KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Dosya no
- 2022/113
- Karar no
- 2024/1601
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/10/2021
- Numarası
- 2019/97 Esas - 2021/212 Karar
- Davanın konusu
- Marka ve Tasarıma Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Maddi - Manevi Tazminat
- Karar yazım tarihi
- 26/09/2024
Karar Metni
1.822 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 20/10/2021 tarih 2019/97 Esas 2021/212 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacılar vekili, müvekkili ...in marka, patent ve tasarım tesciline sahip olduğu "..." ürününü 08.10.1997 tarihinden bu yana tescilli olarak kullandığını, diğer müvekkilinin lisans sözleşmesiyle Türkiye'de satışa tek yetkili olduğunu, davalı adına tescilli 2011/01395 sayılı "..." ve 2011/01390 saylı "..." markalarının müvekkili ... adına tescilli "..." markasıyla iltibas oluşturduğunu, davalı adına tescilli 2013/07828 sayılı ... kutu tasarımının ve kullanımının müvekkili adına tescilli kutu tasarımına ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, marka ve tasarımlara tecavüzün önlenmesine,
tecavüz fiillerinin durdurulmasına, kaldırılmasına, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne, davalının rekabeti olmasaydı müvekkilinin elde edebileceği muhtemel gelire göre şimdilik 1.000,00 TL kazanç kaybı ile müvekkilinin sınai mülkiyet hakkına konu ürünün kötü şekilde kullanılması, üretilmesi ve piyasaya sürülmesi nedeniyle 1.000,00 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, HMK'nın 6. maddesine göre yetkili mahkemenin davalının ikametgah mahkemesi olduğunu, yine 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 156/5. maddesinde üçüncü kişiler tarafından marka başvurusu veya marka sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkemenin davalının ikametgah mahkemesi olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin adresine göre Bakırköy mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuş, davanın esasına ilişkin olarak da davanın reddini istemiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6769 sayılı SMK'nun 156. maddesi uyarınca 3. kişilerin marka sahibine karşı açacağı hükümsüzlük davasında yetkili mahkemenin marka sahibinin yerleşim yeri mahkemesi olduğu, hükümsüzlük davasına bakmaya yetkili mahkemenin marka hakkına tecavüz ve tazminat davalarını bağlantı nedeniyle görebileceği, marka sahibi davalının ikametgahı Bakırköy olması nedeniyle Bakırköy mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetki itirazının kabulü ile marka sahibinin yerleşim yeri olan Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğuna, markaya tecavüz ve tazminat davasına da aynı yetkili mahkemede bakılmasına karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI
Dairemizce, ''...Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6769 sayılı SMK'nun 156/3. maddesinde sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesinin, aynı kanunun 156/5. maddesinde de üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibi aleyhine açılacak davalarda, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili mahkeme olacağı,
Mülga KHK'larda aynı yönde yetki düzenlemeleri bulunup Yargıtay içtihatlarında anılan yetki düzenlemelerinin sınai mülkiyet hakkı sahibinin haklarını korumaya yönelik olmakla birlikte kamu düzenine ilişkin kesin yetki niteliği taşımadığının belirtildiğini, (Yargıtay 11. H.D'nin 2011/10681E- 2012/7541K, 2009/11468E-2011/5547K).
Somut uyuşmazlıkta davacının sadece davalının markasının hükümsüzlüğünü istemediği, aynı zamanda marka ve tasarımdan kaynaklanan sınai mülkiyet haklarına tecavüz nedeniyle maddi tazminat isteminde de bulunmuş olmakla 6769 sayılı Kanunun 156/3. maddesi uyarınca davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesinin yetkili olduğunu, Lisans sahibi davacı ... ....Ltd.
Şti'nin adresi İzmir olmakla davaya bakmakla İzmir Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin yetkili bulunduğu, tecavüzden kaynaklanan tazminat davası ile hükümsüzlük davasının birlikte görülmesinde de bir sakınca bulunmadığı, Bu halde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 156/3. maddesindeki düzenleme karşısında yetkili mahkemenin aynı yasanın 156/5. maddesi uyarınca hükümsüzlüğü istenen marka sahibinin ikametgahına göre belirlenmesinin hatalı olduğu,(Yargıtay 11. H.D'nin 2013/11573 E- 2014/710 K, 2012/18391E- 2013/17416 K,
2006/4570 E - 2007/7347 K). ilk derece mahkemesinin yetkili olmasına rağmen yetkisizlik kararı verilmiş olması nedeniyle HMK'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, markalar karşılaştırıldığında davacı markasında baskın olarak lacivert, kırmızı ve siyah renklerin kullanıldığının, “...” ve “...” ibarelerinin belirgin olarak kullanıldığının tespit edildiği, davalıya ait markada baskın olarak gri, kırmızı ve siyah renklerin kullanıldığının “...”,“...”,“...”ve “...” ibarelerinin kullanıldığının tespit edildiği, davalı ve davacı markasında ortak unsur olan “...” ve “...” ibarelerinin ayırt ediciliği düşük/zayıf marka olduğu,
bu halde “...”, "..." ve “...” ibarelerine eklenen “...” ve “...” ibareleri ve kullanılan şekil unsurlarının davacı markası ile davalı markası arasındaki iltibası önlemeye yetecek kabiliyette olduğu, bu sebeple davalı markalarının davacı markasına iltibas oluşturmadığı, hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığının anlaşıldığı, davalı tarafın markasının ayırt edici unsurları olan ... ve ... şekil unsurlarını hiç kullanmayarak davacı tarafın markasının asli unsuru olan ... şeklini ön plana çıkararak kullanımının davacı markasına tecavüz oluşturduğunun anlaşıldığı,
davacı tarafa ait 2012/02333 numaralı tasarım ile davalı tarafa ait ürün ambalajları arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları sonucuna varıldığı, davacı tarafa ait 2012/02333 numaralı tasarım ile davalı tarafa ait 2013/07828 numaralı tasarım arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunduğu, bu sebep ile farklı olarak algılandıklarının anlaşıldığı, davalının tecavüzü sonucun davacıların 5.267,61 TL kazançtan yoksun kaldığı, davacı yanın davaya dayanak markasının ve tasarımın;
piyasada çok bilinen, toplumun ilgili kesiminde tanınan ve kalite ve güven algısı yaratan bir marka olduğunun dosyada var olan veriler ispatlanamamış olduğu, gerek davalı yanın ürün bazlı kullanımının davacı yanın kullanımı ile örtüşmesi - kalite algısında tüketici algısına zarar vereceğinin dosya münderecatından anlaşılamadığı,
davalı yanın “var ise tüketici nezdindeki güven algısının” ne şekilde zarar gördüğünün dosya münderecatından anlaşılamaması nedenleri ile somut hukuki ihtilaf bakımından “itibar tazminatı” koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacıların davasının kısmen kabulü ile davalı tarafın markasının ayırt edici unsurları olan ... ve ... şekil unsurlarını hiç kullanmayarak davacı tarafın markasının asli unsuru olan ... şeklini ön plana çıkararak kullanımının davacı markasına tecavüz oluşturduğu, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına ve kaldırılmasına,
davalı tarafa ait ambalajların davacıya ait 2012/02333 ve 2013/03225 nolu tasarımlarına tecavüz oluşturduğu, tecavüzün önlenmesine,durdurulmasına ve kaldırılmasına, 5.267,61 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılılara verilmesine, davacıların davalı markalarının hükümsüzlüğü ve itibar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı ...vekili, davalının kullanmakta olduğu markanın hükümsüzlüğü ve itibar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 6769 Sayılı SMK'nun M.
25 kapsamında marka hükümsüzlük şartları oluşmasına ve mahkemece markalar arasındaki benzerlik nedeniyle tecavüzün varlığına hükmedilmesine karşın davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmemesinin hatalı olduğunu, davalı ve davacı markasında ortak unsur olan “...”, "..." ve “...” ibarelerinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu,
bu ibarelere eklenen “...” ve “...” ibarelerinin ve kullanılan şekil unsurlarının markalar arasındaki iltibası önlemeye yetecek kabiliyette olduğu ve bu sebeple davalı markalarının iltibas oluşturmadığından bahisle hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, somut olayda, mahkemece marka hakkına tecavüzün varlığı tespit edildiği halde davalının kötü niyetli olarak tescil ederek kullanmakta olduğu markaların hükümsüzlüğüne ilişkin talebin reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığını,
SMK m. 6'ya göre iltibas suretiyle tecavüzün bulunduğu işbu dosyada hükümsüzlük kararının verilmemesinin kanuna aykırı olduğunu, davalı markalarının tüm sınıflarda hükümsüz kılınması gerektiğini, 1997 yılından bu yana müvekkili şirket tarafından tescilli olarak kullanılmakta olan "..." markasının yalnızca Türkiye'de değil, Tayvan menşeili olarak tüm dünyaya dağıtımı yapılan ve yapıştırıcı ürün piyasasında dünya çapında tanınırlığı ve ayırt ediciliği yüksek olan bir ürün olduğunu, müvekkiline ait "..." markası ile ayırt edici unsuru birebir aynı olan ve iltibasa sebebiyet veren "..." ve "..." markalarını kullanan davalının, hiç bilinmeyen,
yeni bir markayı kullanan bir kimseden çok daha büyük bir menfaat elde ettiği, bu nedenle müvekkil markası ile iltibas oluşturan davalı markalarının hükümsüz kılınması gerektiğini, kötüniyetin varlığınına rağmen markaların hükümsüzlüğüne karar verilmemesinin hatalı olduğunu, itibar tazminatı talebinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
Davacı ... San. Tic. İml. İth. ve İhr. Ltd. Şti.vekili, markaya tecavüz durumlarında itibar zedelenmesinin oluşacağı kuşkusuzken müvekkili şirket gibi ülkeler çapında tanınmış markaların itibarının alelade markaların itibarından fazla olduğu, kötü kullanım veya uygun olmayan tarzda piyasaya sürülme durumlarında bu itibarın daha fazla zedeleneceğinin aşikâr olduğu hususlarının da göz ardı edildiğini, gerekçeli kararda,
itibar tazminatı yönünden dosyaya net somut bir delil sunulmadığından bahisle ret kararı verildiği belirtilmişse de ürünün davalı tarafından daha kötü bir şekilde kullanımı ve üretilmesi hususunda rapor alınmasını ve bu raporun ardından itibar tazminatı hesaplaması yapılması talep edilmişse de bu taleplerinin dikkate alınmadığı, dosyanın direkt olarak hesap bilirkişisine gönderildiği,
netice olarak itibar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı markalarının hükümsüzlüğü konusunda gerekçeli kararda gerekçe gösterilmediğini, gerekçesi bulunmayan davalı markaların hükümsüzlüğü ve itibar tazminatı taleplerinin reddine ilişkin kararın kaldırılarak, markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili davalının ... ve ... ibareli markasının TPE nezdinde tescilli bir marka olup, diğer bir marka hakkına tecavüz oluşturamayacağını, bu açıdan mahkemece tecavüzün önlenmesi, durdurulması ve kaldırılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı ... CO.
LTD. adına tescilli bulunan markalarda ... ibaresi bulunmadığını, ayrıca söz konusu markanın 08.10.1997 tarih 210041 tescil nolu markanın sadece ... ibaresinden oluştuğunu, müvekkili adına tescilli ... ve ... ibareli markalar ile hiç bir benzerliği bulunmadığını, müvekkili adına tescilli bulunan 2011/01395 tescil nolu ... ve 2011/01390 tescil nolu ... ibareli markaların TPE nezdinde 1. ve 16. sınıfta tescilli iken, davacı adına tescilli bulunan ... ibareli markanın bu sınıflarda tescilli olmadığını, markalar arasındaki sınıf farkı da dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu,
... kelimesinin benzer olmasının ortada bir tecavüz olduğunu göstermediğini, "..." kelimesi İngilizcede birleştirmek, tutturmak, bağ kurmak manalarına geldiğini, bir yapıştırıcı markası için bond kelimesinin kullanılmasının doğal olduğunu, ayrıca davalı markalarının tescil edilmesinin üzerinden 6-7 yıl geçmiş olmasına rağmen kendisine iltibas ile ilgili herhangi bir ihbarname gönderilmediğini, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu belirtmiştir.
GEREKÇE
Dava, markanın hükümsüzlüğü, markaya ve tasarıma tecavüzün durdurulması ve tazminat istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı, davalı tarafından oluşturulan ... ve ... ibarelerinin davacı tarafa ait ... ibareli marka, patent ve tasarım haklarına aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle davalının markasının hükümsüzlüğünü istemiş, aynı zamanda marka ve tasarımdan kaynaklanan sınai mülkiyet haklarına tecavüz nedeniyle maddi tazminat isteminde bulunmuştur.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/113, K. 2024/1601, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama