İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2025/1564 K.2026/610

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin16/09/2025 tarih 2024/927 Esas 2025/711 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen…

Esas2025/1564Karar2026/610Tarih13 Nisan 2026Okuma13 dk · 2.609 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
13 Nisan 2026
Dosya no
2025/1564
Karar no
2026/610
İncelenen kararın mahkemesi
İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
16/09/2025
Numarası
2024/927 Esas - 2025/711 Karar
Davanın konusu
Alacak
Karar yazım tarihi
13/04/2026
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.609 kelime·13 dk okuma·6 bölüm

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin16/09/2025 tarih 2024/927 Esas 2025/711 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin inşaat ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren şirket olduğunu, yürüttüğü ticari faaliyetleri gereğince bankacılık hizmetleri ve kredi ihtiyacı nedeni ile davalı bankanın ticari müşterisi olduğunu, davacı şirketin 09/01/2017 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye bağlı olarak 30/07/2019 tarihinde 24 ay vadeli 2.000.000-TL. anapara bedelli bir ticari kredi kullandığını, kredinin taksitlerinin davacı şirket tarafından düzenli şekilde ödendiğini,

2019 yılı kredi faiz oranlarının düşmesi nedeniyle davacı şirketin maddi olarak kendi lehine gerçekleşen bu ekonomik iyileşmeden faydalanmak için davalı bankanın şube müdürlüğü yetkilileri ile defalarca görüşmesine rağmen indirim taleplerine olumsuz cevaplar aldığını, davacı şirketin daha fazla faiz ve diğer kredi fer'ilerini ödememek için başka bir banka ile çalışmaya başladığını, davacı şirketin kullandığı krediyi vadesinden önce kapatmak istendiği ve haddinden fazla erken kapatma tazminatı (cezası), BSMV, komisyon, istihbarat vs. kalemlerden oluşan 130.029,28-TL'nin ödettirildiğini,

davacı şirket tarafından İzmir 11. Noterliği'nin 20.02.2020 tarih ve 1790 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalı bankadan kredinin vadesinden önce kapatılması sebebiyle davacı tarafından ödenmek zorunda kalınan fazla tahsil edilmiş bedelin diğer bankaların uygulamalarını da dikkate alarak hakkaniyetli şekilde hesaplanması ve fazladan tahsil edilen bedelin faizi birlikte davacı şirkete iadesinin istendiği,

ihtarın 21/02/2020 günü davalı banka çalışanı imzasına tebliğ edildiğini ve davalı bankanın temerrüde düştüğünü, dava ikame edilmeden önce arabulucuya başvurduklarını ancak uzlaşı sağlanamadığını, açıklanan nedenlerle fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL maddi tazımınatn 17/02/2020 tarihinden bu yana işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiş, ıslah dilekçesiyle dava değerini 97.444,20-TL'ye arttırmıştır.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmede yetki ile ilgili düzenleme yapıldığını, yetkili mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri olduğuna dair yetki sözleşmesi imzalandığını, öncelikle davanın yetki yönünden reddine karar verilmesini, davacı şirketin davalı bankanın 35747355 numaralı müşterisi olduğunu, davacı şirketin imzalanan 30/07/20219 tarihli sözleşme ile 2.000,000,00 TL bedelli ticari kredi kullandığını,

davacının kredisini vadesinden önce kapatmak istediğini bunun üzerine davacıya Genel Kredi Sözleşmesince kredinin erken kapatılmasının taraflar arasındaki anlaşmaya göre bankanın onayına tabi olduğunun, sözleşme hükmünün taraflar açısından bağlayıcı olduğunun, sözleşme içeriğinde müşteriye erken kapama imkanı tanınmadığı gibi davacının bunun aksini iddia edemeyeceğinin, bu kapsamda kredinin erken kapatılması halinde maliyetin olacağının ve bu maliyetin karşılanması halinde kredinin erken kapatılabileceğinin bildirildiğini,

davacının da kendisine bildirilen erken kapama bedelini de tam karşılar şekilde hesaplarına para gönderttiğini ve kredinin vadesinden önce kapatıldığını, davacının tarafından 130.029,28 TL ödeme yapıldığının iddia edildiğini ancak erken kapama ücretinin toplam 108.557,00 TL olduğunu, bu tutar üzerinden hesaplanan 5.427,85 TL'nin vergisel düzenlemeler gereği devlete ödendiğini, erken kapatma maliyetinin davacıya yansıtılmasının mevcut yasal düzenlemelere, bankacılık ve ticari teammüllere uygun olduğunu, açıklanan nedenlerle öncelikle davanın yetkisizlik kararı verilerek usulden reddine, esasa girilmesi halinde haksız,

taleplere dayalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

DAİREMİZ KALDIRMA KARARI VERİLEN İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan 09/01/2017 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında davacı şirketin davalı bankadan vadeli ticari kredi kullandığı, davacının krediyi vadesinden önce kapamak istemesi nedeniyle davalı banka tarafından erken kapatma cezası olarak 130.029,28-TL tahsil edildiği, ödenmek zorunda kalınan fazla tahsil edilmiş bedelin tahsili amacıyla iş bu davanın açıldığı,

davacı tarafça davalıya ödenen erken kapatma cezasının fazladan yatırılan kısmının iadesi isteminin erken kapatma tarihi dikkate alınarak bu konuda yapılan düzenleme ve tebliğ hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, davacının 97.444,20-TL fazla ödeme gerçekleştirdiği belirtilerek; davanın kabulüne karar verilmiştir.

DAİREMİZ KALDIRMA KARARININ ÖZETİ

Dairemizce, ilk derece mahkemesi tarafından davalı banka ve TCMB'dan sorulmak suretiyle banka tarafından davaya konu kredileri kapsayacak şekilde 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 3., 4. ve 6/2 maddeleri uyarınca belirleyip ilan ettiği oranlar bulunup bulunmadığı sorulup bu husustaki eksiklik giderildikten sonra dosyanın bankacılık alanında hesap bilirkişine yeniden tevdi ile banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak,

davaya konu kredi sözleşmesi kapsamında acıkılanan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirilmesi suretiyle BSMV’nin mükellefinin davacı kredi kullanan-kapatan taraf, davalı bankanın ise bu vergiyi tahsil edip ilgili vergi dairesine yatırması gereken vergi sorumlusu olduğu üzerinde durularak, bankanın erken kapama ücreti adı altında davacıdan fazladan tahsil ettiği bir ücret bulunup bulunmadığını gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli ek bilirkişi raporu alınarak, varsa rapora yönelik itirazlarda giderilerek oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek,

infaza elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

DAİREMİZ KALDIRMA KARARI SONRASI VERİLEN İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davalı banka nezdinde kullanılan 30/07/2019 tarihli 2.000,00-TL bedelli taksitli ticari kredinin 17/02/2020 tarihinde erken kapatılması işleminin yapıldığı, davalı banka tarafından davacıdan tahsil edildiği beyan edilen erken kapama ücretinin fazla olduğu gerekçesi ile fazla yatırılan bedelin davalıdan tahsili istemi ile işbu davanın açıldığı,

davanın kabulüne ilişkin kararın İzmir BAM 11.HD'sinin 2022/543 E-2024/10820 K sayılı ilamı ile kaldırılmasına karar verildiği ve talep edilen alacağın hesaplanması yönteminin ayrıntılı şekilde gösterildiği, davacı tarafça açılan davanın belirsiz alacak davası olarak açılması nedeniyle önce 11/02/2021 tarihinde verdiği dilekçe ile dava değerini 40.000,00 TL olarak belirlediği, daha sonrasında verdiği 13/10/2021 tarihli dilekçe ile alacağın 97.444,20 TL olarak tahsilinin istendiği,

verilen ikinci dilekçenin ıslah dilekçesi mahiyetinde olduğu ve bu hususun kabulü üzerinden yargılamaya devam edilerek ilk kararın verildiği sonuç itibari ile harca esas değerin bu şekilde belirlendiği,

kaldırma kararı öncesi verilen kararın kaldırılması sonrası yapılan yazışmaların dosya içine alındığı ve bankaların erken kapama ücreti adı altında yapılan hesaplamada uyguladıkları faiz ve işlemlerin incelenmesi ile buna göre davacının fazla yaptığını iddia ettiği ödeme var ise belirlenmesi ve buna ilişkin hesaplamanın yapılması için dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği bilirkişiler tarafından düzenlenen raporun dosyadaki verilere uygun ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu,

emsal banka uygulamalarına (piyasa ortalamasına) göre 17/02/2020 tarihli erken kapama işleminde davalı banka tarafından alınması gereken bedelin 42.008,02 TL olması gerektiği, davacı banka tarafından tahsil edilen 108.557,00 TL 'den bu bedelin mahsubu sonrası 66.548,98 TL bedelin fazladan tahsil edildiğinin kabulü gerektiği, erken kapama işleminin yapıldığı tarihte kesilen tutarlara takabül eden %5 BSMV'nin bankanın vergi mükellefi olarak vergi dairesine ödediği ve bu hususun yasal yükümlülük olması nedeniyle banka gelirlerine kaydedilmediği bu nedenle de davalı tarafından iadesine yer olmadığı,

bu hali ile 66.548,98 TL fazla tahsil edilen bedel yönünden erken kapama tarihi olan 17/02/2020 tarihi itibariyle davalı bankanın temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği ve bu bedele 17/02/2020 tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizinin davalı bankadan tahsili gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.

İlk derece mahkemesince verilen kararın gerekçesiz olduğunu, gerekçeli kararda neden sonuç ilişkisine dayalı somut bir gerekçe gösterilmediği, mevzuatta yeri olmayan şekilde üç bankanın kredi kapama oranlarının aritmetik ortalamasını esas alarak düzenlenen bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiğini, gerekçeli karar hakkının Anayasa'nın 141.maddesinde düzenlendiğini, gerekçeli kararda bulunması gereken unsurların HMK'da düzenlendiğini, iddia ve savunmaların tartışılmadan verilen kararın gerekçesiz olduğunu,

mahkemece hiçbir hukuki değerlendirme yapılmaksızın bilirkişi raporunda yer alan hatalı açıklamaların aynen alınarak karar verildiğini, itirazlara ne sebeple itibar edilmediği hususunda değerlendirme yapılmadığını, gerekçeli kararın içeriği itibariyle gerekçeye yer verilmediğini, üç bankadan gelen müzekkere cevaplarının aritmetik ortalamaları dikkate alınarak yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, emsal nitelikte olan... tarafından yapılan tahsilatla davalı banka tahsilatının uyumlu olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, yapılması gerekenin emsal banka ortalamalarının alınması değil,

piyasa koşullarına göre yapılan tahsilatın uygun olup olmadığının belirlenmesi olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve emsal nitelikte istinaf kararlarında açıkça diğer bankaların uyguladıkları oranların tespit edilmesi ve bu oranlara göre erken kapama oranının uygun olup olmadığının karşılaştırılması gerekirken üç bankanın uyguladığı oranların ortalamalarının esas alınarak hesaplama yapılmasının genel hukuk ilkeleriyle ve emsal istinaf kararlarıyla çelişki yarattığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE

Dava, ticari kredi kapsamında tahsil edilen erken kapama ücretinin iadesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

6102 sayılı TTK'nın 20. maddesinde, tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacirin münasip bir ücret isteyebileceği düzenlenmiştir. Davalı banka tacir olup, davacıya ticari işletmesiyle ilgili, ticari nitelikli genel kredi sözleşmeleri ile ticari kredi kullandırmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmelerde anılan hesaplardan yapılan işlerden tarafların sıfatı, işin niteliği ve mutad bankacılık uygulaması açısından ücret tahsil edebileceğinin kabulü gerekir.

Bankacılık uygulamalarında genel olarak, kredi sözleşmelerine; kredinin erken kapatılmasının bankanın kabulüne bağlı olduğu ve bankanın mahrum kalacağı faiz gelirine karşılık belli bir erken kapama ücreti (erken ödeme cezası) mukabilinde kredinin erken kapatılabileceği yönünde hükümler konulduğu görülmektedir.

Hatta kredilerin erken kapatılmasında, bankaların mahrum kalacağı faiz gelirinin bir kısmına karşılık, erken kapama ücreti alınmasının âdet hâline geldiği ve dolayısıyla faiz gelirinin bir kısmından vazgeçtiği anlaşılmaktadır. Erken kapama ücretinin öngörülmesinin asıl sebebi borçluyu erken ifa düşüncesinden caydırmaktır.

Ayrıca bankacılık uygulamalarında kredi taksitlerinin geri ödemelerinde başlangıçta faize daha fazla kesinti yapılmakta ve giderek kredinin sonuna yaklaşıldığında neredeyse faizin tamamı tahsil edilmiş olmaktadır. Faiz kesintisinin başlangıçta fazla olması bankacılık uygulamasında aslında örtülü bir erken kapama ücretinin bulunduğunu göstermektedir. Zira bankalar, ilk taksitlerde faiz kesintisini fazla tutarak erken kapamanın risklerinden kendilerini korumuş olmaktadırlar.

Erken kapama ücreti alınabilmesi, müşteri ile banka arasındaki kredi sözleşmesinde bu yönde hüküm bulunmasına bağlıdır. Dolayısıyla erken kapama ücreti, yasal bir medeni ceza olmayıp, taraflar arasındaki sözleşmeden doğan bir yan yükümlülüktür. Erken kapama ücreti ile faiz indiriminden yararlanarak kâr eden müşteri ile faiz geliri düşmek suretiyle gelir kaybına uğrayan bankanın menfaatlerinin dengelenmeye çalışıldığı görülmektedir.

Nihai olarak erken kapama ücreti ile kredi veren bankanın zararının bir kısmının tazmin edilmesi amaçlanmaktadır.

Ticari kredilere ilişkin erken kapama komisyonu ile ilgili olarak 818 sayılı Borçlar Kanunun zamanında düzenlenen sözleşmeler yönünden sözleşmede bir oran belirtilmesi halinde bu oran, bir oran belirtilmemesi halinde bankanın T.C.

Merkez Bankasına bildirdiği oran, bu da yok ise emsal banka uygulamalarına göre makul bir oran belirlenmesi, sözleşme tarihi 6098 sayılı TBK döneminde ise sözleşme hükümleri yönünden aynı yasanın 19, 20. maddesi uyarınca genel işlem koşulları yönünden incelemeye tabi tutulması,

kredi sözleşmelerinde yer alan masraf tahsiline ilişkin hükümlerin yazılmamış sayılması sebebiyle oluşan boşlukların öncelikle bankanın 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 3., 4. ve 6/2 maddeleri uyarınca belirleyip ilan ettiği oranlar, bankanın bu yönde yapmış olduğu bir ilan bulunmadığının tespit edilmesi halinde ise emsal banka uygulamaları gözetilerek doldurulması gerekir.(Yargıtay 11. HDB'nın 16/12/2019 tarih 2018/4910 E. -2019/8174 K. 30.09.2019 tarih 2018/5750 E. - 2019/5991 K., 26.09.2019 tarih 2018/4650 E, - 2019/5901K.)

Taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihinden sonra imzalanması nedeniyle sözleşme tarihleri itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir.

Sözleşme imzalanmadan önce davacı şirket yetkililerinin sözleşme metnini daha önceden şubeden edindikleri, okuyup inceledikleri, banka tarafında bilgilendirildikleri ve hükümlerinde tamamen mutabık olduklarına dair şirket yetkililerin sözleşmede bu hususta el yazılı beyan ve imzaları bulunmadığı gibi aksi de banka tarafından ispatlanamamıştır.

Ancak, genel kredi sözleşmesinde erken kapama seçeneği olmasa dahi, müşterinin erken kapama talebini bankanın uygun görmesi ve banka tarafından hesaplanacak erken kapama ücretinin ödenmesi ile mümkün olacaktır.

Nitekim, kredinin erken kapatılmasının her iki tarafın da menfaatine olduğu, tarafların serbestçe erken kapama ücretini belirleyebilecekleri, ancak bunun sınırının dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı olduğu, tüketici kredisi niteliğindeki konut finansmanı kredilerinin erken kapatılması hâlinde dahi erken kapama ücreti alınmasının mümkün olduğu gözetilerek diğer bankaların dava konusu krediler ile aynı özellikteki (kullanım tarihi, vade tarihi, taksit ödeme aralığı, miktarı, erken kapama tarihi) kredilerin erken kapatılması hâlinde alacakları erken kapama ücreti tespit edilerek,

her iki tarafın menfaatleri de dikkate alınıp TMK’nın 2. maddesi çerçevesinde yukarıda bahsedilen hususlarda gözetilerek erken kapama ücretinin belirlenmesi gerekmektedir.(Yargıtay HGK'nun 20.10.2022 tarih ve 2020/11-656 E. - 2022/1350 K.)

Dairemiz kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince .....A.Ş., ...T.A.Ş., ..A.Ş.,... T.A.O. Ve ...A.Ş.'ye müzekkere yazılarak erken kapama ücret oranlarının sorulduğu, verilen cevaplarda ...A.Ş.,... T.A.Ş. Ve ... A.Ş. Tarafından erken kapama ücretleri tahsil edildiği belirtildiğinden bu üç bankanın uyguladığı oranların ortalamasının dikkate alınarak düzenlenen raporun hükme esas alındığı görülmüştür.

Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasında, taraflar arasında erken kapama komisyon oranına ilişkin düzenlenmiş bir sözleşme hükmü bulunmaması halinde kredi kullandıran banka tarafından yapılan kesintinin emsal bankalara göre daha düşük veya yüksek oranda uygulanıp uygulanmadığının tespiti bakımından, özel ve kamu bankaları olmak üzere en az beş bankaya sorularak bildirilen komisyon oranlarının ortalaması bulunup kredi müşterisine kullandırılan aynı tür kredilerin erken kapatılmasında uygulanan oran belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.(Bkz.: Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 08.06.2023 tarih 2021/9211 Esas 2023/3618 Karar sayılı, 30.10.2023 tarih 2022/6116 Esas 2023/6294 Karar sayılı, 15.03.2023 tarih, 2021/7411 Esas 2023/1580 Karar sayılı ilamları)

Somut uyuşmazlıkta Dairemiz kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince ikisi kamu bankası olmak üzere toplam beş bankaya erken kapama komisyon oranlarının sorulduğu ve komisyon uyguladığını beyan eden üç bankanın uyguladıkları oranlar dikkate alınarak karar verilmesinde yerleşik yargısal uygulamalara ve yasal düzenlemelere aykırı bir yön bulunmadığından aksi yöndeki davalı istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.

Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu yönünde istinaf itirazları ileri sürülmüş ise de. Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsamaktadır (daha geniş değerlendirme için bkz. Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

Nitekim Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı yanıt vermesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak mahkemeler, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B.

No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) mahkemelerin davanın esas sorunlarını inceledikleri gerekçeli karardan anlaşılmalıdır. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve şartlarına bağlıdır.

Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce yeterli bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (... ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 35).

Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt vermeyi gerektiren usul veya esasa dair iddiaları cevapsız bırakması hak ihlaline neden olabilecektir (... ve diğerleri, § 39).(Anayasa Mahkemesi'nin 17.12.2024 tarih 2021/10463 Başvuru sayılı kararı)

Somut olayda, hükme esas alınan 23.05.2025 tarihli bilirkişi raporu istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekiline tebliğ edildiği, bilirkişi raporuna itiraz etme veya beyanda bulunma hakkı verildiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda alıntılanan Anayasa Mahkemesi kararında da değinildiği üzere gerekçeli karar hakkı kapsamında mahkemenin kendisine sunulan tüm itirazlara açıkça yanıt vermek zorunda olmayıp davanın esasına yönelik sorunların incelenmesinin yeterince gerekçelendirilmesi halinde gerekçeli karar hakkının karşılandığı kabul edilmelidir.

Bu durumda ilk derece mahkemesi gerekçesinde raporda yer alan hesaplamalara itibar edilerek emsal banka uygulamalarına göre fazla tahsil edilen miktar üzerinden hüküm kurulduğu gerekçelendirildiği, uygulanan yöntem ve toplanan veri çeşitliliğinin Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına uygun olduğu dikkate alındığında davalının gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.

Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 4.545,96 TL'den peşin alınan 1.136,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.409,46 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 13/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1564, K. 2026/610, 13 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Dairemiz Kaldırma Kararının Özeti
  7. İstinaf Nedenleri
  8. Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1564
Karar No
2026/610
Tarih
13 Nisan 2026

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2025/1564 K.2026/449
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2025/1570 K.2026/664
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2025/1570 K.2026/870
  • Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1571 K.2026/280
  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1572 K.2026/283
  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1575 K.2026/412

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.