KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/39
- Karar No
- 2024/125
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 12/02/2021
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Yazım tarihi
- 01/10/2024
Karar Metni
888 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, taraflar arasında cari hesap ilişkisinin mevcut olduğunu, bu ilişkiden kaynaklı asıl alacak miktarının 14/11/2011 tarihi itibari ile 53.212,46 TL olduğunu, müvekkili şirket tarafından muhtelif tarihli irsaliyeli fatura ile davalı borçluya teslimi yapılan malların bedellerinin ödenmediğini, fatura altlarında cari hesap miktarının bakiye borç miktarının belirtilmiş olduğunu, borçlunun da herhangi bir itirazı olmadığını, alacağın ödenmesi hususunda yapılan görüşmelerin karşılıksız kaldığını ve sonunda davalı hakkında Denizli 5. İcra Müdürlüğünün ....
Esas sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlattıklarını, davalının söz konusu takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve usule aykırı olduğunu ve iptaline karar verilmesini, % 20 den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, müvekkili ile davacı şirket arasında birkısım ticari ilişki söz konusu olduğunu fakat buna ilişkin olarak müvekkiline kesinlen ve teslimi yapılan malların tümünün bedellerinin müvekkili tarafından ödendiğini, bu durumun müvekkilinin ticari defterinde ve ödeme aracı olarak kullanılan banka kayıtlarında açıkça görüleceğini, fatura altlarında cari hesap miktarının bakiye borç miktarı olarak belirtilmesinin hukuki açıdan geçerliliğinin bulunmadığını, ödenmeyen faturalar konusunda müvekkilinin uyarılmadığı için önceden faiz istenmesinin mümkün olmadığını, davacının alacak iddiasının yargılamayı gerektirmekte olduğunu,
haksız ve yersiz olduğundan bahisle davanın reddini, %20 icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...25/11/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacı şirketin davalı adına düzenlediği fatura toplamının 395.613,15 TL olduğu, davalının davacıya çek, EFT ve nakit olarak ödediği miktarın ise 248.000,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Buna göre; davacı tarafın alacağının takip miktarı kadar olduğu anlaşılmış olup, takipten önce davacı tarafından faturalar davalı tarafa tebliğ edilmediğinden işlemiş faizin şartlarının oluşmadığı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Alacağın belirlenebilir ve likit olması sebebiyle şartları oluştuğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aleyhe delil olarak nitelendirilmesi gereken ticari defterdeki kaydın yok hükmündedir denilmek sureti ile dikkate alınmadan rapor tanzim edilmesi ve raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davacı şirketin 2013 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmadığını, 2014 yılı yevmiye defterinin açılış kaydına göre müvekkilinin kendi defterlerinde davacıya 14.721,47 TL olarak borçlu göründüğünü, davacı kayıtlarında ise 2013 yılından devir eden alacak tutarının 38.799,58 TL olarak göründüğünü, bilirkişi tarafından bu kayıtların dikkate alınmadan rapor tanziminin hatalı olduğunu,
davacının 2013 yılı muavin defterinde ödeme olarak gösterilen 175.000,00 TL dikkate alınması gerektiğini, davacı defterindeki kaydın davacı aleyhine delil niteliğinde olduğunu, 2014 yılına devreden tutarın çekişmeli olduğunu, bu tutar çekişmeli olsa dahi 2014 yılında yapılan ödemeler dikkate alındığında ortada alacağın kalmadığının sabit olduğunu, alacak çekişmeli iken icra inkar tanzimine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereğince itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince verilen 12.02.2021 tarihli karardan sonra davalının 23.02.2023 tarihinde vefat ettiği UYAP sisteminin verdiği uyarı ile anlaşılmıştır.
Dava devam ederken taraflardan birinin ölümü halinde TMK'nun 28/1. maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur.
TMK'nun 599. Maddesinde " Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler." düzenlemesi bulunmaktadır.
Taraf teşkilinin sağlanması kamu düzeninden olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.
Mahkemenin kabulüne göre ise; davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre 2013 yılından devir bakiyesi 38.799,58 TL tutarında ve 2014 yılı fatura toplamı 156.773,93 TL tutarında olduğuna , davalının 2014 yılı ödemeleri ise 208.200 TL tutarında olduğuna göre bu hususun dikkate alınmaması yerinde değil ise de;
Somut olayda ; davalının ilk derece mahkemesince karar verildikten sonra vefat ettiği anlaşıldığından öncelikle davacı vekiline tebligat çıkartılarak, eldeki davaya davalı mirasçılarına karşı devam edip etmeyeceğinin sorulması, mirasçılara karşı davaya devam olunacak ise, mirasçıların davaya katılımlarının sağlanması gerekmektedir.
Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun resen sebeplerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/39, K. 2024/125, 27 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama