KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Dosya no
- 2022/328
- Karar no
- 2024/1640
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/11/2021
- Numarası
- 2019/435 Esas 2021/698 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 26/09/2024
- Karar yazım tarihi
- 26/09/2024
Karar Metni
1.774 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı şirketin davalı şirketten nakliye ve taşıma işleri nedeniyle ekteki taşıma irsaliyelerinden görüleceği üzere cari hesaptan kaynaklanan alacağı bulunduğunu, davalı yanın söz konusu borcunu ödemediğini, bunun üzerine 04.12.2018 tarihinde İzmir 18. İcra Müdürlüğünün 2018/15167 E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun 17/12/2018 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak borcun tamamına itiraz ederek takibi durdurduğunu, arz ve izah olunan nedenlerle davalı borçlunun itirazının iptali ile İzmir 18.İcra Müdürlüğünün 2018/15167 E. Sayılı takibin,
takip tarihinden itibaren takip dosyasında belirtilen faiz oranı uygulanmak suretiyle icra dosyasında belirtilen şartlarla aynen devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibin durmasına neden olunduğu için borçlunun alacağın 620'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davalının konkordato ilan ettiğini, 11.02.2019 tarihinde ise 1 yıllık kesin mühlet kararı verildiğini, konkordato mühleti içinde davalı aleyhine icra takibi başlatılamayacağının gerek kanun maddesiyle gerekse İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararıyla açık olduğunu, dava konusu takibin açıkça hem yasaya hem mahkemeye aykırı olduğunu, davacının faiz talebinin fahiş olduğunu, takibin iptali gerektiğini, açıklanan nedenlerle haksız asıl davanın ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacı yan aleyhine icra takibinin konusu olan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
karşı davanın kabulü ile yasaya aykırı icra takibinin iptaline, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.
MAHKEMECE
"...,Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde;Dava konusunun, davacının, davalı ile olan ticari ilişki dolayısıyla oluşan 9.160,45 TL bedelli cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının 2018 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; takip tarihi (04.12.2018) itibariyle davalı yandan 9.160,45 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, Cari hesaba konu faturalar üzerinde yapılan incelemede faturaların E-Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği,
her faturaya ait dosyada faturanın teslimine ilişkin taşıma irsaliyelerinin mevcut olduğu, söz konusu taşıma irsaliyelerinde malı teslim alan kısmında isim ve imzaların mevcut olduğu görüldüğünden davacı yan tarafından düzenlenen cari hesaba konu faturaların teslimi ve içeriğinin davalı yan bilgisi dahilinde olduğu kanaati hasıl olduğu, davacının cari hesaba konu 2018 yılında düzenlemiş olduğu faturaların BS formunda maliyeye bildiriminin yapılmış olduğu, davalı yandan 9.160,45 TL cari hesaptan kaynaklı alacaklı olduğu,
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/02/2020 tarih ve 2018/1341 esas sayılı ilamı ile iflasına karar verilen müflis şirketin iflas tasfiyesinin İzmir İflas Müdürlüğünün 2020/4 İflas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü, İflas kararının kesinleşmesi üzerinde 03/05/2021 tarihinde 2. Alacaklılar toplantısının yapıldığı,
mahkememiz dosyasının davacısı alacaklı şirketin sayısalda 2. Alacak sırasında 4. Sırada olduğu anlaşılmakla, İflas Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabı dikkate alınmak suretiyle davacının kayıt kabul davasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davalı iflas Müdürlüğü'nün şekli davalı olması nedeniyle yargılama giderleri, kötü niyet tazminatı ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. " gerekçesi ile"
1- İflas Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabı dikkate alınmak suretiyle davacının kayıt kabul davasının KONUSUZ KALMASI NEDENİYLE KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Alınması gereken 59,30 TL nisbi ilam harcından, peşin alınan 110,64 TL nisbi harcın mahsubu ile kalan 51,34 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Her ne kadar davacı kendisini duruşmalarda vekil ile temsil ettirmiş ise de vekalet ücretinden iflas Müdürlüğü'nün şekli davalı olması nedeniyle davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından iş bu davada sarf edilen harç, bilirkişi ücreti, posta masrafları ve yargılama giderinden İflas Müdürlüğü'nün şekli davalı olması nedeniyle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacının yatırdığı gider avansından kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde re'sen iadesine,
6-1.320,00 TL arabulucuk ücretinin İflas Müdürlüğü'nün şekli davalı olması nedeniyle davacıdan 6183 sayılı kanun hükümleri kapsamında tahsiline, "şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin alacaklı olduğunun dosya kapsamından alınan kök ve ek bilirkişi raporlarıyla da tespit olduğunu, davalı tarafın kök rapora itirazda dahi bulunmadığını, alacaklarının sabit olduğunu, iflas masasına nizalı kayıt yapılmasının işbu davada davalarının kabul edilmeyeceği anlamına gelmediğini, şu anda müvekkilinin alacağının nizalı olarak iflas masasına kayıtlı olup kesin olmadığını, mahkemenin işbu kararı ile müvekkilinin alacaklı olduğunun tespit olunmasına rağmen alacağını alamama ihtimalinin doğduğunu, davalarının kabul edilerek alacaklarının kesinleşmesi gerekirken konusuz kaldığına hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini,
mahkeme kararının tamamen hukuka ve usule aykırı olduğunu, davalı tarafın yargılamayı uzatmak için kötü niyetli şekilde ve haksız yere takibe itiraz ettiğini, yargılamanın da bu zamana kadar uzamasına sebebiyet verdiğini, davalı şirketin yargılama sırasında iflas etmesi nedeniyle karar aşamasına kadar gelinmiş olan işbu davada müvekkilinin mağdur edildiğini, davalı tarafın, davanın açıldığı tarihte borçlu olduğunu bilmesine rağmen kötü niyetli olarak dava açılmasına sebebiyet verdiğinden,
işbu davayı açmak zorunda bırakılan müvekkili lehine yargılama gideri, vekalet ücretine ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuk ve hakkaniyet gereği olduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, satıma dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, yargılama aşamasında davalının iflası üzerine kayıt kabul davasına dönüşmüştür. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2023/6021 esas, 2024/3874 karar sayılı emsal ilamı;" 2004 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla, iflasın açılması ile hukuk davalarının ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar duracağı öngörülmüş olup, müflisin davalı olduğu hukuk davaları bakımından iflas idaresi, alacaklıları incelerken, bu alacağı davalı (çekişmeli) alacak olarak sıra cetveline geçirir.
Dava konusu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki karar, ikinci alacaklılar toplantısında verilmektedir. Bir hukuk davasının kayıt kabul davasına dönüşmesi, davalının iflas etmesine ve iflas idaresinin de davaya konu alacağı iflas masasına kabul etmemesine bağlıdır.
İkinci alacaklılar toplantısında, alacak iflas masasına kesin olarak kayıt ve kabul edilmiş ise dava konusuz kalacak, alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilecektir.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde eldeki dava bakımından bir değerlendirme yapılarak (kayıt kabul davasına dönüşüp dönüşmediği değerlendirilip dönüşmesi halinde o yönde yargılama yapılarak) varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere Mahkeme kararının resen bozulması gerekmiştir." şeklindedir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/3848 esas 2018/5894 karar sayılı emsal ilamı ; "...Dava devam ederken davalı ... A.Ş'nin Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/510 Esas, 2012/90 Karar sayılı dosyası ile 16.02.2012 tarihinde iflasına karar verilmiştir. İİK'nın 194. maddesi uyarınca ikinci alacaklılar toplantısına kadar açılan tüm davalar durur.
2. alacaklılar toplantısında belirtilen alacak miktarının iflas masasına kabul edilmesi halinde dava konusuz kalacağından, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi; alacağın masaya kabul edilmemesi halinde ise davaya kayıt kabul davası olarak devam edilmesi gerekmektedir.
Dava sonunda kurulacak hükümde de İİK'nın 193. maddesi uyarınca takip düşmüş olacağından tazminata hükmedilmemesi ve nispi vekalet ücreti verilmemesi gerekirken bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir..." şeklindedir.
Davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi halinde, mahkemece; esas (asıl talep) hakkında "Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Bu tür kararlar hükümler gibi (eda, tespit, inşai) nihai kararlardandır. Mahkeme kararı aynı zamanda dava konusu hakkın mevcut olmadığınıda tespit ettiği için tespit hükmü niteliğindedir. Dava açıldığı tarih itibariyle haklılık durumuna göre yapılan yargılama giderlerinin hangi tarafa yükleneceğine de karar verilmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ikinci alacaklılar toplantısında alacak iflas masasına kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise dava konusuz kalacak olup, iflas kararının kesinleşmesi üzerinde 03/05/2021 tarihinde 2. alacaklılar toplantısının yapıldığı, davacı alacaklı şirketin sayısalda 2. alacak sırasında 4. sırada olduğunun bildirildiği, davacı tarafça İflas Dairesine 16.082,97 ve 13.080,92 TL tutarında toplam 29.163,89 TL için müracaat yapıldığı, kabul edilen alacak olarak 29.163,89 TL'nin sıra cetvelinde gösterildiği red edilen alacak bulunmadığının anlaşılmasına,
davacının icra inkar tazminatı talebinin davanın kayıt kabul davasına dönüşmesi ve icra takibinin düşmesi nedeniyle reddine karar verilmesinin isabetli olmasına göre davacı vekilinin bu hususlardaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak; HMK'nun 331/1 maddesi gereğince, davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, yargılama giderlerinin, tarafların, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre takdir edilmesi gerektiğinden, mevcut delil durumuna göre davacının, dava tarihi itibariyle haklı olduğu, bu nedenlerle davalının yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiği halde yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Tüm bu tespitler doğrultusunda davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıda belirtilen şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE
1-Kayıt kabul davasına dönüşen davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin davanın kayıt kabul davasına dönüşmesi ve icra takibinin düşmesi nedeniyle reddine,
3-Alınması gereken 427,60 TL harçtan başlangıçta alınan 110,64 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 316,96 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL peşin harç ve 110,64 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dava değeri göz önüne alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.160,45 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 1.293,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin hazine tarafından arabulucuya ödendiği anlaşıldığından bu miktarın 6183 sayılı yasaya göre davalıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
8-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 sayılı yasanın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
9-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderleri iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/09/2024
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2022/328, K. 2024/1640, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama