KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Mart 2025
- Dosya no
- 2025/116
- Karar no
- 2025/240
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Ara karar tarihi
- 22/11/2024
- Numarası
- 2024/707 Esas (Derdest
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.517 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Asıl dosyada davacı vekili; davalı ile müvekkili şirket arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturalara konu borçların davalı tarafından ödenmesi gerekirken, davalı şirket tarafından ödeme gerçekleştirilmediğini, fatura bedeli ödenmediğinden borçlu şirket hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile açılan icra takibinin borçlu tarafından itiraz edildiğinden takibin durduğunu, davalının faturalardan dolayı borcunun bulunduğunu belirterek belirlenecek teminat karşılığında davalı şirket adına kayıtlı banka hesaplarına, taşınmazlara, araçlara ve 3.kişilerde bulunan hak ve alacaklarına tedbir niteliğinde ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada davacı vekili; davalı ile müvekkili şirket arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturalara konu borçların davalıca ödenmesi gerekirken, davalı şirket tarafından ödeme gerçekleştirilmediğini, fatura bedeli ödenmediğinden borçlu şirket hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyaları ile açılmış olan icra takibinin borçlu tarafından itiraz edildiğinden takibin durduğunu, davalının faturalardan dolayı borcunun bulunduğunu belirterek belirlenecek teminat karşılığında davalı şirket adına kayıtlı banka hesaplarına, taşınmazlarına, araçlarına ve 3.kişilere bulunan hak ve alacaklarına tedbir niteliğinde ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece.
İhtiyati haciz talebinin dayanağı olan faturalar borç ikrarını içeren belge niteliğinde olmadığından, tek başına alacağın varlığını ispatlar nitelikte değildir. Faturalarda yazılı bedelin ödenmediği, davacının edimini yerine getirdiği iddiaları ise yargılamayı gerektirir.
Bu nedenle ihtiyati haciz kararı verilebilmesine ilişkin İİK'nın 257. maddesinde öngörülen koşulların oluşmadığı anlaşıldığından, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde.
Mevzuat gereği e-fatura düzenlemesi zorunlu olan mükelleflerin, e-fatura uygulamasında kayıtlı kimselere fatura düzenleyecekleri zaman bu faturanın e-fatura olmasının zorunlu olduğunu, diğer bir deyişle e-fatura uygulamasına dahil kimseler, aralarında normal fatura düzenleyemeyeceklerini, eğer düzenlemişler ise bu normal faturalar hiç düzenlenmemiş kabul edildiğini, E-fatura düzenlemesi zorunlu olan mükelleflerin birbirlerine gönderdikleri faturaların alınmasının zorunlu olduğunu, TTK’ya göre düzenlenen fatura ile e-fatura aynı hukuki mahiyete ve hukuki mevzuata tabii olduğunu,
TTK’ya uygun düzenlenen faturalara itiraz edilebildiği gibi tebliğ alınan e-faturalara da itiraz prosedürü olduğunu, sonuç olarak e-faturayla kâğıt fatura aynı hukuki niteliklere sahip olduğunu, dolayısıyla e-fatura, TTK kapsamındaki kâğıt fatura ile aynı delil gücüne sahip olduğunu, davacının icra dairesine ve dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu faturalara davalı/borçlu tarafından sistem üzerinden herhangi bir iade işlemi yapılmadığı gibi sistem üzerinden ret işlemi de yapılmadığını, diğer yandan davalı/borçlu icra dairesine de faturalara ilişkin herhangi bir itiraz edilmemiş borcun bulunmadığı yönünde itiraz edildiğini,
bu nedenle icranın durduğunu, ihtiyati haczi istenen alacağın para alacağı olması şartı olduğunu, nitekim İİK bu hususu 257. maddesi ile açıkça hüküm altına aldığını, bu şart, aynı zamanda uygulamada çok karıştırılan ihtiyati tedbir ile ihtiyati haciz arasındaki ayrımda önemli olduğunu, önemli olan bir para borcunun varlığı noktasında olduğunu, gerekli diğer şartların da taşınması kaydıyla her türlü para alacağı için ihtiyati haciz istenebileceğini, uygulamada en çok sözleşmeden kaynaklanan para borçlarında ihtiyati haciz talep edildiğini, davacının da alacağı tarafların rızalarıyla imzalanan sözleşmeden kaynaklandığını,
sözleşme yani taraflar arasında imzalanan akid nedeniyle davacı davalı/borçlu'ya fatura kestiğini, bu husus hem icra dosyalarında takibin dayanağı belge olarak hem de dava dilekçesi ekinde mevcut olduğunu, davalı, icra takip dosyasına sunulan faturalardan dolayı borçlu bulunduğunu, davalı, itirazında davacı şirkete borcu olmadığından bahisle borca itiraz ettiğini, ancak icra takip dosyasına sunulan fatura ile ilgili herhangi bir açıklama getirmediğini, faturalara itiraz edilmemiş olduğunu, borç alacak kaydı olarak her iki tarafın şirket defterlerine kayıtları yapıldığını,
diğer yandan ekte sunulan evraklardan da anlaşılacağı üzere davalı/borçlu ile müvekkil şirket arasından mutabakatname imzalanmış ve aynı zamanda davalı/borçlunun iş yaptığı kuruma bu evraklar davalı/borçlu tarafından sunulduğunu, bu evraklardan da davacının alacağı faturalar eklenmek suretiyle mutabakt metni yolladığını, davacının alacağını gösteren bu belgeler delil niteliğinde olup, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ihtiyati haciz kararının reddi kararının kaldırılması gerektiğini, ayrıca Dost İnşaat firmasının yetkilisi olan Salih Akbulut mutabakatname yapmış firma adına borcu kabul ettiğini,
ilgili ekte yer alan evraklarda bu durum çok net bir şekilde davacının davalıdan alacaklı olduğunu gösterdiğini, ayrıca davalı şirketin alt taşeronu olduğunu, yapmış olduğu işe ilişkin Sgk prim ödemeleri ve yazışmalar ekte yer aldığını, ayrıca davalı ile müvekkil arasında geçen ve fatura kesilmesi için hakediş raporunun düzenlendiğini gösterir mail yazışmaları işbu istinaf başvuru dilekçe ekinde yer aldığını,
davacı şirket ile davalı/borçlu şirket arasında sözleşmenin bulunduğu ve davacının alacağının bu sözleşmeye istinaden düzenlenen hakediş raporlarıyla hazırlandığı ve buna ilişkin davacı tarafından davalı/borçluya kesilmiş faturalar olduğunu, diğer yandan davalı/borçlu tarafından hem icra takibinde yer alan hemde dava dilekçesi ekinde yer alan faturalardan dolayı alacaklı olduğu kesin olup ihtiyati haciz varlığına elverişli olduğunu, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesindeki tüm açıklanan ve sunulan delillere rağmen,
talebin kabul etmesi gerekirken red etmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı alt taşeron, davalı ise yüklenicidir.
İİK'nın 257. maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir.
İhtiyati haciz talep eden taraf, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında davacı alt yüklenici tarafından iş sebebiyle düzenlenen faturalar düzenlendiği ve davalı tarafa e-fatura ile tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Fatura bedelleri ödenmemesi üzerine davacı tarafından icra takibi başlatıldığı, takibe davalı tarafın itirazı ile takibin durması üzerine iş bu itirazın iptali davası açılmış olduğu görülmektedir.Davacı vekili tarafından dava dilekçesi ile,
icra takibi konusu faturalar kapsamında ihtiyati haciz talibinde bulunulmuş ve mahkemece ihtiyati haciz talebi faturalar borç ikrarını içeren belge niteliğinde olmadığından tek başına alacağın varlığını ispatlar niteliği bulunmaması sebebiyle ihtiyati haciz talebin reddine karar verilmiştir.İİK'nun 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir.
Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gerekenin, alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre, alacaklının alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Öte yandan, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın yargılamayı gerektirmemesi şeklinde bir koşulda kanunda öngörülmemiştir.
Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir.
İhtiyati hacizde amaç, ihtiyati tedbire benzer şekilde Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan "hukuk devleti" ilkesinin bir gereği olarak bireylere etkin hukuki himaye sağlamaktır.İhtiyati haciz kararı verilmesinin şartlarından olan, alacaklıya ilişkin şart, bir alacak için ihtiyati haciz isteyen kişinin alacağın alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir.
Alacağa ilişkin ise, alacağın vadesinin gelmiş veya vadesi gelmemiş olmamakla birlikte yasada belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Muacceliyet ile temerrütü karıştırmamak gerekir. Muacceliyet temerrütün zamanla ilgili şartıdır. Hakim, hukuksal işlemlerden doğan alacaklar için yapılan ihtiyati haciz istemlerine karşı öncelikle alacağın muaccel olup olmadığını saptaması gerekir. Alacağın muaccel olduğunu alacaklı ispat etmelidir.
Alacağın vadesinin gelmiş olması, alacaklının alacağını dava veya takip edebilme yetkisini ifade eder. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için borçlunun temerrüde düşürülmesi veya alacaklının alacağına kavuşmasına engel olacak davranışlarda bulunması gerekmez.
İhtiyati haciz kararı verilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de; muaccel alacağın varlığı hususunda ihtilaf bulunması, bu ihtilafın çözümü yargılamayı gerektirmesi halinde, kanunun aradığı ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığının kabulü gerekmektedir.
İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için muaccel bir para alacağının bulunması ön koşul olup, varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaç olan bir alacak talebi yönünden ortada muaccel veya müeccel bir para alacağı bulunduğu söylenemeyecektir.Yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut talep değerlendirildiğinde, davacının ihtiyati haciz talebine konu ettiği alacağın sebebi, taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi kapsamında yapıldığı iddia edilen işler için kesilen fatura bedelidir.
Dosya kapsamında davalının ayıplı ve eksik hizmet verildiği ve sözleşmeye aykırı fatura düzenlendiği yönündeki iddialarının mahkemece tüm delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekeceğinden bu kapsamda dosyanın bulunduğu aşama itibariyle tek başına faturaya dayalı ihtiyati haciz kararı verilmesi mümkün görülmemiştir.
Bu nedenlerle mahkemenin red kararı doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, E. 2025/116, K. 2025/240, 12 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama