KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2023
- Dosya no
- 2023/1103
- Karar no
- 2023/1701
- İncelenen kararın mahkeme
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 13/12/2022
- Numarası
- 2015/703 (E) - 2022/1046 (K
Karar Metni
2.426 kelime·12 dk okuma·2 bölüm
Birleşen İstanbul Anadolu 11'inci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/118 (E) sayılı davasında:
DAVANIN KONU
Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ: 19/12/2023
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ İstanbul Anadolu 5'inci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/703 (E) sayılı asıl davasında: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sürücü ... yönetimindeki, davalı işleten ... ait Kadıköy hattında yolcu taşımacılığı yapan ... plakalı minibüs ile 25/7/2014 günü seyir halinde iken yolun karşısına geçmeye çalışan davacıların annesi ... çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek davacı ... için 10.000 TL, davacı ... için 5.000 TL, davacı ... için 5.000 TL, davacı ... için 10.000 TL, davacı ... için 5.000 TL manevi tazminatın davalılar ... tahsiline;
davacı ... için 1.500 TL cenaze gideri tazminatı, 14.400 TL bakıcı ücreti, 4.800 TL ev işleri için ödenen ücret, davacı ... için 4.800 TL ev işleri için ödenen ücret olmak üzere toplam 22.500 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş. 17/1/2020 günü sunduğu dilekçeyle 14.400 TL olarak talep ettikleri destekten yoksun kalma tazminatını 22.979,24 TL'ye yükselttiklerini beyan etmiştir. Davalı ...
Şirketi vekili ile davalı ... cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuşlardır.
Birleşen İstanbul Anadolu 11'inci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/118 (E) sayılı davasında: Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sürücü ... yönetimindeki, davalı işleten ... ait Kadıköy hattında yolcu taşımacılığı yapan ... plakalı minibüs ile 25/7/2014 günü seyir halinde iken yolun karşısına geçmeye çalışan davacının annesi ... çarparak ölümüne neden olduğunu, adı geçenin ölümüyle destekten yoksun kalan davacı tarafından daha önce açılan İstanbul Anadolu 5'inci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/703 (E) sayılı davası talep sonucu bakımından daha önce ıslah edildiğinden zorunlu olarak bu davanın açıldığını belirterek,
4.313,32 TL destekten yoksun kalma tazminatını davalılar ..., ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince. İstanbul Anadolu 5'inci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/703 (E) sayılı asıl davasında, davacı ... açtığı maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, 22.979,24 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalılar ...'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, davalı ...
Şirketinden ise dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine; davacı ...'ün fazlaya ilişkin ev işlerine dair hizmet ücreti talebinin reddine.
1.500 TL cenaze gideri tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine; davacı ...'in ev işlerine ilişkin hizmet ücreti talebinin reddine; davacı ... için 10.000 TL, davacı .... için 5.000 TL, davacı ... için 5.000 TL, davacı ... için 10.000 TL manevi tazminatın davalılar ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak adları geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine; birleşen İstanbul Anadolu 11'inci Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/118 (E) sayılı davasında 4.313,32 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... verilmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ...
Şirketi vekili dilekçesinde özetle; kaza tarihinde 46 yaşında olan desteğin oğlu ... ile kaza günü 36 yaşında olan desteğin kızı ... destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecekleri yaşlarının geçtiğini, bilirkişi raporunda davacıların yaş durumu göz önüne alınmadan hesaplama yapıldığını, ölen desteğin davacı ... çocuklarına bakıcılık yaptığından bahisle desteğinden yoksun kaldığı iddiasının kabulü olanağının bulunmadığını, davacıların talep ettiği bakıcı gideri ve temizlikçi ücreti gibi dolaylı zararların, yalnızca doğrudan zararları karşılayan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) teminatı kapsamında bulunmadığını belirterek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ...vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili ... ile birlikte ruhsat sahibi olan ... davalı olarak gösterilip taraf teşkili sağlanmadan davanın görülerek karara bağlandığını; kaza tarihi itibarıyla davacı ...
46, ... ise 36 yaşında olduklarını Yargıtay kararları ile öğretinin görüşleri ile oluşan ilkelere göre erkeklerin 18 yaşına, ortaöğretimde iseler 20 yaşına kadar, kız çocuklarının 22 yaşına kadar yüksek öğrenim görüyorlarsa kız erkek ayrımı yapılmadan 25 yaşına kadar maddi destek göreceklerinin kabul edildiğini; ölen ... davacı ... çocuklarına baktığından söz edilerek, adı geçen davacı lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Dosyaya eklenen İstanbul Anadolu 49'uncu Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/906 (E) sayılı dava dosyası içinde yer alan araç ruhsat belgesinin tıpkıçekiminde, kazaya karışan ... plakalı minibüsün sahibinin ... olduğu belirtilmiş olmakla birlikte motorlu araçlar tescil belgesi içeriğinden araç üzerinde hak ve menfaat sahibi bulunanlar arasında davalı ... adına yer verilmesi yanında,
kazaya karışan minibüsün ZMSS poliçesinin davalı ... tarafından düzenletildiğinin anlaşılması karşısında, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 3'üncü maddesi uyarınca işleten sıfatını taşıyan davalı ...'in KTK'nin 85'inci maddesi gereğince ... plakalı minibüsün karıştığı kazadan kaynaklanan maddi ve manevi zarardan sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretide destek, "bir kimseye fiilen sürekli ve düzenli bir şekilde bakan ve olayların olağan akışına göre ona bu tarzda ilerine bakması kuvvetle tahmin edilen (büyük olasılık olan) kimse o kişinin desteğidir. Destekle ölenin baktığı kişinin, aynı ailenin bireyleri, kan hısmı veya birinin diğerinin mirasçısı olması şart değildir." biçiminde tanımlanmakta; desteğin yardımı da "...
Desteğin geçimini sağlama veya geçimine katkıda bulunma yardımı, para verme tarzında olabileceği gibi bir kimseye hizmet görme tarzında da olabilir. Keza bunların dışında bir fayda sağlama da destek olma durumu yaratabilir..." olarak açıklanmaktadır. (Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman, Prof. Dr. M.
Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 11'inci bası, 2'nci cilt, sayfa 120) Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır.
Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı koşullarda yaşayabilmesi için gereksinim duyduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 53'üncü maddesinin, 3'üncü fıkrasına dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.TBK'nin 53'üncü maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır;
yalnızca eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm meydana gelmeseydi, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.O halde, destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte, destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir gereksinim içinde bulunmalıdır.
Genel olarak bakım gereksinimi, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, gereksinim koşulu gerçekleşmiş sayılır.
Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir [Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/4/1982 gün ve 1979/4-1528 (E) - 1982/412 (K) sayılı kararı] Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 6/3/1978 gün ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten yoksun kalma tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp,
ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu" vurgulanmış.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) 30/11/2005 gün ve 2005/4-648 (E) - 2005/691 (K) sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.Aile bireylerinin dayanışması, birbirlerine yardım ve hizmet etmesi, bakıp gözetmeleri, koruyup kollamaları bir yaşam gerçeğidir.
Genel yaşam deneyimleri ve hayatın olağan akışı, yetişkin bir insanın anne ve babasına ve belirli bir düzeyde destek olacağını gösterir, anne ve babanın gereksinimleri bulunmasa dahi evladın onlara yardım etmesi, hayatın alışılmış gereklerine göre doğal ve ahlaki bir ödevdir. Bu yardımın mutlaka geçimlerini sağlamaya yönelik olması da gerekmez.
Anne ve babanın çocuklarının maddi desteğine muhtaç olabileceğinin kabulü, hayatın olağan akışına, Türk örf, adet ve geleneklerine uygun düşer. Yetişkin bir insanın anne ve babasına her durumda ve her biçimde destek olduğu kabul edilir.
Diğer yandan Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre, çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde; yaşları, eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;
...'in ölüm tarihinde 35 yaşını tamamladığı anlaşılan davacı ...'ün gerek asıl gerek birleşen davalarda dava dilekçelerinde ileri sürdüğü, annesi ... ölümünden önce kendisinin çocuklarının bakım ve gözetimini yapması, destek olgusu niteliğinde değildir. Çünkü ...'in torunlarına bakması eyleminin gelecekte de devam edeceği belli olmadığı gibi düzenli ve eylemli yardımın ileride süreceği de belirsizdir.
Ayrıntıları yukarıda açıklandığı gibi ölen ile davacı ... arasında, gelecekte devam edecek maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı da kanıtlanamamıştır. Bu itibarla davacı ...'ün açtığı destekten yoksun kalma tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2023/1103, K. 2023/1701, 19 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama