KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Esas no
- 2023/3386
- Karar no
- 2024/2626
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/05/2023
- Numarası
- 2020/36 E - 2023/455 K
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan
Karar Metni
1.488 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalı/Alacaklı Şirketin, müvekkilleri ..., ... ve dosyadaki diğer borçlu dava dışı ... Tic. A.Ş. aleyhine İst. And. ...İcra Md. ... E. Sayılı dosyasıyla ilamsız takip yoluyla icra takibi başlatmış olduğunu, takibe konu alacağın 02.01.2017 tarih ..., 03.11.2016 T. ..., 01.12.2016 T. ... nolu faturalardan kaynaklanmakta olup, dava dışı ... Tic.
A.Ş. nin ise faturaların borçlusu şirket olduğunu, müvekkillerinin süresi içinde borca itiraz etmemiş ve takibin kesinleşmiş olduğunu, ayrıca davacılardan ...
A.Ş.'ye de 89/1 Haciz İhbarnamesi gönderilmiş, süresinde itiraz etmeyen şirkete 89/2 ve 89/3 Haciz ihbarnamelerinin gönderilmiş olduğunu, bunlara da cevap verilmemesi üzerine müvekkili şirketin icra dosyasına haksız bir şekilde borçlu olarak eklenmiş olduğunu, müvekkili davacı şirket ve davacıların icra dosyasından alacaklı olan davalı ...
Elektrik şirketine herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu, müvekkili ...'un 20.03.2017 tarih, 5.000,00-TL, 05.06.2018 tarih 23.344,00-TL, 05.06.2018 tarihinde 178,80 TL ödemeyi bizzat kendisinin yaptığını, haczedilen menkul mallarının ise satılması sonucunda ise icra dosyasına 960,00 TL ve 2.695,00 TL ödeme yapılmak suretiyle icra dosyasına toplamda 32.177,70 TL ödeme yapılmış olduğunu, takipte bakiye kalan kısımla alakalı olarak borçlu olmadıklarının tespiti için işbu menfi tespit davasının açılmasının zorunlu hale geldiğini,
dava şartı olan arabuluculuk görüşmelerinin de anlaşamama ile sonuçlandığını ve anlaşmama tutanağının ekte sunulduğunu iddia ederek, takibe konu faturalardan görüleceği üzere, müvekkilleri davacılar ve davacı şirketin borçlu olmadığının tespiti ile İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü ...
Esas sayılı dosyasından menfi tespit taleplerinin kabulüyle borçlu olunmadığının tespitine, borçlu olunmadığı halde ödenen bedellerin iadesi için dava hakları saklı kalmak kaydıyla yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Dava dilekçesinin müvekkili şirkete veya şirket vekili olan kendisine tebliğ edilmediğini, daha önce müvekkili şirket tarafından azledilen Av. ...'ya tebliğ edildiğini, bu tebliğin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davacı şahısların ortağı ve yetkilisi olduğu ...
Ticaret A.Ş.'ye elektrik tedariği sağladığını, davacıların tükettiği bu elektriğin faturalarını ödemedikleri gibi daha sonra şirketin içini boşaltarak ortadan kaybolduklarını, bunun üzerine, ödenmeyen fatura borçları hakkında müvekkili şirketin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalılar ve ortağı ve yetkilisi oldukları ...
Ticaret A.Ş. hakkında icra takibi başlattıklarını, bu takibin şirket ve davacılar açısından kesinleştiğini, bunun üzerine haciz işlemlerinin tatbik edildiğini, davacı şahısların ortağı ve yetkilisi oldukları şirketin Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi'nden kaynaklanan borcuna ilişkin kefaletleri de bulunduğunu, davacıların sözleşmedeki kefalet bölümünü imzaladıklarını, yaptıkları incelemede davacıların taahhüt ettikleri sermayeyi şirkete ödemediklerinin anlaşıldığı, bu açıdan davacıların şirketin borcundan dolayı sorumluluklarının bulunduğu,
davacıların tüm dosya borcu yönünden menfi tespit talep etmediklerini, söz konusu elektrik borcu tek bir bütün olduğunu, bu borcun bir kısmını kabul edip, bir kısmını kabul etmemek hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı şirketin kendisine gönderilen 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerine hiçbir cevap vermediğini, açıklanan nedenlerle; cevap dilekçelerinin kabul edilerek, yapılan ön inceleme duruşmasının ve duruşmadan sonra yapılan tüm usulü işlemlerin iptaline karar verilerek, ön inceleme için tarafımıza duruşma günü verilmesine, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; " dava dışı borçlu şirketin anonim şirket olduğu, Anonim şirket ortaklarının taahhüt ettikleri sermaye payları ile şirkete karşı sorumlu oldukları, Yönetim Kurulu üyesi olan ortaklar sermaye paylarına bakılmaksızın şirketin tüm kamu borçlarından da sorumlu oldukları, dolayısıyla davalılardan ...'un ortakların ortaklık sıfatını haiz olması gerekçe gösterilerek anonim şirket borçlarından dolayı sorumlu tutulması mümkün olmadığı gibi diğer davalı ... da her ne kadar yönetim kurulu üyesi ise de davaya konu borcun kamu alacağı niteliği bulunmadığından sorumluluğu bulunmamaktadır.
Yine davalı vekili şirket ortağı olan davacıların Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesine kefil sıfatıyla imzaladıklarını ve bu nedenle borçtan sorumlu olduğu savunmakta ise de sözleşmenin incelenmesinde, davacıların sözleşmeye imza attıkları tespit edilmekle birlikte kefaletin geçerli olması için kefillerin el yazısıyla borç tutarını ve müteselsil ifadesini yazmaları gerekmekte olup sözleşme üzerinde yapılan incelemede borç tutarının ve müteselsil ifadesinin yazılmadığı,
bu haliyle kefaletin geçerli olmadığı ve davacıların takibe konu borçtan dolayı sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla bu davalılar yönünden menfi tespit talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
(BAM 16. HD 2017/3639 E: 2020/56K) Diğer davalı şirkete ise İİK 89/1. maddesinde düzenlenen haciz ihbarnamesi gönderilmiş olduğu, davalının 7 günlük kanuni süre içerinde itiraz etmediği, dolayısıyla borcun zimmetinde sayılacağı, bu durumun kendisine 2. haciz ihbarnamesiyle bildirildiği, yine itirazda bulunmadığı ve 3. haciz ihbarnamesinin gönderildiği,
her ne kadar davacı vekilince tebligatın usulsüz olduğu itirazında bulunulmuş ise de davacı şirket adresine Tebligat Kanunu 35. maddesine göre çıkartılan tebligatın usulünce olduğu ve buna karşı da 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı kaldı ki mahkememizce yaptırılan ticari defter ve dayanakları üzerindeki bilirkişi incelemesinde davalı şirketin davacıdan 152.073,79-TL alacaklı olduğunun tespiti karşısında davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ ile, -Davacılar ... ve ...'un İstanbul Anadolu ...
İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu olmadıklarının tespitine, -Davacı ... Tic. A.Ş nin açtığı davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine, karar verilmiştir. Karara karşı davacı şirket tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı ...
Ticaret A.Ş. vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; kararın eksik inceleme ile verildiğini, bilirkişi raporunun icra dosyası ve icra dosyasının tebligatlarının incelenmemiş olduğunu, fatura borçlarından sorumlu olan tüzel kişiliğin dava dışı ...
Ticaret A.Ş. olduğunu, gönderilen 89/3 haciz ihbarnamesinin tebligatının usulsüz olduğunu, 89/3 haciz ihbarnamesi için tek bir tebligat çıkartıldığını, bu tebligatın da Tebligat Kanununa aykırı olarak Tebligat Kanunu 35. Maddesine göre tebligat zarfı hazırlanarak Tebligat Kanunu 35. Maddesine göre tebliğ edildiğini, ilk tebligatı zarfının Tebligat Kanunu 35. Maddesine göre düzenlenen tebligat şeklinde hazırlanması ve ilk çıkartılan tebligatın Tebligat Kanunu 35. Maddesine göre tebliğ edilmesi, Tebligat Kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.
Davacı gerçek kişiler şirket ortağı olduklarını, abone sözleşmesi gereği ödenmeyen elektrik faturalarından şahsi sorumlukları olmadığını, davacı şirket ise İİK'nın 89/3 maddesi gereğince adına gönderilen haciz ihbarnamesi tebligatının usule uygun olmadığını ileri sürmektedir. ... Ticaret A.Ş. Vekili müvekkili şirkete çıkarılan İİK 89/3 ihbarnamesine ilişkin tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürmektedir.
İstinafa gelen uyuşmazlık, tebligatın usule uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21/1 inci maddesinde.
"Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heteyi azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir.
İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." hükmü yer almaktadır. Tebligat Kanunu'nun "Tebligat Mazbatası" başlıklı 23 üncü maddesinin 7 nci bendinde.
"21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığının, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılmasının" emredildiği, "Tebligat mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi" başlıklı Tebligat Yönetmeliğinin 35 inci maddesinin (f) bendinde ise.
"30 uncu ve 31 inci maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığının, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılacağının" hüküm altına alındığı; aynı Yönetmeliğin 31/1-a maddesine göre, “Tebliğ memuru.
Muhatap veya muhatap adına tebligat yapılabilecek kişiler, o adreste bulundukları halde hiçbirinin tebliğ anında gösterilen adreste mevcut olmamaları …. hali gerçekleştiği takdirde tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi üyesinden birine ya da kolluk amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder. Tebliğ memuru, ek-1’de yer alan (2) numaralı örneğe uygun olarak düzenlenen ihbarnameyi gösterilen adresteki kapıya yapıştırır.
31 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde de; ''...(a) bendinde belirtilen halin gerçekleşmesi durumunda tebliğ memuru, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir.'' düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda, davacı şirkete İİK'nın 89/1-2 maddeleri gereğince çıkarılan tebligatların Tebligat Kanunun 35. Maddeye göre tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmakla davaya konu İİK'nın 89/3 maddesinin tebliğinin TK 35. Maddesine göre yapılmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Tebligata ilişkin hususlar mahkemece değerlendirilecek olması nedeniyle bu hususta bilirkişinin görüş bildirmesine gerek bulunmadığından mahkemesince tebligatlar değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmuştur.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
KARA R
Yukarıda açıklanan nedenlerle. Davacı ... A.Ş.nin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Davacı ...
A.Ş.'dan alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin istinaf eden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/3386, K. 2024/2626, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama