KÜNYE
T.C. Sakarya Bam 3. Hukuk Dairesi T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2025
- Esas no
- 2025/1682
- Karar no
- 2025/2075
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/05/2025
- Numarası
- 2022/685 Esas - 2025/276 Karar
- Başvuran davalılar
- 1-... - ...
Karar Metni
1.659 kelime·8 dk okuma·10 bölüm
2-... - ...
VEKİLİ
Av. ... ...
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : ...
VEKİLLERİ
Av. ... ... Av. ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ
Av. ... ...
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle)
BAŞVURU TARİHİ : 23.05.2025 - 28.05.2025
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 06.10.2025
KARAR TARİHİ : 19.11.2025
YAZIM TARİHİ : 20.11.2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın davacıya çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda 54 ... 969 Plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davalılardan ... T.C.'li ...'ın 54 ... 969 plaka sayılı aracın sürücüsü, ... T.C.'li ...'ın ise aracın sahibi olduğunu, kazaya karışan 54 ...
725 plakalı aracın ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi yaptırıldığını, ...nin poliçe limiti ile araç sürücüsünün kusuru oranında maddi zarardan sorumlu olduğunu belirterek, HMK md. 107'ye göre tahkikat sonucunda alacağının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere 400,00 TL geçici iş göremezlik, 400,00 TL kalıcı sakatlık,
200,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 14.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte sigorta şirketi açısından poliçe teminat limitleri ile sınırlı olarak tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, 30.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan, kaza tarihi olan 14.09.2021 itibaren işleyecek yasal faizi ile alınıp tarafına verilmesini talep etmiş;
yargılama sırasında taleplerini, geçici iş göremezlik tazminatı için 34.334,44 TL TL, sürekli iş göremezlik tazminatı için 152.073,70 TL ve bakıcı gideri için 10.851,75 TL olmak üzere toplam 197.259,89 TL'ye artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını; sigortalı araç sürücüsünün işbu dava konusu kazanın oluşumunda bir kusuru bulunmadığını; geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı belirsiz alacak olarak talep edilemeyeceğini; müvekkili şirketin hiçbir iş göremezlik tazminatı talebinden, geçici bakıcı masrafından ve tedavi giderinden poliçe gereği sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından, maddi tazminat davasının kabulü ile. 34.334,44.-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 152.073,70.-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 10.851,75.-TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 197.259,89.-TL maddi tazminatın davalı ... şirketinden temerrüt tarihi olan 03.06.2022 tarihinden itibaren, davalılar ... (T.C. K. No: ...) ve ...'dan (T.C.
K. No: ...) olay tarihi olan 14.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu tutulmasına. Manevi tazminat davasının kabulü ile, 30.000,00 TL'nin davalılar ... (T.C. K. No: ...) ve ...'dan (T.C.
K. No: ...) olay tarihi olan 14.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı ... vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesince taleple bağlılık kuralına uyulmadan karar verildiğini, kararın öncelikle bu yönüyle kaldırılması gerektiğini, davacı tarafça yargılama esnasında 09.12.2024 tarihli ıslah ve harç tamamlama dilekçesi adı altında dosyaya taleplerinin artırır beyan dilekçesini sunulduğunu, ancak daha sonra yine davacı vekilince 25.02.2025 tarihinde ikinci bir ıslah ve harç tamamlama dilekçesi sunulduğunu ikinci ıslah ve harç tamamlamanın bir geçerliliği olmaması gerekirken yerel mahkemenin bu hususa dikkat etmeden karar verdiğini, kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu,
davacının dava konusu kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından herhangi bir inceleme yapılmadığını, davalı şoföre atfedilen kusur oranının da hatalı olduğunu, dava konusu olayda davacının asli kusurlu olduğunu, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı taleplerinde SGK'nın sorumlu olması nedeniyle taleplerin reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan aktürya raporunda hatalar bulunduğunu ve buna ilişkin itirazlarının mahkemece değerlendirilmeden hüküm kurulmasının da hatalı bir karar verilmesine sebep olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu,
istinaf incelemesi neticesinde ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacının davalı şirkete, erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmeliğe uygun düzenlenmiş bir rapor sunmadan eksik evrak ile başvuru yapması nedeniyle davalı şirketin temerrüde düşmesinin söz konusu olmadığını, tazminat hesabının yapılabilmesi için maluliyet oranının belirlenmesinin zorunlu olduğunu, yasa ve Yargıtay Kararları uyarınca da,
engel oranı hususunda bilimsel ve teknik görüşlerini mahkemelere bildirmekle görevli olarak kılınmış olan en yetkili kurumun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu olduğunu dolayısıyla Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu dışında alınan raporlara itibar edilmemesi gerektiğini, mahkemece öncelikle buna yönelik rapor alınması gerektiğini, dosyaya sunulan sağlık kurulu raporunda uzman hekim değerlendirmesinin dahi mevcut olmadığını, bu nedenle hükme esas alınan raporun kabulünün mümkün olmadığını, kusur oranı değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, davalı şirketin hiçbir iş göremezlik tazminatı talebinden, geçici bakıcı masrafı,
tedavi masrafı ve sair giderlerinden poliçe gereği sorumlu olmadığını, bu taleplerden sgk'nın sorumlu olduğunu, bunun yanı sıra geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerinin belirsiz alacak olarak talep edilemeyeceğini, davacının hastanede kaldığı günlerin mahkemece tespit edilerek bakıcı gideri hesaplamasından düşülmesi gerektiğini, ayrıca bakıcı gideri tazminatında mağdurun aile içi dayanışmadan yararlanacağı dikkate alınarak hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, faiz başlangıç tarihininin de hatalı olduğunu ve ,
sorumluluğu ve davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer dosya kapsamında hesaplama yapılacak ise %1,8 teknik faizli peşin değer hesabı ile yapılması gerektiğini, eksik ve hatalı inceleme ile verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, 14.09.2021 tarihinde, davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın çarpışması sonucunda, yaya olan davacı yaralanmıştır.
Dava dilekçesine göre, dava 6100 sayılı HMK'nın 107.maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Bu nedenle, davacı vekilinin 09.12.2024 tarihli dilekçesi talep artırım, 25.02.2025 tarihli dilekçesi ise ıslah dilekçesi olup mahkemece ıslah dilekçesine göre karar verilmesinde ve davacının tüm taleplerini belirsiz alacak davası olarak istemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalılar vekillerinin bu hususlardaki istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.
Kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında, hem davacı yayaya hem davalı sürücüye kural ihlali verilmiştir. Mahkemece Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda da davacı yayanın %30, davalı sürücünün %70 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Kaza tespit tutanağı ile uyumlu ATK raporunun hükme esas alınması yerinde bulunduğundan davalılar vekillerinin kusura yönelik istinaf istemlerinin de reddi gerekmiştir.
Davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan rapor kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiğinden davalılar vekillerinin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir.
6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmet bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri; trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi, özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir.
SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 3.11.2021 tarih, 2021/5840 esas, 2021/8118 karar sayılı kararı da bu yöndedir. Geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri kapsamında olmadığından anılan tutar bakımından ve bakıcı gideri bakımından davalıların sorumluluğuna gidilmiş olması da yerindedir.
Davalılar vekillerinin bu husustaki istinaf isteminin de reddi gerekmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun Yargıtay güncel içtihatlarına uygun şekilde TRH2010 yaşam tablosu esas alınarak progresif rant yöntemine göre düzenlendiği, hesaplamanın, özellikle bakıcı gideri hesabının brüt asgari ücret üzerinden yapılmasının yerinde olduğu, davalı ... şirketine usulüne uygun başvuru yapılmasına göre belirlenen temerrüt tarihinin de doğru olduğu anlaşıldığından davalılar vekillerinin bu hususlardaki istinaf istemlerinin de reddi gerekmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi uyarınca bedensel bütünlüğü zedelenen kimse manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bu tutar adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda; olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaşı, yaralanma derecesi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, hükmedilen manevi tazminatın olaya ve hakkaniyete uygun düştüğü kanaatine ulaşılmıştır. Davalılar ... ve ... vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf istemlerinin de reddi gerekmiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1682, K. 2025/2075, 19 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama