KÜNYE
T.C. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2024
- Dosya no
- 2023/1035
- Karar no
- 2024/1547
- İncelenen kararın mahkemesi
- ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/02/2023 (Karar
- Numarası
- 2022/237 Esas, 2023/127 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
2.082 kelime·10 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasına ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Erzurum Şubesi ile davalı borçlu ... Petrol Ürünleri Ltd. Şti. arasında imzalanan kredi genel sözleşmesine istinaden ticari krediler açıldığı ve kullandırıldığını, davalı ... Petrol Ürünleri Ltd. Şti. İle müvekkili banka arasında 28/03/2016 tarihli 10.000.000,00 TL bedelli Kredi Genel Sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmeye ... Petrol Ürünleri Ltd. Şti.'nin aynı zamanda ortağı olan ..., ..., ... ve ...
Sınai Yatırım Ticaret Limited Şirketi'nin müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza attıklarını, borcun ödenmemesi üzerine kredi sözleşmesinin müvekkil bankaya verdiği yetkiye istinaden borçlunun kullanmış olduğu bütün kredilerin hesapları kat edildiğini ve müvekkili bankanın alacağının muaccel hale geldiğini, alacakların tahsilini temin amacıyla Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2022/... esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibine başladığını, davalı borçlulardan ...
Petrol Ürünleri Ltd. Şti., ..., ... ve ...'ın borca ve ferilerine itiraz ederek icra takibini durdurduğunu, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak davanın kabullü ile alacaklarının %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından daha önce müvekkili şirket aleyhine tarafları ve konusu aynı olan 2020/... Esas numaralı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, hali hazırda mevcut takip devam ederken aynı alacağa ilişkin olarak 2020/..., 2020/..., 2020/...
Esas sayılı dosyalar ile takipler yapıldığını, alacaklının elinde ilam ya da ilam niteliğinde belge olmasına rağmen genel haciz yoluyla takip başlatmasında hukuki yararı olmadığını, işbu sebeple tarafları, sebebi ve konusu aynı olan icra takiplerinin mevcut olması tahsilde tekerrüre yol açacağından haksız olarak açılmış bulunan davanın reddedilmesi gerektiğini, dava konusuyla ilgili olarak davacının sunmuş olduğu sözleşme örneği dikkatlice incelendiğinde bu sözleşmenin tamamen geçersiz olduğunu ve herhangi bir takibe konu olamayacağını, nitekim bir sözleşmenin geçerli olabilmesi için gerekli olan unsurların çoğunun bu sözleşmede olmadığını,
takibe dayanak olan borca ilişkin hesaplamalar, faizler ve asıl alacağın yanlış hesaplandığını, Erzurum ...İcra Müdürlüğün'de başlatılan 2022/...
E. Sayılı takibe dayanak borç ilişkisinde müvekkillerinden ..., ... ve ...'ın kefil sıfatıyla yer aldığını, müvekkillerinin davacı tarafa bir borcu olduğu kabul edilse dahi; alacaklı, asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını talep edemeyeceğini, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak davacının açmış olduğu davanın reddine, ilgili ilamsız Takibin iptaline, takip çıkışı itibari ile %20’dan az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde; davacının davalı şirket ile kredi genel sözleşmesi imzalandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini ve icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalıların itirazlarının haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davacı ile davalı şirket arasında 30/03/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalıların bu sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları anlaşılmaktadır. Davalılardan ...'ın asıl borçlu şirketin ortağı olduğu, diğer davalılar ... ve ...'ın asıl borçlu şirketin ortağı veya yöneticisi olmadıkları dosya kapsamı ile sabittir.
Genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nun 584/1 maddesine göre eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızası ile kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce veya kurulması anında verilmiş olması şarttır.
Somut olayda davalılardan ...'ın asıl borçlu şirket tarafından kullanılan kredi nedeniyle imzalanan genel kredi sözleşmesini müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bu davalının asıl borçlu şirketin ortak veya yöneticisi olmadığı, sözleşmenin imzalanması sırasında bu davalının evli olduğu, bu nedenle kefalet sözleşmesine eşinin rızasının gerektiği, ancak bu davalının eş rızasının bulunduğuna dair genel kredi sözleşmesinde herhangi bir ibarenin bulunmadığı, bu haliyle davalı ...'ın imzaladığı kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı,
geçerli olmayan kefalet sözleşmesi nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunmayacağı anlaşıldığından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı ile asıl borçlu şirket arasında imzalanan 30/03/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi doğrultusunda borçlu şirket lehine 05/04/2016 tarihli teminat mektubu tahsis edilmiş ve borçlu şirketin taahhüt ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle 30/11/2021 tarihinde teminat mektubunun nakde çevrildiği anlaşılmıştır.
Davacı banka tarafından kredi ödemelerinin aksatılması üzerine 18/10/2019 tarihinde hesap kat edilmiş olup; buna ilişkin ihtarname 18/10/2019 tarihinde keşide edilerek davalı borçluya 1 gün içerisinde teminat mektubunun iadesi veya bedelin depo edilmesi talep edilmiş ve 05/01/2022 tarihinde icra takibi başlatılmıştır. Davacı banka tarafından başlatılan icra takibinde nakde çevrilen teminat mektubunun bedelinin tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Gayrinakdi kredinin depo edilmesine yönelik talepte genel kredi sözleşmesini imzalayan asıl borçlu sorumludur. Kefilin gayrinakdi krediden dolayı depo edilmesine yönelik talepten sorumlu tutulabilmesi için genel kredi sözleşmesinde bu hususta ayrıca bir hüküm bulunması gerekmektedir. Ancak gayrinakdi kredinin nakde dönüşmüş olması halinde sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan kefillerde kefalet limiti dahilinde bu borçtan sorumlu olacaklardır.
Dava dosyası içerisine ibraz edilen genelgede ticari kredilere uygulanacak genel faiz oranının %23 temerrüt faizi oranının ise ticari kredi genel faiz oranının %30 fazlası olacağı belirtilmektedir. Buna göre hesaplamaya yapıldığında temerrüt faizi oranının genel faiz oranı olan %23'ün %30 fazlası olmak üzere %29,90 olarak belirlenmektedir.
Davalı borçluya tahsis edilen teminat mektubu nakde çevrildiği tarihte temerrüt gerçekleşmiş sayılacağından teminat mektubunun nakde çevrildiği tarih olan 30/11/2021 tarihinden itibaren %29,90 oranında temerrüt faizi oranının uygulanması gerekmektedir. Buna göre hesaplama yapıldığında takip tarihi itibariyle asıl borç tutarının 1.100.000,00 TL, işlemiş faiz alacağının 32.890,00 TL, BSMV alacağının ise 1.644.50 TL olduğu bilirkişi raporunda açıkça belirtilmiştir.
Ancak davacı tarafından başlatılan icra takibinde asıl alacak tutarı 1.123.100,00 TL, işlemiş temerrüt faizi 5.481,67 TL, BSMV 274,08 TL olarak belirtilmiştir. Takibe konu edilen teminat mektubu bedeli 1.100.000,00 TL olmasına rağmen davacı alacaklı tarafından bu asıl alacak tutarı 1.123.100,00 TL olarak takipte talep edilmiştir.
Asıl alacak tutarının 1.100.000,00 TL olduğu ve davacının icra takibinde işlemiş faiz olarak 5.481,67 TL, BSMV alacağı olarak 274,08 TL talep ettiği ve taleple bağlılık ilkesinin göz önünde bulundurulması gerektiği dikkate alınarak davalı şirket ile davalılar ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile takibin toplam 1.105.755,75 TL üzerinden devamına, takipte asıl alacağa %29,90 oranında temerrüt faizi uygulanmasına karar vermek gerekmiştir.
Davalılar icra takibine yönelik sundukları itirazlarında herhangi bir borçlarının bulunmadığını, ödeme emrine, borca, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmişlerdir. Borçlular takip konusu edilen Kredi Genel Sözleşmesinden kaynaklı borcun bulunmadığını ileri sürmüşler ise de; buna dair herhangi bir delil veya belge sunmamışlardır.
Dosyaya ibraz edilen kredi genel sözleşmesinde yer alan yazı ve imza örneklerinin davalılar tarafından inkar edilmediği, buna göre sözleşmenin davalılar tarafından imzalandığının kabul edilmesi gerektiği, kredi genel sözleşmesi ile özellikle davalılar ... ve ... yönünden kefalet sözleşmesinin yasada aranan geçerlilik şartlarını taşıdığı, anlaşılmakla davalılar ..., ... ve ... Ltd. Şti'nin takibe yönelik itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davalıların icra takibine itirazı sonucunda takibin durdurulmasına karar verildiği, asıl alacak miktarının likit ve hesaplanabilir nitelikte olduğu, alacağın sözleşmeden kaynaklandığı, davalının icra takibine itirazlarında haksız ve kötü niyetli oldukları anlaşılmakla, hükmolunan alacak miktarı üzerinden hesaplanan % 20 oranındaki icra inkar tazminatının davalılar ..., ... ve ... Ltd. Şti'den tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacı banka tarafından davalı ... aleyhine kefalet sözleşmesinden kaynaklı sorumluluğu nedeniyle icra takibi başlatılmış ise de; bu davalının kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarihte evli olduğu, bu nedenle kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için eşinin rızasının bulunması gerekmesine rağmen eş rızasının olmaması nedeniyle davalı ...'ın kefaletinin geçerli olmadığı, davacı banka tarafından geçersiz kefalet sözleşmesine istinaden icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Bir güven kurumu olan bankanın geçersiz sözleşmeye istinaden borçlu olmayan davalı aleyhine icra takibi başlatması davacının kötü niyetli olduğunu göstermektedir. "gerekçesiyle "1-Davalı ... aleyhine açılan davanın REDDİNE,2-Diğer davalılar ..., ... ve ... Petrol Ürünleri İnşaat Taahhüt Otomotiv Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi aleyhine açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;Bu davalıların Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2022/...
Esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile takibin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 1.100.000,00 TL asıl alacak, 5.481,67 TL işlemiş faiz, 274,08 TL BSMV olmak üzere toplam 1.105.755,75 TL üzerinden devamına fazlaya dair talebin reddine3-Takipte asıl alacağa %29,90 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, 4-Hükmolunan alacak üzerinden hesaplanan %20 oranında olan 221.151,15 TL icra inkar tazminatının davalılar ..., ... ve ...
Petrol Ürünleri İnşaat Taahhüt Otomotiv Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,5-225.771,15 TL tutarında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine" şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Müvekkili Banka şubesinden kullandırılan kredilerin sözleşme hükümleri uyarınca geri ödenmemesi üzerine muaccel hale gelen alacağın tahsili için Erzurum .. İcra Müdürlüğü'nün 2022/...
Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlanıldığını, sözleşme serbestisi ilkesi gereği hazırlanan hukuk düzeni içinde usul ve yasaya uygun hükümler içeren kredi sözleşmeleriyle kabul edilen hususların daha sonra inkar edilerek ve sözleşme hükümlerine hiçe sayarak itirazda bulunmak sözleşmeye bağlılık ilkesine, doğruluk ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, borçlulara ödeme emrinin tebliği sonrası yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğunu, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda red kararı verilen ...'ın davalı borçlu firma yetkilisi ve yüzde elli oran ile ortağı olan ... 'ın eşi olduğunu,
eşinin firmasına kefil olduğunu, eşini firmasına kefil olarak gösteren ...'ın rızasının bulunmayacağı kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olacağını, Alacaklı bankaya olan kefilliklerin inkar edilmediğini, eş rızasına ilişkin bir hususa dikkat çekilmediğini, ... tarafından ilgili kredi sözleşmesine kefillik için imza atıldığını, davalı banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, belirterek kararın kaldırılması istemi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dava konusu Erzurum ... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... Esas sayılı takip dosyası ile davacı alacaklı tarafından davalı borçlular hakkında 1.123.100,00 TL asıl alacak, 5.481,67 TL işlemiş faiz, 274,08 TL BSMV olmak üzere toplam 1.128.855,75 TL alacağın tahsili talebiyle icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlulara tebliğ edildiği, davalı borçluların 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde borca itiraz ettikleri, davacı alacaklı vekiline itirazın tebliğ edilmediği, işbu itirazın iptali davasının, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.
Davacı yan Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalı borçluların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava tarihi itibarıyla, yasal süre içerisinde ödeme emrine itiraz edilmiş olmasına ilişkin itirazın iptali davasının dava şartı gerçekleşmiştir. Karar tarihinden sonra ise istinaf aşamasında, Davacı vekili 10.10.2024 havale tarihli dilekçesi ile, davalıların dava konusu icra dosyasına gönderdikleri 09.10.2024 tarihli yazılı beyanları ile, takibe yaptıkları itirazlarından vazgeçtiklerini bildirdiklerini, davanın bu şekilde konusuz kaldığını, bu doğrultuda karar verilmesini talep ettiklerini bildirdiği görülmüştür.
Bu durumda "davanın konusuz kalması nedeni ile davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından ve bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nun 353/1,b-2.maddesi uyarınca duruşma yapılmaksızın ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak "dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına” ve davacı vekilinin davacı banka lehine, yargılama gideri, vekalet ücreti ve icra inkar tazminatı talebi olmadığı beyanı dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
II-KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE
"a-Konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
b-Davacı lehine icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına,
c-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
ç-Davacı vekilinin talebi olmadığından davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
e-Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
f-Dava şartı olan arabuluculuk son tutanağı gereğince arabulucuya ödenen 1.600,00-TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
g-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine," şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
III-Davacıdan alınan istinaf karar peşin harcının davacıya iadesine,
IV-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 492,00-TL başvuru harcı, tebliğ ve dosya gidiş dönüş masrafı 223,00-TL istinaf yargılama gideri toplamı 715,00-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
V-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
VI-Gerekçeli kararın taraflara tebliği ile harç tahsil müzekkeresi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
VII-Kararın kesinleştirme ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere .... tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1035, K. 2024/1547, 16 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama