KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2025
- Esas no
- 2025/2415
- Karar no
- 2025/2465
- İncelenen ara kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/07/2025
- Numarası
- 2025/576 E -
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
649 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ve yetkilisi olduğu dava dışı şirketin müvekkili şirket nezdinde yer alan hiçbir tüketim faturasını ödememesi, daha önce konkordato talep etmesi ve fakat konkordato taleplerinin reddedilmesi, aynı zamanda dava dışı şirketin iflasına karar verilmesi, borçlarını ödemekten imtina etmesi, düzenli olarak alacaklılardan mal kaçırma gayesi ile hareket etmesi, dava sonuçlanana dek müvekkili şirketin alacağına kavuşmasının imkansız hale gelme ihtimali bulunduğundan davalının banka hesapları, taşınır ve taşınmazları üzerinde ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından;
"davanın yaklaşık da olsa ispatı yargılama gerektirdiğinden ve İİK 257 ve devamı madde hükümlerinde öngörülen koşullar gerçekleşmemesi" gerekçeleriyle ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak.
Davalıların ticari faaliyetlerini sürdürdüğü fabrikayı kapatmaları, davalının yetkili olduğu şirketin iflas ettiği ve tüm alacaklıların takip ve satış işlemlerine devam etmeleri dikkate alındığında dava sonuçlanana dek müvekkil şirketin alacağına kavuşması imkansız hale geleceğini, ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Dava, dava dışı abone şirketin abonelik sözleşmesi gereği ödenmeyen fatura alacaklarının tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile ihtiyati haciz talebine ilişkindir.Davacı vekili, müvekkili şirket ile dava dışı şirket olan...San. ve Tic. Ltd.
Şti. arasında Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye bağlı olarak dava dışı şirketin elektrik kullandığını, fatura bedellerinin ödenmediğini ileri sürmektedir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1.
Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir.
Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir.
Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.
Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Somut olayda, dayanak sözleşmenin dava dışı şirket ile davacı arasında imzalandığı, davalının sorumluluğunun yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2415, K. 2025/2465, 9 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama