KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Dosya no
- 2024/1879
- Karar no
- 2024/2236
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Ara karar tarihi
- 12/06/2024
- Numarası
- 2024/346 Esas
- Davanın konusu
- Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.401 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
HMK. m. 354 KAPSAMINDA İNCELEME (ESASA İLİŞKİN)
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin ...
Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (“Fit Bilgi") İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde ... sicil numarası ile kayıtlı olup, kuruluş tarihi olan 1999'dan bu yana müşterilerinin vergi düzenlemelerine ve yasalara uyumla ilgili her tür ihtiyacı karşılayan ve vergide dijitalleşmeyi hedef alarak profesyonel düzeyde vergi tahsilatına ilişkin yazılım hizmetlerini sürdüren küresel bir şirket olduğunu, davalının SGK ile entegre şekilde cari ve geçmiş dönem teşviklerinin hesaplanması işi ile iştigal ettiğini, davalı ile müvekkili arasında 01/03/2019 tarihli iş birliği sözleşmesi imzalandığını,
sözleşme kapsamında müvekkilinin davalı şirkete teşvik primlerinin hesaplanmasına yönelik olarak yazılım ürünü hizmeti verdiğini, müvekkili şirket tarafından sözleşmeye uygun faturalar düzenlendiğini, gerekli ödemelerin yapılmaması üzerine 20/05/2021 tarihli ihtarname tebliğ edildiğini, davalı tarafından 03/06/2021 tarihinde cevabi ihtarname gönderilerek belirtilen tutarda mutabık olunmadığını, tutarların yeniden hesaplanması gerektiğini, ödenmeyen borcu istinaden İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında ilamsız icra başlatıldığını, davalı tarafından borcu itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüne, müvekkilinin alacağını tahsil imkanının yargılama sonunda ortadan kalkmasının önlenmesi için müvekkilinin alacağını karşılar miktarda davalının taşınır ve taşınmaz malları ile kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, yapılan itirazın iptaline takibin aynen devamına, takibe haksız olarak itiraz eden davalının İİK hükümleri uyarınca %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görüldü. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkisine itiraz ettiklerini, davacı tarafın selefi olan ... Danış.
A.Ş ile müvekkili şirketin yaptığı yaptığı iş birliği sözleşmesinin 9.Maddesinde yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olacağının yazılı olduğunu, keza davacı şirketin ve selefi şirketin ve müvekkili şirketin adresinin İstanbul Anadolu yakası olup yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, dava öncesindeki arabulucuk sürecinin yetkisiz arabulucuda yapıldığını, yetkisiz arabulucu da yapılan görüşmenin arabuluculuk dava şartını sağlamayacağı için davanın usulden reddinin gerektiğini, huzurdaki davada, davacı yanın her hangi bir alacağının olmadığını,
davacı yan devir aldığı ''...''' şirketi ile müvekkili şirket arasındaki cari hesap alacağından kaynaklanan alacaklarını talep ettiğini, davacı yanın her hangi bir fatura ibraz etmediğini, sunacağı fatura ve benzeri alacak ispatı sayılabilecek belgelere karşı beyan haklarını saklı tuttuklarını, davacının selefi olan ...
Danışmanlık A.Ş ile müvekkili şirket arasında yapılan yazılı iş birliği sözleşmesi çerçevesinde müvekkili şirkete her hangi bir ürün satmasının mümkün olmadığını, zira bu ürünün bir sefer satın alındığında satın alan şirketin tüm ihtiyaçlarına cevap verebildiğini, yeniden yeniden satın alınmasına ihtiyaç bulunmadığını, ... şirketi ile yapılan sözleşmenin 5. Maddesi uyarınca aksine müvekkili şirketin aracılık ettiği ve bağlantısını sağladığı işlerden dolayı müvekkili şirketin komisyon alacağının bulunduğunu, bu konudaki dava ve talep haklarını saklı tuttuklarını,
davacı şirketin halefi olan '''... şirketi''' ile müvekkili şirketin arasındaki iş birliğinin taraflar arasındaki sözleşmenin 4.3 maddesindeki ve 5. Maddesindeki yöntem ile süre geldiğini, bu sebeple müvekkili şirketin davacıdan alacaklı olduğunu belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin 07/06/2024 tarihli dava dilekçesi ile ihtiyati haciz talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesinin 12/06/2024 tarihli ara kararında; davanın taraflar arasında akdedilen hizmet akdi kapsamında ücret alacağının tahsili amacıyla davacı tarafından davalı aleyhine icra takibi yapıldığı, davalının takibe itirazı ile takibin durması üzerine, itirazın iptali istemi ile işbu davanın açıldığı dolayısı ile davalıya sözleşme uyarınca hizmet sağlanıp sağlanmadığı, bedel talep hakkının oluşup oluşmadığı,
bu kapsamda yapılan icra takibinin yerinde olup olmadığı yani alacağın varlığı ve miktarının çekişmeli hale geldiği bu hali ile yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gerekçesiyle "Davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin REDDİNE, " karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Bilindiği üzere İİK m. 257 uyarınca vadesi gelmiş para borcu hakkında rehinle temin edilmemiş olması halinde ihtiyati haciz kararının verilebildiğini, bu suretle alacaklı borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını, alacaklarını ve sair haklarını ihtiyaten haczettirme hakkına sahip olduğunu, Kanunda belirtilen şartların açıkça sağlandığını, işbu davaya konu alacağın süresi içerisinde itiraz edilmemiş fatura ve cari hesap kaydına istinaden kesinleştiğini, şayet bilirkişi incelemesi ile de bu hususun açıkça ortaya konacağını, davaya konu ettikleri alacağın vadesinin geldiğini,
şayet davalı tarafın ilgili İcra Müdürlüğü'ne sunduğu itiraz dilekçesinde vadesi gelmemiş borçtan bahsedilmediği gibi bunu gösterir herhangi bir bilgi veya belge de bu aşamada davalı tarafından sunulmadığını, zira böyle bir belgenin zaten olmadığını, gelinen aşamada borcun vadesinin üzerinden de oldukça fazla zaman geçtiğini, müvekkilinin zararının her geçen gün arttığını, bu hususun davalı borçlu şirketin mal kaçırma riskini de her geçen gün arttırdığını belirterek Yerel Mahkemece tesis edilen ihtiyati haciz talebinin reddine dair 12.06.2024 tarihli kararın kaldırılmasını,
davalı şirketin mal ve alacakları üzerinde dava dileklerinde talep ettikleri gibi ihtiyati haciz kararı tesis edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Değerlendirme: Dava, aracılık ve ürün satış sözleşmesini de içeren karma yapılı sözleşmeden kaynaklanan bakiye borcun tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili derdest dava kapsamında ihtiyati haciz talebinde bulunmuş olup Mahkemece talebin reddine karar verilmesi üzerine söz konusu ara karar davacı tarafça ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiği yönünden istinaf edilerek kaldırılması talep edilmiştir.Hukuk Muhakeme Kanununun 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi,
Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de gözetilerek yapılmıştır.İstinaf incelemesine konu uyuşmazlık İİK'nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz şartlarının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.İhtiyati haciz, İİK'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İİK 257.
Maddesi uyarınca, ihtiyati haczin vadesi gelmiş bir para borcu için istenebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir.
İİK'nun 258. maddesinin 2. cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında ihtiyati haciz sebepleri (m.257) hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." denilmektedir. Kanun, senetlerden değil, delillerden bahsetmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir.
İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hakime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır. Hakim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaata vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa ihtiyati haciz talebini kabul edecektir.
Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır. Bununla birlikte hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi İhtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir.
İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için "alacağın yargılamayı gerektirmesi" şeklinde bir koşul kanunda öngörülmemiştir. Somut olayda, davacı şirket ile birleşerek infisah ettiği 27/10/2021 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanan ... Danışmanlığı AŞ ile davalı şirket arasında İş Birliği Sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin konusu ...
AŞ tarafından sunulan ürünün müşterilere davalı şirket tarafından satışlarına aracılık edilmesi konusundaki işbirliğine yönelik düzenlemelere ve bu kapsamda tarafların hak ve yükümlülüklerine ilişkin olup sözleşmeye göre davalı şirketin edimi, ... AŞ tarafından sunulan ürünün müşterilere satışına aracılık etmektir. Ürün ile ilgili her türlü sorumluluk ve işlemler ile sözleşmeye konu ürünün müşterilere satışı ve tesliminin ... AŞ tarafından yapılacaktır.
Buna göre dosya kapsamında yer alan mevcut bilgi ve belgeler dikkate alındığında bu aşamada ihtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gibi İİK'nun 257/2. maddesinde öngörülen diğer koşulların da oluşmadığı anlaşıldığından ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin kanaat ve takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b.1 uyarınca oybirliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, E. 2024/1879, K. 2024/2236, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama