KÜNYE
T.C. Bursa
- Mercii
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1887
- Karar No
- 2023/2312
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2023
- T.C. BURSA BAM 13. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- ..
- Dosya no
- ..
- Karar no
- .
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Karar tarihi
- 07/07/2022
- İstinaf başvuru tarihi
- —
- Davacı
- —
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
- B.a.m. karar tarihi
- 05/12/2023
- Karar yazım tarihi
- 07/12/2023
Karar Metni
1.498 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; 03.11.2018 tarihinde davalı tarafın kullanmakta olduğu araç ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı araca tam kusurlu olarak çarptığını, bu kaza sebebiyle müvekkilinin uğradığı bedensel zararlar nedeni ile maddi ve manevi tazminat talepleri olduğunu ve davacı vekili 10.02.2022 tarihli celsede taleplerinin işgücü kaybına ilişkin olduğunu, tedavi giderlerine ilişkin bir taleplerinin olmadığını 15.000 TL. (fazlaya dair alacak hakkımız saklı kalmak üzere maddi tazminat için) ve 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmistir.
Davacı vekili 06/05/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini bilirkişi raporu doğrultusunda 10.259,12.-TL ıslah ederek 25.259,12.TL ye çıkarmıştır.
Davalı Serpil Çoban cevap dilekçesinde; kazanın oluşumunda bir kusurunun bulunmadığını, davacının kusurlu olduğunu, davacının engel oranının gerçeği yansıtmadığını, SGK ve/veya diğer kurumlardan yapılan ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini ve neticeten davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde; davanın usul yönünden reddine ilişkin gerekçelerini belirtmiş, dosyanın dava dışı Nihat Çoban'a ihbarını, davanın zamanaşımına uğradığını, iş gücü kaybına ilişkin raporun olay tarihinden yaklaşık bir yıl sonra tanzim edilmiş olması nedeniyle illiyet bağının koptuğunu, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 25.259,12 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihi olan 03/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı Türkiye Sigorta A.Ş yönünden 22/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı...A.Ş nin poliçe limiti ile sorumlu tutulmasına) ve 2.500 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Serpil Çoban'dan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görülmüştür.
Davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, takdir edilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; % 1 maluliyet oranı bulunan davacı lehine takdir edilen maddi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının % 1 maluliyet oranı bulunması nedeniyle manevi tazminat koşullarının oluşmadığından manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ve kabul anlamına gelmemek üzere takdir edilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava; haksız fiilden kaynaklı maddi- manevi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının kazadaki yaralanması nedeniyle iş görmezlik tazminatı ile manevi tazminat takdir edilip edilmeyeceği ile takdir edilen manevi tazminat miktarının az ya da çok olup olmadığı hususudur.
Davacının alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere davalının kusurlu hareketi ile meydana gelen trafik kazasında yaralandığı ve yaralanması ile ilgili olarak dava dilekçesinde sürekli ve geçici iş görmezlik tazminatı ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmaktadır.
Haksız fiil nedeniyle uğranılan bedensel zararlar 6098 sayılı TBK 54 maddesinde sayılmış olup çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, sürekli ve geçici iş görmezlik zararları da bu kapsamdadır.
Davacının kaza nedeniyle uğradığı maluliyetin tespiti için Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından alınan raporda kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümlerine göre sürekli maluliyet oranını % 1 ve geçici maluliyet süresinin 3 ay olarak belirlendiği anlaşılmakla alınan aktüerya raporunda rapor tarihindeki verileri göre,
maluliyet oranına ve asgari ücretten gelir elde ettiği kabul edilerek TRH 2010 yaşam tablosu ve porgrasif yöneteme göre sürekli ve geçici iş görmezlik tazminatı miktarlarının tespit edildiği anlaşılmakla yapılan hesaplamada herhangi bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalının davacı lehine maluliyet oranını düşük olması nedeniyle hükmedilen maddi tazminat miktarının yüksek olduğuna ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
TBK 56/1 maddesinde'' hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayanı özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar veribilir'' hükmü mevcuttur.
Davacının, davalının kusuru ile meydana gelen trafik kazasında alınan adli raporlar kapsamında yaralanmasının mevcut olduğu anlaşılmakla TBK 56/1 maddesi uyarınca manevi tazminat talep edebilmek için yaralanmanın ağır yaralanma derecesinde olması şartı bulunmadığı gibi, trafik kazasında yaralanan birini manevi olarak etkilenmesi karine olduğundan ayrıca manevi zararın ispatı gerekmediğinden davalı lehine manevi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin davacı lehine yaralanma derecesine göre manevi tazminata hükmedilmemesi gerektiğine ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesine göre; hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O hâlde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut hâlde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkân nispetinde iadesini amaçladığından hâkim, TMK’nın 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir.
Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ve zarara yol açanın ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, ölüm ya da beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2018 tarihli ve 2017/17-1098 E., 2018/1384 K.; 02.03.2021 tarihli ve 2020/17-41 E., 2021/182 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının yaralanması, davalının kusur durumu, paranın alım gücü ve tarafların ekonomik sosyal durumu gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince, davacının uğranılan zarar nedeniyle, tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için davacı lehine 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken daha az manevi tazminata hükmedilmiş olup, bu yönüyle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir.
HMK 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davalı Serpil Çoban vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1.fıkrası (b-1) bendi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yanlışlığın yeniden yargılamayı gerektirmemesi nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-2) bendi gereğince düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
... · Başkan · ... · E-İmzalıdır. · ... · Üye · ... · E-İmzalıdır. · ... · Üye · ... · E-İmzalıdır. · ... · Katip · ... · E-İmzalıdır.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/1887, K. 2023/2312, 5 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama