahkememize tevzi edilmeden önce arabuluculuğa başvurulmayıp, arabuluculuk sürecinin tamamlanmadığı anlaşılmıştır. Arabuluculuğa ilişkin dava şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a-2 maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin "davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine" şeklinde karar verdiğini, ancak müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, davanın usulden reddi sebebiyle AAÜT uyarınca lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/2 maddesine göre "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." düzenlemesi mevcuttur.
Buna göre mahkemece dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı verildiğinden, AAÜT'nin 7/2. maddesi gereği tarifenin 2. kısmının 2. bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere 3. kısma göre davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Sonuç olarak; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2026/39, K. 2026/9, 20 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama