KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Ocak 2025
- Dosya no
- 2024/53 Esas
- Karar no
- 2025/49
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/07/2023
- Numarası
- 2014/896 Esas, 2023/392 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 16/09/2014
Karar Metni
1.468 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalının tarafların murisi ...'ın oğlu olduğunu ve babasından165.000-TL alacaklı olduğunu gösteren bir senetle babasının öldüğü gün, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip yaptığını, takip dayanağı senedin düzenleme tarihinin 2001 olduğunu ancak vadesinin babalarının ölüm tarihi olan 18/06/2008 tarihine denk geldiğini, imzanın murise ait olmadığını ileri sürerek, senet üzerindeki imzanın murise ait olmadığının tespitine, murisin davalıya borçlu olmadığının tespitine, haksız olarak murisin banka hesabından icra dosyasına gönderilmiş paraların iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 7 yıl sonra açılması nedeniyle zamanaşımının söz konusu olduğunu, takip dayanağı senedin verilmesine sebep olan hukuki ilişkinin, askerlik görevi sırasında kazandığı gelirleri babasına vererek babasının İzmir'de ki evlerin yapımını katkı sağladığı ve babasının da parasını isteyince dava konusu senedi vermesinden kaynaklandığını, tebligatın usule uygun olduğunu savunarak, davanın reddini talep istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; menfi tespit davaları bakımından özel bir zamanaşımı düzenlemesi bulunmadığı, hukuki yarar olması şartıyla her zaman imza inkarına dayalı menfi tespit isteminde bulunmanın mümkün olduğu, alınan ATK raporunda senetteki keşideci imzasının murise ait olmadığının belirlendiği, dosya kapsamında dava dışı murise atfen atılan imzanın murise ait olmamasının, senetten doğan borçtan kurtulması için yeterli olduğu, imza sahteliğinin mutlak defi olarak herkese karşı ileri sürülebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile;
davacıların İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasında dayanak senet nedeni ile davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, davacı ... yönünden icra dosyasına yapılan 2540,40-TL ödemenin 17/06/2009 tarihinden 16.064,06-TL'nin 21/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; davacı ... yönünden icra dosyasına yapılan 2540,40-TL ödemenin 17/06/2009 tarihinden 15.333,41-TL'nin 21/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, anılan davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ
Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; dava devam ederken İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/447 E. numaralı dava dosyasında muris ...'ın terekesine temsilcisi atandığını ve kararın kesinleştiğini, davanın konusunun takip dayanağı senetteki imzanın murise ait olup olmadığıd olup, imza itirazının bölünebilir bir itiraz olmadığını, mahkemece davanın kısman kabulüne karar verilerek,
davacılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, takip konusu senede avans faizi yürütülerek tahsil edildiğini, mahkemenin davanın kabulü ile davalı tarafından tahsil edilen miktarın avans faizi ile terekeye iadesi yönünde karar vermesi gerekir iken, hatalı olarak müvekkile miras payı oranında ve ıslah ile avans faizi talep etmelerine rağmen yasal faizi ile para iadesi yönünde karar vermesinin isabetli olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilin miras pay oranı 3/24 olduğunu, davalının tahsil ettiği tutar 337.973,73-TL olduğundan müvekkilin miras hissesine düşen meblağdan 42.246,71-TL' olduğunu, yani senet bedeli üzerinden harç yatırıldığını, terekeye temsilci atandığını ve kararın kesinleştiğini, terekeye temsilci atanması ile birlikte dava takip yetkilerinin sona erdiğini,
ayrıca tereke temsilcisi de duruşmalara gelip davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği için davalının sahte senet ile icra dosyasında tahsil etmiş olduğu 337.973,73 TL'nin faizi ile birlikte terekeye ödenmesine karar verilmesi gerekirken sadece müvekkilin miras payı oranında ödenmesine karar verildiğini, verilen karar da müvekkilin miras payı oranına karşılık gelen tutar da hatalı hesaplandığı halde, davacılar rapora itiraz etmediler denildiğini,
halbuki müvekkiller murisin mirasçısı olduğundan aralarında mecburi dava arkadaşlığı bulunmakta olduğunu ve diğer davacı ...'ın rapora karşı yapmış olduğu itirazdan müvekkilinde yararlanması gerektiğini, davalının tahsil etmiş olduğu tutarın terekeye avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak karar verildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu senetteki imzanın ...’a ait olduğunu, bu hususun teknik uzman mütalaası ile de tespit edildiğini, bilirkişi raporuna itiraz ederek ve yakın tarihli mukayese imzalar temin edilerek yeniden imza incelemesi yapılması taleplerinin reddedildiğini, alınan bilirkişi raporunun Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2001/12-436 Esas ve 2001/467 Karar sayılı kararındaki bilirkişi raporunda aranan şartların karşılanmadığını, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasındaki ATK raporundaki çelişkilere rağmen karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
mahkemece İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/93 Esas sayılı dosyasında dinlenen tanıkların beyanlarının dikkate alınmamasının da hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
1-Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davanın menfi tespit ve istirdat talebine ilişkin olduğu, alınan ATK raporunda senetteki murise atfedilen keşideci imzasının murise ait olmadığının tespit edildiği, ATK raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu,
ATK raporu doğrultusunda menfi tespit davasının kabulüne ve itiraz edilmeyen son bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda herbir davacının miras payı oranında istirdat davasının kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu, menfi tespit davasında mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunmadığı, bu nedenle diğer mirasçıların muvafakatının alınması ya da terekeye temsilci atanmasının zorunlu olmadığı,
(Emsal YHGK 2017/19-839 E-2019/690 K.sayılı kararı) bu nedenle somut olayda davacı olmayan mirascılar açısından karar verilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm, davacı vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin dava dilekçesinde senet üzerindeki imzanın sahte olduğu iddiasıyla murisin borçlu olmadığının tespiti ile bankalardan murisin hesabından icra dosyasına gönderilen paraların iadesine karar verilmesini talep ettiği, iadesi talep edilen paralara ilişkin herhangi bir miktar belirtilmediği, dava açılırken sadece senet bedeli üzerinden harç alındığı, davanın menfi tespit ve istirdat davası olduğu, ilk derece mahkemesince menfi tespit davasının kabulüne, icra dosyasından tahsil edilen paranın her bir davacının miras payı oranında istirdatına karar verildiği, dolayısıyla davacıların tüm talepleri kabul edildiği,
bu nedenle davacılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği halde, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiği,
bu nedenlerle Dairemizce Davacı vekillerinin istinaf itirazlarının kısmen kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş; her ne kadar menfi tespit davasının kabulü yönünden 165.000-TL üzerinden davacılar lehine nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği halde ilk derece mahkemesince davacılar lehine maktu vekalet ücretine karar verildiği,
ayrıca karar tarihi olan 2023 yılı avukatlık asgari ücret tarifesinde maktu vekalet ücreti 17.900-TL olduğu halde davacı taraf lehine 2022 yılı avukatlık asgari ücret tarifesinde yer alan 9.200-TL vekalet ücretine hükmedilmişse de, davacıların bu hususta istinaf itirazının bulunmadığından vekalet ücretine ilişkin davalı yönünden kazanılmış haklar korunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/53, K. 2025/49, 9 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama