Göç alanında yürütülen çalışmalar, zaman zaman yabancı uyruklu uzmanların sözleşmeli statüde istihdamını gerektirir. Bu istihdamın çerçevesini çizen düzenleme, kimlerin uzman olarak görevlendirilebileceğini, sözleşmenin nasıl kurulacağını ve hangi hallerde sona ereceğini belirler. Kurumun teşkilat yapısında sonradan yapılan değişiklikler nedeniyle, metinde geçen birim adlarının güncel karşılığının kontrol edilmesi gerekir; bugün göç alanındaki merkezi görev Göç İdaresi Başkanlığı bünyesinde yürütülmektedir.
Sözleşmeli Yabancı Uzman Statüsünün Kendine Özgü Yanı
Bu statü, memuriyet değildir; kadro karşılığı olmayan, süreli ve belirli bir iş veya proje için kurulan bir ilişki niteliği taşır. Bunun pratik sonucu şudur: kariyer ilerlemesi, kadro güvencesi ve disiplin rejimi bakımından memurlara tanınan sonuçlar doğrudan uygulanmaz. Sözleşmenin metni, tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyen asıl kaynaktır.
Sözleşme Kurulurken Netleştirilmesi Gereken Başlıklar
- Görev tanımı ve çalışma yeri; birden fazla ilde görevlendirme yapılıp yapılmayacağı
- Süre, yenileme usulü ve yenilememe halinde bildirim şekli
- Ücret, ödeme para birimi ve vergilendirme yönü
- Gizlilik yükümlülüğü ve görev sırasında öğrenilen bilgilerin kullanımı
- Görev sona erdiğinde teslim edilecek belge ve cihazlar
Çalışma İzni ve İkamet Boyutu
Yabancı bir uzmanın Türkiye'de görev yapabilmesi, yalnızca kurumla imzalanan sözleşmeye değil, yabancıların çalışması ve ikametine ilişkin mevzuatın gereklerine de bağlıdır. İzin başvurusunun kim tarafından, hangi aşamada yapılacağı ve izin süresi ile sözleşme süresinin uyumu baştan planlanmalıdır. Sözleşme devam ederken iznin sona ermesi, fiili bir çalışma boşluğu ve idari yaptırım riski doğurur.
Sözleşmenin Sona Ermesi ve Başvuru Yolu
Sürenin dolması, tarafların anlaşması, görevin gereklerinin yerine getirilmemesi veya gizlilik ihlali gibi hallerde ilişki sona erebilir. Uzman açısından kritik nokta, fesih bildiriminin gerekçesinin ve tarihinin yazılı olarak elde edilmesidir. İdarenin tek yanlı işlemine karşı önce ilgili kuruma yazılı başvuru, ardından idari yargı yolu değerlendirilir. Ücret ve alacak talepleri ise ilişkinin niteliğine göre farklı bir usule tabi olabileceğinden, hangi mercie gidileceği başvurudan önce belirlenmelidir.
Bu açıklamalar genel niteliktedir. Sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin bir işlemle karşılaşıldığında, bildirimin metni ve tarihi görülmeden hak kaybı riskinin ölçülmesi mümkün olmaz; süreler kısa olabildiğinden vakit kaybedilmemelidir.