KÜNYE
T.C. Antalya
- Mercii
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/64
- Karar No
- 2025/30
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 06/02/2025
Karar Metni
1.571 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının inşaat iskelelerinin satımı ve kiralanması faaliyetleri ile iştigal ettiğini, müvekkili şirketin dilekçe ekinde sundukları .... tarihli iskele sözleşmesi uyarınca dava dışı kiracı ...e ( T.C NO:.... ) 620 adet 3 metre direk (3 flaşlı),150 adet 3 metre direk (6 flaşlı), 20 adet 2 metre direk, 30 adet 1,5 metre direk, 40 adet 1 metre direk, 20 adet 20 metre direk, 900 adet 3 metre yatay, 160 adet 2,50 metre yatay, 170 adet 2 metre yatay, 100 adet 1,5 metre yatay, 268 adet 0,95 m yatay, 900 adet 0,7 yatay, 110 adet alt ayar mili, 380 adet 6,80 metre teleskop, 20 adet 2,50 m demir kalas,
57 adet 2 metre kalas, 21 adet deveboyu 1 metre inşaat iskele elemanlarını kiraladığını ve teslim ettiğini, kira sözleşmesinin süresinin bitiminde müvekkili şirket tarafından kiracı .... ’den yukarıda belirtilen inşaat iskele elemanlarının geri istendiğini, .... tarafından müvekkili şirkete verilen 26.10.2023 tarihli dilekçe ile söz konusu inşaat iskele elemanlarının, davalının ... ilçesindeki .... isimli inşaat projesinin şantiyesinde olduğunu, söz konusu malzemelerin şantiyedeki işlerinin bitmesine karşın, davalı şirket tarafından kendisine verilmediğinden dolayı bu malzemeleri iade edemediği hususunun bildirildiğini,
ayrıca dava dışı kiracı ... davalı .... İnşaat Taahhüt Proje Ltd Şti. yetkilileri hakkında .... Karakoluna .... tarihinde müşteki sıfatı ile inşaat iskele malzemelerininin kendisine geri verilmemesi nedeniyle şikâyetçi olduğunu, davacı tarafından davalı şirkete Antalya 11. Noterliği'nin ....keşide tarihli ve .... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek;
söz konusu malzemelerin kendilerine ait olduğu ve haksız yere el konulan malzemelerin iadesi hususunun ihtar edildiğini, davalı şirket tarafından ihtarnamenin 21.12.2023 tarihinde tebliğ alınmasına rahmen malzemelerin iade edilmediğini, 30.01.2023 tarihli iskele kira sözleşmesi ile dava dışı ....e kiralanan ancak davalı uhdesinde bulunduğu anlaşılan ve Antalya 11. Noterliğinin 20.12.2023 keşide tarih ve .... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalıdan talep edilen ve yukarıda dökümü yapılan inşaat iskele elemanlarının davacıya aynen iadesini,
bu mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL ( Bilirkişi incelemesi neticesinde arttırılmak üzere) malzeme bedelinin temerrüt tarihi olan 25.12.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
yine yukarıda belirtilen malzemelere ilişkin olarak temerrüt tarihi olan 25.12.2023 tarihinden dava tarihine kadar yoksun kalınan kira bedellerine ilişkin şimdilik 1.000,00 TL 'nin (Bilirkişi incelemesi neticesinde arttırılmak üzere) temerrüt tarihi olan 25.12.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin aktif husumet ehliyeti ve davalı müvekkili şirketin de pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davacı şirketin talebini "dava konusu edilen menkullerin mülkiyetine sahip olduğu" iddiasına ve "dava dışı 3. kişi ile imzaladıklarını beyan ettikleri menkul/iskele kira sözleşmesine" dayandırdığını, davalı şirketin anılan kira sözleşmesinin tarafı olmadığını, bu hususun, davacı şirket tarafından dosyaya sunulan kira sözleşmesi içeriği ile sabit olduğunu,
davacı şirket dava konusu menkullerin maliki olduğu iddiasında ise dava konusu menkullerin davacı şirkete ait olduğunu gösteren ticari defter, fatura kaydı vb. herhangi bir resmi yazılı delilin dosyada bulunmadığını, dava konusu menkullerin hiçbir aşamada, davalı şirkete teslim edilmediğini, dosyada, dava konusu menkullerin davalı şirkete teslimine ilişkin delil bulunmadığını, bununla birlikte anılan inşaatta boya, alçı, sıva işleri için; dava dilekçesinde sözü edilen ve kiracı olduğu bildirilen ... den değil, ....
Kozm. Yapı İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ve .... Müh. İnş. Taah. San. Tic.
A.Ş.'den hizmet alındığını, bir an için dava konusu menkullerin davacı şirkete ait olduğu akabinde kira sözleşmesi vb. hukuki/ticari ilişki kapsamında dava dışı taşeronlar tarafından teslim alındığı ve taşeronlar tarafından yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla kullanıldığı kabul edilse dahi, bu işlem ve eylemler ile var ise aralarındaki sözleşmelerden kaynaklanan iade vb. yükümlülükler nedeniyle sorumluluğun savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İDM KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; "davanın TTK.nun 4/1-a-f bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan (tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın) yahut nisbi ticari davalardan olmadığı görülmektedir. HMK'nın 114. maddesinde görev dava şartları arasında sayılmıştır. Aynı Yasanın 115. Maddesinde ise dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetileceği hükme bağlanmıştır. Bu itibarla davada görev dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddi ile dosyanın görevli Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine" şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında herhangi bir inşaat iskelesi kiralanmasına ilişkin sözleşme bulunmadığını, müvekkili ile dava dışı kiracı ....arasında bir inşaat iskele kiralama sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşmeyi delil olarak dosyaya sunduklarını, bu nedenle sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlamına gelmediğini, müvekkili ile dava dışı kiracı .... arasında kira sözleşmesinden kaynaklı bir ihtilafın bulunmadığını, kira ilişkisinin varlığının davalı tarafından da ileri sürülmediğini,
müvekkilinin inşaat iskele elemanlarının maliki olduğunu ve dava konusu yapılan bu menkullerin haksız olarak davalının uhdesinde bulunması nedeniyle iadesini veya bedelini talep ettiklerini, bu davaya bakmaya Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Uyuşmazlık; davacıya ait olduğu iddia edilen inşaat iskele malzemelerinin iadesi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili ve kazanç kaybına dair maddi tazminat talebine ilişkindir.
Duruşma açılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından inceleme ve görüşmeler HMK'nın 353 ve 355'inci maddeleri uyarınca istinaf sebepleriyle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür.
6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir.
Eldeki dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 15.04.2024 tarihinde açılmıştır. Burada öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından re'sen incelenir.
Bu kuralın tek istisnası, 6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/(4). maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Başka bir anlatımla, yargı çevresinde, Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir.
Buna karşılık kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması kararın kaldırılmasını gerektirecek bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinde aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır. Ticari davalar ise TTK.'nun 4. maddesinde sayılmıştır. TTK.'nun 4/1 maddesine göre her iki taraf tacir olup uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ise nisbi ticari dava olarak kabulü gerekir.
Somut olayda; davacı şirketin inşaat iskele elemanları üretimi ve ayrıca bu menkullerin kiralanması işini yaptığı, dava dilekçesinin ekinde bulunan ve dava dışı .... isimli kişi ile yapılmış olan 01.02.2023 tarihli kira sözleşmesinde belirtilen inşaat iskele malzemelerinin davalı şirketin uhdesinde bulunduğu iddia edilerek davacıya ait bu menkul malzemelerin davalı tarafından davacı şirkete iade edilmesi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili ve ayrıca davacının uğradığı kazanç kaybının tazmini talep edilmektedir.
Bu duruma göre; davacı şirket ile davalı şirket arasında herhangi bir kiralama sözleşmesi bulunmadığı, davacı şirketin, davalı şirketin şantiyesinde bulunan inşaat iskele malzemelerinin mülkiyetinin kendisine ait olduğunu ve davalının bu menkulleri haksız olarak uhdesinde tuttuğunu iddia ettiği, bu haliyle davanın menkul malların iadesine ilişkin olduğu, kira sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir talebin bulunmadığı, her iki taraf tacir sıfatına haiz olup, davaya bakmaya Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; davacının istinaf itirazları yerinde görülmekle ve kamu düzeni nedeniyle re'sen 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1-a-4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/64, K. 2025/30, 6 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama