KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2025/1545
- Karar no
- 2025/2157
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/11/2024
- Numarası
- 2023/187 Esas - 2024/615 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Rücuen Tazminat
- İstinaf karar tarihi
- 28/05/2025
Karar Metni
2.657 kelime·13 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde;Müvekkili bankanın ... Şubesi müşterisi ...'ın ... numaralı hesabına 27/07/2009 tarihinde 8... kullanılarak ... adına müvekkili bankanın... Şubesi'nde bulunan ... numaralı yatırım hesabından 12.732,93 TL karşılığı fon satışı yapılarak yine ...'ın ...Şubesi'nde bulunan ... numaralı vadesiz hesabına aktarıldığı ve interaktif bankacılık sistemi sınırsız hale getirilmek sureti ile ...'ın ...
Şubesi'nde bulunan... numaralı vadesiz hesabından 29.500,00 TL tutarın ... T.A.Ş. - ... Şubesi'ne davalı ... adına açılan 0048592 numaralı hesaba aktarıldığı ve ilgili hesaptan da çekildiğinin tespit edildiğini, Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/1 Esas sayılı ceza dava dosyasında ... numaralı adresin davalı ...'e ait olduğunun tespit edildiğini, müvekkili bankanın ...
Şubesi müşterisi olan dava dışı ...'a ait ... numaralı ...kartının suiniyetli 3.şahıslar tarafından sahte nüfus cüzdanı ibraz edilmek suretiyle kopyasının çıkartılarak interaktif hesabına girilmesi ve rızası dışında havale işlemi yapıldığı iddiasıyla ... tarafından Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/703 Esas sayılı dosyası ile müvekkil banka aleyhine alacak davası açıldığı ve yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile ''1.100,00 TL'nin dava tarihi olan 27/07/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile 28.500,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine'' karar verildiği ve kararın
kesinleşmesinden sonra ... tarafından müvekkil banka aleyhine ... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığı ve 10/06/2014 tarihinde 36.008,10 TL ödenmek zorunda kalındığını, ...'ın maruz kaldığı dolandırıcılık eyleminde asli kusur davalı ... ...
AŞ.'ne ve diğer davalılara ait olduğundan bahisle 10/06/2014 tarihinde ödenmek zorunda kalınan 36.008,10 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde.
Somut olayda müvekkilinin haksız fiili olmadığını, dolandırıcıların IP adresini kopyalamada müvekkilinin kusuru olmadığını, müvekkilinin sadece IP adresinin kullanılmasının kendisine kusur atfedilmesini gerektirmediğini, meydana gelen dolandırıcılık olayıyla hiçbir ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ...
A.Ş. vekili cevap dilekçesinde;Davacı ve davalı arasında internet bankacılığı ile ilgili bir sözleşme olmadığı gibi, dava konusu iddia edilen zararın aslında diğer davalı bankaların zararı olduğunu, haksız fiile dayalı tazminat davasının zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılması gerektiğinden huzurdaki davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkili şirket ile bayilerin tamamen ayrı kişiliklere sahip olduğundan dava dışı bayinin kusurlu eylemlerinden müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağını,
davacı ile müvekkil şirket arasında herhangi bir sözleşmesel ilişkin bulunmadığından müvekkili açısından ifa yardımcısı olduğundan söz edilemeyeceğini, müvekkil şirkete atfedilebilecek bir kusurun varlığı kabul edilse bile zarar ile eylem arasında uygun illiyet bağı bulunmadığından davacının müvekkil şirketten tazminat talebinde bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, somut olayda bir kişinin SIM kartı elinde bulundurmasının normal şartlar altında kişinin banka hesabından para transferi eylemini gerçekleştirmeye sebep olabilecek nitelikte olmadığını,
müvekkil şirket tarafından sunulan haberleşme hizmetinin böyle bir dolandırıcılık eylemine sebep olamayacağını, internet bankacılığı sistemi bir bankacılık işlemi olup müvekkil şirketin hiçbir şekilde tasarrufta bulunamayacağını ve sistemdeki aksamalardan sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirketin herhangi bir yükümlülüğü bulunmamasına rağmen gerek bankalara gerekse BDDK'ya yazılar göndererek gerekli önlemlerin alınması talebinde bulunduğunu, aynı iddia ve taleplerle İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan davada mahkemenin eylem ile zarar arasında illiyet bağı olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... beyanında. Ceza dosyasının devam ettiğini, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...
Toplanan deliller ile alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı bankanın müşterisi olan dava dışı ...'ın hesabından internet bankacılığı kullanılarak para çekildiği, meydana gelen zararı mahkeme ilamına istinaden davacı bankanın ödediği ve kusurları bulunduğunu iddia ettiği davalılardan rücuen tahsilini istediği, internetten işlem yapılırken davalı ...'in IP adresinin kullanıldığı, davalı...'in atılı eylemi kabul etmediği, gelişen teknolojik durumda başkasına ait IP'nin izinsizce ele geçirilip suç aracı olarak kullanılabildiği, davalı ...'in bu eylemi gerçekleştirdiğinin ispat olunamadığı,
diğer davalı ...'ın hesabına paranın gönderildiği ve buradan çekildiği, tüm bu işlemlerin dolandırıcılık suçu kapsamında gerçekleştiği ve gerçek faillerinin bulunamadığı, Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/1 Esas sayılı dosyasında görülen dava derdest olup henüz sonuçlanmadığı, dolandırıcıların dava dışı ...'ın sim kartını iptal edip yeni bir sim kart çıkardıkları ve buraya gelen sms şifresini kullanarak eylemi gerçekleştirdikleri, davalı ... ...
A.Ş. firmasının sorumlu tutulabilmesi için davacı bankanın sistemi üzerinde söz hakkı olması gerektiği ancak taraflar arasında böyle bir sözleşme bulunmadığı, bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı bankanın gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı için kusurlu olduğu ve meydana gelen olaydan sorumlu olduğu,
suç tarihinden itibaren on yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen sonuçlanmayan ayrıca ne zaman sonuçlanacağı belli olmayan ve davacı banka kusurlu bulunduğundan sonuca da etkili görülmeyen Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/1 Esas sayılı dosyası bekletici mesele yapılmamış olup davalıların kusurları ispat olunamadığından davanın reddine ... " karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ...vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Dairemizin 2021/1635 Esas 2023/619 Karar 02/03/2023 tarihli ilamı ile; "..Davaya konu somut olayın özellikleri göz önünde bulundurulduğunda.
Davalının yetkilendirdiği abone merkezinde banka müşterisine ait... hattının yeni sim kartı hazırlanıp gerçek hat abonesinin kimlik fotokopisini sunan yetkisiz kişiye verilmemiş olsaydı, hesaptan para çıkışlarında banka tarafından gönderilen işlem onay şifresinin, yetkisiz kişilerin eline geçmeyeceği ve dolayısıyla dava dışı banka müşterisinin hesabından dava konusu miktarda paranın transfer edilemeyecek olduğu, bu sebeple davalının ifa yardımcısı sayılan abone merkezinin kimlik kontrolündeki eylemi ile ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağının bulunduğu, ayrıca sim kartı değişikliğini onaylayıp hemen aktif hale getirenin de davalı olduğu,
davacı banka gibi... hattı operatörü davalının da internet bankacılığı kullanan banka müşterilerinin... hatlarının sim kartlarının dolandırıcılar tarafından, hesaptan para çıkışlarında banka sistemi tarafından otomatik olarak kısa mesajla gönderilen işlem onay kodunu (dinamik şifre) ele geçirmek için, hat abonesi adına sahte kimlik düzenlenerek... hat operatörlerinin yetkili kıldıkları abone merkezlerinde kolaylıkla değiştirildiğini bildiği, ... operatörünün görevinin içeriği ne olursa olsun gönderilen kısa mesajı (SMS) yetkisiz bir kişiye değil, gerçek... hattı abonesine iletmek olduğu,
tüm bu sebepler dikkate alındığında, oluşan davaya konu zararda, davalının da kusur ve sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmaktadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin 20/06/2019 tarih ve 2017/5251 Esas - 2019/4658 Karar sayılı emsal ilamı).ilk derece mahkemesince davacı banka, davalı ...
A.Ş. ile davalı ... yönünden mezkur olaya dair bütün durum ve koşullar göz önünde tutularak taraflara ait kusur durumunun belirlenmesi için farklı bir bilirkişiden detaylı rapor alınarak kusur oranlaması yapılmalı ve tarafların zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde bölüşük kusuru bulunup bulunmadığı ve kusur oranının ne olduğu tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf başvurusu yerindedir.Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan, davalı ... ...
A.Ş. vekilinin istinaf isteminin ise usulden kabulü ile kararın esası ve diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına..." karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince; "...Davacı banka yönünden; dava dışı müşteri ...’ın hesabına kişisel bilgileri ve şifresi girilmek suretiyle erişim sağlanması, ayrıca 29.500,00 TL’lık EFT işlemi için davacı banka tarafından, dava dışı
...’ın bankada kayıtlı... cep telefonuna gönderilen ve gizli tutulması gereken tek kullanımlık şifre de girilmek suretiyle EFT işleminin sonuçlanması sebebiyle, söz konusu gizli bilgilerin dava dışı ... tarafından muhafaza edilememesi sebebiyle oluşan davaya konu zararda, davacı bankanın sorumluluğu yoktur.
Davalı .. yönünden; ceza mahkemesinde tespit edilen maddi vakıaların hukuk mahkemesini bağladığı dolayısyla ... yöntemi ile kötü niyetli kişilerin ... adreslerini sahte olarak göstererek başka bir .. adresinden geliyormuş gibi görünen trafiği oluşturabildikleri, bu da gerçek kullanıcıyı belirlemeyi zorlaştırdığı, netice olarak ... adresi bilgisinin diğer kanıtlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiği (örneğin, oturum açma zamanları, kullanıcı davranışları, ek güvenlik önlemleri gibi), ancak gelinen aşamada bu kanıtların toplanması ve ortaya konulması mümkün olmadığından,
somut olayda davaya konu işlemler bakımından davalının kusurlu olduğu ispatlanamadığından, bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Davalı ... yönünden; davalının aşamalarda tevilli ikrarda bulunduğu, banka hesabını kullandırarak davaya konu işlemlere aracılık ettiği, ceza mahkemesince yapılan yargılamada bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu işlediği sabit olduğundan hapis cezasına mahkum edildiği dolayısıyla oluşan zararın tamamından sorumlu olduğu anlaşıldığından; bu davalı tam kusurlu kabul edilerek bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı ...
AŞ yönünden.
İstinaf ilamından sonra alınan bilirkişi raporlarında (hukukçu bilirkişi hariç) bu davalının davaya konu olayda kusuru olmadığı yönünde kanaat belirtilmiş ise de; davalının yetkilendirdiği abone merkezinde banka müşterisine ait... hattının yeni sim kartı hazırlanıp gerçek hat abonesinin kimlik fotokopisini sunan yetkisiz kişiye verilmemiş olsaydı, hesaptan para çıkışlarında banka tarafından gönderilen işlem onay şifresinin, yetkisiz kişilerin eline geçmeyeceği ve dolayısıyla dava dışı banka müşterisinin hesabından dava konusu miktarda paranın transfer edilemeyecek olduğu,
bu sebeple davalının ifa yardımcısı sayılan abone merkezinin kimlik kontrolündeki eylemi ile ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağının bulunduğu, ayrıca sim kartı değişikliğini onaylayıp hemen aktif hale getirenin de davalı olduğu,
davacı banka gibi... hattı operatörü davalının da internet bankacılığı kullanan banka müşterilerinin... hatlarının sim kartlarının dolandırıcılar tarafından, hesaptan para çıkışlarında banka sistemi tarafından otomatik olarak kısa mesajla gönderilen işlem onay kodunu (dinamik şifre) ele geçirmek için, hat abonesi adına sahte kimlik düzenlenerek... hat operatörlerinin yetkili kıldıkları abone merkezlerinde kolaylıkla değiştirildiğini bildiği,... operatörünün görevinin içeriği ne olursa olsun gönderilen kısa mesajı (SMS) yetkisiz bir kişiye değil, gerçek... hattı abonesine iletmek olduğu bu açıklamalar ışığında; davalı ...
A.Ş. tarafından dava dışı ...'a keşide edilen 14.08.2009 tarihli cevabi noter ihtarnamesinde, “...olayın gerçekleşmesi sırasında takip edilen işlem basamaklarından anlaşıldığı üzere, banka şifrelerinizi, şahsınıza ait kimlik bilgi ve fotokopilerinizi usulsüz yollarla ele geçiren kötüniyetli şahıs veya şahısların sim kart değişikliği yapan bayiyi de, sahte nüfus cüzdanı düzenlemek sureti ile kandırdığı anlaşılmaktadır...” cümleleri ile açıkça SIM kartın değiştirildiği ve bu işlemin sahte nüfus cüzdanı ile yapıldığını yazılı ikrar edildiği,
davacı vekilinin de aşamalarda belirttiği gibi, banka müşterisinin sahte kimliği ile adına yeni sim kart çıkartarak dolandıran şahısların önce dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi ve sonra dolandırdığı müşterinin sahte nüfus cüzdanını kullanarak yeni SIM kart çıkartması kronolojik olarak mümkün olmadığı,
davalı ...'nun dava dışı banka müşterisinin bu yol ile dolandırıldığı bilgisine ihtarnamesinde yer verebilmesi için zaten noter ihtarında açıkladığı gibi dolandırıcıların sahte kimlik ile SIM kart değişikliğini gerçekleştirmesi devamında da banka hesabındaki işlemleri gerçekleştirmek için davalı şirketin ihtarında yer verdiği bu işlemi ihtardan önce yapmış olması gerektiği, davalı ... tarafından dolandırıcılıktan sonraki SIM kart değişiklik kaydı sunulduğundan, 10.12.2009 tarihinde SIM kartı değişikliğinin, dolandırılan bir insanın dolandırıldıktan sonra tedbir amaçlı yeniden SIM kartı değişikliği yapmış olduğu değerlendirilerek,
teknik bilirkişi raporlarında belirtilen "...SIM kart değişikliğinin davaya konu olaydan sonra, yani 10/12/2009 tarihinde yapıldığı bilgisine ulaşıldığı, bu itibarla davaya konu işlemler yönünden davalı ...,... A. Ş. ‘ye kusur izafe edebilecek bir durumun oluşmadığı.." yönündeki tespite yukarıda açıklanan gerekçelerle itibar edilmeyerek, zararın oluşmasında... operatörü abone merkezinin de takdiren %50 kusurunun bulunduğu, bu bakımdan oluşan zararın %50’sinden davalı ...
AŞ de sorumlu tutularak karar verilmiştir. Davanın KABULÜ ile, 36.008,10 TL'nin (davalı ... AŞ 18.004,05 TL ile sınırlı sorumlu olmak kaydıyla) 10/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... AŞ ve ...n'dan alınarak davacıya verilmesine, Davalı ... yönünden davanın REDDİNE, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... ...
A.Ş (15.000,00TL'den sorumlu olmak kaydıyla) ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...' e verilmesine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde.
Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, İlk derece Mahkemesi'nin ... yönünden verdiği ret kararının haksız olduğunu,Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...,... A.
Ş. vekili istinaf dilekçesinde;Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir haksız eyleminin ve kusurunun bulunmadığını, hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, eldeki davada tazminat koşullarının oluşmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava.
Haksız fiil hukuki sebebine dayalı tazminat istemine ilişkindir.Dosya içeriğinden;Beyşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2011/1Esas sayı ile açılan ceza davasında 02.07.2019 tarih ve 2019/362Karar sayılı karar ile davalı ... hakkında bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçunu işlediği sabit olduğundan hapis cezasına mahkum edildiği, davalı ...'in beraatına karar verildiği, anılan kararın Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin 31.12.2019 T., 2019/2847 Esas - 2019/2879 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiği, dosyada mevcut delil durumuna göre.
İspat yükü kendisine düşen davacının, davalı ... yönünden haksız fiil iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir.Somut olayda, alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 27/8/2024 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu, uzman heyet raporunda belirtilen kusur oranı tespitlerinin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı,
davalı şirketin kusurlu eylemiyle zarara sebebiyet verdiği ve dava konusu olayda tazminat şartlarının oluştuğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf isteminin reddi gerekir.Vekalet ücreti yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesine rağmen davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetsiz olup davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf istemi yerindedir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı ...,...
A. Ş vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden,1-Davanın KABULÜ ile, 36.008,10 TL'nin (davalı ... AŞ 18.004,05 TL ile sınırlı sorumlu olmak kaydıyla) 10/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ...
AŞ ve ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine,2-Davalı ... yönünden davanın REDDİNE,3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ... A.Ş (18.004,05 TL'den sorumlu olmak kaydıyla) ve ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine,4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 18.004,05 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı ... ...
A.Ş' ye verilmesine,5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı ...'e verilmesi yönünden yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
28/05/2025
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/1545, K. 2025/2157, 28 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama