KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Esas no
- 2023/630
- Karar no
- 2024/2210
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 25/11/2022
- Numarası
- 2017/58 Esas - 2022/1053 Karar
- Dava
- Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Karar Metni
1.319 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
ESAS DOSYA AÇISINDAN Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... sevk ve idaresindeki Davalı ... firmasına ait davalı sigorta şirketince sigortalı ... plakalı aracın kusurlu şekilde müvekillerinin içinde bulunduğu metrobüse çarpması sonucu müvekillerinin yaralandığını belirterek dava tarihi itibari ie 16.500,00 TL maddi tazminatın davalılardan 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve ...'dan tahsilini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın saati itibari ve miktar itibari ile teminat kapsamında olmadığı, kusur, maluliyet ve illiyete bağı tespiti yapılması gerektiği belirtilerek davanın reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DOSYA AÇISINDAN Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın, 1981 doğumlu olup Bakırköy İcra Müdürlüklerinde İcra Müdür Yardımcısı olarak çalıştığını, 07.06.2016 günü ... plakalı metrobüs içerisinde yolcu olarak seyahat etmekteyken ... plakalı ... İnş. San. Tic. Ltd.
Şti.' ne ait sürücüsü ... olan aracın %100 kusurlu olarak Metrobüs yoluna girerek seyir halindeki metrobüse çarpması ile meydana gelen trafik kazası sonucu müvekkilinin ciddi şekilde yaralandığını, sürücünün sorumsuz davranışının yanı sıra işleten firmanın da ehliyetsiz birine hafriyat kamyonu kullandırarak özen sorumluğunu yerine getirmediğini ve ağır kusurlu hareket ettiğini, öncelikle davanın Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/58 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine,
ağır şekilde yaralanan müvekkilinin, Geçici İş göremezlik nedeniyle 15.214,80 TL Maddi Tazminat, sürekli İş Göremezlik ve Efor Kaybı nedeniyle 70.163,28 TL Maddi Tazminat, mahrum kalınan İcra yolluk tazminatları için 3.044,48 TL Maddi Tazminat, iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraf için 5.000,00 TL Maddi Tazminat; talepte ve tahsilde tekerrür olmamak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam: 93.422,56 TL maddi tazminatın mütesselsilen tüm davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Güvence Hesabı vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tarihi itibari ile aracın trafik poliçesi bulunduğunu belirterek davanını reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın ve birleşen davanın kısmen kabulü ile, Maddi tazminat yönünden.
Geçici iş göremezlik zararı talebinin ve tedavi gideri talebinin ayrı ayrı reddine, 3.044,48-TL mahrum kalınan icra yolluğu ve 85.846,77-TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 88.891,25-TL'nin davalılar ... ve ......Ltd.
Şti. yönünden kaza tarihi olan 07/06/2016 tarihinden itibaren, davalı Güvence Hesabı yönünden (sigorta poliçesi teminat miktarı ile sınırlı olmak üzere) dava tarihi olan 08/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Manevi tazminat talebi yönünden; davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 30.000-TL manevi tazminatın kaza tarihin olan 07/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...
Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ... Sigorta yönünden davanın ve birleşen davanın reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı Güvence Hesabı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın genel olarak usul ve yasaya uygun olduğunu, yerel mahkemece davalı ...
Sigorta Şirketi'nin manevi tazminat sorumluluğu açısından yapılan inceleme ve değerlendirme eksik ve hatalı olduğunu, davalı ... Sigorta Şirketi açısından manevi tazminat taleplerine ilişkin davalarının her ne kadar kaza anında geçerli bir poliçe bulunmadığı gerekçesi ile reddedilmişse de bu değerlendirmenin eksik ve hatalı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin kazaya sebebiyet veren aracın kaskosunu yapan davalı ...
Sigorta Şirketinden karşılanması gerekirken bu yönde verilen red kararının eksik inceleme ile verildiğini, kazaya sebebiyet veren ... plakalı araç 01/08/2015-2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, bu nedenle kazaya sebebiyet veren aracın kaza tarihinde geçerli bir ZMMS'si olmadığı kanaati hasıl olsa dahi bu aracın kaza tarihinde geçerli bir kaskosu olduğu davalı yanın cevap dilekçesindeki ikrarı ile de sabit olduğunu, bu nedenle davalarının manevi tazminat taleplerine ilişkin kısmı ...
Sigorta Şirketi yönünden de kabulü gerekirken reddi şeklinde verilen yerel mahkeme kararının usul, yasa ve hakkaniye aykırı olduğunu, bu nedenle yerel mahkeme kararının manevi tazminat taleplerine ilişkin yalnızca ... Sigorta Şirketi yönünden verilen red kararı açısından istinaf ettiklerini, ...
Sigorta Şirketi açısından verilen red kararının kaldırılarak manevi tazminat taleplerine ilişkin davalarının bu davalı yönünden de kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı Güvence Hesabı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza tarihi 07.06.2016 olduğundan, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren trafik sigortası genel şartlarının bu davada uygulanması gerektiğini, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin bir bozma sebebi olduğunu, hükme esas alınan maluliyet raporunun usule uygun olmadığını, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti adına Adli Tıp Kurumu ...İhtisas Dairesi’nden Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmış sağlık raporu alınması gerektiğini,
maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu'ndan veya devlet hastanelerinden maluliyete ilişkin sağlık kurulu raporu alınması gerektiğini, davacının davaya konu maluliyetine ilişkin %2-%4,3 olmak üzere 2 ayrı maluliyet oranı tespiti bulunduğunu, davacının tüm tedavileri tamamlandıktan sonra sakatlığın 12 ay boyunca stabil ve kalıcı olması gerektiğini, davacının dolaylı zararlarından müvekkili kurumun sorumluluğu bulunmadığını, tazminat hesabında kullanılan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, SGK'dan davacıya kazaya bağlı olarak ödenen PSD'li gelirin araştırılması gerektiğini,
icra müdürlükleri teminat mektubunun iadesinde istinaf hükmü aradığından, verilecek hükümle birlikte teminat mektubunun iadesi hususunda da karar verilmesini talep ettiklerini, yasaya, usule aykırı kararın kaldırılmasını talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.
HMK'nın 298/2.maddesi gereğince, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. HGK'nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere.
"Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş;
hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.” Yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ilamında mahkeme kararında çelişki bulunması halinde bunun mutlak bozma nedeni olacağı belirtilmiştir.
Hüküm ve gerekçenin çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması, Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.
İlk Derece Mahkemesince, kısa karar ve hüküm gerekçeli kararın hüküm fıkrasında "...Kısa kararda sehven ıslah dilekçesinde talep edilen miktar dikkate alınmaksızın karar verildiği karar yazım aşamasında anlaşıldığından bu hata düzeltilerek yeniden hüküm kurulmuştur... " açıklaması yapılmış bu suretle hüküm fıkrasıyla kararın gerekçesi arasında çelişki yaratılmıştır. Bu yönüyle, karar yukarıda açıklanan Anayasa, usul ve yasa kurallarına aykırılık teşkil etmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı Güvence Hesabı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/630, K. 2024/2210, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama