KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2025
- T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/458 - 2025/1042
- Dosya no
- 2025/458
- Karar no
- 2025/1042
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/01/2025 tarihli ara karar
- Numarası
- 2025/51 Esas
- Davacı
- ......
- Vekili
- ......
- Davalı
- ......
Karar Metni
1.463 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
:...... VEKİLİ :......
DAVA : Tazminat
TALEP
İhtiyati Haciz
DAVA TARİHİ : 27/01/2025
KARAR TARİHİ : 28/05/2025
KR. YAZIM TARİHİ : 28/05/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın, davalı taraf ile kurmuş olduğu ticari ilişki kapsamında içecek kutulamakta kullanılan ürünlerini davalı tarafın deposunda muhafaza etmeye başladığını, müvekkili firmanın bu anlaşma gereğince ödemekle mükellef olduğu depolama bedelini eksiksiz şekilde ifade ettiğini,
müvekkilinin her ne kadar kendisine yükletilen edimi eksiksiz şekilde yerine getirmişse de davalı firmaya teslim edilmiş kutuların davalı firmanın kusurlu ve ihmali davranışları neticesinde hem taşıma esnasında fiziki olarak zarar görüp dolum makinelerinde kullanılamayacak hale geldiği hem de açık alanda depolama sebebiyle ürünlerin yağmur suyuna maruz kaldığını, bu sebeple yağmur suyuna maruz kalan ürünlerin bir çoğunda küf oluşumu gerçekleştiğini, böylece söz konusu ürünlerin kullanımının imkansız hale gelmesine neden olunduğunu,
şekil olarak deformasyona uğrayan ürünlerin hiçbir şekilde dolum makinelerine yerleştirilmesi ve kullanılmasının mümkün olmadığını, bu açıdan söz konusu kutuların artık kullanılamaz nitelikte olduğunu belirterek, müvekkilinin zarara uğramaması ve davalıların mal kaçırma riskine karşılık öncelikli olarak teminatsız şekilde, mahkeme aksi kanaatteyse mahkemenin uygun göreceği teminat bedeli karşılığında ihtiyati haciz talebinin kabulüne,
davalı şirketin edimlerini yerine getirmemesi sebebi müvekkili firmaya ait olan ve kullanılamaz hale gelen kutuların bedelinin tazmini için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla kısmi olarak şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari işlere uygulanan reeskont avans faiziyle davalı şirketten tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine,
müvekkili şirket tarafından davalı şirkete ödenmiş olan ve faturayla da sabit olan hizmet bedelinin söz konusu hizmetin gereği gibi ifa edilmemiş olması sebebiyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla kısmi dava olarak şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari işlere uygulanan reeskont avans faiziyle davalı şirketten tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; "...İhtiyati haciz talebinin REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; celp edilen evraklardan taleplerinin haklılığı ve davalı firmanın mağduriyetinin açıkça ortaya konulduğunu, dava dilekçesinde mahkemeye açıklamış oldukları hususlar ve sunmuş oldukları deliller doğrultusunda;
davalı tarafın borcundan ve söz konusu borcu ödemekten imtina etmesinden dolayı alacaklı konumundaki davacının hakkını ihlal eden işlemlerde bulunulduğu söz konusu eylemlerde davalı firmanın açık ihmal ve kusurunun bulunduğunun açıkça ortada olduğunu, davalının ödemekten imtina edişinin halen vaki olduğundan dolayı davacının ticari zararının halen sürmekte olduğunu, bu sebeple davacı şirketin halihazırda sürecin uzamasından kaynaklanan zararlarına yenilerinin eklenmemesi adına ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiğini belirterek;
istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kanun hükmünden ve mahkemenin 27.01.2025 tarihli ara kararından da açıkça görüleceği üzere dava konusu olayda ihtiyati haciz gerektiren hiçbir koşulun bulunmadığını, davalı şirketin ticari faaliyetlerine devam eden bir şirket olup antrepo hizmeti verdiğini, malların gizlenmesi, kaçırılması veya davalının kaçması gibi bir durumun zaten söz konusu olmadığını, kaldı ki davacının davasının mesnetsiz olduğunun da açıkça ortada olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/01/2025 tarihli ara karar, 2025/51 Esas sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; saklama sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Talep; ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacının saklatan, davalının saklayan olduğu, davacıya ait içecek kutulama kullanılan ürünlerin davalıya ait depoda saklandığını, davacının saklama bedellerini ödediğini, davalının kusurlu ve ihmali davranışları nedeniyle davacıya ait kutuların zarar gördüğünü, kutularda ezilme, yağmur suyuna maruz kalma, küflenme oluştuğu, bu nedenle davacının satmış olduğu ürünlerden iade edilenler olduğundan bu hususta delil tespitleri yapıldığı, davacının uğradığı zararın ve ayıplı hizmet nedeniyle ödenen saklama bedellerinin iadesi için eldeki davanın açıldığı,
davacının aynı zamanda anılan alacak için ihtiyati haciz talep ettiği, mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiği, karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
2004 sayılı İİK'nın 257-(1) maddesi "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir."
2004 sayılı İİK'nın 257-(2) maddesi "Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder."
2004 sayılı İİK'nın 258-(1) maddesi" ...Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur..." hükmü düzenlenmiştir.
İhtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için durumun gerektirdiği hallerde karşı taraf dinlenmeden (İİK m.258) ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görülerek de verilebilir. Mahkemece ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi şartı olmayıp, alacağın varlığı hakkında yeterli kanaate sahip olunması için mahkemeye bu konuda delillerin sunulması yeterli kabul edilmelidir.
Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak; kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde; tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktorunda bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak; yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda; bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'da bir yenilik getirilmemekle birlikte; “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.
Somut olayda; ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için davacı alacaklının muaccel bir alacağı olduğunu yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Davacının dava dilekçesi ekinde sadece davalı tarafından davacıya verilen saklama hizmetine ilişkin düzenlenen faturaların bulunduğu, dava dilekçesi ekinde başkaca bir delilin olmadığı, anılan delillerin davacının iddia ettiği ayıplı hizmet ve zarar huşularını yaklaşık olarak ispata elverişli olmadığı anlaşıldığından mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi isabetlidir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/05/2025
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/458, K. 2025/1042, 28 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama