KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/419
- Karar No
- 2025/354
- Karar tarihi
- 24 Mart 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 31/12/2021
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Yazım tarihi
- 24/03/2025
Karar Metni
2.249 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı İle müvekkili ...-...
Konfeksiyon arasında 02/11/2019 tarihinde "Teklif Formu" başlıklı anlaşma tanzim edildiğini, taraflarca imza-kaşe edildiğini ve davalı-borçlu şirketin, müvekkilinden anlaşmaya konu ... isimli makineyi 02/11/2019 tarihinde satın aldığını, söz konusu makinenin 05/11/2019 tarihinde davalıya teslim edildiğini ve çalışırlığının müvekkili ... tarafından kurulumu yapılarak test edildiğini, buna dair bir video kaydı dahi tutulduğunu, buna ilişkin tanıkların olduğunu, düzenlenen 05/11/2019 tarih ve ... numaralı faturaya konu borcun 17.200,00 TL tutarındaki bakiyesi için davalı şirketçe herhangi bir ödeme yapılmadığını,
borcun ödenmemesi üzerine davalı-borçlu şirket hakkında Denizli 2. İcra Müdürlüğü’nün ...
Esas sayılı icra takip dosyasıyla 17.200,00 TL asıl alacak ve 490,67 TL işlemiş faiz toplamı 17.690,67 TL'nin tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalı-borçlu şirket tarafından 11/02/2020 tarihinde borca itiraz ederek takibin durdurulduğunu, bunun üzerine arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamadığını, davalı-borçlu şirketin takibin dayanağı olan faturaya yasal süre içinde itiraz etmeyerek, faturaların mündericatını kabul etmiş olduğundan, borçlu olmadığını ileri süremeyeceğini, takibe itiraz etmesinin haksız ve dayanaksız olduğunu beyan ederek,
borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davalı vekili, davacının icra takibine ve dava dosyasına dayanak olarak gösterdiği 02/11/2019 tarihli teklif formu ve var olduğu iddia edilen 05/11/2019 fatura sebebiyle doğmuş olduğu iddia edilen borçtan müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirketin bahsi edilen ve borç dayanağı olarak gösterilen sözleşmeye veya faturaya istinaden hiçbir borcu bulunmadığını, ne faturanın, ne de fatura içeriği makinenin müvekkili şirkete teslim edilmediğini, müvekkilinin kayıtlarında böyle bir fatura bulunmadığını,
davacı yanın teslim ettiğini iddia ettiği makineye istinaden teslimi ispata yarar usulüne uygun bir delil sunamadığını, var olduğu iddia edilen video kaydının müvekkili şirket tarafından kabul edilmesinin mümkün olmadığını, delil olarak video kaydına dayanılmasının mümkün olmadığını, yine dava ve takip konusu edilen faturanın da müvekkili şirkete teslim edilmediğini, teslim iddiasının tanık delili ile de ispat edilmesinin mümkün olmadığını, tanık dinletme talebine muvafakat etmediklerini, davacı tarafın faiz talebinin ve talep ettiği faiz oranının da kabul edilmesinin mümkün olmadığını, zira temerrüt ihtarı da bulunmadığını,
gerçekte var olmayan ve muaccel de olmayan bir alacak iddiası için takip öncesi işlemiş faiz talep edilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek, öncelikle görevsiz mahkemede açılan davanın görev yönünden reddine, davacı tarafından açılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali davasının reddine, %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...fatura konusu makine ile ilgili fiyat teklifi formunun müşteri onayı kısmında, davalı tarafın kaşe ve imzası bulunmakta olup, davalı tarafça bu imza inkar edilmemektedir.
Bu nedenle bu belge davalı taraf aleyhine yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmiş olup, dinlenen tanık beyanları ile davacı tarafın teslim hususunu ispat ettiği kanısına varıldığından, dava konusu fatura nedeniyle davacının alacaklı olduğu kanaatine varılmış, her ne kadar fatura bedeli 17.200,00 TL ise de davacı tarafın kendi ticari defterlerinde cari hesap alacağının 16.700,60 TL olduğu bilirkişi raporu ile anlaşıldığından, davacı tarafın ticari defterlerindeki bu kayıt kendi aleyhine delil olduğundan ve alacağın bu miktarı aşamayacağı kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, itirazın kısmen iptali ile,
takibin 16.700,60 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 16.700,60 TL'nin %20'si oranındaki tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, asıl alacak üzerinden dava değeri hesaplanarak, davalı lehine 4.499,40 TL nispi vekalet ücretine ve aynı oranda yargılama giderlerinin paylaştırılmasına hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, zira taraflarınca, (taleple bağlılık ilkesi gereği) talep edilmiş olan hususların, asıl alacak ve buna bağlı ferilerle takibin devam edilmesine karar verilmesi olduğunu, harca esas değerin hataya düşülerek yanlış yazılmış olması karşısında, gerekçeli kararda yazılı olduğu haliyle karar verilmesinin hukuki bir açıklamasının bulunmadığını,
taraflarınca TTK'nın 1530/4. maddesi doğrultusunda ticari temerrüt faizi talebinde bulunulduğunu, mahkemece bu talepleri reddedilerek, icra takip tarihinden itibaren işleyen avans faizine hükmedildiğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar müvekkili Ticaret Sicili'ne kayıtlı tacir ise de davacının Ticaret Sicili'ne kayıtlı tacir olmadığını, eldeki davaya bakmaya asliye ticaret mahkemelerinin görevli olmadığını, asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, müvekkilinin borç dayanağı gösterilen teklif formuna veya faturaya istinaden hiçbir borcunun bulunmadığını, ne faturanın ne fatura içeriği makinenin müvekkili şirkete teslim edilmediğini, müvekkilinin kayıtlarında böyle bir faturanın bulunmadığını, davacının defterlerinde de teslime dair hiçbir belgenin bulunmadığını, bu hususun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu,
davacı tarafın, müvekkiline teslim ettiğini iddia ettiği makineye istinaden, teslimi ispata yarar usulüne uygun bir delil sunamadığını, teslim iddiasının tanık delili ile de ispat edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin imzası bulunan söz konusu teklif formunun, fiyat teklifi formu olduğunu, teslime dair bir belge olmadığını, bu fiyat teklifinin, yazılı delil başlangıcı kabul edilmesinin mümkün olmadığını gibi makinenin teslim edildiğine dair bir belge olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığını, davacı tarafın tanık dinletme talebinin,
dava değerinin tanıkla ispat sınırının çok üstünde olduğundan reddi gerektiği halde mahkemece tanık dinlenildiğini, dinlenen tanıkların ise davacının çalışanları olup, beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, %20 icra inkar tazminatının hukuka aykırı olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, ticari satıma dayalı fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız takipte vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı tarafça, davalıya makine satım ve teslimi yapılacağı konusunda davacının hazırladığı fiyat teklifinin, davalı tarafça onaylanması ile taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşmenin oluştuğu noktasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, sözleşmede yazılı makineyi teslim ettiğini iddia etmekte, davalı ise teslim hususunu kabul etmemektedir.
Dava değeri dikkate alındığında, satıcı olan davacı, sözleşmeye konu makinenin teslim edildiğini yazılı delillerle ispatlamalıdır. Sözleşmenin varlığı ile sözleşmeye konu ürünün teslim edilmesi ayrı ayrı ispatlanması gereken, birbirinden farklı iki ayrı olgudur. Mahkemenin, sözleşmenin varlığına ilişkin yazılı belgeyi, malın teslimine dair yazılı delil başlangıcı olarak kabul edip, teslim konusunda dinlenen tanık beyanlarıyla davayı kabul etmesi isabetli görülmemiştir.
İmzalı teklif formu ancak sözleşmenin varlığına delil olabilecek nitelikte bir belgedir. Sözleşmenin varlığı konusunda zaten uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalının kabul etmemesi ve tanık dinlenmesine muvafakatinin bulunmaması karşısında malın teslim edildiği ancak yazılı delillerle ispatlanmalıdır. Açıklanan sebeplerle davalının bu yöndeki istinaf başvurusu kabul edilmiştir.
Ancak; incelenen taraf defterlerinin usulüne uygun olduğu, faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen, davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, takip konusu fatura dışında taraf defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde, takip konusu faturadan sonra devam eden ticari ilişkide davalıya kesilen 25/11/2019 tarihli irsaliyeli faturada, eski bakiyenin 17.200,60 TL olduğu, bu fatura tutarı olan 4.720,00 TL'nin dahil edilmesiyle, yeni bakiye borcun 21.920,60 TL olduğu hususlarının açıkça yazılı olduğunu, faturada eski bakiye olarak yazan 17.200,60 TL'lik borcun takip konusu fatura tutarına ilişkin olduğunu, davalının 25/11/2019 tarihli irsaliyeli faturanın altını imzalayarak, takip konusu fatura borcunu da kabul etmiş sayıldığını belirtmiş, adı geçen faturayı sunmuştur.
Yapılan incelemede gerçekten, takip konusu 05/11/2019 tarihli irsaliyeli faturanın 17.200,00 TL bedelli olduğu, davacının rapora beyan dilekçesinde sunduğu 25/11/2019 tarihli, 4.720,00 TL bedelli irsaliyeli ve teslim alan kısmı imzalı faturada eski bakiye borcun 17.200,60 TL olup, mevcut fatura ile toplam borcun 21.920,60 TL olduğunun açıkça yazılı olduğu görülmektedir.
İşbu fatura davalı defterlerinde kayıtlı olup, davalı vekili de duruşmadaki beyanında, bu hususu kabul ederek sonradan sunulan delile muvafakatinin olmadığını açıklamıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 140. maddesinin beşinci fıkrası, ön inceleme duruşmasında dahi dava ve cevap dilekçesinde gösterilmeyen belgenin, ikamesine izin vermemiştir. Dava ve cevap dilekçelerinde gösterilmemiş olan belge mahiyetindeki delillerin ön inceleme duruşması da dahil olmak üzere sonradan ikame edilmesi ancak 145. maddede belirtilen şartların mevcudiyeti helinde mümkündür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/12/2022 tarihli ve 2022/9-24 Esas, 2022/1787 Karar sayılı kararı).
6100 sayılı Kanun'un “Sonradan delil gösterilmesi” başlığını taşıyan 145. maddesinde “(1) Taraflar, Kanun'da belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Tarafların 6100 sayılı Kanun'da belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceklerine ilişkin kurala getirilen istisnanın, dava ve cevap dilekçelerinde hiç delil bildirmeyen, ön inceleme aşamasında veya çıkarılacak davetiye üzerine delillerini sunmayan veya toplanması için gerekli işlemleri yapmayan tarafın tahkikat aşamasında delil bildirme hakkının olduğu şeklinde anlaşılması mümkün değildir.
Bu kapsamda delilin sonradan sunulması, o delile daha önceden ulaşılamamasına ya da o delilin varlığı hakkında mazur görülebilir bir bilgisizliğe, bir engellemeye vs. dayanıyorsa mümkündür. Tarafın salt ihmalkarlığı, yeterince araştırmaması, davayı uzatma amacı, davayı önemsememesi, kötü niyeti gibi hususlarla o delili sunmaması halinde sonradan delil sunulması kabul edilemez, artık o delilden vazgeçmiş sayılır (Oğuz Atalay, Pekcanıtez Usûl Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul, 15. Bası, 2017, s.1760).
Bu genel açıklamalar ışığında istinaf incelemesine tabi dosyaya bakıldığında; davacının, dava dilekçesinde delillerini bildirdiği, bu delilleri içinde ticari defter kayıtlarına da dayandığı, bilirkişi raporu ile ticari kayıtların incelenmesi üzerine, davacı tarafça, davalının da defterinde kayıtlı olan 25/11/2019 tarihli faturanın sonradan ileri sürülmesinin yargılamayı geciktirme amacı taşımadığı ve dolayısıyla delil olarak dikkate alınması gerektiği değerlendirilmiş, söz konusu fatura ile takip konusu faturaya ilişkin 17.200,00 TL'lik borç, eski bakiye borç olarak kabul edildiğinden,
davacının malın teslimini bu delille ispatladığı kabul edilerek, mahkemenin yanılgılı değerlendirme ile verdiği kabul kararı kaldırılmış ve değişik gerekçe ile davacının defterinde kayıtlı olan 16.700,60 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili, dava değerinin sehven yüksek gösterildiğini belirterek davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin fahiş olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, toplam takip tutarı 17.690,67 TL olmasına rağmen, davacının davasını 21.200,00 TL üzerinden açmış olmasında sehven yapılan herhangi bir maddi hatadan söz edilemeyeceği, davacının harçlandırdığı dava değeri üzerinden mahkemenin kısmen kabul kararı üzerine yargılama giderleri konusunda yaptığı paylaşımın usul ve yasaya uygun olduğu,
yine taraflar arasındaki mal satışının TTK'nın 1530. maddesi uyarınca mal tedariki şeklinde süregelen bir ilişkiden kaynaklandığı iddia ve ispat edilmediğinden, bu maddeye göre temerrüt tarihinin tespit edilip, işlemiş faiz hesabının yapılamayacağı, takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından işlemiş faize ilişkin kısmın reddedilmesinin de isabetli olduğu değerlendirilmiş, davacı vekilinin bu yönlere ilişen istinaf başvurusu reddedilmiştir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
...
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/419, K. 2025/354, 24 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama