KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Dosya no
- 2022/622
- Karar no
- 2024/1792
- İncelenen kararın mahkemesi
- AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/11/2021 (Dava) - 09/02/2022 (Karar
- Numarası
- 2021/1179 Esas - 2022/181Karar
- Dava
- Genel Kurul Kararının İptali
- Bam karar tarihi
- 05/12/2024
- Karar yazım tarihi
- 05/12/2024
Karar Metni
3.856 kelime·19 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/02/2022 tarih ve 2021/1179 Esas - 2022/181 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nun davalı ...
A.Ş.'nin % 9 payına sahip ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, davacı müvekkilinin, davalı şirketin 2020 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının yapılacağını 12.11.2021 tarihli 10450 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilânından öğrendiğini, daha sonra ortak sıfatıyla kendisine 11.11.2021 tarihli "Genel Kurula Davet" ve ekinde 21.10.2021 tarihli 08 numaralı yönetim kurulu karar fotokopisi gönderildiğini, 21.10.2021 tarih, 08 numaralı yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunu, bir yönetim kurulu kararının var olabilmesi için, yönetim kurulunun toplantı yapması ve karar alması gerektiğini, kurucu unsurlardaki eksiklik,
işlemi yoklukla malul kıldığını, yönetim kurulunun, yönetim kurulu başkanının toplantıya çağrısı ile toplanacağını, 21.10.2021 tarihinde yönetim kurulu toplantısı yapılacağına ilişkin bir çağrı yapılmadığını, davacının toplantıya davet edilmediğini, davacı tarafından, çeşitli zamanlarda yönetim kurulu başkanı ...'a noterlikler vasıtasıyla ihtarnameler keşide edilerek yönetim kurulu toplantısı yapılması ve önceden kendisine haber verilerek toplantıya davet edilmesi talebinde bulunulduğunu, yönetim kurulu başkanına keşide ettikleri ancak cevap alamadıkları ihtarnamelerde yönetim kurulu toplantılarının önceden bildirilmesinin talep edildiğini,
örneğin. 01.03.2021 tarih, 02884 yevmiye numaralı ihtarnamenin 11. Maddesi ile "... A.Ş. Tarafından yapılacak olan tüm Yönetim Kurulu Toplantılarının müvekkile konu bildirilerek en az 10 gün öncesinden bildirilmesini talep ederiz." şeklinde olduğunu, yine 18.05.2021 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamenin 11. maddesi, "...
A.Ş. tarafından yapılacak olan tüm Yönetim Kurulu Toplantılarının müvekkile konu bildirilerek en az 10 (on) gün öncesinden bildirilmesini tekrardan talep ederiz."şeklinde olduğunu, 16.08.2021 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamede de. 15.02.2018 tarih ve 9517 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 70. sahifesinde ilan edilen ... A.Ş. Genel Kurul Kararına göre.
Yönetim Kurulunun ayda en az bir defa toplarıması zorunlu olduğunu, bu kuralın ihlal edildiğini, 2020 yılı tamamında ve 2021 yılında bu güne kadar müvekkilinden gizli, haberi olmadan, toplantıya davet edilmeden alınan tüm yönetim kurulu kararları geçersiz olduğunu ve hiçbirine muvafakatleri olmadığını, müvekkili yok sayılarak alınan yönetim kurulu kararlarından bilgi sahibi olunduğunda karar içeriklerine göre ilgili kurum ve kuruluşlara geçersizliğine ilişkin gerekli müracaatlar yapılacağının ihtar edildiğini, yine keşide ettikleri 25.10.2021 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamenin 3. paragrafında,
“Şirketimizin menfaatlerinin korunabilmesi için; aşağıda maddeler halinde belirttiğim konuları görüşmek ve kararlar almak üzere, öncelikle konuları itibariyle gerekli hazırlıkları yapılarak, aşağıda belirtilen belgeler ile birlikte tarihi en geç 7 gün önceden tarafıma bildirilerek Yönetim Kurulumuzun toplantıya çağrılmasını talep ediyorum.” ifadesi bulunduğunu, TTK. M.
390/4 hükmü gereğince yönetim kurulu üyelerinden herhangi biri toplantı talep ettiğinde yönetim kurulunun fiilen toplanmadan çağrısız karar alabilmesinin mümkün olmadığını, yönetim kurulu toplantılarının, yönetim kurulu başkanının çağrısı, daveti ile olacağını, müvekkilin ihtarnamelerle yaptığı taleplerine rağmen 2020 ve 2021 yıllarında hiçbir yönetim kurulu toplantısına çağrılmadığını, dava konusu 21.10.2021 tarihinde yapılacak bir yönetim kurulu toplantısı da kendisine bildirilmediğini ve kendisi davet edilmediğini, müvekkilin şirketin yönetim kurulu başkanına keşide ettiği 25.10.2021 tarihli ihtarnameye,
yönetim kurulu başkanı ... vekili Av. ... tarafından müvekkile 16.11.2021 tarihinde Gaziantep 3. Noterliği'nin 26129 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiğini ve ihtarnamenin müvekkile 19.11.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, bu cevabi ihtarnamede, "..19.10.2021 tarihinde vekilinize e-posta gönderilerek ...
A.Ş.nin 2020 yılı olağan genel kurul gündeminin belirlenmesine ilişkin taslak yönetim kurulu kararı gönderilerek görüşlerinizin ve toplantı tarihi için uygunluğunuz sorulduğunu, ancak söz konusu e-postaya tarafınızca ve/veya vekilinizce herhangi bir dönüş yapılmadığını, görüşünüzün ve uygunluğunuzun sorulduğu e-postaya herhangi bir cevap verilmemesi üzerine ... A.Ş. yönetim kurulu 21.10.2021 tarihinde çoğunluk üyeyle toplanarak ... A.Ş.
2020 yılı olağan genel kurul toplantısının 10.12.2021 tarihi saat 12:00'da yapılmasına ilişkin karar almış ve işbu kararda genel kurul gündemini de belirlenmiştir..." denildiğini, Av. ...nun. 19.10.2021 Salı günü saat 09:45'te davacı vekiline bir e-posta gönderdiğini, bu e-postada taslak bir yönetim kurulu kararı olduğunu, ayrıca aynen, "... Bey merhaba, Konuştuğumuz üzere gündem ektedir. Zaten olağan Genel Kurul gündemi, Toplantı tarihi 19 veya 26 Kasım Cuma olabilir.
Uygun mudur sizce?' notu bulunduğunu, öncelikle bu e-posta yönetim kurulu başkanından veya bir yönetim kurulu üyesinden gelen bir e-posta olmadığını,Yönetim Kurulu Başkanının vekili olarak gönderilmiş de olmadığını, herhangi bir vekâlet bilgisi içermediğini, yönetim kurulu toplantısına daveti içeren, yapılacak yönetim kurulu plantısının yerini ve zamanını bildiren herhangi bir ifade de söz konusu olmadığını, yönetim kurulu toplantısına yapılacak bir davetin doğrudan yönetim kurulu üyesine yönetim kurulu başkanı tarafından yapılması gerektiğini,
müvekkilin keşide ettiği ihtarnamelerde müvekkil yönetim kurulu toplantısı yapılmasını defalarca talep ettiğini, yine e-posta yoluyla gönderilen yönetim kurulu karar metni ile TTSG de yayınlanan karar metninin farklı olduğunu, e-posta yoluyla gönderilen metnin gündem maddeleri arasında "Yeni Yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve görev sürelerinin belirlenmesi" yok iken TTSG de yayınlanan gündem maddeleri arasında bu maddede bulunduğunu, dolayısıyla 2020 yılı Olağan Genel Kurulu yapılmasına ilişkin yürürlüğe konulan yönetim kurulu kararı e-posta yoluyla dahi gönderilmiş olmadığını,
yine yönetim kurulu başkanından yönetim kurulu üyesine gönderilmiş herhangi bir ileti söz konusu olmadığını, avukat olarak vekil sıfatıyla ... adına bazı hukuki süreçleri davaları yürütmekte olduğunu, ancak, bu durum kendisinin davacı ...'nun her konuda vekili olduğu,
ona yapılması gereken bildirimlerin kendisine yapılabileceği anlamına gelmediğini, yönetim kurulu toplantısına daveti veya yönetim kurulu üyesi olarak bizzat kendisine yapılması gerektiğini, yönetim kurulu başkanının davacıya gönderdiği ihtarname ile müvekkilin 21.10.2021 tarihli yönetim kurulu toplantısına davet edilmediğinin açıkça kabul edildiğini, dava konusu yönetim kurulu kararında müvekkilin adına yer verilmediğini, katılıp katılmadığına ilişkin dahi yer verilmediğini, yönetim kurulunu hiç toplantıya çağırmadan, yönetim kurulu başkanı baba ile yönetim kurulu üyesi kızı diğer yönetim kurulu üyesini yok sayarak karar aldığını,
dava konusu yönetim kurulu kararında 2020 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı yapılmasına ve genel kurulun gündemine karar verildiğini, yönetim kurulunun iki üyesinin davacı üyeyi dışlayarak karar verdiğini, bu nedenle de dava konusu kararın kanuna açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek, yok hükmünde ve geçersiz dava konusu yönetim kurulu kararının yürütülmesinin dava sonuçlanıncaya kadar geri bırakılmasına ve bunun sonucu olarak dava konusu karara dayalı olarak yapılmak istenen 10.12.2021 tarihli 2020 yılı olağan genel kurul toplantısının yapılmasının tedbiren durdurulmasına, dava konusu ...
A.Ş.'nin 21.10.2021 tarihli, 08 karar no'lu yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yönetim kurulu kararının, kanunda belirtilen usule uygun olarak yapılan çağrının ardından, toplantı yeter sayısının sağlandığı yönetim kurulu toplantısında alındığını, bu kapsamda yönetim kurulu kararı hukuken geçerli olup yoklukla malul olmasını gerektirecek herhangi bir neden bulunmadığını, olağan genel kurul toplantısının yapılmasına ilişkin yönetim kurulu kararından önce gereken tüm hazırlıklar yapıldığını, kanunen hazırlanması gereken mali tablolar ve faaliyet raporu hazırlandığını,
davacının iddialarının aksine yönetim kurulu kararında kar dağıtımının engellenmesine yönelik herhangi bir karar alınmadığını, dolayısıyla genel kurulun yetkisinin gasp edilmediğini, bu nedenle davacının iddiaları maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava konusu yönetim kurulu kararının alındığı toplantıya davet edildiğini, davacı yönetim kurulu toplantısına davet edilmediğini, bu nedenle de kararın yok hükmünde olduğunu iddia ettiğini, ancak davacının bu beyanı asılsız olup kabulünün mümkün olmadığını,
zira davacının vekiline dava konusu kararın alınmasından 2 gün önce elektronik posta gönderilerek dava konusu kararın tek konusu olan Genel Kurul gündemi ile ilgili görüşlerinin sorulduğunu ve davacıya toplantı bilgisi verildiğini, ancak davacı veya vekili yönetim kurulu toplantısına ilişkin elektronik postaya hiçbir cevap vermediğini, yönetim kurulu toplantısına ilişkin elektronik postanın davacı vekili tarafından alındığının dava dilekçesinde ikrar edilmiş olduğunu,
böylece davacının dava konusu yönetim kurulu toplantısı ve içeriği olan Genel Kurul toplantısı gündeminden elektronik posta ile haberdar edildiği hususunda ihtilaf bulunmadığının ortaya konulduğunu, açıklanan nedenlerle davacı, hukuken geçerli bir bildirim ile yönetim kurulu toplantısına davet edilmiş olup aksi yöndeki iddiaların kabulü mümkün olmadığını, kaldı ki davacının dilekçesinde yer verdiği üzere yönetim kurulu kararının TTK m. 390/4 hükmü gereğince toplantı yapılmaksızın ayak divanı şeklinde alınmasının da mümkün olduğunu,
bu kapsamda kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için elektronik posta toplantıya davet olarak kabul edilmese dahi dava konusu genel kurul gündemine ilişkin yönetim kurulu kararı önerisinin elektronik posta ile davacıya gönderilerek görüşü sorulduğu açık olduğundan yönetim kurulu kararının TTK m. 390/4 uyarınca geçerli bir şekilde alındığının kabulünün zorunlu olduğunu, nitekim somut olayda yönetim kurulu karar önerisi tüm üyelere gönderildiğini, davacı veya vekilinin öneriye hiçbir cevap vermemesi üzerine yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun onayı ile karar alındığını,
tüm yönetim kurulu üyelerine sunulan ve üye tam sayısının çoğunluğu tarafından onaylanan yönetim kurulu kararının hukuken geçerli olduğunu, dava konusu yönetim kurulu kararı, davacı toplantıya davet edilmek ve karar hakkında görüşü sorulmak suretiyle alınmış olup kararın alınma sürecinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, dava konusu karar, toplantı yeter sayısının sağlandığı toplantıda oybirliği ile alındığını, bu kapsamda yönetim kurulu kararının kurucu unsurları bulunmakta olup kararın yok hükmünde olduğu iddiası gerçek dışı olduğunu, TTK m. 390 uyarınca yönetim kurulu,
üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve toplantıda bulananların çoğunluğu ile karar alır hükmünü içerdiğini, müvekkil şirketin yönetim kurulu üye sayısı 3 olup esas sözleşmede yönetim kurulu toplantı ve karar nisabına ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığını, bu durumda yönetim kurulunun 2 üye ile toplanıp 2 üyenin olumlu oyuyla karar almasının mümkün olduğunu, dava konusu genel kurul toplantısının yapılmasına dair yönetim kurulu kararı da 2 üyenin katılımıyla yapılan toplantıda oybirliği ile alındığını, toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alındığından hukuka uygun ve geçerli olduğunu,
keza bu karar içerik olarak da herhangi bir hukuka aykırılık barındırmadığını, karar şirketin olağan genel kurul toplantısının yapılmasına ve gündemin belirlenmesine ilişkin olup TTK m. 391 hükmünde yer verilen yönetim kurulu kararının butlanla malul olmasına neden olabilecek herhangi bir hukuka aykırılığın olmadığını, davacının yönetim kurulu kararı ile kar dağıtımının engellendiği, genel kurulun yetkilerinin gasp edildiği yönündeki beyanları mesnetsiz olduğunu, dava dilekçesinde yönetim kurulu kararı ile şirketin kar payı dağıtımının engellendiği,
genel kurulun yetkilerinin gasp edildiğinin ileri sürüldüğünü, ancak dava konusu yönetim kurulu kararının incelenmesiyle de tespit edileceği üzere kararda kar dağıtımıyla ilgili herhangi bir karar bulunmadığını, dolayısıyla yönetim kurulu kararı ile kar dağıtımının engellenmediğini savunarak, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince; "...Davacı ...'nun davalı ... A.Ş.'nin % 9 payına sahip ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu, diğer yönetim kurulu üyelerinin ... ve ... olduğu, yönetim kurulu başkanının ... olduğu, davalı şirketin davaya konu 21.10.2021 tarih, 08 numaralı yönetim kurulu kararının yönetim kurulu başkanı ... ve ... tarafından oy birliği ile alındığı anlaşılmıştır.
Dosyaya ibraz edilen davacı tarafça davalı şirket yönetim kurulu başkanına noter aracılığı ile keşide edilen 01.03.2021 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarname, 18.05.2021 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarname ve 16.08.2021 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarname ve tebliğ mazbataları nazara alındığında; davacı yönetim kurulu üyesinin yönetim kurul toplantı taleplerinin olduğu, bu durumda yönetim kurulunun TTK'nun 390/4.
Maddesi gereğince toplantı yapılmadan, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı karar şeklinde yazılmış önerisi üzerine en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle karar alınamayacağı, ancak yönetim kurulu başkanının toplantıya çağrısı ile toplanabileceği, 21.10.2021 tarihinde yönetim kurulu toplantısı yapılacağına ilişkin yönetim kurulu başkanı tarafından davacıya çağrı yapılmadığı, davacıya bir çağrı yapıldığının davalı tarafça ispatlanamadığı, tarafların vekilinin kabulünde olduğu üzere; davacının vekiline, Av. ...'nun 19.10.2021 Salı günü e-posta gönderdiği,
bu e-postada taslak bir yönetim kurulu kararı olduğu, ayrıca "... Bey merhaba, Konuştuğumuz üzere gündem ektedir. Zaten olağan Genel Kurul gündemi, Toplantı tarihi 19 veya 26 Kasım Cuma olabilir.
Uygun mudur sizce?' notu bulunduğu, bu e-postanın yönetim kurulu başkanından veya bir yönetim kurulu üyesinden gelen bir e-posta olmadığı gibi, yönetim kurulu başkanının vekili olarak gönderilmiş de olmadığı, herhangi bir vekâlet bilgisi içermediği, yönetim kurulu toplantısına daveti içeren, yapılacak yönetim kurulu toplantısının yerini ve zamanını bildirilmediği, yine davetin doğrudan yönetim kurulu üyesine de yapılmadığı, davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde; vekilin, davacıyı yönetim kurulunda temsil ve bu hususta bildirimlerin vekile yapılacağına dair bir ibarenin olmadığı,
yine e-posta yoluyla vekile gönderilen yönetim kurulu karar metni ile ticaret sicil gazetesinde yayınlanan karar metninin farklı olduğu, e-posta yoluyla gönderilen metnin gündem maddeleri arasında yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve görev sürelerinin belirlenmesinin olmadığı ancak alınan kararda gündem maddeleri arasında bu maddenin de bulunduğu, tüm bu sebeplerle davacının yönetim kurulu toplantısına davet edilmediği, iş bu sebeple dava konusu yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğu kanaatine varılmıştır.
Kaldıki TTK'nun 390/4.
Maddesi gereğince toplantı yapılmadan kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı karar şeklinde yazılmış önerisi üzerine en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle karar alınabileceğinin düşünülmesi halinde dahi; aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması gerektiği, yukarıda açıklandığı üzere davacıya yapılan bir önerinin bulunmadığı, e-postanın yönetim kurulu başkanından veya bir yönetim kurulu üyesinden gelen bir e-posta olmadığı gibi yönetim kurulu başkanı veya yönetim kurulu üyesinin vekili olarak gönderilmiş de olmadığı, herhangi bir vekâlet bilgisi içermediği,
önerinin doğrudan yönetim kurulu üyesine de yapılmadığı, davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde; vekilin, davacıyı yönetim kurulunda temsil ve bu hususta bildirimlerin vekile yapılacağına dair bir ibarenin olmadığı, yine e-posta yoluyla vekile gönderilen yönetim kurulu karar metni ile ticaret sicil gazetesinde yayınlanan karar metninin farklı olduğu, tüm bu sebeplerle davacıya yapılmış bir öneri bulunmadığı, iş bu sebeplede davacının davasında haklı olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/13709 Esas, 2018/6884 Karar sayılı kararında"...
Dava, 31.10.2014 tarihli davalı anonim şirket genel kurulunda alınan 3 ve 5 no'lu kararların iptali ve bu kararların alındığı genel kurulun toplanmasına ilişkin yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir... yönetim kurulu üyesi davacı'nın bu toplantıdan haberdar edildiğine dair bir delil bulunmamaktadır.
TTK 390/4. maddesi gereğince, üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararları kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı karar şeklinde yazılmış önerisine en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle verilebilir.
Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartıdır.'.. bu hükmüne göre çağrısız yönetim kurulu toplantısı yapılması mümkün ise de, önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılması alınacak kararın geçerlilik şartıdır.
Bu durumda, mahkemece, ...'nın 390/4 ve 392/7. maddeleri gereğince geçersiz yönetim kurulu kararına dayalı olan ve ...'nın 416. maddesi uyarınca toplanmadığı da sabit bulunan davalı Şirket'in 31.10.2014 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan kararların da geçersiz olduğunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken,..." denildiği,
yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/1112 Esas, 2019/6571 Karar sayılı ilamında "....6102 sayılı TTK'nın "Yönetim Kurulu Toplantıları" başlıklı 390. maddesinde "Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. Bu kural yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanır.
Yönetim kurulu üyeleri birbirlerini temsilen oy veremeyecekleri gibi, toplantılara vekil aracılığıyla da katılamazlar. Oylar eşit olduğu takdirde o konu gelecek toplantıya bırakılır. İkinci toplantıda da eşitlik olursa söz konusu öneri reddedilmiş sayılır.
Üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararları, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartıdır.
Onayların aynı kâğıtta bulunması şart değildir; ancak onay imzalarının bulunduğu kâğıtların tümünün yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirilmesi kararın geçerliliği için gereklidir. Kararların geçerliliği yazılıp imza edilmiş olmalarına bağlıdır. " hükmü düzenlenmiştir....
15.2.2013 tarihli yönetim kurulu kararı incelenerek, TTK'nın 390. maddesinde belirtilen usul ile ve ayrıca toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak alınıp alınmadığı tespit edilip, 5 kişilik yönetim kurulunun 2 kişi ile toplantı yapılmaksızın karar alındığının anlaşılması halinde alınan kararın yok hükmünde olduğu, bu nedenle işbu karara dayalı olarak yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların da yok hükmünde olacağının gözetilmesi gerekir.
Ancak bunun tek istisnası çağrısız genel kurul toplantısı ise de o toplantıda ortakların tümünün toplantıya katılıp, toplantının yapılmasına herhangi bir itirazlarının bulunmaması ve toplantı sonuna kadar da hazır bulunmaları gerekir. Oysa davacı tarafından ibraz edilen "Genel Kurul Talimat Bilgi Formu" başlıklı belgeden genel kurul toplantısının TTK'nın 416.
Maddesindeki çağrısız genel kurul yapılması usulüne de uygun yapılmadığının sabit olması karşısında bütün bu yönler değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken anılan hususlar göz önünde bulundurulmaksızın yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..."denildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/4941 Esas, 2020/2973 Karar sayılı kararında "....
Davacı vekili; müvekkili şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi bulunduğu davalı şirketin yönetim kurulunu müvekkiline çağrı yapmadan topladığı, toplantıda alınan sermaye artırımına ilişkin 26/04/2016 tarih ve 33 numaralı yönetim kurulu kararının geçersiz olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının toplantıya telefonla çağrıldığını,.... dosya kapsamına göre; davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olan davacının yönetim kurulu toplantısına çağırıldığının kanıtlanamadığı, yönetim kurulu toplantısına çağrının usulsüz yapıldığı, davaya konu 26/04/2016 tarih ve 33 numaralı yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir....davalı şirket, davacıya toplantı için çağrı yapıldığını ve TTK'nın 390. maddesine göre önerinin davacı dahil tüm üyelere yapıldığını ispat edemediğinden ..." denildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/3129 Esas, 2016/804 Karar sayılı kararında "...
Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.12.2014 tarih ve 2013/673- 2014/567 sayılı kararın Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortakları olduklarını, davalı şirketin yönetim kurulunun beş üyeden oluştuğunu, müvekkillerinden ...'ın şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, müvekkili ...'ın 02.04.2013 tarihli ihtar ile diğer yönetim kurulu üyelerini 11.04.2013 tarihinde şirket merkezinde yapılacak yönetim kurulu toplantısına davet ettiğini, ... anonim şirketlerde yönetim kurulunu toplantıya davet yetkisinin açıkça yönetim kurulu başkanına verildiği,
bu yetkinin emredici nitelikte olduğu, somut olayda butlanla sakat olduğu belirtilen kararların alındığı yönetim kurulu toplantılarının ise yönetim kurulu başkanının daveti üzerine değil, toplantıya davet yetkisi olmayan üyelerin daveti üzerine yapıldığı, bu hususun anonim şirketin temel yapısına uymadığı ve TTK'nın 391/1-b maddesi uyarınca alınan bu yönetim kurulu kararlarının butlanı sonucunu doğurduğu,.." şeklinde olduğu,
tüm bu açıklamalar ve Yargıtay kararları nazara alındığında davaya konu 21/10/2021 tarih, 08 karar nolu davalı şirkete ait yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğu..." gerekçesiyle Dava konusu 21/10/2021 tarih, 08 karar nolu davalı şirkete ait yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Av. ...'nun yönetim kurulu başkanı, ...ın ve Av. ...'nın ise davacının vekili olduğunu, gerekçeli kararda söz edilen ihtarnamelerin tamamının Av. ... tarafından keşide edildiğini, Av. ...'ya 19/10/2021 tarihinde gönderilen e-postanın geçerli bir davet ve öneri olarak kabul edilmesi gerektiğini, dava konusu yönetim kurulu kararının, kanunda belirtilen usule uygun olarak yapılan çağrının ve önerinin ardından alındığını, kurucu unsurlarının tam ve geçerli bir karar olduğunu,
yönetim kurulu kararına ilişkin bildirime herhangi bir cevap vermeyen davacının yokluk iddiasında bulunmasının kötü niyetli olduğunu, yönetim kurulu kararının tek konusunun olağan genel kurul gündemi olduğunu, davacının dava konusu yönetim kurulu kararının alındığı toplantıya davet edildiğini ve karara ilişkin görüşünün istendiğini, davacının bu genel kurula da katılmadığını, davacı veya vekilinin yönetim kurulu kararına ilişkin bildirime toplantı yapılması istemi içeren bir cevap da vermediğini, davacının dava konusu yönetim kurumu kararına ilişkin elektronik postayı adeta yok saydığını,
olumlu veya olumsuz ya da toplantı yapılmasına ilişkin herhangi bir cevap vermediğini, davacı veya vekilinin e-postaya herhangi bir cevap vermeyin ardından bu hususu yokluk gerekçesi olarak ileri sürmesinin açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacı tarafından önceki tarihlerde keşide edilen ihtarnamelerin, dava konusu yönetim kurulu kararı bakımından toplantı yapılma talebi olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, söz konusu ihtarnamelerin dava konusu yönetim kurulu kararından aylar önce gönderildiğini, toplantı yapılması talep edilen konuların dava konusu karar ile ilgili olmadığını,
bu durumda davacının toplantı yapılmasını talep ettiğinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, kararın TTK m. 390/4 hükmüne uygun olarak alındığını, diğer üyelerin ihtilaflı olan ve şirkete karşı davalar açan yönetim kurulu üyesinin toplantıya davet edilmesinin kararı hukuka aykırı kılmayacağını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 21.10.2021 tarihli yönetim kurulu kararının butlanla geçersiz olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Anonim şirket yönetim kurulu toplantısına çağrı için TTK'da belirli bir usul öngörülmediği, önemli olanın tüm üyelerin toplantıdan haberdar edilmesi olduğu, üyelerin toplantıya katılma ve görüşlerini bildirme hak ve ödevlerinin bulunduğu, yönetim kurulu üyesinin bilgisi olmaksızın yapılan toplantıya karşı dava açma hakkının bulunduğu, toplantı ve karar nisaplarının sağlansa dahi nisapların varlığından önce toplantının usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığı tespiti önem arz etmektedir ( Yargıtay 11. HD'nin 2022/5225- 9637 E.-K. Sayılı ve 29.12.2022 tarihli ilamı).
Mahkemece, her ne kadar, yönetim kurulu başkanı tarafından davacıya çağrı yapılmadığı, davacıya bir çağrı yapıldığının davalı tarafça ispatlanamadığı, davacı vekilinin de kabulünde olduğu üzere; davacının vekiline gelen e-postanın yönetim kurulu başkanından veya bir yönetim kurulu üyesinden gelen bir e-posta olmadığı gibi, yönetim kurulu başkanının vekili olarak gönderilmiş de olmadığı, herhangi bir vekâlet bilgisi içermediği, yönetim kurulu toplantısına daveti içeren, yapılacak yönetim kurulu toplantısının yerini ve zamanını bildirilmediği, yine davetin doğrudan yönetim kurulu üyesine de yapılmadığı,
davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde vekilin, davacıyı yönetim kurulunda temsil ve bu hususta bildirimlerin vekile yapılacağına dair bir ibarenin olmadığı, yine e-posta yoluyla vekile gönderilen yönetim kurulu karar metni ile ticaret sicil gazetesinde yayınlanan karar metninin farklı olduğu, e-posta yoluyla gönderilen metnin gündem maddeleri arasında yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve görev sürelerinin belirlenmesinin olmadığı ancak alınan kararda gündem maddeleri arasında bu maddenin de bulunduğu, tüm bu sebeplerle davacının yönetim kurulu toplantısına davet edilmediği,
iş bu sebeple dava konusu yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğu kanaatine varılmış ise de; yönetim kurulu toplantılarına çağrının şekle bağlı olmadığı, çağrının toplantıdan haberdar olunmasını sağlayacak ve uyuşmazlık hâlinde ispatlanabilecek bir biçimde yapılmasının yeterli olduğu, çağrı için telefon, telgraf, e-posta, mektup, noter, hazır bulunan üyeye sözlü olarak söyleme gibi araçların kullanılmasının ispata ilişkin bir husus olduğu,
dosya kapsamına göre davacı tarafça davalı şirket yönetim kurulu başkanına noter aracılığı ile gönderilen 01.03.2021, 18.05.2021 ve 16.08.2021 tarihli ihtarnameleri keşide edenin eldeki davada da davacıyı temsil eden Av. ... olduğu, yani anılan vekilin söz konusu süreçten uzun süredir haberdar olduğu,
bu sebeple davalı tarafça anılan vekile e-posta yoluyla yapılan bildirimin her konuda vekili olmadığı ve davacıyı şirket yönetim kurulunda temsile yetkisinin olmadığı gerekçesiyle geçersiz sayılmasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı anlaşılmakla, mahkemece çağrının usule uygun yapıldığı gerekçesiyle davanın reddi yerine yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamış,
ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı da anlaşıldığından Dairemizce davanın esası hakkında HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıda yazılı şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/622, K. 2024/1792, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama