KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/1524
- Karar no
- 2024/1436
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18.07.2024 tarihli ara karar
- Numarası
- 2024/425 Esas
- Davanın konusu
- Limited Şirket Yöneticilerinnin Azli
Karar Metni
1.326 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasındaki şirket yöneticilerinin azli davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin eski ortağı ...'nun vefatı sonrası 25.11.2022 tarihli genel kurul kararı ile pay devrinin yapıldığını ve müvekkili ile davalıların 1/4'er pay sahibi olduklarını, davalıların müdür olarak seçildiklerini, davalı ...'nun müdür olduktan sonra dava dışı ...
Limited Şirketini kurarak bu şirketin tek ortağı ve müdürü olduğunu, her iki şirketin ana faaliyet konularının aynı olduğunu, davalı müdürün yetkilisi olduğu şirketle aynı alanda faaliyet gösteren bir şirket kurarak haksız rekabete girişmesinin TTK'nın 622 ve 613. maddelerine aykırı olduğunu, bu eylemlerin davalı şirkete ve müvekkiline zarar verdiğini, davalı şirketle aynı faaliyet konusunda ve alanda kurulan dava dışı şirket üzerinden ticaret yapılarak müvekkilinin ortağı olduğu şirketin zarara uğratıldığını, İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/182 Esas sayılı müdahalenin meni davasında yapılan keşifte,
davalı şirketin adresinde 15 metrelik bir yat inşa edildiğinin görüldüğünü, bu yatın davalı şirkete ait olmadığını ve muhtemelen ... şirketine ait olduğunu, davalı ...'nun ise, davalı şirketin yöneticisi olduğu ve diğer davalının haksız rekabet oluşturan eylemlerini bildiği halde tedbir almaması nedeniyle kusurlu olduğunu, şirketin kayıtlarının incelenmesi halinde zararın anlaşılacağını, kayıtların davacıya gösterilmediğini ve belirtilen tarihte genel kurul toplantısının yapılmadığını ileri sürerek, şirket yöneticilerinin TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca şirketi yönetim haklarının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına,
yargılama sürecinde müdürlük hak ve yetkilerinin kullanılmasının tedbiren önlenmesine ve şirkete kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 18.07.2024 tarihli ara kararla; "...Mevcut delil durumu itibariyle davacının iddiaları ile bağlı kalınarak; davalı ...
Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin ortaklarının davacı ... ile birlikte ..., ... ve ... olduğu, ... ile ...nun aynı zamanda şirket yetkilileri olduğu, davalı şirketi dava süresince kayyum atanmasına yönelik bu kapsamda mevcut delil ve koşul durumu ile davacı yan iddiasının yaklaşık dahi olsa ispatlanmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği,
uyuşmazlığı çözecek mahiyette tedbir kararı verilemeyeceği, HMK 389 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden ihtiyati tedbire ilişkin tüm taleplerinin bu aşamada reddine karar verilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Davalı ...'nun, davalı şirketin müdürü iken aynı adreste, aynı iştigal alanında ve aynı pazara yönelik faaliyette bulunan ...
Sanayi ve Ticaret Limited Şirketini kurmasının özen ve bağımlılık yükümlülüğüne aykırı olduğu ve rekabet yasağının ihlal edildiği, diğer davalı ...'nun da haksız ve şirketi zarara uğratan iş ve işlemleri bilerek kabul etmek suretiyle şirkete zarar verdiği gerekçesiyle yöneticilerin TTK'nın 63/2. maddesi uyarınca azlinin istendiğini, müvekkilinin şirketin kayıtlarını incelemesine izin verilmediğini, müvekkilin şirkete girmesine engel olunduğunu, ancak mahkemece bu hususların dikkate alınmaksızın tedbir talebinin reddine karar verildiğini, dilekçe ekinde sunulan ...nin sicil kayıtlarından ve ...
Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi kayıtlarından davalı ...'nun, müvekkilin ortağı olduğu ...'nin müdürü iken aynı adreste, aynı iştigal alanında ve aynı pazara yönelik faaliyette bulunan ...
Yatçılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ni kurduğunun açıkça görüleceğini, İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/182 Esas sayılı dosyasında 07.06.2024 tarihinde yapılan keşifte ... tarafından 15 metre uzunluğunda bir tekne inşa edildiği ve bu teknenin ... adına bir kaydının bulunmadığını, merisin ölümü ile yönetici olan davalının devam etmesi halinde yargılamanın bir anlamının kalmayacağını, müvekkilince İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosunun ...
Esas sayılı dosyasında şirket müdürleri hakkında haksız rekabet, görevi kötüye kullanma ve nitelikli hırsızlık suçlarından şikayetçi olunduğunu, davalı şirketin adresinde aynı iş kolunda yeni bir şirket kurulmasının haksız rekabet teşkil ettiğini, bu durumun da davalı şirketin menfaatlerine açıkça aykırı olduğunu, müvekkilinin gelinen aşamada şirkete dahi giremediğini, şirketin defter ve belgelerini inceleyemediğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 630/2.maddesi uyarınca, limited şirket müdürlerinin azli talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, esas dava içinde davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 630/2. maddesine göre, her ortak haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Maddenin 3. fıkrasına göre ise yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. TTK'nın 630. maddesinde, azil davası yönünden özel bir geçici hukuki koruma öngörülmediğinden, bu konuda HMK'nın 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekir.
İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır (m. 389/1). Kanun, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir.
Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Ancak, ihtiyati tedbir verilebilmesi için, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca, davacının, yaklaşık ispat koşulunu yerine getirmiş olması gerekir.
Somut olayda; davacı vekili, davalı yöneticinin, tarafların ortağı olduğu şirket ile aynı adreste ve aynı faaliyet alında faaliyet gösteren ... Şirketini kurduğunu, şirket ile aynı alanda kuralan bu şirket üzerinden haksız rekabet yapıldığını, İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/182 Esas sayılı dosyasında yapılan keşifte, davalı şirketin adresinde, şirket ile ilgisi bulunmayan ve ...
Şirketi ile ilgisi olan bir yat inşa edildiğini, şirketin kayıt ve belgelerinin davacıya gösterilmediği belirtilmiştir. Nitekim tedbire ilişkin ara karardan sonra sunulan cevap dilekçesinde taraflar arasındaki husumet kabul edilmiştir. Geçici hukuki koruma tedbiri kapsamında verilen ihtiyati tedbirde istinaf başvurusunda da belirtildiği üzere, kesin ispat değil, yaklaşık ispat aranmaktadır.
İhtiyati tedbire konu olaylar hakkında yaklaşık olarak ispat sağlanarak mahkemede kanaat oluşturulması halinde geçici hukuki koruma tedbirlerine karar verilebilir. Ancak, mahkemece verilecek her türlü karar ve ara kararlarda Anayasa ve ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekçe oluşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 141/3. maddesi, ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır'' hükmünü içermektedir.
HMK'nun 297/c maddesinde ise mahkeme kararlarında her iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonucu ve hukuki sebeplerin açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Buna karşın ilk derece mahkemesi kararında, davacının iddiaları ve deliller değerlendirilmemiş, dava dilekçesinde belirtilen delilleri değerlendirilmeden soyut olarak yaklaşık ispat ölçüsünde kanıt sunulmadığı belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesince davacının delillerinin değerlendirilerek, davacının taleplerinin deliller ile birlikte değerlendirildikten sonra ihtiyati tedbir talebi hakkında olumlu veya olumsuz denetime elverişli bir ara karar kurulması gerekirken, belirtilen yönler üzerinde durulmadan ve davacıların hiçbir iddiası değerlendirilmeden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,
ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının kaldırılmasına ve talep hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2024/1524, K. 2024/1436, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama