KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2025
- Dosya no
- 2022/755
- Karar no
- 2025/579
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/02/2022
- Numarası
- 2020/549 Esas - 2022/94 Karar
- Dava
- Menfi Tespit
Karar Metni
1.258 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin eski eşi ...'ın gerek o dönem ortak oldukları ... şirketi gerekse şahsi olarak bankalara yüklü miktarda borçlandığını, davacının eski eşi bankalara borçlanırken o dönem davacıya atfen atılan imzalar ile senetler verdiğini, dava konusu senedin de bu kapsamda verilmiş bir senet olduğunu, ...'ın davalı bankaya teminat olarak 18.12.2006 düzenleme ve 18.01.2007 vade tarihli 675.000-USD bedelli senedi kendi ve şirket adına ciro ederek teslim ettiğini, davalı bankanın müvekkili aleyhine İstanbul ...
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında takip başlattığını, takibe konu bonoda müvekkiline atfen atılan imzanın müvekkilinin eli ürünü olmadığını belirterek, müvekkilinin bono ve takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; dava konusu alacağın müvekkilince dava dışı ...
Bankası'ndan temlik alındığını, kredi borçlusu ... şirketine kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine şirketin bankaya vermiş olduğu kambiyo senedine dayalı olarak davacı ve ... hakkında takip başlatıldığını, davacı tarafın bononun tanzim tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolması arifesinde imza inkarında bulunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, ayrıca alacağı temlik eden ...
Bankası tarafından İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/442 esasında davacı taraf aleyhine açılmış tasarrufun iptali davasının derdest olduğunu, davacının bu davayı açarak tasarrufun iptali davasının sonuçlanmasını engellemeye çalıştığını, davacı tarafın imza konusunda süresinde icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurmadığını, davacı iddiasının doğru olduğu kabul edilse dahi davacının genel kredi sözleşmesinde bulunan kefaletinden dolayı da sorumluluğunun bulunduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; celp edilen davacıya ait ıslak imza içeren belgeler ve bono aslı üzerinde yaptırılan imza incelemesi sonucunda düzenlenen İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun 01/10/2021 tarihli raporunda, inceleme konusu senette ... adına atılı imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığının tespit ve mütalaa edildiği,
dava ve takip konusu bonoda bulunan imzanın davacıya ait olmadığı ve davacının bono ve takip nedeniyle borçlu olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, takip konusu bono ve bonoya dayalı icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı bankanın senede dayalı alacağı takibi başlatan bankadan temlik aldığı ve temlik eden bankanın imzanın sahteliğini bilerek, kötü niyetli olarak takip başlattığı sabit olmadığından davacının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili; davaya konu senetteki imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığının açıkça ortay konulduğunu, yine bankaca İstanbul 2. ATM'nin 2016/1251 esas sayılı dosyası ile davaya konu edilen alacağın dayanağı olarak belirtilen kredi sözleşmelerinde müvekkiline atfen atılan imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığının da ortaya çıktığını ve bu dosyadan da boçlu bulunmadığına dair karar verildiğini, bu durumda şartları oluştuğu halde İİK 72/5 maddesinde belirtilen kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı ...
Bankasının alacağı temlik aldıktan sonra tasarrufun iptali davasına ve takip işlemlerini yürütmeye devam ettiğini, bu nedenle davalının temlik alan olduğundan bahisle kötü niyetli olmayacağına dair gerekçenin hatalı olduğunu, temlik sözleşmesinde tüm belge ve bilgilerin devredildiği belirtilmiş olup, müvekkilinin 14/08/2009 ve 18/08/2009 tarihli ihtarları ile de sözleşmelerdeki imzaların kendi eli ürünü olmadığınının bankaya bildirildiğini, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, alacaklının haksız ve kötü niyetli takip işlemleri sebebi ile müvekkili lehine tazminata hükmedilmesi gerektiğini,
yine harç ve masraflara dair hükümde karar tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapılması gerekirken, dava tarihindeki kur üzerinden yapılan hesaplama ile harç ve vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da dayanağının bulunmadığını belirterek, kararın tazminat yönünden kaldırılarak davalı aleyhine %40'tan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; dosyaya sunulan Adli Tıp Kurumu raporuna yönelik itirazlarının mahkemece dikkate alınmadan ve gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, söz konusu raporda davacının imzasını içeren genel kredi sözleşmesi asılları ve fotokopilerinin mukayese dışı tutulduğunu ve bunun gerekçesinin gösterilmediğini, bu nedenle raporun kabul edilmeyeceğini, raporun ayrıntıdan uzak ve eksik olduğunu, senetteki imzanın davacının eli ürünü olmadığına yönelik tespitin ayrıntı içermediğini belirterek, kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davalı tarafça takip konusu edilen bono ve bonoya dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda. 18.12.2006 düzenleme ve 18.01.2007 ödeme tarihli, keşidecisi ... ve ..., lehtarı ... olan 675.000-USD bedelli bonoya dayalı olarak toplam 1.598.306,25-USD alacak üzerinden alacaklı ... Bankası tarafından borçlular İhsan ve ... aleyhine İstanbul ...
İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı, takibin kesinleşmiş olduğu, davacı tarafından açılan işbu davada ilk derece mahkemesince alınan 21.03.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda senet altında davacıya atfen atılan imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edilerek mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinafı üzerine Dairemizin 2018/1868 esas 2020/886 karar sayılı ilamıyla; imza incelemesine esas alınan mukayese evraklarının senedin tanzim tarihinden sonraki tarihli, önceki tarihli evrakların ise fotokopiden ibaret olduğu,
fotokopi belgeler veya senedin tanzim tarihinden sonra atılan imzaların mukayese olarak imza incelemesine esas alınamayacağı, bu nedenle alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı, dava konusu senedin tanzim tarihinden önceki tarihlerde atılmış mukayeseye esas imzaları içeren belgeler araştırılıp toplanarak yeni bir bilirkişi kuruluna yeniden imza incelemesi yaptırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece celp edilen davacının imzasını içeren mukayese belgeleri ile birlikte imza incelemesi yaptırılmış olup, İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun 01/10/2021 tarihli raporunda; inceleme konusu senette ... adına atılı imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığının tespit ve mütalaa edildiği bildirilmiştir.
Mahkemece temin edilen ve ATK tarafından incelemeye esas alınan belge asıllarının. Çorlu Tapu Müdürlüğü'nün 29.09.1997 tarihli resmi senet aslı, 05.07.2004 tarihli İstanbul Ticaret Odası hitaplı belge aslı, 2015 ve 2017 tarihli sandık seçmen listeleri, 24.07.2017 tarihli taahhütname, 08.11.2016 tarihli fakirlik belgesi, 27.12.2010 tarihli haciz tutanağı ve 27.07.2011 tarihli vekaletname olduğu anlaşılmaktadır.
Mukayese belgeleri arasında yer alan genel kredi sözleşmelerinin altında yer alan davacıya atfen atılmış imzalar da davacı tarafça inkar edilerek değişik dosyalarda dava konusu edilmiş olup, ATK raporunda inceleme dışı bırakılmıştır.
Dolayısıyla ATK raporunda imza incelemesine esas alınan belgelerden sadece iki tanesi dava konusu senedin tanzim tarihinden önce düzenlenmiş olup, diğer belgelerin bir kısmı fotokopi, bir kısmı ise senet tanzim tarihinden sonraki tarihleri taşımaktadır. Davacı tarafça imza inkarı suretiyle açılmış bulunan dava dosyalarından elde edilen bilgilere göre. İstanbul 2. ATM'nin 2016/12550 (yeni esas: 2023/379) esas sayılı dosyasında 2020/17 numara ile kasaya alınan Bakırköy ...
Noterliğinin 13.10.2003 tarihli ... sayılı, Beyoğlu .... Noterliğinin 01.02.2001 tarihli ... yevmiye sayılı, Kadıköy ... Noterliği'nin 03.02.1995 tarihli ... yevmiye sayılı evrak asılları bulunmakta olup, bu belgeler mukayese belge olarak getirtilip bilirkişilerce incelenmesi sağlanmamıştır.
Bu durumda mahkemece senedin tanzim tarihi ve öncesi tarihleri içeren yukarıda belirtilen belgeler getirtilerek Adli Tıp Kurum'undan temin edilen evrak asıllarıyla yeniden imza incelemesi yaptırılarak, Adli Tıp Kurumu'ndan yeniden rapor istenilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken,yeterli imza ile yapılmayan rapora dayalı karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak,
dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, karar sonucuna göre davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/755, K. 2025/579, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama