KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2025/1573
- Karar no
- 2025/2008
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/03/2025
- Numarası
- 2025/200 Esas - 2025/163 Karar
- Davanın konusu
- 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat
- İstinaf karar tarihi
- 14/05/2025
Karar Metni
1.193 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. Müvekkilinin, birikimini yatırıma dönüştürmek için İstanbul ... mahallesinden bir arsa almak istediğini. Bu amaçla arsa sahipleri ile iletişime geçildiğini, 11.02.2022 tarihinde tapu devri ve intikal işlemleri için yanında oğlu ... ve damadı ... eşliğinde davalı tapu sicil müdürlüğüne gittiğini. Tapu sicil müdürlüğünde müvekkilleri, kendilerini emlakçı ... bey ... bey ve satıcı ...olarak tanıtan kişiler karşılaştığını.
Müvekkillinin, kendisine tapu intikali yapılacağına güvenerek 08.02.2022 tarihinde ...’ın ...bank’ta bulunan hesabına 20.000,00TL havale ettiğini, 11.02.2022 tarihinde de bir önceki havale işleminden de sorun çıkmamasından kaynaklı bankacılık işlemine duyulan güven de dikkate alınarak yine ..., ...bank hesabına 4.130.000,00TL havale edildiğini.
Son 4.130.000,00 TL havaleyi, davalı tapu müdürlüğü personelinin satış işlemlerinin hazır olduğunu beyan etmesi ve para transferine tarafları teşvik etmesi ile gerçekleştiğini. Müvekkillinin, ödemelerini gerçekleştirdikten sonra tapunun kendisine intikal ettirileceğini düşünürken kendisini ... olarak tanıtan kişi ortadan kaybolduğunu.
Müvekkillinin şikayeti üzerine kendisini ... olarak tanıtan kişinin sahte kimlik kullandığı, gerçek adının ... olduğu anlaşıldığını, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/28484 Soruşturma dosyasıyla ...’un tutuklanmasına karar verildiğini. Siber Suçlar Şube Müdürlüğünün araştırmaları üzerine ...’un müvekkillerini dolandırarak elde ettiği haksız kazanç davalı bankalar ve yazılım şirketi kanalıyla ... ve ... hesabına aktardığını. Hali hazırda ...ve ...
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/28484 Soruşturma dosyasında şüpheli sıfatında olduğunu. Kendisini ...olarak tanıtan gerçek adı ... olan dava dışı kişi sahte kimlikle bankacılık ve tapu işlemleri yaptığı, müvekkillinin 4.150.000,00TL zarara uğramasına sebebiyet verdiğini. Davalıların kendilerine yönelik bildirimlere olumlu yanıt vermemesi üzerine arabuluculuk müessesesine başvurulduğu, arabuluculuk görüşmeleri anlaşmama ile sonuçlanmadığını.
Davalı yazılım şirketine yönelik ihtarnamelerinde gibi, sahte kimlik sahibi ..., sahte kimlikle davalı yazılım şirketinde hesap açtığını. Davalı yazılım şirketi cevabi ihtarnamesinde ...’ın 11.02.2022 tarihinde saat 12:21:03’de 4.128.000,00TL tutarında kripto para işlemi gerçekleştirdiğini kabul ettiğini.
Müvekkillerinin uğramış olduğu zararlar ile davalı yazılım şirketinin özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığını arasında uygun illiyet bağı bulunduğu. ...’ın (sahte kimlikli ...) davalı ... Tapu Sicil Müdürlüğünde gerçekleştiği işlemler, sahte kimlikle yapıldığını. Müvekkillinin, sahte kimlikli ...’ın gerçekte ... olduğunu bilme olanağı bulunmadığını.
Devlet kurumu, tapu işlemi sırasında özen yükümlülüğüne haiz olduğu gibi, kusursuz sorumluluğundan bile tapu dairesinde işlem yapanlara karşı sorumlu olduğun. Davalı Tapu Sicil Müdürlüğünün, tapu dairesinde satış işlemi yapan ...’un kimliğini özenle inceleme yükümlülüğü bulunduğunu. Müvekkillinin uğradığı zararlar ile davalı Tapu Sicil Müdürlüğünün özen yükümlülüğüne aykırı davranışları arasında uygun illiyet bağı bulunduğu.
Davalı Tapu Sicil Müdürlüğünün kusursuz sorumluk gereği de müvekkilimize karşı tazmin yükümlüğünü haiz olduğu. Bu sebeple davalı tapu sicil müdürlüğü, müvekkilimizin uğradığı zarardan ticari avans faiziyle birlikte hukuken sorumlu olduğu. Müvekkillinin, davalıların öncelikle kusurlu ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışları, ayrıca kusursuz sorumluluk yasal düzenlemeleri gereği bütün birikimini kaybettiğini.
Bu sebeple davanın kabulünü, müvekkillerinin, 11.02.2022 tarihinde davalı tapu sicil müdürlüğünde, tapu intikali işlemi sırasında nitelikli dolandırıcılık eylemine maruz kalması sebebiyle uğradığı maddi zararların tazmini için şimdilik 100.000,00TL maddi tazminatın 11.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsili ile müvekkillerine verilmesini, fazlaya ilişkin tüm yasal haklarımızın saklı tutulmasını, talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi vermemiştir.İlk Derece Mahkemesince. "Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-b maddesi gereğince yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİNE," karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde. Mahkemenin görevli olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava.
Tapu memurunun hizmet kusurundan kaynaklanan tazminat davasıdır.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Yargı Yolu” başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrası “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmünü, son fıkrası ise “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” düzenlemesini içermektedir. İdare hukukunda idarenin iki tür sorumluluğu kabul edilmektedir.
Biri idarenin özel hukuk ilkeleri doğrultusunda yaptığı sözleşmelerden kaynaklanan özel hukuk sorumluluğu; diğeri ise idarenin idare hukuku ilkeleri doğrultusunda yapmış olduğu sözleşmeler ve idarenin her türlü işlem ve eyleminden kaynaklanan kamu hukuku ilkeleri doğrultusunda oluşmuş idare hukukuna özgü sorumluluk türüdür. İdarenin kişilere verdiği zararları tazmin yükümlülüğü, idarenin “hizmet kusuruna (kusurlu sorumluluk)” ve “kusursuz sorumluluğuna” dayanmaktadır.
İdarenin kusura dayanan sorumluluğu, uygulamada “hizmet kusuru” kavramı ile anlatılmaktadır.
Hizmet kusurunun tam ve kapsamlı bir tanımını yapmak zor olmakla birlikte genel olarak doktrinde hizmet kusuru; idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde tanımlanmaktadır.Hizmet kusurunun üç durumda varlığı hem yargı içtihatları hem de öğreti tarafından kabul edilmiştir.
Bu üç durum. Hizmetin hiç işlememesi, hizmetin geç işlemesi ve hizmetin kötü işlemesidir. Buna göre idare kural olarak yürüttüğü kamu hizmeti ile nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının “b” bendi gereğince “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar” idari yargı yerinde tam yargı davası açabilecektir.
Yine İYUK 15/I-a maddesinde ise adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği de hükme bağlanmıştır.Davacı dava dilekçesinde davalı idarenin ağır hizmet kusuru ile zarar gördüğünü ileri sürmüştür.
İleri sürülen vakıalardan sorumluluğun 4721 sayılı yasanın 1007. maddesi kapsamında tapu sicilinin tutulmasından değil, tapu memurunun satış işlemi öncesi satıcı adına verilen kimlik belgesinin gerçek satıcıya ait olup olmadığı hususunda gerekli dikkat ve özeni göstermemesi sebebiyle memurun hizmet kusuruna dayanılmıştır.
Tapuda satış tescil işlemi gerçekleşmeden satıcı olarak kendisini tanıtan kişi tapudan ayrılmıştır.Davalı tapu müdürlüğü kamu kurumu niteliğinde olup, dava konusu zarar kamusal görevin yerine getirilmesi sırasında meydana gelmiştir.
İdarenin hizmet kusuru niteliğindeki eylemi sonucu meydana gelen zararlardan dolayı, idari yargılama usulü yasasının 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir.Görev sorunu, kamu düzenine ilişkin olup açıkça veya hiç ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilir (Emsal Yargıtay 4.HD 15/01/2019 gün, 2016/15724 E-2019/92 K sayılı ilamı).Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı,
kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/1573, K. 2025/2008, 14 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama