KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- Dosya no
- 2025/394
- Karar no
- 2025/667
- İncelenen ara kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 09/01/2025
- Numarası
- 2024/116 E.
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 30/04/2025
Karar Metni
1.256 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİDÜŞÜNÜLD Ü
DAVA DİLEKÇESİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava konusu ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı markaların 3. Kişilere devrinin önlenmesi ve dava neticeleninceye dek müvekkili firmaya karşı ileri sürülmemesi ile müvekkili firma aleyhine kullanımının önlenmesi hususunda TPMK kaydına tedbir konulmasına, ayrıca dava sonuna kadar davacı tarafından dava açılmaması yönünde ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince 09/01/2025 tarihli ara karar ile. "Adırılan 19/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda taraf markaları arasında iltibas olmadığı yönünde görüş bildirildiği, buna göre dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde taraf teşkili bakımından 3. Kişilere marka devirlerinin engellenmesi yönündeki tedbir talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş,
davacının davalının dava açmaması yönündeki tedbir talebinin ise Sınai Mülkiyet Hakkından kaynaklanan hakların engellenemeyeceği gibi davalının Anayasadan kaynaklanan hakkının da ihtiyati tedbir yoluyla engellenemeyeceği kaldı ki bilirkişi raporuyla mevcut delil durumuna göre benzerlik olmadığı tespit edildiğinden bu talep yönünden ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, Davacı vekilinin İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN KISMEN KABULÜ ile.
Dava konusu ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı markaların davalı adına tescilli ise dava sonuçlanıncaya kadar 3.kişilere devir ve temlikinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir konulmasına, davalının dava konusu markayı devretmek için ciddi bir girişimde bulunması, müşteri bulduğunu veya ekonomik zararının bulunduğunu ileri sürerek bu konuda delil ibraz etmesi halinde bu hususun tekrar ele alınmasına, bu hususta TPMK'ya müzekkere yazılmasına, Sair ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından gerçekleştirilen marka tescilinin müvekkili şirketin resmi olarak satışını gerçekleştirdiği ürünler ile birebir benzer olduğunu ve hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiğini, mahkemece yapılan değerlendirmede davalı tarafından gerçekleştirilen marka tescillerinin bilirkişi raporu ile benzerlik koşullarının oluşmadığı yönünde bildirilen kanaate istinaden davalı tarafından marka tescillerine dayalı olarak dava açmaması yönünden tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, ancak ilgili karara mesnet bilirkişi raporunda ... numaralı marka "...",
... numaralı marka "..." ve ... numaralı marka "..." markaları ile davacının satışını yaptığı yabancı menşeili markalar arasında karıştırılma ihtimali olabileceğinin ve hükümsüzlük şartlarının sağlandığının açıkça tespit edildiğini, müvekkili şirketin yabancı marka sahiplerinin resmi distribütörlük verdiği ürünlere ilişkin olarak davalının birebir marka tescilleri bulunduğundan ilgili tescillere dayanarak müvekkili şirketin ürünlerinin toplatılmasını talep edebileceğini, bu çerçevede mahkemece tedbirin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yaklaşık ispatın sağlandığını,
herhangi bir hukuki yararı bulunmamasına rağmen davacı tarafından alınan marka tescillerine dayalı olarak da taraflarına dava açması varsayımında oluşabilecek kayıpların engellenmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının işbu davada taraf sıfatına haiz olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen markalar ile davacı şirketin hiçbir bağlantısı olmadığını, dava ve talep hakkının davacının iddiada bulunmuş olduğu yabancı şirkete ait olduğunu, davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından iddia edilen taklit, tanınmış bir marka ile karıştırılması gibi iddiaların gerçek dışı olduğunu, bu hususun dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda da anlaşılacağını,
dava konusu başvurunun tescili talep edilen 29 ve 35.sınıflara dahil emtia ve hizmetlerin uzmanlar veya konuyla ilgileri nedeniyle dikkat düzeyi yüksek kişilere yönelik olduğunu, markaların sınıfsal karşılaştırılmasında sınıf numaralarından ziyade mal/hizmetlerin tüketicinin niteliğinin dikkate alınması gerektiğini, marka benzerliği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının marka tanınmışlık iddialarının ilgili hukuk düzenlemelerine göre değerlendirilmesi gerektiğini ancak markalanın pazarda yeterli olarak tanınmış bir marka olduğunu, davacının kötü niyet iddialarının asılsız olduğunu,
markalarını dürüstlük kuralına uygun olarak kullandıklarını, davalının tanınmış marka iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacı şirketin çoğu beyanının huzurdaki davanın konusu ile ilgisi olmadığını, müvekkilinin kurucusu olduğu firmanın 2012 yılından beri aktif olarak faaliyet sürdürdüğünü, işbu haksız dava ile ticari itibari zedelenen müvekkili firma hakkında tazminat alacağı doğduğunu, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının hukuki dayanaktan yoksun kaldığını, müvekkilinin mağduriyet yaşadığını ve yaşamaya devam ettiğini, müvekkili markaların üzerindeki ihtiyati tedbirin ivedilikle kaldırılması gerektiğini,
ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İstinafa konu karar mahkemenin 09/01/2025 tarihli ara kararıdır.
Mahkeme 10/04/2025 tarihli ara kararı ile,"Tedbir talebinin KABULÜ ile, Davacı vekili tarafından teminat miktarının 200.000,00 TL olarak takdirine, teminat bedeli yatırıldığında davalı tarafından ... numaralı ..., ... numaralı ... ve ...numaralı ... ibareli markalardan doğan hakların davacıya karşı hüküm kesinleşinceye kadar kullanılmasının engellenmesine" karar verilmiştir.Davacı vekili dava dilekçesi ile, Dava konusu ...,..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı markaların3.
Kişilere devrinin önlenmesi ve dava neticeleninceye dek müvekkili firmaya karşı ileri sürülmemesi ile müvekkili firma aleyhine kullanımının önlenmesi hususunda TPMK kaydına tedbir konulmasına, ayrıca dava sonuna kadar davacı tarafından dava açılmaması yönünde ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur.
19/12/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" dava konusu markalardan ... numaralı ..., ... numaralı ... ve ... numaralı ... ibareli markaları ile davacının satışını yaptığı yabancı menşeili markalar arasında karıştırma ihtimali olabileceği ve hükümsüzlük şartlarını sağladığı diğer dava konusu olan markalar ile davacı adına tescilli eurogold, euro gold cat ve euro gold dog ibareli markalar arasında genel izlenim, görsel, anlam ya da işitsel anlamda bir benzerlik görülmemesi sebebiyle hükümsüzlük koşullarını sağlamadığı" belirtilmiştir.
6769 sayılı Kanun'un 159.maddesinde ihtiyati tedbirler düzenlenmekte olup, madde hükmü "(1) Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkiniğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." şeklinde olup, söz konusu ihtiyati tedbir kararı, davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması,
sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engelleyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil, bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması, herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi şeklinde verilebilir.
Bu kanunda hüküm bulunmadığı durumda 6100 sayılı HMK hükümleri uygulanır. HMK 389.maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelecek bir değişiklik nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir.
Somut olayda dava konusunun markanın hükümsüzlüğü davası olduğu mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 19/12/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda dava konusu olan markalardan ... numaralı ..., ... numaralı ... ve ... numaralı ... ibareli markaları ile davacının satışını yaptığı yabancı menşeli markalar arasında karıştırma ihtimali olabileceği ve hükümsüzlük şartlarını sağladığının belirtildiği, istinafa konu kararın mahkemenin 09/01/2025 tarihli ara kararı olduğu, mahkemece 10/04/2025 tarihli ara kararı ile,"Tedbir talebinin KABULÜ ile,
Davacı vekili tarafından teminat miktarının 200.000,00 TL olarak takdirine, teminat bedeli yatırıldığında davalı tarafından ... numaralı ..., ... numaralı ... ve ... numaralı ... ibareli markalardan doğan hakların davacıya karşı hüküm kesinleşinceye kadar kullanılmasının engellenmesine" karar verildiği anlaşılmakla istinaf konusuz kaldığından davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2025/394, K. 2025/667, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama