KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2020
- Dosya no
- 2019/1222
- Karar no
- 2020/4416
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/12/2017
- Numarası
- 2016/391 (E) - 2017/1376 (K
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat
Karar Metni
1.579 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla; re’sen dikkate alınabilecek hususlar ayrık olmak üzere istinaf talep ve gerekçeleri esas alınmak sureti ile dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi ...'ın, 07.03.2016 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybettiğini, gerçekleşen Kazada davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu belirterek murisin eşi olan davacı ... için şimdilik 100,00 TL maddi tazminat ve 100.000,00 TL manevi, çocukları olan ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL manevi tazminat ile ... için 50.000,00 TL manevi ve ayrıca 100.00 TL maddi tazminatın kazaya sebebiyet veren aracın sürücüsü işleteni ve sigortacısı olan davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davacı ...'ın maddi tazminat isteminin kabulüyle 214.469,99 TL maddi tazminatın kararda belirtilen faiz başlangıç tarihleri üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı ...'ın maddi tazminat talebinin reddine; manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... için 25.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, kararda belirtilen faiz başlangıç tarihleri üzerinden sigorta şirketi haricinde kalan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından, manevi tazminatın az takdir edildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Karara karşı araç sürücüsü ve işleten vekili; gerekçeli kararın dayanaksız, gerekçesiz ve hukuka aykırı olduğunu, davaya cevap dilekçesinde keşif talebinde bulunulduğu halde keşif talebinin değerlendirilmediğini, tanıklarının ifadelerinin alınmadığını, müvekkili olan ...’a tebligat yapılmadan karar verildiğini, olayın görgü tanığı olan tanıkların ifadelerinin alınmadığını, kazanın frenle ilgili teknik bir arızadan kaynaklı meydana geldiğini, hükme esas alınacak maaş tutarının maaş bordroları getirtilerek belirlenmesi gerektiğini, asgari geçim indiriminin yanlış uygulandığı,
müteveffanın kusurunun araştırılmadığını manevi tazminat miktarının yüksek takdir edildiğini, manevi tazminat takdirinde kusur durumunun nazara alınmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1-Davalılar vekilinin manevi tazminat dışında kalan istinaf itirazların değerlendirilmesi: 6100 sayılı HMK’nın sistematiğine göre, yargılamanın etkin ve makul bir süre içinde bitirilmesi için delil gösterilmesi dilekçelerin teatisi (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap) aşamasına hasredilmiştir.
Buna göre, dilekçelerin teatisi aşamasında herhangi bir delil bildirmeyen davacı veya davalıya ön inceleme duruşmasında delillerini bildirmesi için yeni bir süre verilmesine imkân bulunmamaktadır. (HMK. nın 119. vd.)(Hukuk Genel Kurulunun 2014/7-1662 Esas, 2017/34 Karar sayılı kararı) Yine, davanın tarafları, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptirler.(HMK.
189/1. md.) Dava dilekçesinin usulüne uygun bir şekilde davalı ...’a 02/05/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir Her ne kadar ön inceleme duruşması tebliğ edilememiş ise duruşmada vekilliğine karar verilen Avukat ...'ün mazeret bildirdiği ve mazeretinin kabulüne karar verildiği görülmektedir. Diğer davalı bakımından dava dilekçesi ve ön inceleme duruşması usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmiştir.
Ne var ki, davalılar davayı cevap vermemişler süresi içerisinde de delil bildirmemişlerdir. Bu durumda süresi içerisinden delil bildirmeyen davalıların keşif ve tanık deliline dayanma hakkı bulunmamaktadır. Bu delillerin toplanmadığına ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.
Diğer yandan hükme esas alınan 13/01/2017 tarihli hesap raporu usul ve yasaya uygun olup; asgari geçim indiriminin yanlış uygulandığı ve murisin 2016 yılı şubat ayında en son aldığı brüt ücret üzerinden hesaplama yapılmasının doğru olmadığına ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. İstanbul BAM 19. C.D.
2016/151 E - 2016/219 K sayılı kararıyla kesinleşen İstanbul Anadola 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/192 E - 2016/353 K sayılı kararı gereği davalı araç sürücüsünün taksirle ölüme sebebiyet vermekten ötürü teşdiden cezalandırılmasına karar verildiği,
ceza mahkemesince kabul edilen maddi vakıaya göre olay tarihinde davalı araç sürücüsünün park etmiş olduğu çekiciye römork bağlamak için çalışır durumdaki çekiciden aşağıya inerek çekici ile römork arasındaki hortum ve kabloları bağladığı esnada aracın eğimli olan yoldan hareket ederek sokak istakametinde hızlanıp kavşakta seyir halinde olan müteveffa ...'nın kullandığı araca çarparak sürüklediği, gerçekleşen kaza neticesinde araçta sıkışan araç sürücüsü ...'nın vefat ettiği, ceza mahkemesinde kesinleşen maddi vakıa ile hukuk hakiminin bağlı olduğu,
gerek ceza dosyasında gerekse eldeki dava dosyası üzerinden alınan kusur raporlarında davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, davacı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğu, mahkemece kabul edilen kusur durumunun oluşu usul ve yasaya uygun olduğu, ceza mahkemesince kabul edilen olayın oluş şeklinde teknik bir arızadan bahsedilmediği, kaldı ki teknik arızanın mücbir sebep teşkil etmediği, teknik arıza olsa bile işletenin sorumluluk kapsamında kaldığı görülmektedir.
Kusura yönelik istinaf itirazları da yerinde değildir.
2-Taraf vekillerinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf itirazların değerlendirilmesi: Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre tarafların tespit edilen mali sosyal durumuna göre müteveffa makine mühendisi olup kaza tarihinde 57 yaşında olduğu, 51 yaşında bir eşi ve 28, 29 ve 34 yaşında üç çocuğunun bulunduğu, vefat tarihinde 7.842,00 TL aylık gelirinin olduğu, davalı firmanın orman ürünleri sektöründe çalışan eski bir firma olduğu, diğer davalının ise asgari ücret üzerinden tır şöförü olarak çalıştığı, davalı araç sürücüsünün teşdiden cezalandırılmasına karar verildiği, müteveffanın kusursuz olduğu,
olayın oluş şekline göre davalı araç sürücüsünün kasta yakın ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, kusur durumu, olayın oluş şekli, davalı araç sürücüsünün ceza mahkemesinde teşdiden cezalandırılmış olması, caydırıcılık ilkesi, tarafların mali ve sosyal durumu, paranın alım gücü ve hak ve nesafet ilkesi nazara alınarak yapılan değerlendirmede takdir edilen manevi tazminat miktarı azdır.
Davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu yerinde; davalılar vekilinin istinaf başvurusu yerinde değildir. 3-HMK'nın 353/1-b/2. maddesinde yargılamada eksiklik olmamakla birlikte kanunun olaya uygulanmasında hata edilmesi durumunda düzeltilerek yeniden karar verileceği düzenlenmiştir. O halde gerekçeli kararın 2 nolu bendinde açıklanan ilke ve esaslar nazara alınarak davacı eş için 70.000,00 TL, davacı ... için için 50.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL, ...
50.000,00 TL manevi tazminat takdir edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak ve kesinleşen yargılama giderine ilişkin hüküm fıkrası aynen tekrar edilerek karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2019/1222, K. 2020/4416, 17 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama