KÜNYE
T.C. İstanbul 8. Hukuk Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/862
- Karar no
- 2024/1751
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/11/2020
- Numarası
- 2018/986 Esas - 2020/700 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali ( Trafik Kazasından Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
- İstinaf karar tarihi
- 07/11/2024
Karar Metni
1.684 kelime·8 dk okuma
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
KARAR Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeni sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan davalıya ait ... plaka sayılı otobüsün karıştığı 17/07/2016 günlü çok taraflı trafik kazasında sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun belirlenmesi üzerine karşı taraf araçlarında meydana gelen hasarların giderilmesi için ZMM sigorta poliçesi kapsamında toplam 51.014,33-TL ödeme yapılmak zorunda kaldığını, ancak ... plaka sayılı sigortalı araç sürücüsünün sebebiyet verdiği kazada kaza yerini terk etmesi nedeniyle sigortacının sigortalısına rücu hakkı bulunduğundan,
üçüncü kişi hak sahiplerine yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla davalı sigortalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile asıl alacak ve ferileri toplamı olan 57.952,15-TL bedel üzerinden icra takibi başlatıldığını, bu takibin davalının itirazı neticesinde durduğunu beyanla davalının yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; araç sürücüsünün kaza yerini terk etmesinin tek başına rücu hakkını doğurmayacağını, her ne kadar kaza tespit tutanağında araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği belirtilmiş ise de, aynı tutanakta araç sürücüsünün alkollü olmadığı ve yeterli ehliyetnamesinin de bulunduğunun belirtildiği, böyle bir durumda hiçbir şekilde rücu hakkının oluştuğundan söz edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; " ...17/07/2016 tarihinde saat 23.50 sıralarında İstanbul .... - Ankara yönü istikametinde maliki ...'a ait ... plakalı otobüsü sevk ve idare eden ... orta şeritte seyir halindeyken Karabük bağlantı yolunu kaçırarak, sadece görevli araç dönüşleri için ayrılan acil dönüş alanından İstanbul istikametine dönüş yapmak istediği esnada, hemen arkasında sol şeritte seyir halinde olan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ön kısımları ile ... plakalı otobüsün arka kısımlarına çarpması,
yine sol şeritte seyir halinde bulunan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ön kısımları ile önünde bulunan ... plakalı aracın arka kısımlarına çarptıktan sonra , sağ şeritte seyir halinde bulunan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüsün komple sol yan kısımlarına çarpması neticesinde çok araçlı maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiği, kazanın meydana geldiği esnada maliki ...'a ait ... plakalı aracı sevk ve idare den sürücü olay yerinden uzaklaşmıştır.
Dava dışı sürücü ...'nın kazaya karışan sigortalanan ... plakalı aracı kullanmaya ehil olduğunun E sınıfı sürücü belgesinden anlaşıldığı, kaza anında davalının alkollü olup olmadığı hususunun tespiti yapılamamakla birlikte kaza tespit tutanağında alkol promil oranının %0 olarak işaretlenmesi, kazadan bir gün sonra kaza tespit tutanağını hazırlayan polis memuru tarafından sürücünün alkol testinin yapıldığı, hayatın olağan akışına göre sürücünün alkollü olmadığının kabulü gerekeceği, sürücünün kaza yerini terk etmesinin zararın oluşumuna neden olmadığı,
bir başka ifadeyle sürücünün olay yerini terk etmeseydi de söz konusu zararın meydana geleceğinin celp edilen kusur raporlarından anlaşıldığı, bu haliyle oluşan zararın tazmininden poliçe limitleri dahilinde davacı ... şirketinin sorumlu olduğu, sürücünün salt kaza yerini terk etmesinin, zararın meydana gelmesine veya zararın artmasına neden olmadığı da nazara alınarak davacı ... şirketine rücu hakkı vermeyeceği anlaşılmaktadır.
Dava sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terki sebebine dayalı açılmış olup kaza ve poliçe tarihinde yürürlükte olan ZMMS Genel Şartları B.4-f, fıkrasında '' Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı,
alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde…” şeklinde düzenlenmiş olup her ne kadar somut olayda dosya kapsamına göre sigortalı araç sürücüsünün, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu bir hal nedeniyle kaza yerini terk etmediği anlaşılmakta ise de, bu düzenlemenin bedeni hasarlı yani yaralamalı kazalarda uygulanabileceği düzenlenmiş olmakla, dava konusu kaza sadece maddi hasarlı bir kaza olduğundan somut olayda iş bu rücu sebebinin uygulanamayacak olmasına göre,
araç sürücüsünün kaza sonrası kaza yerini terk etmesi sebebiyle sigorta teminatı dışında kaldığını somut delillerle ispat yükü sigortacıya ait olup, bunun sonucunda sigortalıya rücu hakkı gerçekleşmediği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinaf nedenleri; talep konusu kaza sırasında sadece maddi hasar meydana gelmediği, yaralanan kişilerin de bulunduğu anlaşıldığı halde yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, kaldı ki sadece maddi hasarlı bir trafik kazası olsa dahi araç sürücüsünün sebepsiz yere olay yerini terk etmesinin tek başına rücu hakkını doğurmayacağı sonucuna da varılamayacağı, zira ZMM sigortası genel şartlarının b.4.f fıkrasının 2.bölümünde ...veya kaza tutanağı,
alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde…” denilerek bu yükümlülüklere aykırı davranmanın da rücu sebebi olduğunun karar yerinde gözetilmediği, dolayısı ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin isabetsiz bulunduğu, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir. Dava.
ZMM sigorta poliçesi kapsamında üçüncü kişi hak sahiplerine yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla sigortalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir.
Dosya kapsamından; davacı ... nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın karıştığı 17/07/2016 günlü, çok taraflı trafik kazasında birden çok kişinin yaralandığı ve kazaya karışan araçlarda maddi hasar oluştuğu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu bulunduğu, kaza neticesinde araçları hasara uğrayan karşı araç sahiplerinin yaptıkları başvuru neticesinde davacı ... tarafından ZMM sigorta poliçesi kapsamında ödeme yapıldığı ve yapılan bu ödemenin, araç sürücüsünün olay yerini terk sebebine dayanılarak rücuen tahsili amacıyla sigortalı aleyhine icra takibi başlatıldığı,
davalı sigortalının, takibe itirazı üzerine de eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle taraflar arasındaki uyuşmazlık ZMM sigortalı araç sürücüsünün kazadan sonra olay yerini terk edip etmediği, etmiş ise bu terkin haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı ve kaza yerinin terk edilmesi nedeniyle sigortacının sigortalısına rücu hakkı bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Bilindiği üzere sigortacı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2.maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B-4.maddesi uyarınca; tazminat yükümlüğünün azaltılmasına ve kaldırılmasına ilişkin halleri 3.kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir.
Bu rücu hakkı, kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve yasa gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacı, bu hakka dayanarak kendi sigortalısına dönebilmesi kuralından kaynaklanmaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları'nın rücuya ilişkin B-4. maddesinin (f) bendinde "Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması" hali rücu sebebi olarak düzenlenmiştir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dosyada mevcut olan ve kolluk tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında, talep konusu kazanın 17/07/2016 günü saat 23:50'de meydana geldiği ve ... plaka sayılı araç sürücüsünün ... olduğu belirtilmiş olup, sürücünün E belgesine sahip bulunduğu ve alkolsüz olduğu yönünde de işaretleme yapıldığı görülmüştür.
Yine dosyada mevcut alkol raporunda da ...'nın 28/07/2016 tarihinde saat 01:14'te alınan kan örneğine göre alkolsüz olduğunun belirtildiği sabittir.
Bu durumda her ne kadar kaza tespit tutanağında araç sürücüsünün firar ettiği yazılı ise de, kazanın meydana gelmesinden yaklaşık 1,5 saat sonra hastanede alınan kan örneğine göre 0 promil alkollü olduğu tespit edilen ve kolluk kuvvetlerince düzenlenen kaza tespit tutanağında da alkolsüz olduğu açıkça belirtilen bir kişinin kaza yerini alkollü olduğunu veya ehliyetnamesinin bulunmadığını gizlemek amacıyla terk ettiğinden söz etmek mümkün olmadığı gibi araç sürücüsü olay yerini terk etmiş olsa bile bu terkin çok kısa bir süre sürdüğü açık olup,
böyle bir kazaya sebep veren ve birden çok kişinin yaralanmasına ve yine birden çok aracın hasarlanmasına sebebiyet veren bir kişinin korku ve panik duyması, kazadan etkilenen kişilerin kendisine zarar verebileceğini düşünmesi hayatın doğal akışına uygun bir davranış şeklidir.
Hal böyle olunca, kaza tarihinde yürürlükte bulunan ZMM sigortası genel şartlarının "Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı B.4 maddesinin (f) bendi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, yani sigortacının sigortalısına rücu hakkının doğmadığı sonucuna varıldığından, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olması sonucu itibariyle doğru olmakla birlikte, gerekçesi itibariyle yerinde değildir.
Yani ilk derece mahkemesince davanın az yukarıda açıklanan nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken, kazanın sadece maddi hasarlı bir trafik kazası olduğu varsayımıyla, aynı sonuca varılmış olması doğru olmamıştır. Ancak gerekçeye ilişkin hatanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.
353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve karşı tarafın istinaf yasa yoluna başvurmaması nedeniyle istinaf eden davacı yararına oluşan usulü kazanılmış haklar ile yasa yoluna başvuran aleyhine hüküm kurulamayacağına ilişkin ilke de dikkate alınarak, istinaf konusu kararın sadece gerekçesi değiştirilmek suretiyle davanın reddi yönünde yeniden hüküm tesis edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 16/11/2020 tarih ve 2018/986 Esas 2020/700 Karar sayılı kararına karşı davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜNE, a-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine b-)İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, c-)İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına,
2-)İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/11/2020 tarih ve 2018/986 Esas - 2020/700 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, a-)Davanın Reddine, -Şartları oluşmaması nedeniyle davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine, b-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 54,40-TL Karar ve İlam Harcından, peşin yatırılan 989,68-TL'nin mahsubu ile fazla yatırılan 935,28-TL harcın kararın kesinleşmesini müteakip ve talep halinde davacıya iadesine, c-)Davacı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/862, K. 2024/1751, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama