KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2025
- Dosya no
- 2025/1520
- Karar no
- 2025/1543
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/09/2025
- Numarası
- 2025/513 Esas - 2025/518 Karar
- Dava
- Borçtan Kurtulma Davası
- İstinaf karar tarihi
- 30/10/2025
Karar Metni
2.010 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki Borçtan Kurtulma Davası davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; ...
Nakliyat Ltd Şti isimli firmanın 31.12.2014 resen terk kayıtlarının ticaret odasına bildirilmemesi üzerine o dönemden beri gayri faal olan ve bu vergi dairesi yoklama ve tutanak kayıtları ile belli olan Maslak vergi dairesi müdürlüğündeki memurların haberi ve rızası dışında ticaret sicil gazetesinde belli olan 3. Şahıslara imzaların atıldığı şirket müdürü olarak yazıldığı ve 2013,2014,2016,2016 (matrah arttırımlarını) ve 2016 yılındaki yapılandırmaları şirket müdürünün kimlik bilgisinin altına 3.şahıslar ile imza atırırak şirketin resen terki ticaret odasına bildirmeyerek şuan tek geçim kaynağı sosyal ekonomik destek olan SED ödemesi olması
beş çocuğu ile yanlız bir anne olması ve çocuklarının 2 si raporlu olduğu halde firmanın vergi levhası yokken vergi dairesi şişli SGK müdürlüğüne bildirimde bulunduğu için sürekli tarafına doğan borçlardan sebep yapılandırmalardan haberi olmadığını, vergi dairesi tarafından sürekli borçlar ile magdur edildiğini, Ticaret odası ve vergi dairesinden şirketin kapatılması 3. Şahıslar ile yapılan yapılandırmaların iptal edilmesini Şişli SGK borçtan dolayı kaydının bagkur kapatılmasını talep ettiğini, adli yardım kabulünü ve yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarının incelenmesinde; şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı ve... Nakliyat İnşaat Dış Ticaret Limited Şirketi unvanlı şirket olduğu ve ticaret merkezinin Kağıthane/İstanbul olduğu, şirket müdürünün Davacı ... olduğu ve şirketin aktif olduğu anlaşılmıştır.
HMK'nın 115/1 maddesi gereğince Mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.Davacı tarafça sunulan dava dilekçesi ve 17/08/2025 tarihli dilekçeler usulüne uygun düzenlenmiş dava dilekçeleri olmadığı anlaşılmakla, her iki dilekçe içeriğinden davacı tarafın asıl amacının dava konusu ortağı ve müdürü olduğu şirketin feshi(kapatılması) olduğu anlaşılmakla, eldeki dava davacının ortağı ve yetkilisi olduğu...
Nakliyat İnşaat Dış Ticaret Limited Şirketi'nin feshi davası olarak nitelindirilmiştir. Bu kapsamda TTK 636/2,3 maddesine dayalı olarak davalı limited şirketin feshi istemine ilişkin davanın feshi istenilen şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, davacı tarafından şirket tüzel kişiliğine dava yöneltilmeksizin şirketin bağlı olduğu vergi dairesine ve Ticaret Odası Başkanlığı'na dava yöneltilmiş olup davalılar yönünden pasif husumet yokluğu söz konusudur. Bu husus Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2012/1817 E.-2013/2399 K. , 2014/17918 E.-2015/12496 K. , 2012/14088 E.-2013/13975 K. Sayılı içtihatlarında da açıkça belirtilmiştir.
Bu nedenlerle davacı tarafça açılan davanın davalıların pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda, ...
Nakliyat İnşaat Dış Ticaret Limited Şirketinin 31.12.2014 tarihinden itibaren fiilen gayri faal durumda olduğunu ve Maslak Vergi Dairesi'nin tutanak ve yoklama kayıtlarında resen terk edildiğinin sabit olduğunu, şirketin vergi levhası, ticaret sicil veya esnaf odası kaydı bulunmadığını, şirketin yasal kapanışının yapılmasını engelleyen ve tüzel kişiliğine doğrudan dava açmayı pratik olarak imkansız hale getiren olağanüstü durumlar mevcut olduğunu, muhasebecinin beyanına göre, şirket evrakları ve envanterlerinin, 10 yıllık zaman aşımı nedeniyle yok edildiğini, karar defterinin ise 2016 yılındaki mahkeme süreçlerinde kaybolduğunu,
bu durumun şirketin genel kurulunu toplamayı ve tasfiye sürecini yasal prosedürlere uygun şekilde başlatmayı imkansız kıldığını, ortaklar arasındaki husumetun de genel kurulun toplanmasına engel olduğunu, şirket adına yapılan 2013, 2014, 2016,2016 (matrah artırımı dahil), 2018 yıllarındaki yapılandırmalar ve vergi inceleme raporları, kendisi ve eski eşinin şirkette hiç bir zaman yetkili olmamasına rağmen ve eski şirket müdürü eski kayınpederinin bilgisi ve rızası dışında, şirkette hiçbir yetkisi ve ortaklığı olmayan ve üçüncü şahısların eski eşi şirkette yetkisi olmamasına rağmen... ve ...'ın imzaları taklit edilerek yapıldığını,
kayıp kimliği ile Beyoğlu 42. Noterliği'nde yapılan usulsüz işlemler ve 2018'de gayri faal şirketin müdürlük süresinin usulsüz uzatılması da bu durumun kanıtı olduğunu, bu işlemlerden tarafına hiçbir tebligat yapılmadığını ve haberi olmadığını, İstanbul 9. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2018/332 Esas, 2021/442 Karar sayılı ve 50. Asliye Ceza Mahkemesi'nin beraat kararlarının, şirketin fiilen gayri faal olduğunu ve tarafının şirketle ilgili suç teşkil eden bir eyleminin bulunmadığını açıkça ortaya koyduğunu, davanın temel amacının sadece şirketin feshini talep etmek değil,
aynı zamanda bu kurumların kayıtlarında şirketin gerçeğe aykırı şekilde aktif görünmesi, usulsüz işlemlerin düzeltilmemesi ve bu durumun tarafına haksız borçlar tahakkuk ettirmesi nedeniyle oluşan mağduriyetin giderilmesi olduğunu, davalı kurumların, şirketin hukuki statüsüne ilişkin resmi kayıtları tutan ve güncelleyen merciler olduğunu, şirketin fiilen gayri faal olmasına rağmen, bu kurumların kayıtlarında aktif görünmesi ve bu durumun tarafına hukuka aykırı borçlar yüklemesi,
söz konusu kurumları davanın doğrudan tarafı haline getirdiğini, zira, şirketin yasal kapanışını yapmasını engelleyen ve mağduriyetini sürdüren eylemlerin (veya ihmaller), doğrudan bu kurumların işlem ve kayıtlarıyla ilgili olduğunu, davanın, bu kurumların Vergi Usul Kanunu (VUK) m.6 (vergi mahremiyeti), m.7 (idarenin yardım yükümlülüğü), m.119-120 (vergi hatalarının düzeltilmesi) ve 5615/20 (düzeltme yetkisi) gibi maddelere aykırı hareket etmeleri ve kayıtları gerçeğe uygun hale getirmemelerinden kaynaklanan bir hukuki uyuşmazlığa ilişkin olduğunu, bu nedenle, davalı kurumların,
bu mağduriyetin giderilmesi ve şirketin yasal statüsünün düzeltilmesi noktasında aktif husumet ehliyetine sahip olduğunu, davacı olarak şirketin yasal kapanışını yapamamasına ve bu durumun davalı kurumların kusurlu işlemleriyle doğrudan ilgili olması nedeniyle, bu kurumların davalı sıfatı taşıdığının kabul edilmesi gerektiğini, Şişli SGK Müdürlüğü nezdinde Bağ-Kur kaydının aktif göründüğünü ve bu kayda istinaden tarafına haksız borçlar tahakkuk ettirildiğini, Bağ-Kur borcu nedeniyle GSS ve engelli aylığından faydalanamadığını, beş çocuğu (ikisi raporlu) ile birlikte sağlık hizmetlerinden mahrum kaldığını,
tek geçim kaynağının Sosyal Ekonomik Destek (SED) ödemesi olup, muhtaçlık sınırında yaşadığını, 4. Vergi Mahkemesi'nde 2025/1039 Esas numaralı vergi dairesi ile ilgili istinaf dosyası bulunduğunu, bu durumun kurumların usulsüz işlemlerinin yalnızca bir dava ile sınırlı olmadığını, geniş çaplı bir mağduriyetin parçası olduğunu gösterdiğini, adli yardım talebinin kabulüne, yargılama giderlerinden ve harçlardan muaf tutulmasına ayrıca usulsüz hacizlerin mahkeme kararına kadar devam etmemesi adına yürütme durdurma kararı verilmesine ve bu karar ile yapılan hacizlerin tüm şirket sorumlularından mahkeme süresince kaldırılmasına,
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/09/2025 tarihli, 2025/513 Esas ve 2025/518 Karar sayılı "Usulden Ret" kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın esastan incelenmek üzere yerel mahkemeye geri gönderilmesine, yahut istinaf mahkemesince yeniden yargılama yapılarak davanın kabulü ile; ...
Nakliyat İnşaat Dış Ticaret Limited Şirketi'nin Türk Ticaret Kanunu'nun 636/2 maddesi uyarınca haklı nedenlerle feshine ve feshin kesinleşmesini müteakip tasfiyesine karar verilmesini, tarafına ait Bağ-Kur kaydının, şirketin resen terk edildiği 31.12.2014 tarihi itibarıyla kapatılmasına ve bu tarihten sonraki tüm bağ-kur borçlarının iptaline, şirket adına yapılan 2013, 2014, 2016 (matrah artırımı), 2018 yılı yapılandırmaları ve vergi inceleme raporlarındaki imzaların taklit edilmesi,
tebligat usulsüzlükleri gibi hukuka aykırı işlemlerin iptaline ve bu borçlardan sorumlu olmadığının menfi tespitine, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü kayıtlarında şirketin aktif görünümünün düzeltilmesine, şirketin fiilen gayri faal olduğu ve yasal kapanış işlemlerinin yapılamadığı nazara alınarak,
şirketin fesih ve kapanış işlemlerinin resen yapılmasının teminine, kayıp olan şirket karar defteri için zayi belgesi düzenlenmesine karar verilmesini, yaşadığı tüm maddi ve manevi mağduriyetlerin giderilmesi yönünde gerekli işlemlerin yapılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin haksız çıkan davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, Limited Şirketin kapatılması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalıların pasif husumeti bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı taraf, ortağı olduğu... Nakliyat Ltd Şti'nin SGK ve vergi dairesine olan borç kayıtlarının silinmesini talep ve dava etmiştir.
Ticaret sicil kayıtlarına göre dava dışı şirketin iki ortaklı bir şirket olduğu anlaşılmaktadır.Bu aşamada taraf sıfatı kavramı üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır. Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir.
Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı (dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, şeklen (biçimsel açıdan) o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir.
Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat(husumet) yokluğundan reddedilir.Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir.
Meselâ, bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, dava, davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan) dolayı reddedilir (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234. Yılmaz, Ejder.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530).Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (davalı sıfatı). Örneğin bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın borçlusundan başka bir (üçüncü) kişiye karşı açılırsa davalının davalı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan) dolayı reddedilir.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir subjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirlenir.
Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (subjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur.Sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez.
Mahkeme, davanın sıfat yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır).Mahkemenin sıfat yokluğunu kendiliğinden (resen) gözetmesi gerekir. Çünkü sıfat yokluğu, bir defi değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır.
Hâkim, kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan, yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (resen) gözetir.Az yukarıda değinildiği gibi taraf sıfatı, usul hukukuna değil maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir.
Taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (defi değil) bir itirazdır.
Diğer bütün itiraz hâllerinde olduğu gibi, sıfat yokluğu da, ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hâkim tarafından kendiliğinden (resen) gözetilir (Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 234- 237).Türk Ticaret Kanunu'nun 636.maddesinde şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle, genel kurul kararı ile, iflasın açılması ile, Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde limited şirketin sona ereceği;
uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinin, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirleyeceği, buna rağmen durumun düzeltilmemesi halinde şirketin feshine karar vereceği düzenlenmiştir.
Somut olayda davacı tarafça, ortağı olduğu ... Nakliyat Ltd Şti'nin haklı nedenle feshi ve tasfiyesi istemiyle ilgili olarak açılan davada şirket veya şirketin ortağına husumet yöneltilmemiş olup, davalı olarak İstanbul Ticaret Odası ve Maslak Vergi Dairesi'ni göstermiştir.
Husumet incelemesi mahkemece re'sen yapılması gerektiğinden eldeki davada İstanbul Ticaret Odası ve Maslak Vergi Dairesi'ne husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmakla mahkemece davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2025/1520, K. 2025/1543, 30 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama