KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2567
- Karar No
- 2024/250
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 10/06/2024
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazım tarihi
- 04/11/2024
Karar Metni
851 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilleri aleyhine alacaklı tarafından Denizli İcra Müdürlüğünün ...
Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak söz konusu alacağın, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe konu edilmesinin şu aşamada söz konusu olmayacağını, dava konusu var olduğu iddia edilen hakkın esası hakkında bir karar verilebilmesi için, alacağın net olarak belirlenmesi gerektiğini, oysa davalı banka ödenmeyen krediler için müvekkillerine Denizli 1. İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile eldeki davaya konu İhtar ile bildirdiğini, borcun tamamı için teminat olarak almış olduğu bonoyu icraya koyduğunu, icraya konu edilen bononun 214,000,00 TL olduğunu, Müvekkillerine 09.01.20219 Tarihin de çekilen ihtarname deki muaccel hale gelen borcun ise 215.594,21 TL olduğunu, Bu ihtarname konusu olan borcun müvekkilleri tarafından Denizli İcra Müd. ... Esas (...
Esas ) sayılı dosyasından 460,000,00 TL olarak ödendiğini, Müvekkilleri Denizli İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosya ödemesi yaparlarken davalı banka ve vekili ile yapmış oldukları görüşmeler neticesin de başkaca borç kalmadığını beyan edilmiş ise de müvekkillerinin borç ödemesinin akabin de eldeki icra takibinin açıldığını, Davalı banka elinde tutmuş olduğu teminata ilişkin alınan bonoyu icra ettiğini ve tahsil ettiğini, Denizli İcra Müd ...
Esas sayılı dosyasında diğer teminat hükmün de olan ipoteği ayrıca icraya koyduğunu, İcraya konulan ipotek belgesi ile alakalı müvekkillerinin davalıya hiç bir borçları bulunmadığını, davalı tahsil etmiş olduğu paranın haricin de teminat olarak verilen ipotek belgesine dayanarak haksız ve usulsüz bir şekilde icra takibi açarak müvekkillerin ticari itibarlarını zedelediğini, Bu nedenlerle hem esas hem usul bakımından yasaya aykırı bir şekilde açılmış,
hukuki temeli bulunmayan alacağın öncelikle ödeme emrinin akabinde icra takibinin teminatsız olarak mahkeme aksi kanaatte ise %15 teminat bedeli ile tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, davayı kabul etmediğini, davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini belirtmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava, cevap, arabuluculuk başvuru formu ve arabuluculuk son tutanağı ve tüm dosya içeriğine göre davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ..." şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; açtıkları davanın bir alacak davası olmayıp alacağın tespiti niteliğinde bir dava olduğunu, ilk derece mahkemesi TTK'nın 5/A.maddesini geniş yorumladığını, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin de menfi tespit davasında arabuluculuk aranmayacağına ilişkin kararının bulunduğunu, menfi tespit davalarında borçlu olmadığının tespiti istemi olup alacak yada tazminat ödenmesi istenmediğine göre bu tür davalardan önce arabuluculuğa başvuru şartı aranmasının kanuna açıkça aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
TTK'nın 5/A-1 maddesi:" Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzenlenmiştir.
6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi: "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, TTK'nın 5/A.
Maddesi 7445 sayılı Kanunun 31.maddesiyle değiştirilerek menfi tespit davaları da arabuluculuğa tabi kılınmış olup, bu kanunun 43.maddesiyle 31.maddenin 01/09/2023 tarihi itibariyle yürürlüğe gireceğinin belirtildiği eldeki davanın bu tarihten sonra 20/12/2023 tarihinde açılması sebebiyle arabuluculuğa tabi olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/2567, K. 2024/250, 4 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama