İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/1825 K.2025/911

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

Esas2023/1825Karar2025/911Tarih2 Temmuz 2025Okuma11 dk · 2.294 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
2 Temmuz 2025
Dosya no
2023/1825 Esas
Karar no
2025/911
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
26/09/2023
Numarası
2021/198 Esas, 2023/178 Karar
Davanın konusu
Markanın Hükümsüzlüğü, Markaya ve Tasarıma Tecavüz, Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Refi, Ticaret Unvanının Terkini
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.294 kelime·11 dk okuma·7 bölüm

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... şirketinin 1970’li yıllarda kurulduğunu, ... markasının tanınmış marka olduğunu ve bunun TÜRKPATENT ve yabancı mahkeme kararları ile davalı tescilinin başvuru tarihi olan 18.11.2016 tarihinden çok önce sabit olduğunu; müvekkilinin ... markalı ürünlerini kullanım amaçlarına göre kategorilere ayırdığını ve bu kategorilerin her biri için ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi alt markalar yarattığını; anılan bu markaların tüm dünyada uzun yıllardır tescilli olduğunu;

... markasının TÜRKPATENT nezdinde ilk kez 1997 yılında ... numara ile tescil edildiğini, diğer markaların da 3. sınıfta tescil edildiğini; müvekkilinin ... markasını dünya çapında uzun yıllardır pek çok alan adının kılavuz unsuru olarak da aktif bir şekilde kullandığını, Türkiye’de de ... alan adını 2007 yılında önceki unvanıyla ... adına tescil ettirip hali hazırda müvekkiline ait olduğunu; diğer müvekkili ...’un ilk olarak ...

Şti. unvanı ile 13.12.2007 tarihinde kurulduğunu; ...’un kurulduğu 2007 tarihinden bu yana müvekkili ...’un başta ... olmak üzere dünya çapında tanınmış markalarını taşıyan ürünlerinin Türkiye’de satış ve pazarlamasını yaptığını ve ...’un izniyle markalarını ve tasarımlarını kullandığını; davalının ... sayılı tescilinin SMK m.6/3 ve m.6/6 uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini; müvekkilinin ... markasını ilk kez ortaya koyması, piyasada maruf hale getirmesi ve adına tescil ettirmiş olması sebebiyle anılan marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu;

bunun yanında markaların kurulduğu 2007 yılından bu yana ... eliyle de ülkemizde kesintisiz biçimde kullanıldığını; ayrıca ... alan adının 1997 yılında tescil edilmiş olup Türkiye dahil dünya çapında erişilir durumda olduğunu; müvekkilinin Türkiye’deki ... alan adının da 15.11.2007 tarihinde tescil edildiğini ve aktif bir şekilde kullanıldığını; kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için dava konusu markadaki malların müvekkilinin tescilleri kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/bağlantılı/benzer olmadığı varsayımında dahi SMK m.6/3 ve m.6/6 uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini;

kaldı ki somut olayda SMK m.6/1 şartlarının gerçekleşmiş olduğunu; müvekkiline ait tanınmış ... markasının 7 harfini aynen içeren davaya konu markanın, müvekkili markasındaki ürünler ile aynı, aynı tür, benzer, bağlantılı, ikame edilebilen ürünler üzerinde kullanılmasının tüketici nezdinde doğrudan müvekkilinin tanınmış ... markasının akla gelmesine sebep olacağını; müvekkilinin ... markasının tanınmış marka olması nedeniyle davaya konu markanın SMK m.6/4 ve m.6/5 uyarınca da hükümsüz kılınması gerektiğini; davalının kötü niyetli olduğunu, bu bakımdan davalı markasının SMK m.6/9 kapsamında da hükümsüz kılınması gerektiğini;

müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının müvekkilini ve markasını bilmediğinin düşünülemeyeceğini; davalının sistematik bir şekilde müvekkilinin markalarını, tescilli ve tescilsiz ürün ambalaj tasarımlarını kopyaladığını; davalının haksız kullanımlarının müvekkilinin marka ve tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini; davalının ... alan adı ve Facebook, Instagram, Youtube ve LinkedIn sosyal medya hesaplarında ... markasını tescilsiz olarak tescil edildiği halinden farklı kullandığını; davalının söz konusu kullanımlarının İstanbul 2. FSHHM 2021/259 D.

İş dosyası kapsamında tanzim edilen 08.11.2021 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiğini; davalının tescilli markası yerine markasını farklı şekilde kullanmasının nedeninin müvekkili markası ile karıştırma ihtimalini arttırmak olduğunu; davalının aynı zamanda müvekkilinin tescilli tasarımını ve ürün ambalajlarını kopyaladığını; müvekkilinin ...ve ... numaralı tasarımların sahibi olduğunu; davalı kullanımına konu ambalajın müvekkili tasarımları ile ayniyete varacak derecede benzer olduğunu;

davalının müvekkilinin tescilli ürün ambalaj tasarımını kopyaladığı gibi, müvekkillerinin uzun yıllardır tescilsiz olarak kullandığı ambalaj tasarımlarını da kopyaladığını ve aynı ürünler için kullandığını; müvekkilinin ... markasının davalı ticaret unvanına karşı da korunması gerektiğini belirterek Davalının müvekkilinden sonraki tarihte tescil edilmiş bioderminy markası, tescilli olmayan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... markaları için hukuka aykırı kullanımının müvekkilinin tescilli markalarına tecavüz ve haksız rekabet,

müvekkilinin ...no’lu tasarımına konu ürün ambalajı ve tescilsiz ürün ambalaj tasarımları ile aynı/benzer kullanımlarının müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabete yol açtığının tespitine, tespit edilen hukuka aykırılıkların durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına. Davalının ... numaralı bioderminy markasının hükümsüzlüğüne. Davalı unvanından “...” ibaresinin silinmesine.

Davalının ... alan adına Türkiye’den erişimin engellenmesine, Facebook, Instagram, YouTube ve LinkedIn hesap isimlerinden ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ibarelerinin çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 17.03.2017 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini, bu tarihten itibaren ilaç, medikal ürünler ve kozmetik güzellik müstahzaratı, vücut ve cilt bakım ürünleri, kremler, kolonya, parfüm, şampuan ve benzerlerinin ithalat, ihracat, alım satımı ve pazarlanması; kozmetik, ilaç, medikal ürünler ve diğer... ürünlerinin üretimi; ilaç, medikal ürünler, temizlik ve kozmetik sektörüyle ilgili tüm hammadde, yarı mamul, mamul çeşitlerinin üretim, alım satımı, pazarlanması ile iştigal etmeye başladığını;

müvekkili şirketin ... tescil numaralı “...” ibareli 3. sınıf mallarını kapsayan markasını 20.09.2017 tarihli marka devir sözleşmesi ile devir aldığını, devirden önce söz konusu markanın müvekkili şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan ... adına kayıtlı olduğunu; müvekkilinin “...” markasını taşıyan ürünlerinin dünya çapında 15 ülkede satıldığını; müvekkili markasının 3. sınıfa dahil malların tamamı için tescilli olduğunu, davacı markasının ise 3. sınıfın sınırlı alt grupları için tescilli olduğunu, bu bakımdan davacı tescilleri kapsamındaki malların dava konusu markadaki mallar ile aynı/bağlantılı/benzer nitelikte olmadığını;

davacıya ait “...” markasını oluşturan “...” ve “...” unsurlarının ayırt ediciliği bulunmayan ve/veya ayırt ediciliği oldukça düşük ve sektörde sık kullanılan ibareler olup bu ibarelerin doğal cilt ürünlerini tanımlayıcı nitelikteki cins isimlerine işaret ettiğini ve markanın kullanıldığı ürünleri nitelediğini; “...” ibaresinin birçok firma tarafından özellikle kişisel kullanıma ilişkin ürünlerde ürünün yaşama dair doğal ve katkısız olduğunu, kullanım için yan etkilerinin bulunmadığını ifade etmek için değişik eklerle kullanıldığını;

“...” ibaresinin de deri ve cilt gibi anlamları bulunmakta olup birçok firma tarafından kişisel kullanıma ilişkin cilt bakım ürünlerinden olduğunu ifade etmek için kullanıldığını; bu iki ibarenin birleşmesi ile “doğal cilt bakım ürünlerini” özellikleri itibariyle doğrudan tanımlayacak bir anlamın oluştuğunu; davacının markasının bu zayıf unsurlarının üçüncü kişilerce kullanılmasına katlanmak zorunda olduğunu, alıcıların daha dikkatli ve seçici olduklarını, dolayısı ile ürünlerin ilgili olduğu tüketicilerin yüksek dikkat seviyesinin karıştırma ihtimalinin ortaya çıkma ihtimalini azalttığını;

davacı itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini; bu bakımdan davacının SMK m.6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9’a dayanak ileri sürdüğü hükümsüzlük taleplerinin mesnetsiz olup reddinin gerektiğini; tecavüz iddiaları bakımından, müvekkilinin kullanımının tescilli markasının ayırt edici mahiyetine zarar verici nitelikte olmadığını, hukuka uygun kullanım olduğunu, bu bakımdan müvekkilinin kullanımının tescilsiz kullanım olarak nitelendirilemeyeceğini; “...” ve “...” ibarelerinin dermotolojik laboratuvarlar anlamına geldiğini, eklenen bu sözcüklerin ilgili sektörde herkes tarafından kullanılabilir nitelikte olduğunu;

tanımlayıcı olan ve ayırt edici nitelikte olmayan bu unsurların işaret benzerliği değerlendirmesinde etkisinin bulunmadığını; bu kapsamda müvekkilinin kullanımına konu işaret ile davacı markasının, ibareler arasındaki farklılığın yanı sıra renkler, şekil unsurları bakımından da farklılık gösterdiğini, karıştırma ihtimaline yol açabilecek bir benzerliğin bulunmadığını, davacının ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...markalarının müvekkili tarafından seri marka izlenimi uyandıracak şekilde kullanıldığı iddialarının mesnetsiz olduğunu;

tasarım hakkına tecavüz iddiaları bakımından, davacının ileri sürdüğü tasarımlarının hükümsüz durumda olduğunu; somut olayda söz konusu tasarımların SMK’nın tescilsiz tasarıma ilişkin hükümleri kapsamında da korunmasının olanaklı olmadığını, keza tescilsiz tasarımlara ilişkin koruma süresinin geçmiş olduğunu; davacı ambalaj tasarımlarının yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunmadığını; bahse konu şişe gövdelerinin dünya genelinde ve Türkiye’de birçok farklı firma tarafından kamuya sunulup harcıalem hale geldiğini;

davaya konu ambalajların etiket alanı ve etiket üzerindeki markanın konumlandırılmasında tasarımcının seçenek özgürlüğünün dar olduğunu ve tasarımlar arasında ufak farklılıkların tasarımı ayırt edici yapmaya yeterli olduğunu; bu bakımdan tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddialarının reddedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI

"....Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 1-Davalının “"...” ibareli marka kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli ... tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin TESPİTİ ile davalının bu markalardan kaynaklı haklarını ihlal eden fiillerinin ÖNLENMESİNE ve davacının kullanımlarının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-Davalının "..." ve "..." ibareli marka kullanımları dolayısıyla davacı adına tescilli ... tescil numaralı "..." VE ... tescil numaralı "..." ve ... tescil numaralı "..." markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin TESPİTİ ile davalının bu markalardan kaynaklı haklarını ihlal eden fiillerinin ÖNLENMESİNE ve davacının kullanımlarının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3-Davalının ... tescil numaralı "..." markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler için HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE, 4-Davacının marka haklarına tecavüz teşkil eden davalıya ait "..." markalı ürünleri, "..." ve "..." ibareli, ambalaj, ilan, reklam, broşür, afiş,

tabela, ve sair her türlü malzeme ve tanıtım malzemesinin, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrak ve malzemeye muhafaza altına alınarak el konulmasına, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle imha edilmesine, yine davalı tarafça "..." markalı ürünleri, "..." ve "..." ibareli kullanımların her türlü internet içeriklerinde kullanımlarının yasaklanmasına, varsa kullanımlarının durdurulmasına, 5-Davalı tarafa ait “...”isimli siteye ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE,Erişim engeli yönünden verilen kararının uygulanması için karar kesinleştiğinde Erişim Sağlayıcıları Birliğine Mahkememizce müzekkere yazılmasına,

6-Davalı tarafa ait “...”, "...", "...", " ...", "..." isimli içeriklere ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE VE BU İÇERİKLERİN İÇERİK SAĞLAYICILAR TARAFINDAN PLATFORMLARDAN ÇIKARILMASINA,verilen kararının uygulanması için karar kesinleştiğinde İÇERİK SAĞLAYICI TARAFLARA müzekkere yazılmasına, 7-Davalı tarafa ait "...

ŞİRKETİ'nin ticaret unvanında bulunan "..." ibaresinin TERKİNİNE, 8-Davacının haksız rekabetin tespiti ve durdurulması davasının REDDİNE,9-Davacı tarafın davalı tarafın ..., ..., ..., ..., ... isimli kullanımların ihlal oluşturduğu ve ihlalin sonuçlarına ilişkin taleplerinin REDDİNE," Şeklinde karar vermiştir.

İSTİNAF İSTEMİ

Davalı vekili istinaf isteminde özetle;Kararın gerekçesiz olduğunu,Mahkemenin davacının tasarım hakkına tecavüz iddiası yönünden olumlu olumsuz bir karar vermediğini, davacının hem tescilli hem tescilsiz tasarım hakkına dayandığını, önincelemede de tasarım ile ilgil iuyuşmazlık konusunun tespit edildiğinin, ...ve ... sayıyla tescilli tasarımları yenilenmediği için hükümsüz kaldığını, tescilsiz tasarımların ise koruma sürelerinin 3 yıl olduğunu, tasarıma dayalı iddianın reddi gerekirken herhangi bir karar verilmediğinden HMK 297 Maddesine aykırılık oluştuğunu,Cevap dilekçesi alınmadan bilirkişi raporu alınmasının hatalı olduğunu,

müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, raporun hükme esas alınamayacağını, Markalar davacılardan ... adına kayıtlı olup ... ..LTD ŞTİ nin hukuki yararı olmadığından davasının usulden reddi gerektiğini,Raporlar arasında çelişkiler giderilmeden karar verildiğini,

raporlarda benzerlikle ilgili değerlendirmeler ve ...markasının 03 nolu emtia sınıfının hangi alt gruplarında benzerlik olduğu hususunda çelişkiler olduğunu,Davacıya ait “...” markasını oluşturan “...” ve “...” unsurları ayırt ediciliği bulunmayan ve/veya ayırt ediciliği oldukça düşük ve sektörde sık kullanılan ibareler olup bu ibareler doğal cilt ürünlerini tanımlayıcı nitelikteki cins isimlerine işaret etmekle, markanın kullanıldığı ürünleri nitelemek amacına matuf ibareler olduğunu, “...” ve “...” ibareleri ayrıca söz konusu mallarla ilgili olarak ticari hayatta kullanımı oldukça fazla olan,

yabancı dilde olsa dahi toplumda yaygın şekilde bilinen ibareler olup üzerinde kullanıldığı mal yönünden ilk akla gelen kelimeleri içerdiğini, yabancı dilde olsa dahi toplumda yaygın şekilde bilinen cins adlarının ayırt ediciliği bulunmadığını, ayırt ediciliği düşük olan markaların koruma alanın zayıf olduğunu, Markaların tüm tescilli olduğu sınıflar yönünden hükümsüzlüğe karar verilmesinin hatalı olduğunu, markalar arasında ve sınıflarında benzerlik olmadığını,Ürünlerin yoğum şekilde eczadenede satışa sunulduğunu, hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat düzeyinin yüksek olduğunu, Markanın tanınmışlığına ilişkin incelemenin eksik olduğunu,

davacının sunduğu delillerin çoğunun marka başvuru tarihinden sonra olduğunu, davacının markasının tanınmış marka olmadığını, zayıf marka olduğunu, müvekkilinin markası için başvuru tarihi 18.11.2016 ve tescil tarihi 19.10.2017 olup Huzurdaki davanın açıldığı tarihe kadar olan yaklaşık 5 yıllık süreçte taraf markaları bir arada kullanılagelmiş, esasen dava tarihinden önce ve sonrasında uzun yıllar boyunca davaya konu markaların tescilli ve fiili kullanım ile bir arada var oldukları halde karıştırılmaları söz konusu olmadığını, davacının d abu hususta delil sunmadığını, yanaşma söz konusu olmadığını,

davaya konu markanın ilgili olduğu sektörü tanımlayıcı nitelikte olan “...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin bulunmaması nedeniyle, müvekkili kullanımındaki farklılığın müşterinin markaya olan algısını değiştiren ve/veya markanın ayırt edici mahiyetine zarar veren nitelikte olmadığını, kötüniyetli tescil de olmadığını, rapordaki tespitleri kabul etmediklerini, kullanımların hukuka uygun olduğunu ...ibaresinin davacı tekeline bırakılamayacağını,Taleplerin yığılması söz konusu olduğunu, mahkemece haksız rekabetin reddi yönünden vekalet ücreti verilmiş ise de,

kısmen reddedilen markaya tecavüz istemi yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, tasarıma tecavüz iddiası hakkında hiç karar verilmemesi yerinde olmadığı gibi, bu talebin reddi ile davalıya bu yönden de vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, erişim engeli yönünden ise ayrıca davacıya vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, ... markasının SMK 6/1,3,4,5,6 ve 6/9. maddeleri gereğince hükümsüzlüğü, marka ve tasarım hakkından kaynaklanan haklara tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi, ticaret unvanının terkini istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin öncelikli istinaf istemi; tasarıma tecavüz iddiasının karara bağlanılmamasının HMK 297 maddesine aykırılık oluşturduğu yönündedir. 6100 sayılı HMK’nın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297.

Maddesinin 2. fıkrasında; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenleme altına alınmıştır.Davacının dava dilekçesinde; ... ve ...numaralı tescilli tasarımlar ile tescilsiz tasarımdan kaynaklanan haklara dayanılarak tespit, men, ref talebinde bulunulduğu, ilk derece mahkemesinin öninceleme tutatağında da bu yönde tespitin yapıldığı,

ancak mahkemenin nihai kararında "tasarım hakkına tecavüz" iddiasına ilişkin olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmediği görülmüştür.Bununla birlikte hükmün (2) nolu bendinde davacının ... numaralı "..." ibareli markası ile davalı kullanımı olarak kabul edilen "..." ibarelerinde karışıklık olduğu, yine hükmün (1) ve (2) nolu bendinde davacı ve davalı ibarelerinde de karşılıklık olduğu görülmektedir.

Bu durumda ilk derece mahkemesinin kararının öncelikle HMK 297 maddesine aykırılık nedeni ile kaldırılması gerekmiştir.

Kabule göre de; ilk derece mahkemesince benzerlik sebebine dayalı hükümsüzlük istemi kabul edilmiş ise de, dosyada mevcut bilirkişi raporlarında hükümsüzlüğe konu ... markasının tescilli olduğu 03 nolu emtia sınıfının alt sınıfları yönünden benzerlik hususu farklı değerlendirilmiş olmakla mahkemece hangi rapora itibar edildiği hususunun gerekçelendirilmemesi de yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenle davalının istinaf isteminin kısmen kabulüne, HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince; "mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması" nedeni ile kararın belirtilen gerekçeler ile kaldırılmasına, sair istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 26/09/2023 gün ve 2021/198 Esas, 2023/178 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,- Sair istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Yargılamaya devam olunmak üzere, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, sair istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,3-İstinaf talebi kabul edildiğinden,

istinaf peşin harcının talebi halinde davalı tarafa iadesine, 4-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 738TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 360TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.098TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 30TL istinaf masrafının davacı üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.02/07/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2023/1825, K. 2025/911, 2 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  5. Dava
  6. Cevap
  7. İlk Derece Mahkemesinin Kararı
  8. İstinaf İstemi
  9. Gerekçe
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1825
Karar No
2025/911
Tarih
2 Temmuz 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/1827 K.2025/933
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/1828 K.2025/943
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/1834 K.2025/949
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/1844 K.2025/946
  • Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2023/1845 K.2025/920
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/1846 K.2025/942

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.