KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Temmuz 2025
- Dosya no
- 2025/1312
- Karar no
- 2025/1309
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 14.05.2025
- Numarası
- 2024/414 Esas
- Dava
- Ticari Ünvanın Korunması
Karar Metni
858 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasındaki ticari ünvanın korunması davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili şirket ile neredeyse birebir olan ticaret unvanını müvekkili şirket ile aynı sektörde kullandığını davalının bu ticaret unvanını kullanarak piyasada iş yaptığı süre boyunca müvekkili şirketin ticari itibarı ve güvenilirliğinden faydalanacağını bu nedenle dava sonuçlanıncaya kadar müvekkili şirketin zararının artmaması adına davalının ticaret unvanını kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi yönünde tedbir kararı verilmesini vekaleten talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında 14.05.2025 tarihli ara kararla; "... dosyaya sunulan bilirkişi raporu, uzman mütalaası da gözetildiğinde dosyanın mevcut durumu itibariyle haksız rekabet koşullarının mevcudiyeti, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların sabit olup olmadığı, bu eylemlerin haksız rekabet veya iltibas oluşturup oluşturmadığı gibi konular ispata muhtaç olup, şu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Ayrıca doğrudan hüküm sonucunu doğuracak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi geçici hukuki koruma olan ihtiyati tedbirin amacına aykırı olacağı gibi tedbirde ölçülülük ilkesine de aykırı olacağı..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Talep dilekçesindeki ve aşamalardaki beyanlarını aynen tekrarla; bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davalının müvekkili şirket ile neredeyse birebir olan ticaret ünvanını müvekkili şirket ile aynı sektörde kullandığının açık olduğunu, davalının bu ticaret ünvanını kullanarak piyasada iş yaptığı süre boyunca müvekkili şirketin ticari itibarı ve güvenilirliğinden faydalanacağının görüleceğini, davalının ticaret ünvanının müvekkili şirketinkiyle birebir aynı olduğu ilk bakışta göze çarpmakta olup iltibasın söz konusu olduğunu ve yaklaşık ispat koşulunun oluştuğunun görüldüğünü,
bu nedenle dava sonuçlanıncaya kadar müvekkili şirketin zararının artmaması adına davalının ticaret ünvanını kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerekirken mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi hatalı olup dava sonuçlanıncaya kadar davalının ticaret ünvanını kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve talepleri gibi ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 50 maddesine göre usulüne uygun tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanının kullanılması nedeniyle aynı Kanun'un 52. maddesi gereğince ticaret ünvanına davalı tecavüzünün tespiti ve davalının ticaret unvanının sicilden terkini istemine; istinaf başvurusu ise dava içinde talep edilen ihtiyati tedbirin reddi ara kararına ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiş, bu ara karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 52/1. maddesi uyarınca ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde, bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını;
haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir.
Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.İddiaya göre davacı şirketin davalı şirketten daha önceden ticaret sicil kaydının tescil edildiği ileri sürülmüştür.
Ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme, TTK'nın 52 ve devamı maddelerinde yer almış, tacirler için büyük önemi haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme rehnine konu olan ticaret unvanı, bu hâli ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur.
Bu türden açılan davalarda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması gereğince, unvanın dürüstlüğe aykırı kullanılıp kullanılmadığı, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmektedir.
Eldeki derdest davada ilk derece mahkemesince yargılamanın sürdüğü, bilirkişi raporu alındığı, ancak bilirkişi raporuna karşı tarafların itirazları üzerine ek bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Henüz ara karar tarihi itibariyle tarafların bilirkişi raporuna itirazları kapsamında alınmasına karar verilen ek raporun da dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır.
Buna göre davacı iddiaları kapsamında ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği ara karar tarihi itibariyle, tarafların alınana bilirkişi raporuna itirazları kapsamında alınmasına karar verilen ek raporun da dosyaya kazandırılmadığı dikkate alındığında, ihtiyati tedbir için gerekli olan yaklaşık ispatın dosya kapsamında oluşmadığı anlaşılmaktadır.
Kaldı ki değişen delil durumuna göre her zaman ilk derece mahkemesince talep halinde ihtiyati tedbir hususu değerlendirilebilecektir. Bu açıklamalar ışığında davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucu, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2025/1312, K. 2025/1309, 17 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama