KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Esas no
- 2024/1840
- Karar no
- 2024/3330
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/03/2024
- Numarası
- 2023/196 E - 2024/270 K
- Davanın konusu
- Tazminat
Karar Metni
1.958 kelime·10 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 23/12/2015 yılında ... İnş. Tic. Ltd. Şti.'den 2015 model ...
TDİ. ... ful paket araç satın aldığını ve 24/12/20215 tarihinde ... plaka sayısıyla trafik sicile tescilinin yapıldığını, müvekkili şirket yetkilisinin aracı satın aldığı andan itibaren davalı şirket yetkili servisinde periyodik bakımlarını yaptırdığını, müvekkili şirket yetkilisinin yine periyodik bakım için davalı şirket yetkili servisine 25/12/2021 tarihinde aracını bıraktığını,
müvekkili şirket yetkilisinin aracı davalı şirket yetkili servisine teslim ettikten kısa bir süre sonra davalı şirket tarafından yetkili servise davet edildiğini ve burada servis çalışanı tarafından aracın kullanılmasıyla servis içinde bulunan çıkıntılı duvara hızla vurması nedeniyle ön kaputun içeri girdiği,
ön kaput arka duvarında içeride büyük hasar olduğu ve çarpmanın etkisiyle tüm airbaglerin açılmış olduğunun görüldüğünü, müvekkili şirket yetkilisinin airbagleri açılmış ve ciddi maddi hasar görmüş bu araca yeniden binmek istememesi nedeniyle aracın davalı şirkete verilerek ve üzerine fark ödenerek sıfır araç alınması taleplerinin davalı şirkete bildirildiğini, ancak davalı şirket tarafından müvekkili şirket aracına düşük değer verildiği gibi yeni satın alınacak araca da yüksek bir değerden satış fiyatı önerildiğini, davalının bu olumsuz tekliflerinin müvekkili şirket yetkilisi tarafından kabul görmediğini,
müvekkili şirket adına aracın tamir olması halinde hangi malzemelerin değişmesi gerektiği ve değer kaybı için Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2022/10 D. İş sayılı dosyasıyla talepte bulunduklarını, mahkeme tarafından tayin edilen bilirkişinin mahalde aracı haricen kontrol ettiğini ve davalı şirketin araçla ilgili yapmış olduğu hasar tespit ve fiyatlandırmasını baz alarak hesaplama yaptığını, ... marka aracın Türkiye distribütörü olan ... A.Ş.
Hadımköy /Esenyurt yetkili servisine aracın tamir için verildiğini, dava dışı ... yetkili servisinin hasarı yapan kendi yetkili servisi olan davalı şirket ... olması nedeniyle indirimli olarak 290.734,27 TL + 52.332,18 TL KDV =343.066,45 TL toplam tamir edilebileceğini müvekkili şirket yetkilisine bildirdiğini, ancak ... tarafından davalı ... şirketine bir indirim daha yapılarak KDV dahil olarak 249.235,57 TL fatura tanzim edildiğini, bu bedeli belirleyenin davalı ... şirketi olduğunu,
çünkü aracın kendisinde tamir olması halinde çıkacak hasar bedelini ve hasarı içeren dökümü davalı tarafın bilirkişiye de bu şekilde fiyatlandırarak verdiğini, davalı şirketin değer kaybının hesaplanmasında hasar bedelinin çarpan olarak kullanıldığı için bilerek kötü niyetli olarak değerini düşük göstererek fatura tanzim ettirdiğini, sunulan belgeler üzerinden yapılacak incelemeyle yeniden değerleme yapılarak gerçek zararın boyutunun hesaplanmasını ve bu çıkan sonuca göre değer kaybının hesaplanmasını istediklerini, müvekkilinin aracını satmak istemesi halinde aracın kazalı olması nedeniyle düşük bir bedelle satılacağını,
davalı şirket elemanının müvekkili şirketin aracına servis içinde manevra yaparken zarar verdiğini, davalı şirketin istihdam edenin sorumluluğu nedeniyle kusurdan sorumluluğu bulunduğunu iddia ederek; fazlaya ilişkin talep ve dava açma hakkıları saklı kalmak üzere,(dava değeri 100.000,00 TL gösterilerek) bilirkişi incelemesi sonrasında ortaya çıkacak araç değer kaybının olayın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek TTK 1530/7 ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı şirketten maddi tazminat olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 12/02/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile;
bakiye 100.000,00 TL daha dava değerini arttırarak toplam 200.000,00 TLnın kazanın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek TTK 1530/7 ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirket servisinde gerçekleşen kaza neticesinde davacı adına kayıtlı ... plakalı 2015 model 153.409 km de bulunan ... market çıkışlı ... aracın 25.12.2021 tarihinde hasara uğradığını, kaza neticesinde gerekli araştırmaların müvekkili şirket yetkilileri tarafından yapıldığını ve gerekli aksiyonların alındığını, müvekkili şirketin dünyada tanınırlığı olan ..., ..., ..., ... gibi markaların Türkiye Distribütörü ...’in yetkili satıcısı ve servisi olarak hizmet veren, günde yüzlerce aracın servis hizmeti aldığı kurumsal bir firma olduğunu,
müvekkili şirkette iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin üst seviyede alındığını, şirketin bu bağlamda denetlendiğini ve yasal mevzuat gereklerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, yapılan araştırmalarda servis çalışanının servis içi azami hız limitinin 10 km olmasına ve uyarı levhalarının her yerde asılı olmasına rağmen bu hız limitlerine uymayarak kazaya tamamen kendi kusuru ile sebebiyet verdiğinin net bir şekilde tespit edildiğini ve kurallara uymayan bu personelin iş akdinin müvekkili şirketçe derhal feshedildiğini,
müvekkili şirket servisinin Distribütör ...'in tüm servislerinde belirlenen standartlara sahip uluslararası standartlarda bir servis olduğunu, merdiven altı oto sanayi tamirhanesi olmadığını, meydana gelen kazanın üzücü bir kaza olup müvekkili şirket tarafından da gerçekleşen kaza neticesinde hukuki sorumluluğun bilindiğini, davacının memnuniyeti adına dava sürecinden önce kaza gerçekleşir gerçekleşmez davacı tarafa gerek yazılı gerekse de yüz yüze görüşmelerde sözlü olarak alternatifli pek çok teklif iletildiğini, öncelikli olarak gerek sulh görüşmeleri,
gerekse de aracın yapım sürecinde davacının araçsız kalmamanız adına davacıya SUV araç segmentinde ikame araç teklif edildiğini, ancak davacının araca ihtiyacı olmadığını belirtilerek bu teklifi reddettiğini, dava konusu aracın müvekkili şirket tarafından orjinal parçalar ile yetkili servis olan müvekkili şirket servisinde ücretsiz onarılması ve bu kaza neticesinde araçta oluşan değer kaybının tespitinin alanında uzman eksperler tarafından belirlenerek bu bedelin davacıya müvekkili şirket tarafından ödenmesi yönündeki tekliflerinin ise yine davacı tarafından; airbagleri patlamış bir aracı kullanmak istemediği belirtilerek,
reddedildiğini, üçüncü alternatif olarak sunulan müvekkili şirket teklifinin ise; dava konusu araca muadil bir ikinci el aracın müvekkili şirket tarafından bulunarak, bu aracın davacı adına alınması, kazalı aracın ise davacı tarafından müvekkili şirkete devrinin yapılması yönünde olduğunu, yine davacı tarafından başkasının kullandığı ikinci el bir aracı kabul etmesinin mümkün olmadığı belirtilerek bu teklifin de reddedildiğini, son olarak ise dava konusu aracın kazasız ikinci el değerinden müvekkili şirket tarafından takasta kullanılarak,
sıfır kilometre ... çıkışlı 2021 Model ... bir aracın müvekkili şirket bayi karı alınmadan fiyatlandırılarak takas sonrası farkın davacı tarafından ödenerek satın alınmasının teklif edildiğini, müvekkili şirketin ikinci el uzman ekibi tarafından yapılan piyasa araştırmaları neticesinde aracınızın kaza tarihindeki hasarsız tüketici fiyatının 1.400.000-TL olduğu, 2021 Model ... sıfır kilometre aracın fiyatının ise bayi karsız ve Distribütör ... destek indirimi ile 3.650.000 TL olduğu,aradaki 2.250.000-TL farkın ödenmesi halinde sıfır km aracın satın alınabileceği, kazalı aracın değerinin daha fazla edeceğini düşünmeleri halinde ise;
aracın piyasa fiyatı hakkındaki davacı şüphelerini ortadan kaldırmak adına, araca müvekkili şirket tarafından teklif edilen 1.400.000 TL bedelle müvekkili şirket üzerine alınması sonrası, üzerine davacının belirleyeceği fiyatın yazılması ve 1.400.000 TL üzerinde satılır ise oluşacak farkın davacıya aynı gün ödenmesinin müvekkili şirketçe davacıya teklif edildiğini, bu teklifin de davacı tarafından hiç bir şekilde kabul edilmediğini,
görüleceği üzere iş bu davadan önceki süreçte müvekkili şirketin üzerine düşen sorumluluğun bilinci ile hareket ederek çalışanının kusurundan kaynaklanan zararı tazmin edebilmek adına her aşamada basiretli tacir olarak hareket ettiğini, ancak davacı tarafın hiç bir şekilde uzlaşmaya yanaşmadığını ve kendisine yapılan tüm teklifleri reddetme yolunu çizdiğini, kendi kafasında ceza olarak belirlediği rakamı müvekkili şirketten tahsil etme çabası içerisine girdiğini, oysa meydana gelen olayın bir kaza olduğunu, müvekkili şirketin kazanın sonucunda meydana gelen zararı gidermekten başka hiç bir sorumluluğu bulunmadığını,
dava konusu aracın ... yani yetkili distribütör tarafından ithal edilip gümrük vergileri ödenmeden ve/veya eksik ödenerek ithal edilen araç olduğunu, bu araçların distribütör tarafından ithal edilmedikleri için hiç bir şekilde distribütör ve yetkili servis garantisine sahip araçlar olmadığını, bu bağlamda da söz konusu aracın kaza tarihinde ditribütör tarafından usul ve yasalara uygun şekilde ithal edilmiş araçlardan ortalama 200-300 bin TL daha ucuza satıldığını, davacının aracını müvekkili şirket servisinden çekici marifetiyle alarak aracını ... yetkili servisinde tamir ettirdiğini,
aracın onarımı esnasında işçilik ve parçada gerekli indirimlerin yetkili servis tarafından uygulandığını ve dava konusu aracın tamamen orjinal parçalarla onarılarak onarım bedelinin müvekkili şirkete fatura edildiğini ve bu bedelin müvekkili şirket tarafından ödendiğini, davacı tarafın Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/10D.İş nolu dosyası ile gıyaplarında tespit incelemesi yaptırdığını ve bilirkişi tarafından oluşturulan raporun taraflarına tebliğ edildiğini ve rapora ve yapılan tespite süresi dahilinde itiraz edildiğini,
bu bağlamda iş raporun hükme dayanak teşkil etme ve delil olarak değerlendirilme olasılığı bulunmadığını savunarak; davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı davasının reddini talep etmiştir.Mahkeme, "Davacıya ait aracın periyodik bakım için davalı şirket yetkili servisine bırakıldığı, araç yetkili servis uhdesindeyken servis çalışanının servis içi hız limitlerini aşması nedeniyle kendi kusuruyla aracın duvara çarparak hasarlanmasına neden olduğu, iş bu hususlarda taraflar arasında uyuşmazlık olmadığı, uyuşmazlığın kaza nedeniyle davacıya ait araçta değer kaybı oluşup oluşmadığı,
oluşmuş ise değer kaybı tutarının ne olduğu hususlarından kaynaklandığı, yargılama sırasında aldırılan 16/10/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre kaza nedeniyle araçta 200.000,00-TL değer kaybı zararı oluştuğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun dosya kapsamına, hak ve çıkarlar dengesine uygun ve hüküm vermeye yeterli nitelikte olduğu anlaşıldığından bu rapora itibar edilerek ve davalının davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı zararından sorumlu olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varıldığı " gerekçesiyle.
"Davanın kabulü ile, 200.000,00-TL değer kaybı alacağının kaza tarihi olan 25/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar vermiştir.Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde;
olay özetlenerek olayın kaza olduğunu,anlaşmaya varılması için çaba sarfedilerek çözüm önerileri ve tekliflerinin sunulduğunu,davacı tarafça hiçbirinin kabul edilmediğini,aracın ... yani yetkili distribütör tarafından ithal edilip gümrük vergileri ödenmeden ve/veya eksik ödenerek ithal edilen araç olduğunu,bu araçlar distribütör tarafından ithal edilmedikleri için hiç bir şekilde distribütör ve yetkili servis garantisine sahip araçlardan olmadığını,
söz konusu araç kaza tarihinde ditribütör tarafından usul ve yasalara uygun şekilde ithal edilmiş araçlardan ortalama 200-300 bin TL daha ucuza satıldığını,araç onarımı esnasında işçilik ve parçada gerekli indirimler yetkili servis tarafından uygulanmış ve dava konusu araç tamamen orjinal parçalarla onarılarak onarım bedelinin davalı şirkete fatura edildiğini ve bu bedelin davalı tarafça ödendiğini,davacının bu husustaki itiraz ve şikayetlenmelerinin tamamen kötü niyetli, hukuki hiçbir dayanağı olmayan afaki iddialar olduğunu,
davacının davasının reddi gerekmekte iken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,bilirkişi tarafından hatalı ve hiçbir somut veriye dayanmayan araç değer kaybı hesaplaması sonucunda çıkan değer kaybının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava, periyodik bakım için davalıya ait servise bırakılan aracın serviste meydana gelen kaza nedeniyle hasara uğramasından kaynaklı araç değer kaybının tahsiline yöneliktir.
Dava konusu araç rutin bakım için davalı servisine bırakıldıktan sonra ,davalı servis elemanını hatası ile zarar görmüş,davalı şirketçe tamir masrafları karşılanmış, davacı araçtaki değer kaybını bu davada talep etmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 16/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda; " Davacı ... San. ve Tic. Ltd.
Şti.’ye ait ... plaka ve (...) şasi numaralı hususi otomobilin üzerinde meydana gelen değer kaybı zararının gerçek zarar ilkesi ve Yargıtay’ın müstakar içtihatlarına göre olay tarihinde 200.000,00 TL " olduğu tespit edilmiştir. Yargıtay içtihatlarında ; değer kaybı 2. el piyasa şartlarındaki gerçek değer kaybı olarak tanımlanmaktadır.
Diğer taraftan; “kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki 2. el piyasa rayiç değeri (hasarsız haliyle) ile, aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre serbest piyasa değeri arasındaki fark” değer kaybı olarak kabul edilmektedir.
Hükme dayanak bilirkişi heyet raporunda,gerçek zarar ilkesi ve Yargıtay'ın müstakar içtihatları doğrultusunda; aracın özellikleri, genel durumu, uğranan hasarın derecesi, uygulanacak onarımın mahiyeti dikkate alınarak yapılan piyasa araştırmaları, incelemeler ve değerlendirmeler sonucunda;
serbest piyasadaki 2. el piyasa rayiç değerinin (hasarsız hali) ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre serbest piyasadaki 2. el piyasa değeri aralarındaki fark olan mutlak değer kaybının ortalama (3.500.000,00 TL-3.100.000,00 TL 400.000,00 TL olarak günümüzde belirginleştiği ve ortalama rayiç değerinde taşıt özelinde yaklaşık 611,42 civarında nispi oranda azalmaya denk düştüğü,
kaza tarihi itibarıyla ise yaklaşık (1.750.000,00 TL-1.550.000,00 TL-)200.000,00 TL mertebesinde olduğu belirlenmekle,bilirkişi raporunun taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmıştır.Mahkemenin kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
KARA R
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1840, K. 2024/3330, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama