İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/1472 K.2025/614

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya…

Esas2023/1472Karar2025/614Tarih24 Nisan 2025Okuma13 dk · 2.523 kelime

KÜNYE

T.C. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
24 Nisan 2025
Dosya no
2023/1472
Karar no
2025/614
İncelenen kararın mahkemesi
ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
16/01/2023 (Karar
Numarası
2017/339 Esas, 2023/20 Karar
Dava
Ticari Şirket (Fesih İstemli
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.523 kelime·13 dk okuma·6 bölüm

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketlerin ortaklarından...'ın 06/04/2017 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerinin...'ın varisleri olduğunu ancak müvekkillerine herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkillerinin şirketlerdeki hisseleri oranında ortaklık durumlarını vergi dairesine bildirmek sureti ile şirketteki ortaklarının devamı yönünde iradelerini bildirdiklerini, aynı zamanda 10/07/2017 tarihli Erzurum ....

Noterliği aracılığıyla ihtarname çekerek başvuruda bulunduklarını ancak davalı şirketlerin bu ihtara cevap vermediklerini, müvekkillerinin artık şirket ortaklıklarını devam ettirmek istememekte ve şirketlerin feshini talep ettiklerini, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak davanın kabulü ile şirketlerin feshine, şirketlerin aktif ve pasif hesapları yapılarak çıkacak güncel değerin hisseler oranında davacılara ödenmesine, şirketlere kayyım atanmasına ve şimdilik 10.000,00 TL kar payı alacağının taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; miras bırakan... 'ın 06.04.

2017 tarihinde vefat ettiğini ve davacıların ancak bu tarihten sonraki dönem için hak sahibi olabileceklerini, şirket ortaklarının uzlaşmacı bir tavırla hareket ederek şirketin devamlılığı ve zarar görmemesi için çaba sarf ettiklerini, davacıların miras bırakanları...'ın vefatından hemen önceki dönemdeki hastalığında ve ölümü sırasında devamlı ölümünden sonraki dini ve kültürel vazifelerin yapılmasında bulunmadıklarını, daha yas günü bitmeden ailenin manevi değerlerini hiç düşünmeden kötü niyetle 6284 sayılı yasa gereği koruma ve tedbir kararı aldırarak ailenin içine nifak soktuklarını,

müvekkili şirketlerin usulüne uygun muhasebe ve kayıtları eskiden beri düzenli olarak tutulduğunu, şirketin mali durumu şirket kayıt ve defterlerinde gayet açık ve net olarak belli olduğunu, şirketlerin diğer ortakları olan aile fertleri davacıların da dahil olduğu bir şekilde şirketlerin devamına yönelik bir karar almadıklarını, ölen ortağın mirasçıları şirkette kalmayı istemezler ve sağ kalan ortaklar şirketin devamına karar verirlerse ancak murisin payı üzerindeki miras payını isteyebileceklerini, şirketin feshini isteyemeyeceklerini,

kollektif şirketlerde ortakların sorumluluğu ikinci derecede olup ortakların şahsi mal varlıklarına tedbir konulmasını talep etmenin hukuka uygun olmadığını, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak haksız ve hukukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

YEREL MAHKEME KARARI

Mahkemece, "... Davalı ... Kollektif Şirketi ... ve Ortakları yönünden yapılan değerlendirmede; bu davalı şirketin 17/11/1982 tarihinde ..., ... ve ... tarafından kurulduğu, şirketin ana sözleşmesinde ortaklardan birinin vefatı üzerine şirkete nasıl devam edileceği hususunda hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ortaklardan ...'ın vefatı üzerine bu ortağın mirasçıları ile 31/03/2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında şirket ana sözleşmesinin tadil edildiği ve mirasçılarının ortaklığa kabul edildiği, aynı toplantıda ortak...'ın ise ortak olmaktan çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Buna göre şirketin bu genel kurul toplantısı sonrasında ortakları ...ve ... olmak üzere 2 ortaklı haline geldiği anlaşılmaktadır.

Davacıların murisi...'ın ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin 31/03/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilan edilmemeleri nedeniyle geçerli olmadıkları düşünülebilir ise de; Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde yapılacak olan tescil kural olarak bildirici etkiye sahiptir. 6102 sayılı TTK'nun 216 ve 259/3 maddelerine göre alınan kararların 3. kişilere karşı ileri sürülebilmesi için tescil ve ilan yapılması zorunludur. Tescil ve ilan yapılmasa dahi alınacak olan kararlar iç ilişkide geçerli sayılmaktadır. Bu nedenle davacıların murisi...'ın ortaklıktan çıkmasına yönelik genel kurul kararı her ne kadar Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilan edilmemiş ise de; iç ilişkide geçerlidir.

Bu genel kurul toplantısının yapılmasından sonra 06/04/2017 tarihinde davacıların murisi olan... vefat etmiş olup; buna göre vefat tarihinde davacıların murisi şirket ortağı olarak yer almamaktadır. 30/04/2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında vefat eden...'ın mirasçılarının şirkete ortak olarak kabul edildikleri görülmektedir. Bu durumda her ne kadar davacılar 30/04/2017 tarihli genel kurul toplantısında davalı ...

Kollektif Şirketine ortak olarak kabul edilmişler ise de; davacıların bu ortaklığı murisleri...'ın vefatından kaynaklı mirasçı sıfatıyla olmayıp şirkete yeni ortak olarak katıldıklarını göstermektedir. Zira davacıların murisi olan... vefat tarihi olan 06/04/2017 tarihinde bu şirketin ortağı olarak bulunmamaktadır.

Yukarıda da belirtildiği üzere davacıların murisi...'ın hayatta olduğu 31/03/2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında...'ın ortaklıktan çıkarıldığı ve şirketin ...ve ... olmak üzere 2 ortaklı hale geldiği, bu genel kurul toplantısına...'ında katılıp imzaladığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacıların bu şirkete ortak olmaları mirasçılık sıfatından kaynaklanmamaktadır.

Kolektif şirkete yeni ortak alınması ancak ana sözleşmenin değiştirilmesi suretiyle mümkündür. Ana sözleşmede bulunması gereken zorunlu unsurlar 6102 sayılı TTK'nun 213. ve ticaret sicil yönetmeliğinin 65. maddesinde düzenlenmiştir. TTK'nun 213/1 maddesinde ve ticaret sicil yönetmeliğinin 65/1-a maddesinde kollektif şirket sözleşmesine ortakların ad ve soyadlarıyla kimlik numarası, yerleşim yerleri ve vatandaşlıklarının yazılmasının zorunlu olduğu açıkça belirtilmiştir.

Somut olayda; davacıların davalı ... Kollektif Şirketine ortak olarak kabul edildiklerine dair oy birliği ile 30/04/2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan karar ana sözleşmenin tadili anlamına gelmeyecektir. Çünkü ana sözleşmede bulunması gereken zorunlu unsurlar değiştirilmeden ve bu yönde karar alınmadan ana sözleşme değişikliği yapılamayacak ve şirkete ortak olarak davacıların katılmasına yasal olarak imkan sağlamayacaktır.

Davacıların şirkete ortak olarak katılamalarını ön gören 30/04/2017 tarihli genel kurul toplantısında ana sözleşme değişikliği yapılmadığından, yasada aranan ana sözleşmede bulunması gerekli zorunlu unsurlar değiştirilmeden ve eklenmeden davacıların ... Kollektif Şirketine ortak olmaları mümkün değildir. Bu durumda davacıların ...

Kollektif Şirketinde ortak olarak yer almadıkları sonucuna varılmakta olup; davacıların ortak olmadıkları bu şirketin feshini talep etme yönünde aktif husumet ehliyetleri bulunmamaktadır. Bu nedenle ... Kollektif Şirketi aleyhine açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret Kolektif Şirketi..., ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede ise; bu davalı şirketin 07/12/1982 tarihinde ..., ... ve ... tarafından kurulduğu, şirkete halen ortak olanların..., ... ve ... olduğu, şirketin ana sözleşmesinde ortaklardan birinin vefatı üzerine şirkete nasıl devam edileceği hususunda hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Şirket ortaklarından davacıların murisi...'ın 06/04/2017 tarihinde vefat etmesi sonrasında 31/01/2018 tarihli genel kurul toplantısında şirket ortaklarının ..., ..., ... ve ... olduğuna dair karar alınmıştır. Kollektif şirketin sona erme sebepleri 6102 sayılı TTK'nun 243 ve 253. maddesinde, yine 6098 sayılı TBK'nun 639 ve 640. maddelerinde düzenlenmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalarda ve 6102 sayılı TTK'nun 253. maddesinde belirtildiği üzere şirket sözleşmesinde şirketin ölen ortağın mirasçılarıyla devam edeceğine ilişkin düzenleme yoksa, mirasçılarla diğer ortakların oybirliği ile verecekleri karar üzerine şirket bunların arasında devam edebilir. Somut olayda bu davalı şirketin ana sözleşmesinde ortaklardan birinin ölümü halinde mirasçıları ile şirketin devam edeceğine dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.

Bu durumda davacıların murisi olan ortak...'ın vefatı üzerine şirketin devam edebilmesi için mirasçılarla diğer ortakların oy birliği ile karar vermesi gerekmektedir. Ancak bu davalı şirket yönünden genel kurul toplantısında vefat eden ortak...'ın tüm mirasçıları ile diğer ortaklar arasında şirketin devamına yönelik oy birliği ile alınmış bir karar bulunmamaktadır.

Zira davacıların murisi...'ın vefatı sonrasında yapılan 31/01/2018 tarihli genel kurul toplantısında muris...'ın mirasçılarından yalnızca ... ve ...'ın şirkete ortak olarak kabul edildiklerine dair karar alınmış olup; diğer mirasçılar ... ile ...'ın ortaklığa devam edecekleri yönünde iradelerinin ve diğer ortaklarında bu yönde almış olduğu bir karar bulunmamaktadır.

Davacıların murisi ortak...'ın vefat ettiği, davalı şirket ana sözleşmesinde ortaklardan birinin ölümü üzerine şirketin onun mirasçıları ile devam edeceği yönünde düzenleme bulunmadığı, vefat eden ortağın tüm mirasçıları ile diğer ortaklar arasında şirketin devamına yönelik oy birliği ile alınmış bir karar olmadığı gibi bu hususta ana sözleşme değişikliğinin de yapılmadığı, 6102 sayılı TTK'nun 253/1 maddesinde ve 6098 sayılı TBK'nun 639/2 maddesinde ortaklardan birinin ölümü halinde kollektif şirketin sona ereceğinin düzenlendiği,

bu haliyle davacıların murisi...'ın ölümü nedeniyle bu davalı şirketin sona ermiş sayıldığı anlaşılmakla bu şirketin fesih olduğunun tespiti ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle "Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile Davacıların ...

Kollektif Şirketi ... ve Ortakları Şirketi aleyhine açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, Davacıların Erzurum Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...sicil numarasında kayıtlı ... Otomotiv San ve Tic Kollektif Şirketi... ... ve ...

Şirketinin feshine yönelik taleplerinin KABULÜ ile bu şirketin feshi olduğunun tespiti ile şirketin fesih ve tasfiyesine, Tasfiye memurunun kayyım olarak görevlendirilen SMMM ...'nun görevlendirilmesine, Tasfiye memuruna 6.000,00 TL ücret takdirine, ücretin ... Otomotiv San ve Tic Kollektif Şirketi... ... ve ...

Şirketi tarafından karşılanmasına, Mahkememizin 16/02/2018 tarihli ara kararı ile kayyım olarak atanan ...'nun kayyımlık görevinin sona erdirilmesine, Davacıların kar payı alacağına yönelik taleplerinin reddine" şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacılar ... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF İTİRAZLARI

Davacılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın yeterince gerekçelendirilmemesi nedeniyle usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararda...'ın vefat tarihinde şirket ortağı olmadığından bahisle mirasçıları olan müvekkillerinin ortak olmadıkları, dava konusu şirketin feshini talep etme yönünden aktif husumetlerinin olmaması nedeniyle bu yönde talepte bulunamayacaklarından reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,

TTK'nın 259. maddesi uyarınca kolektif şirketin genel kurul toplantısında bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılmasına ilişkin alınacak kararların tescil ve ilan ettirilmesi yükümlülüğünün öngörüldüğünü, dolayısıyla Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescili yapılmamış olan 31/03/2017 tarihli...'ın ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin genel kurul kararının bir geçerliliği olmadığını, bu haliyle müvekkillerinin şirket ortağının mirasçısı sıfatıyla ilgili şirketin feshini talep etme ehliyetleri bulunduğunu, mahkemece ...

Kolektif Şirket aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, müvekkillerinin...'ın varisi olduklarını, ancak müvekkillerine herhangi bir ödeme yapılmadığını, bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere şirketin aktif toplamında borçların ödenmesi sonrasında geriye bakiye tutar kalacağının ifade edildiğini ve bunların şirket ortaklarının hisse oranlarına göre paylaştırılarak hesap edildiğinin belirtildiğini,

mahkemece ilgili bilirkişi raporları ve kayyım raporları göz ardı edilerek hiçbir açıklama yapılmadan veya gerekçe dahi yazılmadan davacıların kâr payı alacağına yönelik taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, nitekim her mahkemenin hukukun genel ilkeleri gereğince yazdığı kararını gerekçelendirmek zorunda olduğunu, gerekçe bildirilmeksizin karar yazılmasının bozma nedeni olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın müvekkilleri ... ve ... yönünden kaldırılarak davanın tüm talepleri yönünden kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, kollektif şirketin feshi ile kar payı ve çıkma payı alacaklarının tahsili talebine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.

Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacılar vekilinin dava dilekçesinde davalı şirketlerin ortaklarından...'ın 06/04/2017 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerinin...'ın varisleri olduğunu ancak müvekkillerine herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkillerinin şirketlerdeki hisseleri oranında ortaklık durumlarını vergi dairesine bildirmek sureti ile şirketteki ortaklarının devamı yönünde iradelerini bildirdiklerini, aynı zamanda 10/07/2017 tarihli Erzurum ...

Noterliği aracılığıyla ihtarname çekerek başvuruda bulunduklarını ancak davalı şirketlerin bu ihtara cevap vermediklerini iddia ederek şirketlerin feshine, şirketlerin aktif ve pasif hesapları yapılarak çıkacak güncel değerin hisseler oranında davacılara ödenmesine, şirketlere kayyım atanmasına ve kar payı alacağının taraflarına ödenmesini talep ettiği, davalılar vekilinin cevap dilekçesinde miras bırakan ... 'ın 06.04.

2017 tarihinde vefat ettiğini ve davacıların ancak bu tarihten sonraki dönem için hak sahibi olabileceklerini, şirket ortaklarının uzlaşmacı bir tavırla hareket ederek şirketin devamlılığı ve zarar görmemesi için çaba sarf ettiklerini, davacıların miras bırakanları...'ın vefatından hemen önceki dönemdeki hastalığında ve ölümü sırasında devamlı ölümünden sonra ki dini ve kültürel vazifelerin yapılmasında bulunmadıklarını, daha yas günü bitmeden ailenin manevi değerlerini hiç düşünmeden kötü niyetle 6284 sayılı yasa gereği koruma ve tedbir kararı aldırarak ailenin içine nifak soktuklarını,

müvekkili şirketlerin usulüne uygun muhasebe ve kayıtları eskiden beri düzenli olarak tutulduğunu, şirketin mali durumu şirket kayıt ve defterlerinde gayet açık ve net olarak belli olduğunu, şirketlerin diğer ortakları olan aile fertleri davacıların da dahil olduğu bir şekilde şirketlerin devamına yönelik bir karar almadıklarını, ölen ortağın mirasçıları şirkette kalmayı istemezler ve sağ kalan ortaklar şirketin devamına karar verirlerse ancak murisin payı üzerindeki miras payını isteyebileceklerini, şirketin feshini isteyemeyeceklerini,

kollektif şirketlerde ortakların sorumluluğu ikinci derecede olup ortakların şahsi mal varlıklarına tedbir konulmasını talep etmenin hukuka uygun olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

a-6102 sayılı TTK'nın 259. Maddesine göre; Bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması hâlinde, diğer ortaklar bunu tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür.

Bu madde kapsamında somut olay değerlendirildiğinde mahkemece her ne kadar Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde yapılacak olan tescilin kural olarak bildirici etkiye sahip olduğu, 6102 sayılı TTK'nun 216 ve 259/3 maddelerine göre alınan kararların 3. kişilere karşı ileri sürülebilmesi için tescil ve ilan yapılması zorunlu olduğu,

tescil ve ilan yapılmasa dahi alınacak olan kararların iç ilişkide geçerli sayıldığı gerekçesiyle davacıların murisi...'ın ortaklıktan çıkmasına yönelik genel kurul kararı Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilan edilmemiş ise de iç ilişkide geçerli olduğu yönünde tespitte bunmuş olsa da mahkemenin bu tespiti 6102 sayılı TTK'nın 259. Maddesine aykırıdır.

Zira bu madde kapsamında bir ortağın şirketten çıkması veya çıkarılması hâlinde, diğer ortaklar bunu tescil ve ilan ettirmekle yükümlü tutmuş ve bu madde kapsamında ortağın şirketten çıkması veya çıkarılmasının iç ilişki veya 3. kişilere etkisi hususunda herhangi bir ayrım yapılmamıştır.

b-2709 sayılı 1982 Anayasasının Madde 141/1-3 f. " Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır."

Anayasanın 141/3. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK’da da yer verilmiştir.

HMK'nın 297. maddesine göre, hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.

HMK’nın 298/2. maddesinde ise “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz” hükmü düzenlemiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere.

“Yasanın anladığı anlamda oluşturulacak hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.

Zira tarafların bu dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur”.

Bu kapsamda somut davada yapılan değerlendirmede mahkemece davacıların kar payı alacağına yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçesinde davacıların kar payı alacağına yönelik taleplerinin reddi yönünden davanın hangi hukuki sebeplerle red edildiğinin hiçbir şekilde gerekçede açıklanmamış olması yerinde görülmemiştir.

O halde mahkemece yapılacak iş; Yukarıda belirtilen içtihat ve hukuksal çerçevede davacıların kar payı alacağına yönelik talepleri hakkında davanın hangi hukuki sebeplerle ret kararı verildiğinin gerekçesinin açıklanarak karar vermekten ibarettir.

HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde "...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda; yukarıda ayrıntılı biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemeye göre, HMK'nın 355 ve 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına, davacılar vekilinin davacılar ... ve ... yönünden istinaf itirazlarının kabulüne, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacılar ... ve ... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. ve 355. Maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,

2-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine,

4-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,

5-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,

6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1472, K. 2025/614, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Yerel Mahkeme Kararı
  7. İstinaf İtirazları
  8. Uyuşmazlığın Tespiti, Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1472
Karar No
2025/614
Tarih
24 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/1484 K.2025/608
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/1489 K.2025/666
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/1490 K.2025/592
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/1492 K.2025/662
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2023/1493 K.2025/587
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/1494 K.2025/665

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.