KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Dosya no
- 2022/112
- Karar no
- 2024/1349
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/12/2018 (Dava) - 27/10/2021 (Karar
- Numarası
- 2018/268 Esas - 2021/225 Karar
- Dava
- FSEK- Tazminat
- Bam karar tarihi
- 26/09/2024
- Karar yazım tarihi
- 26/09/2024
Karar Metni
1.465 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/10/2021 tarih ve 2018/268 Esas - 2021/225 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, halk sanatçısı ...'ın mirasçısı ve tereke temsilcisi olduğunu, bu ozana söz ve müzik olarak ait “...” adlı eserin 2004 yılında davalılar tarafından “...” adlı albümde izin alınmaksızın kullanıldığını, eserin ve albümün halen sahnede, televizyonda icra edildiğini ve kullanıldığını ileri sürerek, fazla hakları saklı 10.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminat ödenmesini ve tecavüzün ref’ini talep etmiştir. FSEK 66-71 madde hükümlerine göre ref ve 3 kat tazminatın 09/04/2004'ten ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
21/01/2021 tarihli dilekçesinde; davacının bakiye 21.226,85-TL alacağının albümün haksız fiil tarihi 09.04.2004 den itibaren ticari faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ile maddi tazminat, manevi tazminat, tecavüzün ref'i için ayrı ayrı vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazı yaparak davanın İstanbul FSHHM’de görülmesi gerektiğini, zamanaşımı süresinin geçtiğini, hak düşürücü sürenin sona erdiğini; kendisine bir husumet düşemeyeceğini; eserin anonim olduğunu, bu nedenle davacının haksız ve kötü niyetli olduğunu, en az 200 yıllık bir eser olduğunu davacının eserin aidiyeti konusundaki belgeleri sunması gerektiğini savunarak, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazında bulunarak İstanbul FSHHM'nin yetkili olduğunu, eser üzerindeki eser sahipliğinin ortaya çıkan delillere göre incelenmesi gerektiğini, İTÜ Konservatuar ... Müzik, müzikoloji, ABD Başkanı tarafından verilen bilimsel incelemenin de dikkate alınması gerektiğini, öte yandan davacının ... kayıtları eser sahipliğini göstermediği iddiasında olmasına rağmen Alman Meslek Birliği GEMA kayıtlarına dayandığını, çelişkili davrandığını, davacının uzun süre sessiz kaldığını, eserin anonim olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince; "...Dosya kapsamında alınan 29/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda da belirttiği üzere; dava konusu eserin FSEK.m.3 kapsamında musiki eser olduğu anlaşılmıştır. Eser sahipliği hususu FSEK'in 11 ve 12. Maddelerinde düzenlenmiştir. Eser sahibinin mali hakları FSEK'in 21,22,23,24 ve 25. maddelerinde düzenlenmiştir Eser sahibinin manevi hakları 14,15,16 ve 17. maddelerinde düzenlenmiştir.
Eser sahipliğine ilişkin düzenleme FSEK 11 ve 12. Maddede geçmektedir. Bu maddelere göre. 11 – Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır.
(Değişik: 7/6/1995 - 4110/5 md.) Umumi yerlerde veya radyo-televizyon aracılığı ile verilen konferans ve temsillerde, mutad şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır, meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın.
II – Sahibinin adı belirtilmiyen eserlerde: Madde 12 – Yayımlanmış olan bir eserin sahibi 11 inci maddeye göre belli olmadıkça, yayımlıyan ve o da belli değilse çoğaltan, eser sahibine ait hak ve salahiyetleri kendi namına kullanabilir. Bu salahiyetler, 11 inci maddenin 2 nci fıkrasındaki karine ile eser sahibinin belli olmadığı hallerde konferansı verene veya temsili icra ettirene aittir.
Bu maddeye göre salahiyetli kimselerle asıl hak sahipleri arasındaki münasebetlere, aksi kararlaştırılmamışsa, adi vekalet hükümleri uygulanır.
Dosyamız kapsamında toplanan deliller, bilirkişi raporu ve mahkemizin 2016/54 esas sayılı dosyasındaki raporlar ve deliller dikkate alındığında dava konusu "..." adlı eserin usta malı olduğu, bununla birlikte eserin 17. Yüzyılda yaşamış ..., ...'a veya ...'ye ait olduğunu söylemenin net olmadığı, ancak eserin tanınmasını ve derlenmesini sağlayan davacıların murisi ...
Olduğu, eser sahibinin net olarak tespit edilememesi halinde FSEK 11. Ve 12. Maddelerinde düzenlenen karinelere gidileceği, bu maddelerde düzenlenen karineler kapsamında eser sahibinin Davacı murisleri ... oluğu kanaat edinilmiştir.
Dava konusu eserin albümde yer alması eser sahibinin mali haklarında olan FSEK'in 22 ve 23. Maddeleri uyarınca çoğaltma ve yayma hakkına ihlal oluşturduğu, yine FSEK.m.15'te düzenlene eser sahibinin adını belirtme manevi hakkının ihlalini oluşturduğu anlaşılmıştır..." gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile, 31.217,49 TL maddi tazminatın 09.04.2004 den itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile birlikte muris ... terekesine ödenmesine, 10.000 TL manevi tazminatın 09.04.2004 den itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile birlikte muris ... terekesine ödenmesine,
davacının tecavüzün ref'i ve fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ...
A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda, ...'ın doğumundan önce eseri alenileştiği ve bizzat ...'ın eser sahibi olmadığını beyan ettiğinin tespit edildiğini ancak her nasılsa eserin sahibinin ilan edilmediğini, ortada haksız fiil teşkil eden herhangi bir eylem bulunmadığını, bilirkişi raporlarında sektör rayicinden uzak, vergiler dikkate alınmaksızın hatalı hesaplamalar yapıldığını, hatalı olan bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağını, haksız fiile ilişkin hak düşürücü sürelerin dolduğunu,
haksız fiile yönelik ticari temerrüt faizine hükmedilemeyeceğini, somut olayda FSEK md. 68 kapsamında yalnızca yasal faiz istenebileceğini, davacının kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğini, ...'ın kusuru nedeniyle illiyet bağının ortadan kalktığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın o dönemlerde bağlı olduğu diğer davalıya karşı ikame edilmesi gerektiğini, eserin çıkışının davalı şirket tarafından yapıldığını, davanın müvekkili ile bir bağının olmadığını, dosyaya sunulan raporlarda da müvekkilinin icracı olması ve eser sahibini de yazmış olmasından bahisle kusurlu olmadığının belirtildiğini, müvekkili yönünden herhangi bir sorumluluk bulunmadığını, yetki itirazlarını nazara alınmadığını,
zaman aşımı ve hak düşürücü süreler geçtikten sonra açılan davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının davasında haksız ve kötü niyetli olduğunu, davaya konu eserin anonim olduğunun açık olduğunu, bu esere ait sahiplik iddiasının dinlenmeyeceğini, yapılan ciddi ve akademik inceleme ve çalışmaların eserin anonim olduğunu ispat ettiğini, davacının ticari faiz talebinin yasal olmadığını, dava konusu iddianın ancak yasal faize konu olabileceğini, yerel mahkemece ...'ın açık sorumluluğunun değerlendirilmediğini, müvekkilinin zaten hukuken sorumlu olmadığını, gerekçeli kararda hukuki temeli olmayan gerekçelerin sıralandığını,
bilirkişi raporu irdelenirken müvekkili yönünden rapordaki kusurunun bulunmadığı hususunun yazılmadığını, genel beyanlar ile geçiştirildiğini, mahkeme kararlarının somut ve açık bir şekilde gerekçelendirilmek zorunda olduğunu, eksik, şekli ve görünüşte gerekçe yazılmasının adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, yerel mahkeme kararında hakimin kişisel kanaatleri dışında bir gerekçeye rastlanmadığını, mahkeme kararlarının gerekçeli olması ve ihtilaf konularının hukuki gerekçelerle cevaplandırılarak karşılanması gerektiğini, gerekçeli kararın hüküm kısımının da açık ve net olmadığını belirterek,
yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacıya ait eserden kaynaklanan haklara tecavüzün ref'i ile maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan asıl bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, ek bilirkişi raporunun itirazları karşılar mahiyette olduğu,
tecavüzün devam etmesi sebebiyle zamanaşımının söz konusu olmayacağı, davaya konu eser sahipliğinin davacılar murisine ait olduğunun İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/54-111 E.-K. nolu Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş kararı ile sabit olduğu, açılacak davada davalıların sorumluluğu için kusurun varlığının aranmasına gerek olmadığı, manevi tazminatın hak ve nesafet uyarınca yerinde bir miktar olarak tespit edildiği, raporda da belirtildiği üzere rayiç bedelin 2004 yılı uyarınca yerinde olarak tespit edildiği,
telif hakkına ilişkin mevzuattan kaynaklanan taleplere dayalı olarak açılmış iş bu davanın TTK.’nun 4 ncü maddesinin 4 ncü bendi uyarınca ticari dava niteliğinde olduğunun kabulü gerektiğinden davacının ticari işlerde uygulanacak olan ticari faiz oranını isteme hakkı bulunmakta olduğu anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/112, K. 2024/1349, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama