KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi Birleşen İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/39 Esas Sayılı Dosyası
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/1925
- Karar no
- 2024/1587
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 27/04/2021
- Numarası
- 2019/35 (E) - 2021/403 (K
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.219 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından ... plakalı aracın ZMSS poliçesi ile sigortalandığını, 01/01/2017 tarihinde sigortalı aracın, ... ve ... plakalı araçlara çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, sigortalı aracın sürücüsünün kaza sonrası olay yerini terk ettiğini, kaza sonucu zarar görene 20.465,30 TL tazminatın şirket tarafından ödediğini, alacağın tahsili amacı ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
(E) sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinde sonuçsuz kaldığını, bu nedenlerle itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
davacı şirket tarafından ... plakalı aracın ZMSS poliçesi kapsamında sigortalandığını, 01/01/2017 tarihinde sigortalı aracın, ... ve ... plakalı araçlara çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, sigortalı aracın sürücüsünün kaza sonrası olay yerini terk ettiğini, kaza sonucu zarar görene 8.218 TL tazminatın şirket tarafından ödediğini, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
(E) sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, bu nedenlerle itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili asıl ve birleşen davaya karşı cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince. "A-Asıl davanın (2019/35 Esas) kısmen kabulü ile, 1-Davalının İstanbul Anadolu ...
İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 20.465,30 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, işlemiş faiz talebinin reddine, 2-Alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine, B-Birleşen davanın (2019/39 Esas) kısmen kabulü ile, 1-Davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 8.218 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, işlemiş faiz talebinin reddine, 2-Alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... plakalı aracı 20/10/2016 tarihli araç kiralama sözleşmesi kapsamında ... Hizmetleri Ltd.
Şti.'ye uzun dönem olmak üzere kiraladığını, kazanın meydana geldiği 01/01/2017 tarihinde söz konusu aracın fiili hakimiyeti ve tasarrufunun kiracı şirkette olduğunu, müvekkili şirketin işleten sıfatının bulunmadığını, kaza tespit tutanağında kaza mahallinden kaçtığı iddia edilen araç sürücüsünün müvekkili şirketle hiçbir bağlantısının olmadığını, kiracı şirketin söz konusu aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere kullandığından kaza sonucu meydana gelen her türlü zararlardan işleten sıfatıyla sorumlu olduğunu,
müvekkili şirketin dava konusu aracı uzun süreli kiralama sözleşmesiyle kiraladığından işleten sıfatının bulunmadığını, kaza tarihinde söz konusu aracın fiili hakimiyeti ve tasarrufunun kiracı şirkette olması nedeniyle müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun da bulunmadığını, müvekkilinin kusurluluğunu kabul etmemekle birlikte bilirkişinin beyanına katılmadıklarını, oluşan zararın rücu edilerek müvekkilinden talep edilmesinin açık kötü niyetli tutumdan ibaret olduğunu,
davacı tarafın sigorta şirketi olarak basiretli tacir olması ve müvekkili şirkete karşı açılan işbu davada kötüniyetli olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, dava dışı zarar görenin zararını tazmin eden ZMS sigortacısının, sözleşmeye aykırılık iddiasıyla sigortalısına karşı yürüttüğü takibe karşı itirazın iptali talebine ilişkindir.
Somut olayda davalı, ... plakalı aracı dava dışı şirkete uzun süreli kiraladıklarını dolayısıyla sorumluluklarının olmadığını iddia etmiştir. Ancak, davacı sigorta şirketi tarafından ... plakalı aracın, ...’nolu ZMSS poliçesi kapsamında 20/09/2016-20/09/2017 tarihleri arası dönem için sigortalandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle 01/01/2017 tarihinde gerçekleşen kazada, davalının sorumluluğu, sigorta poliçesinin tarafı olmasından kaylanmaktadır.
Dolayısıyla, davalı sigortalı, sigorta poliçesinin ve sigorta genel şartlarının kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür. Şöyle ki, ZMSS'de sigortacının rücu hakkı, KTK'nin 95. maddesinin 2. fıkrası ile KMAZMSSGŞ'de düzenlemeye tabi tutulmuştur.
Bu tür davalarda sigortacı KTK'nin 95. maddesinin 2. fıkrası gereğince tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir.
Poliçenin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan KMAZMSSGŞ'nin, "Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının İşletene Rücu Hakkı" başlıklı B.4. maddesinin 3. fıkrasının "f" bendi uyarınca; ödemede bulunan sigortacı bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,
kazaya sebebiyet veren sigortalıya rücu edebilir. Düzenlemeye konu rücu nedeni sırf bedensel yaralanmayla sonuçlanan trafik kazalarıyla sınırlı olmayıp maddi hasarla sonuçlanan trafik kazalarını da kapsamaktadır.
Poliçenin tanzim tarihinde ve olayın meydana geldiği günde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1409. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddia sigortacı tarafından kanıtlanmalıdır.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin KMAZMSSGŞ'nin, A.6. maddesinde sayılan teminat dışında kalan haller ile B.4. maddesinde sayılan zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı kapsamında olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, KMAZMSSGŞ'nin, A.6. ve B.4. maddeleri ve TTK'nin 1446. maddesinin 2. fıkrası uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içindeymiş gibi ihbar ederse ispat yükü yer değiştirir.
Bu durumda oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer. Olay nedeniyle kolluk tarafından düzenlenen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre davalı sigortalı aracın sürücüsünün kazaya neden olmasına karşın, olay yerini terk ettiği belirtilmiştir.
Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; dosyaya toplanan kanıtlardan, kimliği saptanamayan davacıya sigortalı araç sürücüsünün açıklanan biçimde tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği gibi neden olmaksızın olay yerini terk etmiş, ispat yükü de doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyen sigortalı davalıya geçmiştir.
Bu itibarla davacıya ZMSS poliçesiyle sigortalı aracın sigortalısı olan davalının, maddi hasarla sonuçlanan trafik kazasında olay yerini terk eden aracın sürücüsünün, olay yerini KMAZMSSGŞ'nin B.4. maddesinde öngörülen tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme ya da can güvenliği biçimindeki nedenlerle terk ettiğini kanıtlanmadığı, böylece KMAZMSSGŞ'nin B.4. maddesinin 3. fıkrasının "f" bendinde öngörülen rücu koşulunun oluştuğunun anlaşılması karşısında, davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/1925, K. 2024/1587, 12 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama