Ticari hayatta tedarikçinin en büyük sorunlarından biri, teslim ve ifa gerçekleşmiş olmasına rağmen bedelin geç ödenmesidir. Mal ve hizmet tedarikinde alacaklıya yapılan geç ödemelere ilişkin temerrüt faiz oranının tespiti hakkındaki tebliğ, tarafların sözleşmede faiz oranını kararlaştırmadığı hâllerde uygulanacak oranı her yıl için belirler. Bu tebliğ, Türk Ticaret Kanunu'ndaki geç ödeme düzenlemelerinin tamamlayıcısı olarak işlev görür.
Tebliğin Devreye Girdiği An
Tebliğ hükümleri, ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedariki sözleşmelerinde, faiz oranı serbestçe kararlaştırılmamışsa uygulanır. Taraflar geçerli bir oran belirlemişse kural olarak sözleşme hükmü esas alınır; ancak alacaklı aleyhine ağır ölçüde haksız olan faiz ve tahsil giderine ilişkin kayıtlar Türk Ticaret Kanunu uyarınca geçersiz sayılabilir. Bu nedenle sözleşmedeki faiz maddesi, sadece varlığı bakımından değil içeriğinin dengeli olup olmadığı bakımından da incelenmelidir.
Temerrüdün Başlangıcının Doğru Belirlenmesi
- Sözleşmede belirli bir ödeme günü kararlaştırılmışsa, o günün geçmesiyle ayrıca ihtara gerek kalmadan temerrüt doğar.
- Ödeme günü kararlaştırılmamışsa, faturanın veya eşdeğer ödeme talebinin ulaşması ile malın teslimi ya da hizmetin ifası arasındaki ilişkiye göre başlangıç belirlenir.
- Muayene ve kabul süreci öngörülmüşse, bu sürecin tamamlanma tarihi hesaplamada dikkate alınır.
Faiz talebinin reddedilmesindeki en yaygın sebep, temerrüt başlangıç tarihinin ispat edilememesidir. Fatura tebliğ tarihi, irsaliye ve teslim imzası, e-fatura sistem kayıtları ve kabul tutanakları bu nedenle özenle saklanmalıdır.
Tahsil Yolları Arasındaki Tercih
- İhtarname: Temerrüdün belgelenmesi ve müzakere kapısının açık tutulması bakımından ilk adımdır.
- İcra takibi: Fatura ve cari hesap ekstresi ile ilamsız takip başlatılabilir; borçlunun itirazı takibi durdurur.
- İtirazın iptali veya kaldırılması: Elde bulunan belgenin niteliğine göre uygun dava türü seçilmelidir.
- Ticari dava: Uyuşmazlığın esasına ilişkin çekişme varsa doğrudan alacak davası yolu tercih edilir.
Arabuluculuk Şartının Gözden Kaçırılmaması
Ticari nitelikteki konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu adım atlanırsa dava usulden reddedilir ve yeniden dava açılana kadar geçen sürede alacaklı zaman kaybeder. Buna karşılık icra takibi için böyle bir şart aranmaz; strateji kurgulanırken bu ayrım gözetilmelidir.
Faiz Hesabında Pratik Kontroller
Alacağın hangi dönemde doğduğu, o dönemde geçerli oranın hangisi olduğu ve dönem içinde oran değişmişse hesabın bölümlere ayrılıp ayrılmadığı kontrol edilmelidir. Kısmi ödemelerin önce faize mi anaparaya mı mahsup edildiği de nihai rakamı önemli ölçüde değiştirir.
Buradaki anlatım genel çerçeveyi tanıtmayı amaçlar. Alacağın miktarı, sözleşme metni ve elde bulunan belgeler her dosyada farklı bir yol haritası gerektirdiğinden, takip başlatılmadan önce bir hukukçuyla değerlendirme yapılması yararlı olur.