KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1168
- Karar No
- 2026/224
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2026
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 11/11/2022
- Davanın konusu
- Genel Kurul Kararının iptali
- Yazım tarihi
- 25/02/2026
Karar Metni
2.060 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından 12/04/2021 tarihinde genel kurul toplantısını yapıldığını, toplantıya müvekkili ile ...'in vekalaten, ... ve ...'in katıldığını, toplantı gündeminin 3.maddesinde müdürler Kurulu'nun 2020 faaliyet raporunu görüşülmesinde hazırlanması gerekli olan yıllık faaliyet raporu, genel kurul toplantısından en az 15 gün önce şirket merkez ve şubelerinde pay sahiplerinin incelemesine sunulmadığı,
yıllık faaliyet raporunun yazılmadığını, yıllık faaliyet raporunun genel kurulda okunmadığını, müzakere edilmediğini, pay sahipleri için müdürler kurulunun şirketi basiretli bir yöneticinin özeni ile yönetip yönetmediklerini tespit ederken şirketin yıllık faaliyet raporlarının önemli bir belge ve delil olduğunu, şirket faaliyetlerinin pay sahipleri tarafından daha ayrıntılı görülebilmesi ile,
yöneticilerin sorumluluğunun gündeme gelebileceğini, müvekkile bu yönde usulüne uygun olarak inceleme imkanı verilmediğinden şirket faaliyetlerinin incelenemediğini, gerekli bilgilerin raporda yer almaması ya da eksik veya gerçeğe aykırı yer almasından dolayı raporu hazırlayanın sorumlu olacağını, davalı şirket tarafından yönetim kurulunun faaliyet raporunun hazırlanmadığını, faaliyet raporunun pay sahibi müvekkil tarafından incelenmesi ve varsa eksikliklerinin tespitinin mümkün olmadığını, genel kurul sırasında pay sahiplerine fiziken de yıllık faaliyet raporunun sunulmadığını,
şirket müdürü olan ... tarafından sözlü açıklamalar yapıldığını, müvekkilinin pay sahibi olduğu şirketin sermaye şirketi olduğunu, şirket müdürlerinin keyfi davranışlarıyla alacağından vazgeçemeyeceğini veya alacağını erteleyemeyeceğini, yapılan sözlü açıklamaların yetersiz ve eksik olduğunu, faaliyet raporu da sunulmadığından bu yönde inceleme yapılamadığını, olmayan raporun görüşülmesinin yasaya aykırı olduğunu, yine toplantı gündeminin 4.maddesi olan 2020 yılı hesap döneminin mali tablolarının görüşülmesi ve kabulünde usul ve yasaya aykırı davranıldığını,
2020 yılı hesap dönemi mali tabloları incelenmek üzere tevsik edici belgeler ile müvekkilin incelenesine imkan verecek şekilde genel kuruldan 15 gün önce hazır edilmediğini, genel kurul davet yazısının müvekkile ulaştığında bir çok kez şirket merkezine gittiğini, şirket merkezi kapalı olduğundan inceleme yapılamadığını, müvekkilin mali tabloları incelemesine dürüstlük kuralına aykırı şekilde izin verilmediğini, yine toplantının 5.maddesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, müdürler kurulunun ibrasında müdürlerin oy kullanmasının mümkün olmadığını, genel kurulda müdürlerin oy kullanmasının sonuca etki ettiğini,
müdürler kurulunun ibrası kararı alınmasını sağladığını, müdürlerin kendilerini ibra ettiğini belirterek 12/04/2021 tarihli genel kurul toplantı tutanağında alınan kararların azlık haklarını ihlal, kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık taşıması sebebiyle müvekkilinin ciddi bir hak kaybına uğrama tehdidi altında bulunduğundan alınan 3-4-5 nolu kararların iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, bu talebini duruşmada tekrarlamıştır
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı taraf, cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Dava, davalı kooperatifin 12/04/2021 tarihli genel kurulunda alınan 3-4-5 numaralı kararların iptali davasıdır.
Mahkememizce yapılan yargılama toplanan deliller, toplantı tutanağı ve ekleri ve hüküm vermeye yeterli ve elverişli görülen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde dava konusu genel kurulun 3 ve 4.gündem maddelerinde sadece konunun görüşüldüğü, herhangi bir karar alınmadığı anlaşılmakla bu maddeler yönünden davacının davada korunmaya değer bir hukuki menfaati bulunmadığından davanın reddine, 5 numaralı gündem maddesinde ise Müdürler Kurulunun İbrasına dair kararda karar nisabına uyulmadığı, ibrası görüşülen müdürlerinde yasak olduğu halde oy kullandıkları anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile;
davalı şirketin 12/04/2021 tarihli genel kurulunda alınan Müdürler Kurulunun ibrasına dair 5 nolu gündem maddesinin iptaline, fazlaya ilişkin talebin hukuki menfaat yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş.." şeklindeki gerekçe ile, Davanın kısmen kabulü ile. Davalı şirketin 12/04/2021 tarihli genel kurulunda alınan müdürler kurulunun ibrasına dair 5 nolu gündem maddesinin iptaline, fazlaya ilişkin talebin hukuki menfaat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; olağan genel kurul kararının 3 ve 4 numaralı gündem maddesinin iptalinin gerektiğini, mahkemenin ispat yükünü tespitinde hataya düştüğünü, yıllık faaliyet raporunun ve mali raporun usulünce incelemeye sunulmadığını, hukuki yararın olmadığına dair tespitin yerinde olmadığını beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sürekli olarak işlemlere karşı dava açtığını, şirketin faaliyetine engel olmaya çalıştığını, genel kurul toplantısında alınan kararların usulüne uygun olduğunu, davacı tarafından, müvekkili şirketten her hangi bir bilgi veya belge talep edilmediğini, davacı aksini iddia etse de bu iddianın ispata muhtaç olduğunu ve davacı tarafça ispat edilemediğini, genel kurulda alacaktan vazgeçme yönünde bir karar alınmadığını, mahkemenin ibra hükmü yönünden davanın reddi kararı vermesi gerektiğini, davacının iddialarını ispat edemediğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı taraf, 3 ve 4 numaralı kararların da iptalinin gerektiğini ileri sürmektedir.
Türk Ticaret Kanunu m. 662'de genel kurul kararlarının butlanı ve iptali hakkında anonim şirk hükümlerine atıf yapılmış ve bu hükümlerin kıyas yoluyla limited şirkete de uygulanacağı öngörülmüştür.
Anonim şirketlerin genel kurul toplantılarında alınan kararlar, toplantıda hazır bulunup bulunmaması yahut karara olumlu oy verip vermemesinden bağımsız olarak şirketteki tüm pay sahipleri için geçerli olmaları sebebiyle usul ve yasaya aykırı genel kurul kararlarının iptali için başvurulabilecek imkânlardan biri olan genel kurul kararlarının iptali davası, TTK’nın 445 ve devamındaki maddelerde düzenlenmiştir.
Bu bağlamda TTK’nın 445. maddesi gereğince aynı Kanun’nun 446. maddesinde belirtilen kişiler kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içerisinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceklerdir.
Maddede sayılan sebepler tahdidi olmayıp somut duruma göre hukukun genel ilkelerine aykırı ve nesnellikten uzak nitelikte olan genel kurul kararlarının iptali mümkündür (Tekinalp, Ünal: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul 2015, s. 393).
Genel kurul kararları, pay sahiplerinin irade beyanı olan oyların belirli yönde yeterli sayıda kullanılmasıyla oluşur(Korkut, Ömer; Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının Butlanı, Nisan 2012, Karahan Kitapevi, s. 4).
Uyuşmazlık konusu genel kurulun iptali istenen 3 ve 4 numaralı kısımlarında bu yönüyle alınmış, teknik olarak bir "karar" yoktur. İlgili madde içeriklerinde bazı konuların görüşüldüğü, pay sahipleri tarafından görüşlerin belirtildiği görülmektedir.
Belirtmek gerekir ki; Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir. Davacının dava açmakla hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır(Arslan, Ramazan; Aktaran, Hanağası, Emel, Davada Menfaat, Ankara 2009 Önsöz VII) Hukuki yarar, 6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinin (h) bendinde dava şartları arasında sayılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, genel kurul tutanağında 3 ve 4 numaralı kısımların iptalinin istenmesinde, ortada iptali istenebilecek bir karar olmadığından, davacı tarafın hukuki yararı yoktur. İlk derece mahkemesinin bu husustaki kabulü yerinde olmakla, bu yöne ilişkin davacı tarafın istinaf sebebi yerinde değildir.
Ayrıca, şirketlerde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre butlan, yokluk veya iptal edilebilirlik olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yokluk ve butlan halleri, mahkemelerce kendiliğinden göz önüne alınması gereken hallerdir(Tanım, Tahvil ve hakkın kötüye kullanılması yönünden farklı kurumlar olduğu konusunda bkz; Moroğlu, Erdoğan, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2017).
Yokluk, bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu/şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir (Bahtiyar, Mehmet, Ortaklıklar Hukuku, 14. Bası, Beta, İstanbul,2020,s.198). Yoklukta, hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dâhi meydana gelmiş değildir (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Servet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378).
Yokluğun bir hukuki işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliği ifade etmesinden hareketle genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi için öncelikle kurucu unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekir. Genel kurul kararlarının kurucu unsurları “genel kurul” ve “karar”dır.
Dolayısıyla bir genel kurul, kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde toplanmış veya kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde karar almışsa, alınan bu karar yoklukla maluldür (Ayrı yönde.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2864 Esas, 2025/1306 Karar; 2024/2803 Esas, 2025/757 Karar; 2024/407 Esas, 2024/8465 Karar; 2023/295 Esas, 2024/4130 Karar; Korkut, s. 36, Kırca, İsmail, Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, Onikilevha yayınları, İstanbul 2022, s. 8; Zengin, İbrahim Çağrı, Türk Ticaret Kanunu'na Göre Anonim Ortaklık Genel Kurulunda Yeter Sayılar, Onikilevha yayınları, İstanbul 2020, s. 491-494).
Somut uyuşmazlıkta, şirket müdürlerinin kendi ibralarında oy kullanmaları nedeni ile 5 numaralı kararın iptali talep edilmiş, mahkemece, 5 numaralı kararın iptaline karar verilmiştir.
TTK'nın 619. maddesinin birinci fıkrası uyarınca herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar.
Genel kurul tarihi itibariyle ... ve ... (06/04/2020 tarihli genel kurul kararı gereği 10 yıl süre ile seçilmişlerdir) şirket müdürüdürler ve iptali istenen genel kurulda anılan kişilerin ibra gündemli oylamada oy kullandıkları anlaşılmaktadır.
TTK'nın 620'inci maddesi gereği, kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları, toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınır. Oydan yoksunluğun bulunduğu somut durumda, oy hakkından yoksun olan müdürlerin oyları dışında karar nisabının sağlanması gerekir.
Oy hakkından yoksun olan şirket müdürleri haricinde oy kullanan davacının 500, diğer oy kullananın da 500 payının olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle gerekli nisapta alınmış bir ibra kararı yoktur.
Anılan açıklamalar ışığında genel kurulun 5 numaralı gündem maddesindeki ibraya ilişkin alınan karar yoklukla maluldur.
İlk derece mahkemesince, yokluk tespiti kendiliğinden göz önüne alınması gereken bir husus olduğu ve somut uyuşmazlıkta davaya konu 5 numaralı ibra kararının yoklukla malul olduğu gerekçesiyle, davalı şirketin 12/04/2021 tarihli genel kurulunda alınan müdürler kurulunun ibrasına ilişkin 5 no'lu gündem maddesinin yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, iptaline karar verilmesi hatalı olmuştur.
6100 sayılı HMK m. 353/1,b-2 gereği; Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince re'sen sebeple kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemiz kararında belirtilen gerekçeyle karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/1168, K. 2026/224, 25 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama