KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2024/1142 Esas
- Karar no
- 2025/725 Karar
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2024/281 Esas - 2024/318 Karar
- Tarihi
- 10/05/2024
- Dava
- Fon Kurulu Kararının İptali
Karar Metni
2.805 kelime·14 dk okuma·4 bölüm
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin, dava dışı ...
A.Ş.'nin hissedarı olduğunu, müvekkili hakkında başlatılan İstanbul CBS'nın 2016/93584 sayılı soruşturmanın akabinde İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/7525 D.iş sayılı kararla tüm malvarlığına el konulduğunu ve ...'nin kayyım olarak atandığını, müvekkili adına kesinleşen mahkumiyet kararı bulunmadığını, yapılan yargılama sonrasında masum olduğunun tespit edileceğini; ... tarafından yayınlanan ihale ilanında, müvekkilinin ortağı olduğu ve davalı gerçek kişilerin kayyım sıfatıyla idaresinde bulunduğu dava dışı ...
A.Ş.'nin ve müvekkilinin hissedarı olmadığı ...'nün satışa çıkarıldığını, ilk ihalede satışın gerçekleşmemesi nedeniyle bu kez ikinci ihaleye de katılımcı olmaması nedeniyle gerçekleştirilemediğini, dava konusu kayyım işlemlerinin iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek dilekçesinde ayrıntılı olarak bildirdiği diğer nedenlerle ...'nun ve kayyım sıfatıyla tasarruf yetkisine haiz olan diğer davalılar tarafından müvekkilinin hissedarı olduğu ...
A.Ş.'nin hisselerinin satış ve devrine ilişkin olarak tesis edilen tüm karar, iş ve işlemlerinin denetlenmesine ve hukuken yoklukla malul olduklarının ve hukuka aykırı olduklarının tespiti ile kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi 10/05/20242024/281 Esas - 2024/318 Karar sayılı kararında. "İddianın ileri sürülüş biçimine göre dava; davacının ortağı olduğu dava dışı ... A.Ş.'ne İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin 18/08/2016 tarih ve 2016/7525 D.iş sayılı kararıyla kayyım olarak atanan ...
Fon Kurulunca ve kayyım tarafından görevlendirilen davalı yöneticiler tarafından, adı geçen dava dışı şirketin de içinde bulunduğu dilekçede adları yazılı şirketlerin iktisadi bütünlüğünün oluşturularak, malvarlıklarının satış ve devrine ilişkin Fon Kurulu Kararının iptali istemine ilişkindir.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Şirket Yönetimi İçin Kayyım Tayini" başlıklı 133.
Maddesinde " (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir.
Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur. ...
(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler." hükmüne yer verilmiştir.
674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin "Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye" başlıklı 19. Maddesinde " (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri,
hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır." hükmüne yer verilmiştir.
6758 sayılı kanunun 20.maddesinde ise. "5411 sayılı kanun ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi ... ne verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin veya bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. " 6758 sayılı kanunun 19.maddesinin uygulanmasına ilişkin esaslara ilişkin yönetmeliğin 7. (1)maddesinde;
...Mali durum, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sebepler nedeniyle şirketin mevcut halinin sürdürülebilir olmaması halinde şirketin, şirket varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Bakan tarafından karar verilebilir.19.maddeye dayalı yapılan yetki devri yönergesinin 5.maddesi uyarınca c) mali durum, ortaklık yapısı,
piyasa koşulları ile diğer sorunlar nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tesbit edilmesi durumunda şirketin yahut varlıklarının veya malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verme yetkisi Fon Kuruluna devredilmiştir.ç) Gerektiğinde 6102 sayılı TTK hükümlerine tabi olmaksızın genel kurul yetkilerini kullanma yetkisi Fon Kuruluna devredilmiştir.Dava konusu edilen dava dışı ...
A.Ş.'nin satışına ilişkin olarak şirket yönetim kuruluna izin verilmesine dair karar anılan düzenlemeler uyarınca ... verilmiştir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 111. Maddesi uyarınca kurulun ...kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip bir kuruluştur. 2557 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre, idari işlemin iptali ile idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları idari davalardır.
İdari davalar ise ilgisine göre Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi'nde görülür.İdari işlem, yetkili idarenin, kamu hukuku alanında kamu gücü ile hareket ederek, idari faaliyetle ilgili doğrudan hukuki sonuca yönelik, tek yanlı irade açıklamasıyla aldığı ve re'sen icra olunabilen kararlardır. ...'nun taşınır ve taşınmaz varlıkların satışına izin kararı, kamusal bir görevin ifası amacıyla, kamu gücü kullanılarak,
tek taraflı olarak alınmış idari bir karar olup, uyuşmazlığın çözümünde Türk Ticaret Kanunu değil, 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi ... tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler Fona verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulanacak olduğundan ...'ye karşı açılan eldeki dava adli yargının görev alanında değildir.
Taşınmazların satışına ... tarafından atanan üyelerce alınan yönetim kurulu kararı ve ...'nun taşınmazların satışına ilişkin yönetim kuruluna izin verilmesine ilişkin kararı Türk Ticaret Kanunu hükümleri kapsamında tesis edilmediği açıktır.
Somut olayda, Sulh Ceza Hakimliğince, adı geçen şirketin ... terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle ...'nin kayyım olarak atandığı ve ... tarafından önce 674 sayılı KHK, ardından 6758 sayılı Kanunla kendisine verilen görevlerin ifası çerçevesinde, kamu gücü kullanılmak suretiyle dava konusu işlemin tesis edildiği açıktır.
Bu itibarla, Fon Kurulunun olağanüstü hal kapsamında tanınan görev ve yetki çerçevesinde, kamu gücü kullanmak suretiyle ve tek yanlı irade beyanıyla tesis etttiği dava konusu işlemin iptali istemine ilişkin işbu davanın görüm ve çözümünün idari yargı yerine ait olduğu kuşkusuzdur.
(Danıştay 10 Dairesinin 2020/3349 Esas -2021/4631 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/5141 Esas- 2022/9293 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.)Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu uyuşmazlığın idari yargıda görülüp çözümlenmesi gerektiği ve bu nedenle somut uyuşmazlığın görüm ve çözüm yerinin idari yargı mercileri olduğu anlaşıldığından davanın, HMK'nın 114/1-b ve 115.maddeleri gereğince yargı yolu dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine ilişkin aşağıdaki kararı vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, Davanın REDDİNE,karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemenin kabulünün aksine görülen davada İdare Mahkemesinin değil, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu.
CMK madde 133/3 hükmünün son derece açık olduğunu,Huzurdaki dava Ceza Muhakemesi Kanunu madde 128 ve 133 hükümleri doğrultusunda ikame edilmiş olup, söz konusu hükümlerde açıkça CMK madde 128 ve 133 hükümleri doğrultusunda atanan kayyım ve yöneticilerin iş ve işlemlerinin denetlenmesinin düzenlediğini, müvekkilinin malvarlığı değerlerine Ceza Muhakemesi Kanunu (“CMK”) hükümleri doğrultusunda el konulduğunu ve bu malvarlığı değerlerini yönetmek üzere yine CMK hükümleri gereğince ...’nin kayyım olarak atanmasına karar verildiğini,
atanan kayyımların işlemlerine ilişkin şikayetler hakkındaki yasal düzenleme doğrultusunda işbu davanın Asliye Ticaret Mahkemesi huzurunda görülmesinin zorunlu olduğunu, müvekkilinin malvarlığı değerlerine CMK madde 128 hükümleri doğrultusunda el konulduğunu ve bu malvarlığı değerlerini yönetmek üzere yine aynı madde hükümleri doğrultusunda kayyım atandığını, 18 Ağustos 2016 tarihinde ...
Soruşturma No’lu dosya üzerinden CMK madde 128 hükümleri doğrultusunda müvekkilinin “Malvarlığı Değerlerine El Konulmasına Dair Karar” tesis edildiğini, ardından 2 Aralık 2016 tarihinde İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 2016/7525 D.
İş sayılı kararla yine CMK madde 128/10 hükmü doğrultusunda müvekkilinin el konulan tüm malvarlığı değerleri yönünden ...’nin kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, CMK madde 128 hükmü gereği kayyım atamasının yapıldığı hallerde CMK madde 133 hükümlerinin uygulanacağının hüküm altına alındığını;CMK madde 128/10’da “Bu madde uyarınca elkonulan taşınmaz, hak ve alacakların idaresi gerektiğinde bu malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla kayyım atanabilir.
Bu durumda 133 üncü madde hükümleri kıyasen uygulanır” hükmünün yer aldığını, müvekkilinin malvarlığı değerlerine kayyım atanmasından kaynaklanan iş ve işlemler hakkında CMK madde 133 hükümlerinin uygulama alanı bulacağını, CMK madde 133’te kayyım işlemlerine karşı yapılacak şikayetlerin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre de gerçekleştirilebileceğinin hüküm altına alındığını, müvekkilinin malvarlığı değerlerine CMK madde 128 hükmü doğrultusunda kayyım atanması nedeni ile CMK madde 128/10 hükmü gereği CMK madde 133 hükümlerinin kıyasen uygulanması gerektiğini, CMK madde 133/5 hükmünün;
"ilgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine Göre Başvurabilirler.” şeklinde olduğunu, huzurdaki uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre ticari bir dava olarak düzenlendiğini, CMK madde 133 hükmünde 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan bahsedilmekte ise de 1 Temmuz 2012 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiğini, bu nedenle CMK madde 133’te atıf yapılan kanun 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren 6102 sayılı TTK olduğunu.
Türk Ticaret Kanununun, bu Kanun’da öngörülen hususlardan doğan tüm davaları ticari dava olarak nitelendirdiğini, şikayet konusu edilen kayyım işlemlerinin ticaret hukuku temelli ve Türk Ticaret Kanunu’nda kurucu nitelikte emredici hükümlerle düzenlenen yani Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen hususlara ilişkin olduğunu, huzurdaki uyuşmazlığın temelinde müvekkilinin % 10.01 oranında hissesine sahip olduğu şirketin hisselerinin devri ve bu devir sırasında Türk Ticaret Kanunu’nda kurucu nitelikte emredici olarak düzenlenen hükümlere aykırı olarak tesis edilen hukuki işlemlerin bulunduğunu,
bu minvalde huzurdaki uyuşmazlığın müvekkilinin uhdesinde bulunan nama yazılı anonim şirket hisse senetleri devredilmeden yalnızca şirket hisselerinin devredilmesini de kapsayan bir kısım açık hukuka aykırılıkların içerdiğini, anonim şirketlerin kuruluşu, işleyişi, sona ermesi ve hisselerinin devredilmesi gibi hususların Türk Ticaret Kanunu’nda son derece ayrıntılı bir şekilde düzenlendiğini, Nama Yazılı Payların Ve Pay Senetlerinin Devrinde İlke başlıklı kurucu nitelikte emredici bir şekilde düzenlenen Türk Ticaret Kanunu’nun 490. maddesi hükmünün.
“Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler.
Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir.” şeklinde olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1977/11-922 Esas, 1978/978 Karar ve 22.11.1978 tarihli kararında da açıkça ifade edildiği üzere nama yazılı hisse senetlerinin devri için bir temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması,
ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devir ve teslimi gerektiğini, bu koşulların gerçekleşmemesi halinde yapılan devir işleminin geçersiz olduğunu;Huzurdaki uyuşmazlığın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen/öngörülen hususlara ilişkin olduğunu, bu nedenle ticari bir dava olan huzurdaki dava bakımından yargılama yapma görevinin Yerel Mahkemeye ait olduğunu, kanunla belirlenen ve kamu düzeninden olan görev kurallarına aykırı bir şekilde huzurdaki uyuşmazlığın İdare Mahkemesi nezdinde yargılama konusu yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle Yerel Mahkeme Kararının kaldırılması gerektiğini;
CMK madde 133 hükümleri doğrultusunda ikame edilen şikayet başvurularında Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna dair Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2016/12156 Esas, 2016/8986 Karar sayılı ve 23.11.2016 tarihli içtihadı bulunduğunu, söz konusu karar ile üzere Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin, Sulh Ceza Hakimliği tarafından CMK hükümleri uyarınca atanan kayyımların işlemlerinin denetlenmesi talebi bakımından Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna hükmettiğini, bu nedenle Ticaret Mahkemesinin görevsiz olduğuna ilişkin Yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini,
yakın zamanda Danıştay 13. Dairesi tarafından tesis edilen 2022/3023 Esas ve 2022/4421 Karar, 2022/3020 Esas ve 2022/4420 ve 2022/3020 Esas ve 2022/4419 Karar sayılı karar ile ...’nin işlemlerine karşı açılacak davalarda adli yargının görevli olduğuna hükmedildiğini,İleri sürerek, yukarıda izah edilen nedenlerle; uyuşmazlık bakımından yargılama yapma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine (Adli Yargıya) ait olması nedeni ile aksi yöndeki Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını ve dosyanın yargılama yapmak üzere Yerel Mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, davacının ortağı olduğu dava dışı ... A.Ş.'ye İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin 06/12/2016 tarih ve 2016/5340 D.İş sayılı kararıyla kayyım olarak atanan ...
Fon Kurulunca ve kayyım tarafından görevlendirilen davalı yöneticiler tarafından, adı geçen dava dışı şirketin de içinde bulunduğu şirketlerin iktisadi bütünlüğünün oluşturulması ile malvarlıklarının satışına ilişkin 03/04/2024 tarihli, 2024/144 sayılı iktisadi bütünlüğe ilişkin Fon kararı yine, 04/04/2024 tarihli 2024/152 sayılı karar ile onaylanan ihale şartnamesi ve tüm satış ihalesi işlemlerinin denetlenmesi,
kararların yoklukla malul olduklarının tespiti ve kararlar ile iş ve işlemlerin kaldırılması talebine ilişkindir.Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın HMK'nın 114/1-b maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dosya kapsamından; davacının ortağı bulunduğu dava dışı ...
A.Ş. ile birlikte başka şirketlere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 06/12/2016 tarih ve 2016/93584 soruşturma nolu yazıları ile 674 sayılı KHK’nın 19/2. maddesi uyarınca kayyım olarak ...’nin atanmasının talep edildiği, İstanbul 8. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 06/12/2016 tarih ve 2016/ 5340 D.İş sayılı kararı ile talebin kabulüne ve şirketlere 674 sayılı KHK’nın 19/2 ve CMK'nın 133. maddeleri uyarınca ...'nin kayyum olarak atanmasına karar verildiği, 03/04/2024 tarihli ve 2024/144 sayılı, yine 04/04/2024 tarihli 2024/152 sayılı Fon Kurulu kararları ile de dava dışı ...
A.Ş.'nin de içinde bulunduğu şirketlerin iktisadi bütünlüğü oluşturularak, şirketin mali durumu itibariyle şirkete ait varlıkların ticari ve iktisadi bütünlük kapsamında satılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şirket Yönetimi İçin Kayyım Tayini" başlıklı 133. maddesinde "Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir.
Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur. ...
İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler." hükmüne yer verilmiştir.674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye" başlıklı 19. maddesinde;" Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti,
iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde,
kayyım olarak ... atanır." hükmüne yer verilmiştir.6758 sayılı kanunun 20. maddesinde.
"19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi ... tarafından devralınan banka/şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun ile ... verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır." düzenlemesi yer almaktadır.2557 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre, idari işlemin iptali ile idari eylem ve işlemlerden dolayı açılan tam yargı davaları idari davalardır.
İdari davalar ise ilgisine göre Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi'nde görülür.İdari işlem, yetkili idarenin, kamu hukuku alanında kamu gücü ile hareket ederek, idari faaliyetle ilgili doğrudan hukuki sonuca yönelik, tek yanlı irade açıklamasıyla aldığı ve re'sen icra olunabilen kararlardır.Dava konusu edilen dava dışı ...
A.Ş.'ye taşınır-taşınmaz varlıkların satışına ilişkin olarak şirket yönetim kuruluna izin verilmesine dair karar, anılan düzenlemeler uyarınca ...'nca verilmiştir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 111. maddesi uyarınca kurulun Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip bir kuruluştur. Sulh Ceza Hakimliğince, adı geçen şirketin ... terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle ...'nin kayyım olarak atandığı ve ...
Fon Kurulu tarafından önce 674 sayılı KHK, ardından 6758 sayılı Kanunla kendisine verilen görevlerin ifası çerçevesinde, kamu gücü kullanılmak suretiyle dava konusu işlemin tesis edildiği açıktır. ...
Fon Kurulu'nun taşınır ve taşınmaz varlıkların satışına izin kararı, kamusal bir görevin ifası amacıyla, kamu gücü kullanılarak, tek taraflı olarak alınmış idari bir karar olup, uyuşmazlığın çözümünde Türk Ticaret Kanununu değil yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uygulanacaktır.
Bu itibarla, Fon Kurulunun olağanüstü hal kapsamında tanınan görev ve yetki çerçevesinde, kamu gücünü kullanmak suretiyle ve tek yanlı irade beyanıyla tesis etttiği dava konusu karar ve işlemlerin iptali istemine ilişkin iş bu davanın görüm ve çözümünün idari yargı yerine ait olduğu kuşkusuz olup Mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygundur (Bkz.
Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2024/2875 esas, 2025/1287 karar sayılı, 26/02/2025 tarihli emsal ilamı).Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2024/1142, K. 2025/725, 2 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama