KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2024
- Dosya no
- 2022/2057
- Karar no
- 2024/1354
- İncelenen kararın mahkemesi
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- 2020/667 Esas-2022/228 Karar
- Dava tarihi
- 17/11/2020
- Karar tarihi
- 15/03/2022
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Daire karar tarihi
- 06/06/2024
- Karar yazım tarihi
- 11/06/2024
Karar Metni
1.024 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/667 Esas 2022/228 Karar sayılı dosyasından verilen 15/03/2022 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkillinin davalı adına kayıtlı ... plakalı aracı satın aldığını, 200.000 TL araç satış bedelini ... plakalı aracın satış bedeline ilişkin açıklama yazarak 18.10.2018 tarihinde davalının hesabına havale ettiğini, müvekkilinin aslen ... ve ... ile ticari ilişkisi olduğunu ve bu kişilerin hesaplarında bloke olması nedeniyle ödemenin davalı hesabına yapıldığını, bu kişilerin hukuku dolanmak suretiyle ticaret yaptıkları iddiasının muhatabının müvekkili olmadığını, dava dışı ... ve ... isimli kişilerin icra takibine düştüğünü, hesaplarını kullanamadıklarından davalı adına şirket kurduklarını,
bu kapsamda nakliye faaliyetini sürdürdüklerini, faturalar düzenlediğini, araç alıp sattığını, banka hesabını kullandığını, tüm bu sürece davalının vekaleten veyahut asaleten işlemler eonay verdiğini, uyuşmazlığa konu ... plakalı ticari aracın satım bedeli olan 200.000 TL'nin davalının hesabına havale edilerek ödendiğini ancak aracın devir ve teslimi yapılmadığı gibi ödenen bedelin de iade edilmediğini, ödenen 200.000 TL araç devir bedelinin iadesi için davalı aleyhine İzmir 18. İcra Müdürlüğünün 2020/7290 esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ancak borçlu davalının borcu olmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini,
davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek davalı borçlu tarafından İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7290 esas sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın iptaline, takibin devamına, davalı borçlu aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkiline yapılan ödemenin fiili bir karine olarak kabul edilerek davalının davacı tarafa borçlu olmadığının kabulü gerektiğini, 22/10/2018 tarihinde ... tarafından müvekkili hesabına 50.000 TL tutarında "borç iadesi" açıklaması ile ödeme yapıldığını, gerek müvekkiline yapılan bu ödeme, gerekse bir tacirin kat-i suretle yabana atamayacağı kadar yüksek bir tutar için 2 yıla yakın süre zarfında bir ihtar dahi çekilmemesi ve hiçbir şekilde talep edilmemiş olmasının taraflar arasında alacak verecek ilişkisinin bulunmadığının en büyük ispatı olduğunu, taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmadığını,
müvekkiline ait 650.000 TL tutarındaki çeklerin bedellerinin de bizatihi müvekkilinin cirosu ile davalı tarafından bankaya ibraz edilerek tahsil edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece, davanın kabulü ile; İzmir 18. İcra Müdürlüğü' nün 2020/7290 E. sayılı dosyasında davalının 200.000,00-TL asıl alacaktan oluşan borca ilişkin itirazın iptali ile asıl alacağa yıllık yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN
Davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davaya konu hukuki uyuşmazlığın aydınlatılmasına doğrudan ışık tutan bilirkişi raporuna karşı bizatihi kanunun davanın taraflarına tanıdığı itiraz ve beyan sunma haklarını hiçe sayarak dosyayı karara bağladığını, davacının alacaklı olup olmadığının tespiti noktasında ticari defterlerin tetkik edildiği bilirkişi raporunun 25/02/2022 tarihinde kendilerine tebliğ olduğunu, beyan ve itiraz süresi henüz var iken davacı vekilinin dahi "bilirkişi raporuna karşı beyan süremiz dolmamıştır" beyanına rağmen yerel mahkemece dosyanın karara çıkarıldığını,
bilirkişi raporuna karşı itiraz hakkı adil yargılamanın gereklerinden olup uyuşmazlığın esasını ilgilendiren en önemli aşamada taraf rolünün kısıtlanması, meramın gözetilmemesinin yüksek mahkeme kararlarınca da mutlak yargılama noksanlığı olarak telakki edildiğini, bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz süresi dolmadan dosyanın karara çıkarılmasının kararın usulden kaldırılmasını gerektirdiğini, bu sebeple esasa dair istinaf sebepleri ileri sürmeye gerek görmediğini, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davacı tarafından davalı adına kayıtlı aracın satın alınması için davalı hesabına havale edilen paranın aracın devrinin yapılmaması nedeniyle iadesi için davalı hakkında başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
6100 S. HM.K.'nun 281/1 maddesinde “Taraflar, bilirkişi raporunun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.” denilmektedir.
Mahkemece davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak alınan. bilirkişi raporu davalı vekiline 02.03.2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bilirkişi raporuna beyanda bulunulması için tebliğden itibaren iki haftalık süre geçmeden önce mahkemece 15.03.2022 tarihinde yapılan son celsede davalı vekili tarafından duruşmaya katılamayacağına ilişkin mesleki mazeret dilekçesi ibraz edilmesine ve dilekçede bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunulamadığı belirtilmesine rağmen, davalı vekilinin mazeret talebi hakkında karar verilmeden ve davalı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz süresi dolmadan tahkikat bitirilerek dosya karara çıkarılmıştır.
Bu şekilde yapılan yargılama işlemiyle, davalının bilirkişi raporuna karşı yapabileceği savunma imkanı elinden alınmış, bu suretle davalının adil yargılanma hakkı kapsamındaki hukuki dinlenilme hakkına (HMK m. 27) aykırılık oluşmuştur. HMK'nun belirtilen 281/1. maddesi hükmü ve yine aynı yasanın 27. maddesi birlikte değerlendirildiğinde mahkemece davalı tarafa bilirkişi raporuna itiraz hakkının tanınması gerekirken davalının bilirkişi raporuna karşı beyan süresi dolmadan, HMK 281/1. maddesinin yanısıra HMK'nun 27. maddesinde yer alan davalının hukuki dinlenilme hakkının da ihlal edilmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince davalının bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyan süresi dolmadan karar verildiğinden, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/2057, K. 2024/1354, 6 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama