KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2024
- Dosya no
- 2024/121 Esas
- Karar no
- 2024/184
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/12/2023
- Numarası
- 2023/630 Esas, 2023/945 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.724 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, müşterisi olan seyahat acentelerinin, müvekkili şirketin, üreticisi ve satıcısı olduğu söz konusu rezervasyon sistemi yazılımı üzerinden havayolu, denizyolu, demiryolu ulaşım biletleri satmakta ve otel rezervasyonu, araç kiralama rezervasyonu gibi işlemleri yaptığını, davalı şirketin de müvekkili şirketin müşterilerinden birisi olduğunu, taraflar arasında 1 Ağustos 2016 tarihinde imzalanan Abonelik Sözleşmesi ve 1 Ağustos 2016 tarihli Protokol düzenlendiğini, davalının 5 yıl boyunca,
5 yıl için toplam belli miktarlarda minimum rezervasyon yapmayı (sektör dilinde “segment üretimi” olarak kullanılmaktadır) taahhüt ettiğini ve müvekkili şirketin de, davalı şirketin bu minimum segment üretim taahhüdüne karşılık 11.800,00 Euro (10.000 Euro +KDV) imza bonusu olarak davalı şirkete imza anında ödediğini ancak davalı şirketin 11.800,00 Euro (10.000 Euro +KDV) tutarındaki imza bonosu ödemesini peşinen almasına rağmen sözleşme ve protokol ile kabul ettiği yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve taahhüt ettiği minimum segment üretim sayılarına 5 yılın sonunda ulaşamadığını,
5 yıllık döneme ilişkin bu eksik segment tazminat bedeli tahakkuk ettirildiğini ve buna ilişkin fatura düzenlendiğini, davalı şirketin gönderilen faturaya haksız olarak itiraz ettiği gibi yapılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ve takibin devamına, davalının % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ve davacı şirket arasında 2017 yılında beri herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı için ve yetkisiz icra dairesinde takip başlatıldığı için ilgili takibe itiraz edilerek takip durdurulduğunu, müvekkili şirketin yerleşim yerinin Ankara olduğunu, aynı zamanda alacaklı tarafın talep kaynağı belge olarak sunduğu sözleşmenin ifa yeri de Ankara olduğunu, bu kapsamda öncelikle işbu davanın öncelikli olarak usul açısından reddi gerektiğini, zamanaşımı itirazından bulunduklarını, Ankara ...
Noterliğinden gönderilmiş olan 25.07.2023 yevmiye tarihli ve ... sayılı ihtarnamede de belirtildiği üzere alacaklı şirket ile müvekkil şirket arasında herhangi bir ticari faaliyet ve bu nedenle de alacaklı şirkete karşı bir borç bulunmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan Protokol ve Abonelik Sözleşmesi kapsamında müvekkili şirketin yetkilisine ait olduğu iddia edilen imza, müvekkili şirket yetkilisine de ait olmadığını, imzalanan Protokolde de imza kısmında müvekkili şirketi temsile yetkili olarak ...'ın ismi verilmiş olmasına rağmen, imzanın ... tarafından atıldığını,
imza sirkülerinden ve Ticaret Sicil Gazetesi örneğinde de anlaşılacağı üzere şirketi temsile yetkili kişi ... olduğunu, müvekkili şirketi temsil ve ilzam açısından yetkisi olmayan kişi ile imzalanan sözleşmenin hukuken bağlayıcılığı da söz konusu olamayacağını, davacı tarafından kendi delillerinin sözleşme kapsamında kesin delil olarak nitelendirilmesi gerektiği belirtildiğini, davacı şirket tarafından tek taraflı olarak hazırlanmış sözleşme kapsamında düzenlenen delil sözleşmesinin müvekkil şirketin ispat hakkını sınırlandırdığını,
bu kapsamda genel işlem şartları çerçevesinde akdedilen delil sözleşmesinin genel işlem şartları çerçevesinde geçersiz olduğunu, ilgili protokolün yürürlük tarihi protokolün başında bir sene olarak belirlendiğini, Protokol kapsamında 11800 Euronun neye ilişkin ödeneceği kapsamında bir açıklama yapılmamış olmakla beraber sözleşme veya protokol kapsamında da buna ilişkin düzenleme bulunmadığını, taraflar arasında bağlayıcı bir sözlemenin varlığı halinde davacı tarafın bu denli uzun bir süre beklemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını,
davacı tarafından dava dosyasına sunulan Aboneli Sözleşmesi başlıklı sözleşme hükümlerine uygun olarakta aradan geçen bu yedi yıllık süre zarfında bir denetim/teftiş veya veri talep etmeye yönelik işlem olmadığını, bu kapsamda müvekkili hakkında olmayan bir ticari ilişki kapsamında takip yapıldığını, müvekkili şirkete ait ticari kayıtlar ile de sabit olduğu üzere müvekkili şirketin davacı tarafa bakiye bir borcu bulunmadığını, bu nedenlerle davanın yetkisiz mahkemede açılması nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davacının hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olarak açtığı itirazın iptali davasının esastan reddine,
takibinde haksız ve kötüniyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; HMK'nun 6. Maddesi uyarınca her davanın davalının ikametgah adresinde açılabileceği, davacı tarafından davalıyla yapmış olduğu ticari ilişkiden kaynaklı alacağın talep edildiği, HMK 6. maddesinin uygulanması gerektiği, davalının yerleşim yeri adreslerinin Mahkemenin yetki alanında kalmadığı ve sözleşmenin ifa yerinin de Ankara olduğu gerekçesi ile Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak.
TTK ve HMK gereği yetkili yer olarak İstanbul Merkez Mahkemeleri ve İcra Daireleri seçildiğini, davaya konu protokolün 3. Sayfasında " anlaşmazlık durumunda İstanbul İcra Daireleri ve Mahkemeleri yetkilidir" şeklinde düzenlemenin mevcut olduğunu, HMK Madde 17" :(1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler.
Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." şeklinde olduğunu, ilk derece mahkemenin yasaya usul ve gerçeğe aykırı kararının kaldırılarak İstanbul Merkez Mahkemeleri'nin yetkili olduğu yönünde karar verebilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, hizmet sözleşmesi kapsamında doğduğu ileri sürülen segment ceza bedeli/bakiye imza bonusuna ilişkin fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında 9.148,78-Euro TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Mahkemece HMK 6. Maddesi gereğince Mahkemenin yetkili olmadığı Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilmiş ve karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 6. maddesinin ilk fıkrasında, genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Sözleşmeden doğan davalarda yetki, HMK'nın 10.maddede düzenlenmiş ve sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Yetki Sözleşmesi ise aynı yasanın 17.maddesinde, tacirler veya kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri ve taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılacağı şeklinde ifade edilmiş, HMK 18/2. fıkrada, yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesinin şart olduğu düzenlenmiştir.
İtirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra dairesinde usulüne uygun başlatılmış bir icra takibinin bulunması dava ön şartlarındandır. Davalı tarafından icra Dairesinin ve Mahkemenin yetkisine itiraz edilmiştir. Borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca itirazı olursa, emsal Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere, mahkemenin öncelikle icra dairesinin yetkisini incelemesi gerekir.
İtirazın iptali davasında mahkemece, icra dairesinin yetkisizliğine karar verilmişse, yetkili icra dairesinde takip başlatılmadan yetkili mahkemede açılan dava dinlenemez. Çünkü, itirazın iptali davasının şartlarından birisi geçerli bir icra takibinin yapılmış olmasıdır. İcra takibi yetkisiz yerde başlatılmış ve yetkiye itiraz edilmişse, itirazın iptali davası dinlenemez.
Bu da, yetkili yer icra dairesinde takip başlatmış olmayı, özel yasada düzenlenen dava şartları arasında göstermekte olup bu husus kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her safhasında resen dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda, taraflar arasında imzalanan Protokol başlıklı 01/08/2016 tarihli sözleşmede anlaşmazlık durumunda İstanbul icra daireleri ve mahkemeleri yetkili olacağı kararlaştırılmıştır.
Ancak davalı tarafından sözleşme ve protokoldeki imzanın şirketin yetkili temsilcisi tarafından değil imza yetkisi olmayan Yönetim Kurulu Başkan vekili tarafından atıldığı ileri sürülerek sözleşme ve protokol inkar edilmiştir. Bu durumda öncelikle HMK 17.maddesi kapsamında düzenlenmiş yetki sözleşmesinin geçerli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmiştir. TBK'nın 46. maddesinde.
"Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur." şeklinde ifade edilmiştir.
Aynı yasanın 47. Maddesinde de temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması halinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden isteyebileceği düzenlenmiştir.
Bu kapsamda, davalı şirket, yetkisiz temsil ile yapılan sözleşmeye zımnen icazet vermiş ise bu durumda yetkisiz temsilci ile yapılan sözleşme başlangıçtan itibaren geçerli bir sözleşmenin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur.Somut olayda, sözleşme ve protokol tarihinin 01.08.2016 olduğu, dosya kapsamına davacı vekilince sunulan ...
Bank'a ait 09.08.2016 tarihli dekont kapsamında davacı tarafından davalı şirket hesabına "Pinto sistem yenileme teşvik primi" açıklaması ile 11.800,00-Euro ödeme yapıldığı, davalının bu ödemeye bir itirazının bulunmadığı gibi ödemenin iade edildiğinin de iddia edilmediği, bu hali ile davalının yapılan sözleşmeye zımnen icazet vermiş sayılacağının kabulü gerekmiştir.
Bu durumda yetkisiz temsilci ile yapılan sözleşme başlangıçtan itibaren geçerli bir sözleşmenin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracağından sözleşmedeki yetki şartı geçerlidir. Artık bu noktadan sonra davalının, sözleşmenin yetkisiz temsilci tarafından yapıldığına yönelik iddialarının TMK'nun 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı düştüğü kabul edilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1982/12-524 Esas, 1984/522 Karar ve 09.05.1984 tarihli ilamında da belirtildiği üzere iyiniyet kurallarının yetki konusunda da uygulama yerini bulacağı belirlenmiştir.
6100 sayılı HMK m. 17 hükmü uyarınca geçerli bulunan yetki sözleşmesi nedeniyle kanunen yetkili bulunan diğer genel ve özel yetkili İcra Dairelerinin yetkisinin ortadan kaldırıldığı, bu bağlamda davalı borçlunun yerleşim yeri İcra Dairesinin yetkisinin yetki sözleşmesi ile ortadan kalktığından, İcra Dairesinin ve Mahkemenin yetkisine itirazda bildirilen Ankara İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, taraflar arasındaki protokolde uyuşmazlık durumunda İstanbul mahkemelerinin yetkili olacağının kabul edildiği, icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmış olması nedeniyle itirazın iptali davasına özgü dava koşulunun sağlanmış olduğu, davanın da protokole göre yetkili kabul edilen İstanbul Mahkemelerinde açıldığı gözetilerek, işin esasına girilmek suretiyle taraf iddia ve savunmaları ile toplanan ve toplanacak delillerin değerlendirilmesi sonucunda davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemece yargılamaya devam edilerek uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-4 hükmü uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/121, K. 2024/184, 8 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama