KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2022/2378
- Karar no
- 2024/2066
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/11/2021
- Numarası
- 2021/464 Esas - 2021/1218 Karar
- Davanın konusu
- Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 29/05/2024
Karar Metni
1.231 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. Davalı firma tarafından yapılan çalışmalar kapsamında hasar dosyasında ayrıntılı olarak düzenlenen İstanbul Anadolu Yakasında muhtelif tarihlerde 9 adet çalışmayla ... tv şebekesine hasar verildiğini, şebekeye verilen hasardan kaynaklanan 16.101,89 TL alacaklarının hasar tarihlerinden itibaren T.C. Merkez Bankasına kısa vadeli avanslara uyguladığı değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde. Yetkili mahkemenin İstanbul mahkemeleri olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, dava konusu işin dava dışı şirketler tarafından yerine getirildiği bu sebeple davalının husumetinin bulunmadığı, davanın usulden reddine karar verilmesini, esasa girilmesi halinde ise, dava konusu işin davalı tarafından yapılmamış olması sebebiyle kusurunun olmadığı,
davacının zararının yine davacı tarafından tek taraflı tutulan tutanak ile ispat edilemeyeceği, zarar gördüğü iddia edilen kabloların mevzuata aykırı yerleştirilmesi sebebiyle zarar var ise davacının bu kusurundan kaynaklandığını, davacının talep ettiği tutarların fahiş olduğunu davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesince; "... dava konusu haksız fiillerin Kadıköy de gerçekleştirildiği bu sebeple mahkememizin davaya bakmakla yetkili olduğu; davalı şirket her ne kadar pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını ileri sürmüş ise de adam çalıştıranın sorumluluğu ilkeleri gereğince davalı şirketin meydana gelen zarardan sorumlu olduğu;
alınan bilirkişi raporuna göre meydana gelen hasardan davacının kusurunun bulunmadığı ve meydana gelen hasarlardan dolayı davacının toplam 15.956,91 TL zararının bulunduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile 15.956,91 TL tazminatın 1.094,65 TL lik kısmı için 26/3/2013, 2.915,58 TL lik kısmı için 11/05/2013, 2.171,15 TL lik kısmı için 11/05/2013, 3.342,60 TL lik kısmı için 11.05.2013, 894,57 TL lik kısmı için 18/05/2013, 987,30 TL lik kısmı için 04/05/2013, 1.821,89 TL lik kısmı için 10/04/2013, 1864,02 TL lik kısmı için 11/05/2013,
865,15 TL lik kısmı için 13/05/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine..." denilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Verilen karar karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemizin 2019/1770 E. - 2021/164 K. Sayılı ilamıyla; "...
Eldeki dosyada; taraflar tacir olup; davalı tarafından yapılan kazı çalışması sırasında dava konusu zararın gerçekleştiği iddia olunmuştur. Bu eylem her iki tarafın ticari işletmeleriyle ilgilidir.
Tarafları da tacir olan uyuşmazlığın ticari dava olarak Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp çözülmesi gerekmektedir. ( Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2017/1454 E, 2019/5777 K) Görev sorunu, kamu düzenine ilişkin olup açıkça veya hiç ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir.
Açıklanan sebeple ve İstanbul'da müstakil Asliye Ticaret Mahkemesi bulunduğundan mahkemece, davanın görevsizlik sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken bu yön üzerinde durulmadan işin esasının incelenmesi doğru olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan sebeple rle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-a-3 gereğince kaldırılmasına,..." karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosya İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi' ne tevzi edilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesince; "... Dava haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı davalı şirket tarafından Kadıköy ilçesi ... mahallesi ... caddesi üzerinde 26/3/2013, 11/5/2013, 14/5/2013, 11/5/2013, 18/5/2013, 4/5/2013, 10/04/2013, 11/05/2013, 13/05/2013 tarihlerinde yapılan kazı çalışması sırasında davacıya ait ...
TV şebekesine hasar verildiği iddiasıyla toplam 16.101,89 TL alacağın her bir hasar tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; davalı savunmasında dava konusu hasarların aralarında sözleşme bulunan dava dışı şirket tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Taraflarca ibraz edilen ve mahkememizce toplanan deliller kapsamına göre, dava konusu haksız fiillerin Kadıköy de gerçekleştirildiği bu sebeple mahkememizin davaya bakmakla yetkili olduğu; davalı şirket her ne kadar pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını ileri sürmüş ise de adam çalıştıranın sorumluluğu ilkeleri gereğince davalı şirketin meydana gelen zarardan sorumlu olduğu;
alınan bilirkişi raporuna göre meydana gelen hasardan davacının kusurunun bulunmadığı ve meydana gelen hasarlardan dolayı davacının toplam 15.956,91 TL zararının bulunduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile 15.956,91 TL tazminatın 1.094,65 TL lik kısmı için 26/3/2013, 2.915,58 TL lik kısmı için 11/05/2013, 2.171,15 TL lik kısmı için 11/05/2013, 3.342,60 TL lik kısmı için 11.05.2013, 894,57 TL lik kısmı için 18/05/2013, 987,30 TL lik kısmı için 04/05/2013, 1.821,89 TL lik kısmı için 10/04/2013, 1864,02 TL lik kısmı için 11/05/2013,
865,15 TL lik kısmı için 13/05/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde. Müvekkili şirket ile ... Ltd. Şti. ve ... Ltd.
Şti. arasında anahtar teslim sözleşmesi imzalandığını ve işin bu şirketler tarafından yapıldığını, müvekkili şirkete atfedilecek bir kusur bulunmadığından husumet yöneltilemeyeceğini, hasar bedelinin gerçek zarar olarak hesaplanmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava. Haksız fiil sebebiyle uğranılan maddi zararın tazmini talebine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”.
Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Dosya kapsamından.
Dava konusu yerde davalı şirketin sözleşme kapsamında cadde düzenleme inşaatını yaptırdığı, davaya konu hasarın meydana geldiği tarihler, hasarın mahiyeti ve yeri dikkate alındığında davalı ile dava dışı şirketler arasında akdedilen sözleşme tarihi ve sözleşmeye göre yapılacak cadde düzenleme inşaatı sahası içerisinde kaldığı, Yerel Mahkemece hükme esas alınan alanında uzman bilirkişi tarafından tanzim edilen raporun usulüne uygun ve denetime elverişli olduğu, ispat yükü kendisine düşen davacının iddiasını ispat ettiği, davalının TBK'nın 66. maddesi anlamında adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olduğu,
davalı tarafın kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği ve dava konusu olayda tazminat şartlarının oluştuğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
29/05/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/2378, K. 2024/2066, 29 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama