KÜNYE
T.C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2025
- Esas no
- 2025/257
- Karar no
- 2025/396
- İncelenen kararın mahkemesi
- KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/12/2024
- Esas no
- 2023/755
- Karar no
- 2024/1103
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 20/02/2025
- Yazım tarihi
- 20/02/2025
Karar Metni
2.674 kelime·13 dk okuma·4 bölüm
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 05/12/2024 tarih ve 2023/755 E - 2024/1103 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalı ... Limited Şirketi ve vekili... tarafından müvekkiline aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapıldığını ve takipte örnek 10 icra ödeme emri ile müvekkili aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi ...
E. Sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını ancak takibe konu çeklerin konusu borcun hiç oluşmamasına karşın haksız şekilde takip yapıldığını, söz konusu çeklere ilişkin ödenen tutarların yeniden müvekkiline yüklenmesi sonucu işbu dava ile müvekkilinin yapmış olduğu ödemelerin ve takibe konu borcu olmadığının tespiti gerektiğini, müvekkili ile davalı şirket 3 adet araç alımı üzerine sözlü olarak anlaşıldığını, araçların bedeli karşılığında 31.07.2017 günlü ... seri no lu 45.000,00 TL bedelli,
30/09/2017 günlü ... seri no lu 60.000,00 TL bedelli ve 31/08/2017 günlü ... seri no lu 45.000,00 TL bedelli üç adet çek müvekkili tarafından davalı şirkete verildiğini, müvekkilinin almış olduğu araçlarda bazı bakımların ve araç muayenelerinin ekik olduğunu fark etmiş olup, gerekli bakım ve muayeneleri yaptırdığını, ancak daha sonra davalı şirket hiçbir sebep göstermeksizin araçları satmaktan vazgeçtiklerini beyan ederek,
araçları müvekkilinden geri teslim aldığını, davalı şirketin vazgeçmesi üzerine müvekkiline vermiş olduğu çekleri geri istemiş ancak davalı taraf çekleri kullandıklarını beyan ederek çekleri geri teslim etmediğini, davalı ...
Limited Şirketi'nce kötü niyetli olarak çeklerin müvekkiline teslim edilmediğini, çeklerin davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak icraya verildiğini, icra takibi kesinleşmiş müvekkiline ait ...plakalı ve ... plakalı taşınırlar üzerine haciz koyulduğunu, müvekkiline ait olan Kayseri İli, ... İlçesi, ...
Mah. ada:..., parsel:...olan taşınmaz hakkında haciz ve satış kararı çıkarıldığını, davalı taraf şirket olması nedeniyle şirket bünyesinde yapmış oldukları işlemlere ilişkin bilgileri tutmakla yükümlü oldukları ticari defterlere kayıt etme zorunlulukları bulunduğunu, davalı tarafın, ticari defterlerinin kontrol edilmesi durumunda davacı müvekkili ile aralarında herhangi bir ticari veya başkaca bir ilişki bulunmadığı ve müvekkiline ait olan çeklerin haksız bir şekilde davalı şirketin elinde bulunduğu ve ticari defterlerinde kaydı olmadığı görüleceğinin, davalı şirketin hukuka aykırı ve mesnetsiz bir şekilde takibe geçtiğini, davalı ...
Limited Şirketi ve vekili... çekleri icraya koymak suretiyle hiç var olmayan bir alacağı haksız bir şekilde tahsil etmeye çalıştığını, arz ve izah edilen sebepler çerçevesinde müvekkilinin borcun tamamını kapatmış bulunması ve alacaklının söz konusu çekleri kötü niyetli olarak iade etmemesinden kaynaklı,
kötü niyeti ortada olan alacaklı davalının başlatmış olduğu takibin müvekkilinin daha fazla mağdur olmaması ve ileride telafisi mümkün olmayacak zararların meydana gelmemesi için mahkemece öncelikle ve evrak üzerinde yapılacak inceleme ile teminatsız olarak takibin borçlu olarak müvekkili yönünden durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesi mahkeme aksi kanaatte ise gösterilecek teminat mukabilinde takibin dava sonuna kadar durdurulmasına,
devamında ise haklı davanın kabulünü, yapılacak yargılama neticesinde menfi tespit davamızın kabulü ile çeklerin ve takibin iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Menfi tespit davasında ispat yükü, davacı borçlunun, taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi inkar etmesi halinde davalı alacaklıya düştüğünü, ancak davacı borçlunun hukuki ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukuki ilişkinin geçersiz olduğunu veya alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü davacı borçluya düşeceğini, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (mesela borcu) sadece inkar etmekle yetinmekte ise,
yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşeceğini, çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşeceğini, (HMK. md. 190. TMK. md. 6).
Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukuki ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK'nın 6. maddesi gereğince davacıya düşeceğini, davaya konu olayda davacı borçlu dava dilekçesinde taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi inkar etmemiş kabul ettiğini, borcun tamamını kapatmış bulunmasına rağmen çeklerin iade edilmediğini iddia ettiğini, bu kapsamda davaya konu çeklerin ödeme,
ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu yazılı delille ispat külfeti davacı borçluya ait olduğunu, davacı borçlu tarafından dosyaya sunulan bir ödeme veya ibra belgesi bulunmadığını, davaya konu alacağın kaynağı kambiyo senedi vasfında bulunan 3 adet çektir. Kıymetli evrak, kendisine bağlı olan hakkı temsil eden senetlerdir.
Mücerretlik ilkesi gereği; borcun sebepten soyut olduğu evraklar olup kıymetli evrakın doğumuna neden olan ilişkideki bir aksaklık ya da bozukluk, kıymetli evrakın geçerliliğini etkilemez. Şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmiş ve tedavüle çıkmış olan bir çek sebebiyle davacının borçlu olmadığına yönelik itirazları yani ödeme yapıldığına dair itirazları ancak ve ancak yazılı delillerle ispat edilebilir. Emsal içtihatlar şöyledir:(T.C. YARGITAY 13.H.D.
24.01.2011 Tarih ve 2010/10178 E. 2011/625 K.)"Diğer bir deyişle alacaklının senede dayanması halinde (çek, bono vs.) borçlu olmadığının ispat yükü davacıdadır.
Davacı aynı nitelikte bir delil ile borçlu olmadığını kanıtlamalıdır." Davacı borçlu hakkında icra takibi 16.01.2019 tarihinde başlatılmış olup davacı borçlunun 4,5 yıldır tüm mal varlığına haciz konulmasına rağmen borçlu olmadığını iddia etmezken 4,5 yıl sonra böyle bir dava açmış olması da bariz kötü niyetli olduğunun kanıtıdır.
Tüm bu nedenlerden dolayı davacı borçlunun haksız ve hukuka aykırı davasının reddi ile yasa ve usule aykırı açılan iş bu dava nedeniyle davacı borçlunun alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep ettiklerini, cevap dilekçelerinin kabulü ile davanın reddine, davacı borçlunun alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK'nun 222. maddesinde düzenlenmiş olup 7251 sayılı Yasa ile değişik 6100 sayılı Kanun'un 222. maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Aynı Kanun'un 222. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222/5. maddesi uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticarî defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hâllerde uygulanacaktır.
Ayrıca ticarî defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır.
Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK'nun belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır.
Bu çerçevede HMK'nun 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK'nun 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).
Yine yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre kambiyo senetlerinin ticari defterlere kaydı zorunlu değildir. Kambiyo senedinin ticari defterlere kaydedilmemiş olması onu hükümden düşürmez. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişki kambiyo senedi niteliğindeki sebepten mücerret bağımsız borç ikrarını içeren çekten kaynaklanmaktadır.
Kural olarak çek ödeme aracı olup, davacı çek nedeniyle borçlu olmadığını ispat yükü altında olup, bu kapsamda eldeki uyuşmazlıkta; çek nedeniyle borçlu olmadığını ispat edemediği değerlendirilmektedir. Çekin bir ödeme aracı olması olması ve ticari defterlere kayıt zorunluluğu bulunmaması karşısında davacının davasının reddine karar verilmiştir. Yemine ilişkin meselenin değerlendirilmesi.
Dosya kapsamına göre, davacı tarafından yemin deliline dayanılmış olması nedeni ile davacı tarafa, davalıya yemin teklif edip etmeyeceğini bildirmesi, yemin teklif edecekse yemin metnini sunması için kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı takdirde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı davacı vekiline usulünce ihtar edilmiştir. Davacı tarafından kesin süre içinde bu konuda beyanda bulunmamış ve yemin metni sunulmamıştır.
Bu durumda davacının yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmıştır. Kötüniyet tazminatına ilişkin meselenin değerlendirilmesi. İİK'nun 72/4. maddesinde "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır.
Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." şeklinde ve İİK'nun 72/5. maddesinde "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Bu yasal düzenleme doğrultusunda davacı yönünden dava davalı alacaklı lehine sonuçlandığı, mahkememizce 16/08/2023 tarihli ara kararı ile icra veznesine girecek paranın takip alacaklısına ödenmemesine dair ihtiyati tedbir kararı verildiği ve infaz edildiği, bu nedenle davalı alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararları nedeniyle tazminat isteminde haklı olduğu değerlendirilerek İİK'nun 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilmiştir.
DAVANIN REDDİNE, İİK'nun 72/4 md. Uyarınca 188.088,49 TL 'nin %20'si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Müvekkil ile davalı şirket arasında 3 adet araç alımı üzerine sözlü olarak anlaşıldığını ve 31.07.2017 günlü ... seri numaralı 45.000,00 TL bedelli, 30.09.2017 günlü ...seri numaralı 60.000,00 TL bedelli, 31.08.2027 günlü ... seri numaralı 45.000,00 TL bedelli üç adet şahıs çeki müvekkil tarafından davalı şirkete verildiğini, müvekkil araçları teslim aldığını, gerekli bakım ve eksiklikleri giderdiğini, ancak davalı ticaretten vazgeçtiğini belirterek araçları geri aldığını, müvekkil ise vermiş olduğu çekleri defaatle iadesini talep etmişse de davalı şirket çekleri bir türlü iade etmediğini, akabinde ise Kayseri Genel İcra Dairesi ...
E. Sayılı dosya ile müvekkil aleyhine takibe geçtiğini, davalı şirketin hakkı olmayan bir alacağı tahsil etmeye çalıştığı açıkça ortada olup, müvekkilin borçlu olmadığının tespiti talep edildiğini, öncelikle müvekkilin ticari defter ve belgeleri sunmadığı gerekçesine dayanılmışsa da dava konusu çekler şahıs çekleri olup, müvekkilin işbu çekleri işleyebileceği herhangi bir defter veya belge bulunmadığını, davalı şirkete ait ticari defterler üzerinde inceleme yapıldığında dava konusu çeklerin defterlerde kaydı olmadığı görüldüğünü, davalı şirket ticari iş niteliğindeki araç alım satımı karşılığında çek almasını defterlerine kaydetmediğini,
davalının söz konusu çekleri haksız bir şekilde elinde bulundurduğu bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, ilk derece mahkemesince kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğu ve ticari defterlere kaydının zorunlu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de söz konusu değerlendirme hatalı olduğunu, ispat yükü yerine getirilmek adına davalının ticari defter ve kayıtlarına dayanıldığını, uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebileceğini, taraflardan biri tacir olmasa dahi,
tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirteceğini, ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacağını, tüm bu düzenlemelere rağmen davalının defterlerinde açıkça kaydı bulunmayan çekler yönünden davanın reddi kararı kabul edilemeyeceğini, nitekim senet bir ödeme aracı olup, belirli bir alacak veya borç ilişkisinin varlığını gösteren bir belge olduğunu, her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu,
borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğunu, davalı şirketin ise şirket nam ve hesabına yazılan çekleri neden ve nasıl aldığını açıklaması gerektiğini, her tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tespit etmek amacıyla, işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri tutmakla yükümlü olduğunu, kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılacağını,
davalının ticari defterlerine kaydetmemiş olduğu çekler aleyhine delil teşkil ettiğini, tüm bu izahat neticesinde müvekkilin borçlu olmadığının tespitini sağlamak amacıyla kararın düzeltilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, verilen karar yasaya aykırılık teşkil ettiğini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/755 E. 2024/1103 K. sayılı kararın kaldırılması için işbu dilekçemiz ile istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğumuz hasıl olduğunu, istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına,
davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle.
Menfi tespit davasında ispat yükü, davacı borçlunun, taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi inkar etmesi halinde davalı alacaklıya düşeceğini, ancak davacı borçlunun hukuki ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukuki ilişkinin geçersiz olduğunu veya alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü davacı borçluya düşeceğini, davacı tarafın davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiği takdirde davalı ile hiçbir hukuki ticari ilişkisinin bulunmadığının tespit edileceğine dair beyanı hukuki mesnetten yoksun olduğunu,
zira Yargıtayın yerleşmiş içtihatları uyarınca kambiyo senetlerinin ticari deftere kaydedilmemiş bulunması kambiyo senedinden doğan hakların kullanılmasına mani olmayacağını, istinafa cevap dilekçesinin kabulü ile davacı borçlunun istinaf başvurusunun reddine, yargılama gider ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dava, kambiyo senedine mahsus ilamsız icra takibi kapsamında menfi tespit talebine ilişkindir.
Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, davacının takibe konu çeklerden borçlu olmadığını yeterli ve kesin delillerle ispat edememesi nedeniyle davanın reddine ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Anayasa Mahkemesinin 2023/182 esas-2024/203 karar sayılı,04/12/2024 tarihli ve Resmi Gazetenin ... tarihli ... sayılı sayısında yayımlanan kararıyla, 6100 sayılı HMK na 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı kanunun 44. Md ile eklenen ek 1. Maddesinin (2) numaralı fıkrasında yeralan "...341 inci ve 362 inci..." ibaresi ile "....362 inci..." ibaresinden sonra gelen "...ve..." kelimelerinin Anayasa aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiş olması, Danıştay 12. Dairesinin emsal 2021/6033 esas-2021/5638 karar sayılı içtihadı ve yerleşmiş istikrarlı içtihatları ile Anayasanın 153.
Maddesinde yer alan Anayasa mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm birlikte gözetildiğinde.
Her ne kadar işbu iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmişse de, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edecek olması nedeniyle, dairemizce verilen işbu istinaf karar ilamı yönünden dava tarihindeki kesinlik/temyiz sınırı dikkate alınmış ve bu sebeple de Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/257, K. 2025/396, 20 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama